Yunanistan tren kazası, Fransa’da kitle eylemleri

Nereye Doğru
-
Aa
+
a
a
a

Cengiz Aktar, Nereye Doğru? köşesinde bu hafta NATO ile AB arasında gerçekleşen Ukrayna konulu işbirliği deklarasyonunda Türkiye’yi yakından ilgilendiren Kıbrıs meselesine değindikten sonra İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleri konusundaki gelişmelere, Yunanistan’daki tren kazasına ve aklaşan seçimlere, Fransa’da emeklilik yaşının yükseltilmesine karşı mücadeleye ve son olarak da Maraş depremlerinin seçimlere olası etkilerine değindi.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

(Bu bir transkripsiyondur. Metnin son hâli değildir.)

NATO ve AB arasında işbirliği deklarasyonunda Kıbrıs

Cengiz Aktar haftaya, 22 Şubat programında görüşülen, NATO ve AB arasında Ukrayna ağırlıklı işbirliği deklarasyonuna ve bu deklarasyonun önemine vurgu yaparak başladı ve Türkiye açısından bu deklarasyonun önemli, takip edilemeye değer olduğunu belirtti. Aktar, NATO üyesi olmayan AB üyeleri denildiği zaman Kıbrıs Cumhuriyeti’ni (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) düşünmek gerektiğini ve 1974 ten bu yana belirsizliğini koruyan NATO ve Lefkoşa ilişkisi açısından önemli bir deklarasyon olduğunu, yeni bir döneme girildiğini cümlelerine ekledi. Kıbrıs’ta Britanya’nın iki üssü olduğunu ve yakın zamanda Fransa’nın da bir üsse sahip olacağını ifade eden Aktar, ABD’nin 1974’ten bu yana uyguladığı silah ambargosunu kaldırdığı bilgisini de söyleyerek, Türkiye’nin bu deklarasyona dikkat oluşturması gerektiğini bu yönleriyle de belirtmiş oldu.

İsveç-Türkiye-Finlandiya görüşmeleri

Aktar, iptal edilen İsveç-Türkiye-Finlandiya toplantısının 9 Mart’ta gerçekleştirileceği bilgisini verdi, İsveç’te çıkan yeni bir antiterör yasasına değindi. Kapsamı genişletilen bu antiterör yasasının bir noktada Türkiye’ye göz kırpmak amacıyla oluşturulan bir metin olduğunu ifade ederek, bu yasanın İsveç içerisinde, özellikle de demokrat kamuoyu çevresinde, bazı karmaşalara ve huzursuzluklara neden olduğunu belirtti. Aktar, kendi çıkarlarına hizmet edecek biçimde Macaristan’ın da Türkiye yanında bir duruş gösterdiğini, Macaristan’ın İsveç ve Finlandiya’ya zorluk çıkartan bir tutumda olduğunu söyledi. Macaristan’ın çeşitli nedenlerle bu iki ülkenin üyeliğine onay vermeyi ertelediğini, Türkiye’nin ise seçimlerden önce aktif bir şey yapamayacağını belirten Aktar; İsveç ve Finlandiya’nın kendi üyeliklerinin onaylanması için 11 Temmuz 2023'te Litvanya'nın başkenti Vilnius'ta gerçekleştirilecek NATO zirvesini hedeflediklerini belirtti.

Yunanistan’da tren kazası ve seçimler 

9 Nisan’da ilk turu yapılacak olan Yunanistan parlamento seçimlerine değinen Aktar, yakın zamanda yaşanan tren kazası ve bunun sonucu olarak gelişen grevlerden bahsederek, ülkede devam eden olaylara dikkat çekti. Kazadan birkaç gün önce ilgili sendikanın yapılması gerekenler ve alınması gereken tedbirlerle ilgili hükümete bir liste vermiş olmasına rağmen, hiçbir tedbir alınmamış olmasına, ayrıca ölümlerin teşhis dahi edilemediği bir vahşet ile sonuçlanan bu kazanın, insanları iyice çileden çıkarttığına değinen Aktar, trende seyahat eden yolcuların isim listesinin dahi olmadığını ifade etti. “Eve vardığında telefon et!” gibi üzüntü veren bir sloganın ülkede gündem olduğunu belirten Aktar’a karşılık, Ömer Madra “Tren kontrol sisteminde tek kişi yer almış, yardımcısı yok, hiç kimse yok ve tüm bu yaşananlarının sonucu bir kişinin istifası, bu kadar” diyerek, ekleme yaptı. Bununla beraber, Ulaştırma Bakanı’nın istifa ettiğini ekleyen Aktar, bekleyen muazzam bir iş sürecinin olduğunu ve böyle bir ortamda Yunanistan’ın seçime gittiğini belirtti.

Fransa’ da Emeklilik Reformu; “Ben yaptım ve oldu” 

Halkın sokaklarda olduğu diğer bir ülke olarak Fransa’dan bahseden Aktar, iktidarın dayattığı emeklilik reformu meselesinden bahsederek, tüm direnç ve itirazlara karşın hem meclisten hem senatodan geçirilmeye çalışılan bu yasa ile emeklilik yaşının 64’e yükseltilmeye çalışıldığını belirtti. Aktar; “Macron yönetimi, Fransa’nın yasalarında yer alan ve halkın kabulü olmasa da (sendikalar, bilirkişiler…) yasalaştırılabilinen mevzuatlardan (49/3) faydalanılarak, istediği değişiklikleri yapabilmekte” dedi ve ülkedeki yoğun grevlere dikkat çekti.

Türkiye; deprem ve seçim 

Programa Türkiye’deki süreç ile devam eden Cengiz Aktar’a Ömer Madra, Osman Kavala’nın cezaevinden gönderdiği “Depreme karşı yurttaşlarını korumayan devlet, yükümlülüğünü yerine getirmiyordur” mesajına yer vererek eşlik etti. Madra, depremlerin muazzam yıkıcılığına ve kurtarma ve yardım faaliyetlerindeki büyük sorunlara rağmen hükümet kanadında “hiçbir istifa yok” dedi.  Aktar, hükümet yetkililerinin “Acil yıkım/Acil yapım” odağındaki deprem gündeminin, seçim öncesinde TOKİ yapımı gibi önceliklerle, bilirkişilere ve STK’lara zıt bir duruşla sürdürüldüğünü belirtti. 

Madra, yakın zamanda yapılan ORC araştırmasına (Kılıçdaroğlu %56,8 Erdoğan %43,2) dikkat çekerken, Aktar ise, bu araştırmadaki HDP seçmeni dahil/değil değişkeninin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti ve diğer önemli iki hususa dikkat çekti.  Birincisi, Mithat Sancar’ın Kılıçdaroğlu daveti ve Meral Akşener’in “HDP talepleri ne şimdi ne sonra masaya gelebilir” söylemi. İkincisi ise, Cumhurbaşkanlığı yardımcılığı meselesiydi. Toplam sayının yediye çıktığını belirten Aktar, bunun bir danışma kurulu (Encümen-i Daniş) şekline dönüştüğünü belirtti. İlk beş cumhurbaşkanı yardımcısı için sorun görünmediğini ifade eden Aktar, ancak Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın belediye başkanı olmaları sorun olabilir dedi. Aktar, bu yeni sistemde atanmış başkan yardımcılığı müessesesinin son derece muğlak olduğunu belirtti, kişi sayısının fazla oluşunun ve süreçteki bu ucu açıklığın yarattığı kafa karışıklığından bahsetti.  Aktar, belediye başkanları için, saray yetkililerinin/baş danışmanların, kişilerin hem cumhurbaşkanlığı yardımcılığında hem de belediye başkanlığında, yani iki görevi bir arada yürütemeyeceği yönünde görüş bildirdiklerini belirtti. Basında gün itibariyle yer alan ve iki görevi bir arada yürütmekte herhangi bir engel olmadığını belirten açıklamaların üzerinde duran Aktar, böyle bir şeyin mümkün olamayacağına, koca bir kentin idaresinin yanında cumhurbaşkanlığı yardımcılığının yapılmasının mümkün görünmediği şeklinde görüş bildirdi ve hukuken bir yol bulunsa da fiilen mümkün olamayacağını belirtti.

(Program özetini hazırlayan gönüllümüz Burcu Baydar’a teşekkür ederiz.)