Kongo'da 37 öğrenci öldürüldü

Ufuk Turu
-
Aa
+
a
a
a

Ahmet İnsel'in gündeminde Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde gerçekleşen katliam, Kenya'da insanları oruca zorlayarak öldüren cemaat ve Finlandiya'nın siyasi gündemi vardı.

Bu haftanın Ufuk Turu gündemi Uganda ile başladı. Ahmet İnsel, geçtiğimiz günlerde gerçekleşen katliam Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne 2 km uzak olan bölgesinde yer alan liseye, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yerleşik olan cihatçı silahlı örgüt olan Müttefik Demokratik Güçler (ADF) tarafından yapılan gece yarısı baskınında, 37 öğrencinin bıçak ve palalarla öldürüldüğünü bildirdi. Kurtulan çocukların tanıklıklarına göre, gece yarısı kapıyı kırarak, bekçiyi öldürerek erkek ve kız çocukların yatakhanesine giren ADF güçleri "müslüman çocuk var mı?" diye sormuş, müslüman olmadığını öğrendikten sonra öğrencileri katletmişler. İnsel, Afrika başta olmak üzere ADF tarafından sayıları giderek artan saldırılara ilişkin, ADF’nin 1990’larda Uganda’ da iktidara karşı harekete geçtiğini, iktidarın Müslümanlara eziyet etmesini gerekçe göstererek başlamış bir direniş hareketi olduğunu ve Demokratik Kongo'nun topraklarına geçerek orada yıllardan beri şiddet eylemlerini sürdürmeye devam ettikleri bilgisini verdi. Uluslararası İnsan Hakları İzleme Örgütünün tespitlerine göre, ADF 2017’ den beri 730 saldırıda 3.850 kişi öldürülmüş. Örgütün en vahşi eylemlerinden bir tanesi de 1998’de Uganda’da 80 öğrencinin canlı olarak yakılması hatırlatmasını yapan İnsel, bölgeye özellikle saldırılmasının nedeninin, tıpkı Batı Sahra’da İslamcı cihat örgütlerinin izledikleri stratejiler gibi, Müslüman ve Hristiyanların ayrışması ve düşman haline gelmeleri amaçlarını taşıdıklarını söyledi. İnsel, Uganda ve Demokratik Kongo Askeri askerî güçlerinin birkaç aydır ortak bir eylem yürüttüklerini ve bu silahlı örgütün etkisiz kılınması adına çalıştıkları iddia edildiğini bildirdi.

Kenya’da birkaç ay önce Kenya’nın ormanlık bölgesinde Paul Mackenzie adındaki Hristiyan dinî lider, takipçilerini yerleştirdiği cemaat oluşturmuş ve 2020 yılında bu cemaatin 1.000 kişiye ulaştığı iddia edilmişti. İnsel, geçtiğimiz Ocak ayından itibaren kendi izleyicilerini İsa ile buluşmak için oruç tutmanız, aç kalmanız lazım öğüdünü vererek aralarında çoğunlukla çocukların bulunduğu 318 kişinin ölmesine neden olduğu bilgisini verdi. Bir kısım çocukların boğularak ya da nefessiz bırakılarak öldürüldükleri tespit edildiğini söyleyen İnsel, bölgeden çocuğuyla birlikte kaçmayı başaran bir kadının tanıklığına göre, ölüm orucu sırasında önce çocuklar ölmeye başlamış. 36 kişi tutuklanmış. Kaçmaya çalışan bazı aileler ise Mackenzie'nin adamları tarafından yakalanıp öldürülmüş. İnsel, ek olarak, güvenlik güçlerinin 95 kişiyi kurtardıkları fakat aralarından 65 kişinin kendilerini kurtaran güvenlik güçlerinin verdikleri yemeği reddettiklerini belirtti. Kenya makamlarının bu kişiler hakkında intihara teşebbüs soruşturması açtığı bilgisini veren İnsel, "Burda bambaşka insanlık halinin yansımasını görüyoruz. İnsanlık ötesi halden kurtulabilmek için, Paul Mackenzie’nin tahakkümünden kurtulmak yetmiyor. Afrika, Kuzey Amerika, Latin Amerika’da giderek artan, mantar gibi biten dini cemaatler kendilerinin İsa, Allah ya da Tanrı ile ilişkide olduklarını iddia ediyorlar. Bu durum, yeni dini yaşayışın radikalizmine inanan insan topluluğunun yaşadığı topluma dair herhangi bir umut ışığı görmemesinin çaresizliğini de yansıtıyor." yorumunu yaptı.

İnsel son olarak, yükselen aşırı sağ hareketlerin maalesef giderek karşımıza çıktığı Avrupa gündemine dair, Finlandiya'da 1951 yılındaki rekoru kıran, 75 günlük koalisyon görüşmelerinden sonra, seçimlerde birinci gelen parti olan ve koalisyon görüşmelerini yürüten Ulusal Koalisyon Partisinin başkanı Petteri Orpo’nun başbakan seçildiğini bildirdi. 4 partinin ittifak programında anlaştıklarını ve meclisten güvenoyu isteyeceklerini ilan ettiklerini belirten İnsel, "Yeni hükümet, Finlandiya’nın 1950 lerden beri tanıdığı en sağ koalisyon hükümeti olduğunu söyleyebiliriz. Partilerin programına baktığımız zaman, grev hakkının sınırlandırılması, işten çıkarmanın kolaylaştırılması, sınırlı süreli iş sözleşmesi yapmanın kolaylaştırılması, işsizlik sigortası hakkının sınırlanması, aile yardımlarının daha ağır koşullara bağlanması gibi bir dizi önlem var. Yabancılarla ilgili olarak, Gerçek Finlandiyalılar. hareketinin esas amacı göçmen politikalarını olabildiğince sınırlandırmak. Mültecilik hakkı süresiz değil, geçici bir süre için tanınacak. Finlandiya’da aralıksız 6 yıl oturmak koşuluyla ikamet izni hakkı doğacak. Ülke şimdiye kadar yerleştirme politikası çerçevesinde 1050 mülteci kabul ediyordu. Şu an yılda 500’e indirme kararı alıyorlar. Kalkınmakta olan ülkelere yardımın koşulu olarak, Finlandiya’dan gönderilen mültecileri kabul eden ülkelere, kalkınma için yardım programına ulaşabileceğini belirtiyorlar." dedi.