Benan Kapucu

20 Ocak 2019

1700'lerden bir portreyi, botanik illüstrasyonu alanında çığır açmış olan Georg Dionysius Ehret'in hikayesi var bu programda. Bu gezgin-bahçıvan ve bitki ressamı, bugün botanik kitaplarında gördüğümüz bilimsel çizimlerin temel kurallarını belirleyen anlatım tekniğinin öncüsü. 

13 Ocak 2019

Görkemli gövdesi üzerinde, kök gibi cılız dalların göğe uzandığı, sanki tepetaklakmış gibi görünen Baobablar, Afrika kültürünün önemli bir parçası. Habitatların kaybolması, yaşamını sürdürmesini sağlayacak kaynakların tüketilmesi sonucu, önlem alınmazsa bu güzelim ağaçların dünya üzerindeki varlıkları da ne yazık ki sona ermek üzere.

06 Ocak 2019

Voynich elyazması Ortaçağ’a ait. Ondan öykünerek tasarlandığı söylenen, grotesk figürlerle, sürreal anlatımlarla dolu Codex Seraphinianus ise modern zamanların ürünü. Bilinmeyen bir alfabe ve  şifreli bir dille, dünya dışı gibi görünen bir florayı, faunayı, anatomiyi, mimariyi ve tuhaf nesneleri anlatan bu gizemli kitaplar hala bilinmezliklerle dolu...

30 Aralık 2018

Zeytinin insanoğluyla birlikte dünya üzerindeki yolculuğunu, mitolojiyi, dini sembolleri, edebiyatı ve sanatı nasıl etkilediğini konuşmuştuk. Zeytine dair ikinci programda  bu kez “Ölmez Ağacının Peşinde” kitabının yazarı Artun Ünsal ile Anadolu'daki hikayesi üzerine sohbetteyiz. 

23 Aralık 2018

Antik dönemlerden beri şifacıların her derde devası; güneşin ve “aydınlanmanın”  sembolüdür, Hindiba. Yapraklarından köklerine, çiçeğinden sapına her zerresiyle, adeta şifa vermek için yaratılmış canlardan… Dünyanın her yerine yayılmış durumda, sayıca çoklar ve her şarta uyum sağlayacak kadar güçlüler…

16 Aralık 2018

Her ikisi de nevi şahsına münhasır iki bitki: Biri ta Angola’daki çölün ıssızlıklarından, diğeri Sumatra adasının balta girmemiş yağmur ormanlarından… 1800’lerin sonunda bulunup getirilmiş ve bilim çevrelerinde şaşkınlıkla karşılanmış. Sınıflandırma sisteminin neresine ait oldukları da belirsiz.

09 Aralık 2018

Bu programın konusu ilk florilegium’lar...  Sözcük anlamıyla “çiçek toplamak” anlamına gelen “florilegium” ilk kez 1590 yılında dillendirilmiş. Bitkilerin güzel görünümlerine odaklanan bir yayını tanımlamak için kullanılan Latince bir sözcük. Egzotik ülkelerden getirilen sıra dışı türler, bir sanatçı topluluğuna çizdirilmeye ve çiçek kitapları oluşturulmaya başlamış. 

02 Aralık 2018

Çocuk kitapları yazarı Alp Gökalp, Can Çocuk Yayınları Telif Eserleri Editörü Mehmet Erkurt ve Çizer Duygu Topçu ile sohbetimizde, doğayı konu edinen çocuk kitaplarında botaniğin ele alınışını konuşuyoruz. 

25 Kasım 2018

“Göksel dağlarda” yetişen kadim bir bitkiden, cennet bahçesinde Havva’yı kırmızı rengi ve tatlılığıyla baştan çıkartan “sonsuz hayat” meyvesi Elma'dan konuşuyoruz...

11 Kasım 2018

18. yüzyılın sonlarına dek süren Flaman Altın Çağı’nda, popülerliğinin zirvesine ulaşan türlerin  “çiçeklendiği”, Flaman ölü doğa resimlerinden bahsediyoruz bu programda. Bahsi geçen eserler, Dutch Flowers başlığı altında ilk kez Londra’da, National Gallery’de bir arada sergilenmişti.

04 Kasım 2018

Bu programın hikayesi bir bereket sembolüne, birçok kültürde “yaşamın özü” olarak kabul gören bir bitkiye ait. Uzak Doğu’da koskoca bir kültürü biçimlendiren küçük beyaz taneciklerden konuşacağız. Konumuz, Pirinç... Dinsel inançlara, yaratılış mitlerine, toplumsal ilişkilere, sanata, hayallere kısacası insanla ilgili her şeye yön veren bir bitki, bir tahıl…

28 Ekim 2018

Keşiflerin altın çağına, 18. yüzyıla doğru uzanıp, doğa bilimcilerine ilham kaynağı olan merak kabinlerinden; koleksiyonundaki türlerin rengarenk çizimleriyle dolu Thesaurus kitabıyla ünü ülkesinin sınırlarını aşmış Amsterdamlı eczacı Albertus Seba’dan (1665–1736) konuşuyoruz. 

21 Ekim 2018

Hayatımıza giren en eski bitkilerden birinden, soğan ve ailesinden bahsediyoruz bu programda.  Soğan o kadar uzun yıllardır soframızda ve bahçemizde ki onunla bir nevi aşk ve nefret ilişkimiz de var sanki: Yeri gelmiş, şifa deyip baş tacı etmişiz, yeri gelmiş kokuyor demişiz. “Ayak takımının yiyeceği” diye de aşağılanmış ama şimdi o olmazsa olmaz; birçok mutfağın vazgeçilmez temel malzemesi artık.

14 Ekim 2018

Orta Asya’dan Anadolu’ya, oradan Avrupa’ya uzanan yolculuğunda hayatın, sanatın ve tarihin rengine bürünen Lale'yi sanat tarihçi, mimar ve yazar Gül İrepoğlu'ndan dinliyoruz. İrepoğlu, Yapı Kredi Yayınlarından çıkan Doğada, Tarihte, Sanatta Lale kitabının da yazarı. 

 

07 Ekim 2018

Son zamanlarda bilim dünyasında bitki zekası üzerine, bitkilerin çevrelerindeki değişimi algıladıklarına, kendi aralarında gizli bir iletişim dili olduğuna dair artan bir fikir birliği var. Bu konuda yapılmış çokça araştırma var. Bitkiler dünyasına dair bize yeni perspektifler sunan bir kitabı anlatıyoruz: Daniel Chamovitz’in yazdığı, Metis Yayınları’nın Bilim serisinden, Gürol Koca’nın çevirisiyle yayımlanan “Bitkilerin Bildikleri”. 

 

30 Eylül 2018

Farklı kültürlerde, dinlerde, söylencelerde farklı kimliklere bürünen “hayat ağacından” söz ediyoruz. İnsanlığın ortak kültürü olan “Hayat ağacı” sembolizmi nasıl doğmuş, mitlere ve efsanelere nasıl konu olmuş? Kültürden kültüre nasıl benzerlikler ve farklar var, sanata, mimariye, edebiyata nasıl yansımış?

23 Eylül 2018

Ortaçağ’dan Rönesans’a uzanan bir zaman diliminde dinsel sembolizmden hümanizme uzanan bahçecilik anlayışından, çiçeklerin o bahçede varoluş anlamlarından konuşuyoruz.

16 Eylül 2018

Kimi işleri Shirley Sherwood koleksiyonuna giren Işık Güner dünyada sadece iki kişiye verilmiş olan Mary Mendum ödülünün de sahibi. Bize olağanüstü bitki resimlerinin arkasındaki iz sürme hikayelerini, yakında yayımlanacak olan yeni kitap çalışmasını, bilimsellik ve sanat arasında, bitki ressamlığının inceliklerini anlatıyor.

09 Eylül 2018

Mabet ağacı, botanik adıyla Ginkgo biloba bugün yaşayan hiçbir yakın türü ya da benzeri olmayan, tümüyle kendine özgü bir ağaç… Botanikçiler bu ağacı, Plantea yani bitkiler alemi içinde Ginkgophyta dedikleri ayrı bir bölüm içinde değerlendiriyorlar. Bu bölümün içindeki sadece tek bir cinsten, yani Ginkgo’dan, tek tür olarak Ginkgo biloba bugüne kadar gelebilmiş.

02 Eylül 2018

Joseph Hooker’ın 70 yılı aşan upuzun kariyerinin önemli bölümü bitkileri biriktirmekle, sınıflandırmakla geçti; yeni türler keşfetti ve dünyanın farklı köşelerinde önemli floralar üzerine çalıştı. Akademik kariyeri çağdaşı birçok Viktoryen bilim insanı ile benzer bir süreci izliyor. Varını yoğunu satıp çıkılan tehlikeli yolculuklar, yıllar yılı zorlu coğrafyalarda yapılan araştırmalar, çizimler, gözlemler, atlatılan hastalıklar… Ve sonra tüm bu birikimleri bilimsel bir temele oturtma çabası.