Aydan Çelik

14 Eylül 2010
Bisiklet tarihinin gördüğü en talihsiz adamlardan biriydi Laurent. 89'da Paris'te koşulan son etapta, 50 saniye öndeyken, ikinci sıradaki Greg LeMond ondan 58 saniye daha iyi bir derece yapmış, tarihin gördüğü en az farkla şampiyon olmuştu.
24 Eylül 2007
23 Eylül Pazar günü saat 10.30'da Kabataş motor iskelesinden yola çıkan yayalar, bisikletliler, engelliler, yaşlılar, bebek arabalı anneler, hayvanseverler, Bebek'e kadar birlikte gidecekler.
10 Temmuz 2007
Efsanevi Fransa Bisiklet Turu geçtiğimiz Cumartesi günü başladı. Aydan Çelik Tur boyunca her Çarşamba 19:00'da bize haberler verecek. Bu konuda bir başlangıç yazısı: "Bisikletçiler eskiden doping yapanlar ve yapmayanlar diye ikiye ayrılırdı. Artık mesele yakalanmak ya da yakalanmamak."
14 Temmuz 2005
Bisiklet akıllı adam işi mi? Bernard Shaw mı söylemişti o lafı? "Bisikletçiler, dünyanın en saf adamlarıdır. Bisikletin kendilerini götürdüğünü zannederler."
27 Haziran 2005
Diyelim ki söylentiler asılsız, diyelim ki vapurların akıbeti belli değil. Ama büfelerin akıbeti belli. Artık vapur büfeleri yok. Çaylar da ince belli cam bardaklarda değil, daha hijyen (!) olduğu söylenen naylon bardaklarda satılıyor. Muhafazakârlara muhafaza etmeyi de biz mi öğreteceğiz?
25 Mayıs 2005
İletişim Yayınları, Memleket Kitapları dizisinden çıkan Taşraya Bakmak'ı okudum. Aleviler Sünniler ve Öteki Sivas ile başlayan dizi, zannımca takdire şayan bir yayıncılık örneğidir.
14 Nisan 2005
Bayrağın olur olmaz kullanımı, temsil değerini, gücünü, etkisini azaltmaz mı? Yıldırım Türker, "Türk bayrağı yıllar boyunca her çarpık mülkiyetin, her sahtekârlık kalesinin burcuna dikildi durdu. Barışın güvencesi olmaya yakışacakken, savaşın kışkırtıcısı olarak dalgalandırıldı" diyor.
02 Mart 2005
Ne kadar şanslıyız, dünyanın en sihirli çizerlerinden biri İstanbul'da, iki adım ötemizde bir sergi açtı. "Seyahat" başlıklı Adolf Born sergisi, Yapı Kredi Sermet Çifter Sanat Galerisi'nde 25 Mart'a kadar açık.
19 Ocak 2005
Türkiye'de çağdaş heykelin öncülerinden olan Şadi Çalık'ın retrospektif sergisi, 26 Şubat 2005'e kadar İş Sanat Kibele Galeri'de gezilebilir.
28 Aralık 2004
Neşet Ertaş ve Neşet Günal...Bu topraklarda yetişmiş iki büyük figür. Aralarında isimlerinden başlamak üzere birçok benzerlik var, tabii ki farklılık da. İkisi de hayatlarını, Van Gogh'a atfedilen bir sözün üstüne kurmuşlar: "İşimiz eve ekmek getirme işi değildir, dünyaya geliş sebebimizdir."
27 Kasım 2004
Borges 1899'da doğdu, 1986'da öldü. Osman Canbay 1890'ta doğdu,1980'de öldü. Uzun yıllar, yaşadıkları coğrafyadan gökyüzüne uzun kuyruklu uçurtmalar saldılar. Birbirlerini görmek için.
21 Ekim 2004
Yapı Kredi Kâzım Taşkent Sanat Galerisi'nde, "Ben Mehmed Siyah Kalem, İnsanların ve Cinlerin Ustası" adıyla açılan sergi son yılların en önemli sanat olaylarından biriydi. Sergi, Siyah Kalem ile ilgili soruları yeniden gündeme getirdi. "Her okuma metni yeniden üretir" derler.
04 Ekim 2004
Hugo Pratt'ın bir çizgi virtüözü olup olmadığı tartışılır. Lakin bir virtüöz olduğu herkesçe kabul edilen Milo Manara, Pratt'ı bu alanın en büyüğü olarak tanımlar. Umberto Eco'ya göre de Pratt geniş vukufuyla tam bir entelektüeldir ve biz insanlığa Corto'yu miras bırakmıştır.
12 Eylül 2004
12 Eylül sabahı. Orta Anadolu'da bir kasaba: Gürün. "Allah'ın bol, yoksulluğun kol gezdiği topraklar." Manzara ise memleketin diğer yerlerinden pek farklı değil, sokaklarda postal, televizyonda, radyoda Kenan Evren'in sesi. Ama Gürün'de istisnai bir manzara daha var...
01 Eylül 2004
Yapı Kredi Yayınları Amin Maalouf'un son kitabı Yolların Başlangıcı'nı Türkçe olarak yayımladı. Kitabın çevirisi Fransızca aslından Samih Rifat ve Aykut Derman tarafından ortaklaşa yapılmış. Aydan Çelik dikkatli bir okur olarak çevirideki bazı önemli hatalara dikkat çekiyor.
23 Temmuz 2004
Maskeli Balo hareketli ritmine rağmen hüzünlü bir şarkıdır. Manos Loizos'un yaptığı müziğin üstüne Mungan'ın yazdığı şahane sözler onu yeniden var etmiştir. Bu kuşağın kitabında ise hüzün pek yazmıyor; depresyon yazıyor, prozac yazıyor, "Oooldu, gözlerim doldu" yazıyor.
23 Şubat 2004
Marco Pantani "yol şövalyeleri" adı verilen bisiklet yarışçılarının en renklilerinden biriydi. 50 civarındaki kilosu, dazlak kafası, kepçe kulakları, bandanası ve şeytani ataklarıyla inanılmaz bir yokuşçuydu. Bir sürü lakabı vardı: Korsan, dumbo vs... İtalyanların yeni efsanesiydi.