Gezgin Bahçıvan ve Bitki Ressamı Georg Dionysius Ehret

Gezgin Bahçıvan ve Bitki Ressamı Georg Dionysius Ehret

20 Ocak 2019

1700'lerden bir portreyi, botanik illüstrasyonu alanında çığır açmış olan Georg Dionysius Ehret'in hikayesi var bu programda. Bu gezgin-bahçıvan ve bitki ressamı, bugün botanik kitaplarında gördüğümüz bilimsel çizimlerin temel kurallarını belirleyen anlatım tekniğinin öncüsü. 

20 Ocak 2019 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Botanitopya podcast servisi: iTunes / RSS

Georg Dionysius Ehret, tüm zamanların en önemli bitki ressamlarından biri sayılıyor; birçok müzenin koleksiyonunda, arşivlerinde, bitki avcılarının doğa kitaplarında onun çizimleriyle karşılaşıyoruz. Bilim insanlarıyla birlikte, bitki koleksiyoncularının himayesinde sayısız illüstrasyon yapan Ehret’in geliştirdiği stil, bugün de geçerli. Bilimsel çizim tekniğinde kullanılan belli kalıpların onunla birlikte başladığını söyleyebiliriz. Bilimsel gözleme dayalı, bitkinin botanik karakteristiğine vurgu yapan çizim yöntemi aslında uzun yıllar bir arada çalıştığı Carolus Linneaus’un binominal adlandırma sistemine dayanıyor.

Yeteneği ve teknik mükemmelliğe sahip olması sayesinde, botanikçilerin ve nadide bitkilerini kayda almak isteyen koleksiyoncuların hep çalışmayı tercih ettiği bir sanatçı olmuş. Çağdaşlarının aksine, tehlikeli yolculuklara çıkıp kıtaları aşmamış ama bütün Avrupa’yı dolaşmış; Carolus Linnaeus, Hans Sloane ve Mark Catesby gibi çağın en önemli bilim insanları ve sanatçılarıyla çalışmış.

Gezgin bahçıvan olarak işe başlayan Georg Dionysius Ehret, zamanın diğer botanik ressamları gibi ilk sanat eğitimini aileden almış. 1708 yılında Almanya’da, Heidelberg’de doğmuş. Küçük bir arazi sahibi olan Ferdinand Ehrer aynı zamanda bir teknik ressamdır. Georg resim yapmayı ilk kez babasından öğrenir, erken yaşta onu kaybedince, eğitimi de yarıda kalır. Babası öldükten sonra bir süre, amcasının yanında bahçıvan olarak çalışmaya başlamış. Dinlenmek için hiç fırsatının olmadığı, bulabildiği kısacık boş zamanlarda çizim yaptığı “üç yıllık kölelik” dönemidir bu, onun ifadesiyle.

Babası öldükten sonra, annesi Anna Maria’nın evlendiği Kesselbach, aynı zamanda Heidelburg hükümdarının iki bahçesini bakımından da sorumlu olan biridir.  Ehret de amcasının yanından ayrılarak, kardeşiyle birlikte Heidelberg’deki o bahçelerden birinde çalışmaya başlar. Gezgin bahçıvanken çalıştığı diğer bahçe de Baden-Durlach’ın botanik meraklısı Uçbeyi Karl Wilhelm’e aitti… Wilhelm, Karlsburg Şatosu’nun bahçesinde nadide bitkiler, egzotik ağaçlar ve çiçekler yetiştiriyordu. Katalog listelerinde şöyle rakamlar var: 2121 çiçek varyetesi, 1163 lale varyetesi gibi… 1733’te 5000 lale kayda geçmiş. Wilhelm, bahçıvanlık hizmetinin yanında botanik bahçesindeki bitkilerin de tek tek de belgelenmesini istiyordu ondan. Ehret, bahçıvanlıktan arta kalan boş zamanlarını Karlsburg Şatosu’nun bahçesindeki çiçekleri; özellikle İstanbul’dan gelen lale ve sümbülleri çizerek geçiriyordu.

Genç Ehret, Heidelberg’de çalışırken,  sanatçı August Wilhelm Sievert ile de burada tanışmış. Sievert şatonun çiçekleri resmetmek için görevlendirilmiştir. Ehret, suluboya tekniğiyle çiçek boyamayı öğreneceğini umar ondan ama Sievert, sadece boyalarını hazırlama işini verir. Ama Sievert gibi usta bir ressamın saraydaki varlığı; onun çalışmalarını, nasıl resim yaptığını izlemek bile Ehret’i heveslendirmeye, ilham vermeye yeter. Hemen Lale ve Sümbülleri çizmeye başlar ve kısa zamanda bunlar bir koleksiyona dönüşür. Yaptıklarını patronuna sunuca, bir kıskançlığa neden olmuş olmalı ki, ekipteki huzursuzluk yüzünden ayrılmak zorunda kalır. 

Sievert’ten de feyz alıp birkaç yıl içinde böylece bahçıvanlıktan çiçek boyama işine geçmiş olur. Kardeşiyle birlikte bu kez Kalsruhe’den Viyana’ya, Regensburg’a taşınır. Regensburg’da bedava yatak ve yılda Alman parası 50 taler karşılığında o dönemin ünlü eczacılarından Johann Wilhelm Weinmann yanında çalışmaya başlar ama işler onunla pek umduğu gibi gitmez. Eczacıyla, Phytanthoza Iconagraphia kitabı için, 1000 bitkinin çizimini yapmak üzere anlaşmıştır ama hiç para alamadığı için 500 bitkiyi çizdikten sonra bir yıla varmadan ayrılır.

Ardından bir banker olan Leskenkohl için çalışır; bahçesindeki çiçeklerin resimlerini yapar. İşlerinden biri de 12 cilt olarak basılan Hortus Indicus Malabaricus kitabından yaklaşık 800 gravürü renklendirmektir. İlk 3 cildi 5 yılda tamamlayan Ehrer, 100 taler kazanmıştır bu işin karşılığında. Bankerin bahçesindeki bitkileri çizmek, botanik bilgisini de geliştirmesini sağlar; burada yetişen bitki türlerini de yakından tanımış olur. Herbarium Vivum Pictum koleksiyonu da böyle ortaya çıkar.

Ehrer’in 1731 yılında, botanik meraklısı genç bir eczacı çırağı olan Johann Ambrosius Beuer ve onun kuzeni, doktor Christoph Trew ile tanışması, kariyerinin dönüm noktalarından biridir. Trew, yerel bitkileri çizdiği Herbarium Vivum Pictum’u satması için ona aracılık eder ve seyahate çıkması konusunda onu cesaretlendirir. Yakın Doğu’dan ve Amerika’dan getirilen yeni türler hakkında bilim dünyasında olup biten heyecan verici gelişmeleri aktarır. Mektuplaşmalar yoluyla fikirlerin paylaşıldığı, tartışıldığı ve doğa örneklerinin takas edildiği botanik biliminin yükselişe geçtiği zamanlardır.

İki yıl sonra Basel’de zengin bir tüccar olan Samuel Burkhardt bahçesini düzenlemeye de başlamıştır; onun politik gücü sayesinde aldığı pasaportla Fransa ve Hollanda’ya seyahatlere çıkma şansı olur. Bu seyahatlerinde önemli koleksiyoncularla tanışır; geniş bir çevre edinir. Aldığı referans mektupları ona Paris’teki Kraliyet Bahçesi’nin kapılarını açar. Daha sonra bütün çizimlerinde kullanacağı vellum (sığır derisi) üzerine çizmeyi de burada öğrenir. Kraliyet Bahçesi’ni şifalı bitkiler bahçesini botanik bahçesine dönüştürme işiyle meşgul olan Bernard de Jussieu’ den botanik eğitimi alır. Kralın mührü olan özel bir tavsiye mektubuyla, İngiltere bahçelerinde çalışması için ikna eder. 7 March 1735 tarihinde…

“Kraliyet Topluluğunun Değerli Genel Sekreteri ve Tıp Doktoru Sayın Mortimer’e, Alman bir ressam olan Bay Ehret’e ilgilenme onurunu bahşetmenizi arz ederim. Botanik örneklerin resimlemedeki mükemmelliği, beni size özel olarak tavsiye etme konusunda beni yüreklendirdi. Şüphem yok ki, sizin gibi değerli bir uzmana hizmet etme; Londra’da geçireceği zamanı en verimli geçirmesi için gereken fırsatları sunacağınıza yürekten inanıyorum. Yakın dostluğundan her zaman onur duyduğum, beyefendiye en yüce saygılarımla…” Minvalinde bir mektup yazar…

Ehret de bir yıllığına 1735 Londra’ya gider ve Kraliyet Topluluğunun Başkanı olan ve Chelsea Tıbbi Bitkiler Bahçesinin kuruluşunda yer alan pratisyen hekim Sir Hans Sloane ile tanışmıştır. Bir yıl boyunca çalışır ama işler ağır yürüdüğü için bir yıl sonra evlenip, Hollanda’ya gider. Kariyerinin ilk yıllarını Avrupa’yı gezip çalışarak geçirdikten sonra en verimli dönemi de başlamıştır artık. Leiden botanik bahçesinde yönetici olan İsveçli doktor Carl Linneaus ile olan uzun dönemli arkadaşlığı ve iş birlikteliği de böylece başlamış olur. Hollanda Doğu Hindistan Şirketinin de sahibi olan Amsterdamlı Bankacı George Clifford ile çalışırken tanışır. Bankacı onu, bahçe ve seralarındaki bitki örneklerinin yer aldığı, binominal sisteme göre yapılmış ilk kitap olan Hortus Cliffortianus için onu işe almıştır.

Bitkilerin botanik özelliklerini anlatırken, sık sık bahsi geçiyor, Carl Linneaus, bugün bitki ve hayvan betimlemede kullandığımız binominal (yani ikili) adlandırma sistemini tasarlayan kişi. 17. yüzyıl bilim insanlarının çalışmalarını inceleyerek, alem, sınıf, takım, cins ve tür kategorilerini içeren yeni bir sınıflandırma sistemi yaratmış. Bitkinin üreme organlarını temel alan sınıflandırmasında, sayıya, uzunluğa ve polen yapma özelliklerine göre 24 sınıf belirleyerek bunları dişi organlarının özelliklerine göre kategoriye ayırmış. 1753 yılında dünyanın bitkilerini listelediği tek ciltlik Species Plantarum (Bitki Türleri) en temel botanik kitaplarından biri. Bu çalışma, modern botanik adlandırma sisteminin başlangıç noktası olarak kabul ediliyor. Bu yayının öncesinde bitkiye verilen adlar bugün geçerli değil. 

Ehret gibi üstün tekniğe sahip olan bir ressamın Linneaus ile birlikte çalışmasıyla, bitkilerin görsel anlatımı da bu sisteme göre değişir. Linnaeus, bilimsel yaklaşımına göre bitki ressamına, bir bitkide nasıl tanımlanacağını, çiçeklerin nasıl parçalara ayrılıp çizilmesi gerektiğini anlatır. O da bitkilerin sistematik farklılıklarına göre belgelenmesi, resimlenmesi konusunda yardımcı olur.

Linnaeus’un 1738’de yayımlanan ilk kitabı Hortus Cliffortianus, botanik morfolojisinde ve Latince isimlendirmenin ilk kez kullanılmasıyla yeni bir botanik illüstrasyonunun altın çağı da başlamış olur. https://www.biodiversitylibrary.org/item/13 838#page/66/mode/1up

üzerinden kitabı inceleyebilirsiniz. Örneğin Rauvolfia, yani “yılan kökü” çiziminde, sayfanın sağında üreme organlarını da tek tek gösterdiğini görüyor. Parçalar ölçeklendirilmemiş, bire bir boyutlarda çizilmiş henüz. Bir çalı türü olan Turnera yani Damiana, Campanula çan çiçekleri gibi kitaptaki siyah beyaz 24 gravür baskının 20’si Ehret’e aittir. Tabii kimin çiçeğin detaylarını çizmeye akıl ettiği konusu bir muamma. Linneaus bu fikrin kendine ait olduğunu söylerken, Ehret, sıradan bir teknik çizer gibi davranılmasına içerlediğini de gösteriyor kimi kaynaklar.

Linneaus, “bitkileri üreme organına göre sınıflandıran” Systema Natura adlı kitabını yayımlamıştır; ardından Fundamenta Botanica (1736)ve Genera Plantarum (1738) kitapları gelir. Ehret’in Linneaus ile yaptığı çalışmalar sayesinde bitkinin anatomik yapısı ile derinlikli bilgi edinir; sonraki yıllarda da çizimlerinde ve resimlerinde bu bilgilerinden yararlanır. Bitkileri üreme organlarını betimleyen Methodus Plantarum Sexualis’ın suluboya orijinali Londra’daki Doğa Tarihi müzesinde sergileniyor.

Hollanda’dan sonra tekrar İngiltere’ye taşınan Ehret, kariyerinin önemli bir bölümünü burada geçirir. Chelsea Tıbbi Bitkiler Bahçesinin küratörü Philip Miller ile kadar çalışır. Miller’in, “dünyanın en güzel, faydalı ve sıradışı bitkilerinin açıklamalarının olduğu bahçıvan sözlüğü, Gardnerers Dictionary (1755)’deki 300 bitkinin 16’sı ona ait. Sözlükteki kimi resimlerinde,  kesitler, detaylar ve hatta bitkinin tozlaşmasını sağlayan böcekler de vardır.

Ehret’in çiçek resimleri o kadar popüler olur ki porselen ve seramik aksesuarlarda esin kaynağı olur.  Masaüstü aksesuarları üreten Chelsea porselen fabrikasının Red Anchor diye tanımlanan (1745-1769 arası) dönemde, stilize değil botanik açıdan doğru çizilmiş çiçek resimlerini uygulamaya başlar, bunlar Gardnerer’s Dictionary’deki bitki resimlerinden kopyalanmıştır çoğunlukla.

Ehret’in en güzel işlerinden biri de Sir Charles Wager’in Fullham’daki bahçesindeki Magnolia grandi flora’nın bilimsel çizimi. Bitki ressamı, tomurcuktan çiçeklenmesine her aşamasını gözlemlemek için defalarca bu bahçede çalışmış. Defne Yapraklı (Laurel Leaved) Grandiflora ve (Tulip Tree) Lale Ağacı olarak tanımlanmış.

Onun eskiz defterleri, sanatsal işleri, botanik illüstrasyonları ve resimleri gerçekten çok etkileyici ve önemli bir bölümü mükemmel bir konumda koruma altında. 1746-1750 yılları arasını kapsayan eskiz defterleri Sir Joseph Banks tarafından Biritish Museum’a bağışlanan eserler arasında. Natural History Musem’da baskıları sergileniyor. 1740’lara ait olan bazı çizimlerini Victoria and Albert Müzesi’nin Prints and Drawing Room (Baskı ve Çizim Arşivinde) yer alıyor; araştırmacılara açık. 94’u velluma çizilmiş ve çoğu 1743 ile 1747 arasında yapılmış İngiltere’ye özgü yaban çiçeklerinin yanı sıra o dönemin gözde bahçe çiçekleri de var.

1750 yılında artık Avrupa’nın en önemli botanik sanatçısı sayılıyordu.  Ehret bitkileri atölyesinde daha büyük örneklerini çizmeden önce canlı bitkileri kayda geçirmek için eskiz defteri de kullanıyordu. Müzede koruma altında olan eskiz defterleri botanik bilgisi, grafit kalemle, mürekkeple ve suluboyasıyla yaptığı eskizler, bitkinin anatomik yapısını nasıl incelediği, teknik mükemmelliğini kanıtlıyor.

Boyarken rengi örneklerin aslına uygun renk kullanmaya özen göstermiş. Botanikçilerden bitkilerin hangi kısımlarının önemli olduğunu, onları diğerlerinden ayıran özelliklerin ne olduğunu öğrenmeye çalışmış. Bitkilerin kesitler ve detayları da her zaman birkaç misli büyütülerek çiziliyordu. Suluboya ile renklendiren Ehret’in resimleri başta daha geçirgen boyalar kullanmış ama daha sonra opak boyalar tercih etmiş.  Kendisi için de her zaman bir kopya üretmiş ve gravür baskılarını yapmış.

Ehret’in bitki resimleri, nadir ve egzotik bitkileri kapsayan birçok yayında yer alıyor ama bunların arasında en önemlilerinden birinin (1750-73) yılları arasında yapılmış Plantae Selectae’dir. Yine yüksek bir sanatsal değere sahiptir buradaki çizimler…

Playlist:
Parça AdıAlbüm AdıSüre
4 Numaralı Mi Minör Opus 28 Prelude
Frederic Chopin
02:28