Patara'da tarihe ihanet

-
Aa
+
a
a
a

'Patara Yılı' olduktan sonra Patara’nın başına gelmeyen kalmadı.

Gezegenin Geleceği: 02 Nisan 2024
 

Gezegenin Geleceği: 02 Nisan 2024

podcast servisi: iTunes / RSS

Cumhuriyet’ten Öznur Oğraş Çolak’ın haberine göre, Patara’ya ‘Patara Yılı’ olduktan sonra başına gelmeyen kalmadı. Patara antik kenti, Fethiye - Kalkan Gelemiş Köyü’nde yer alıyor. Likya uygarlığının başkenti olan Patara, 2020’de ‘Patara Yılı’ ilan edilmişti. Ancak Patara antik kentinde kazı çalışmalarında nekropol alanı olduğu anlaşılan araziler korunmaya alınacağına, 2008’de düşük yoğunluklu yapı izni verilmesiyle Patara ikinci konut/villaların inşaat alanına dönüştü. 2023’te ise 800’ün üzerinde ikinci konut inşaatıyla antik kent alanının içinde deyim yerindeyse tarihe ihanet edildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na imar değişikliğinin iptali için açılan davanın son duruşmasında, Antalya 4. İdare Mahkemesi, bilirkişi heyetinin yeniden kurulmasını ve yeni bir keşifle rapor hazırlanmasını istemişti. Önceki keşifte üç uzmandan oluşan, daha sonra yapılan itirazlardan sonra yedi uzmanla yeniden toplanan bilirkişi heyeti, 25 Nisan’da bölgede keşif yapacak. Dava açılan planların üst planı olan 1/100.000’lik Çevre Düzeni Planı’nına karşı başlatılan hukuki süreç ise Danıştay’ın 6. Dairesi’nde devam ediyor. Yaşanan tüm bu tarihi yok etme çabalarına karşı arkeologlardan tepkiler de artıyor. Tamamı Özel Çevre Koruma (ÖÇK) bölgesi sınırları içerisinde yer alan Patara çevresinde, arkeolojik ve doğal sit alanlarının yanı sıra zeytinliklerin de bu plansız ve kaçak yapılaşmadan negatif etkilendiği izleniyor. Özellikle Patara ÖÇK bölgesi sınırlarındaki pek çok yerleşimde bu plansız ve kaçak yapılaşmanın hızla arttığı görülürken, Patara ile Yalı bölgesi ve Yeşilköy Mahallesi sınırlarındaki Fırnaz Koyu arasında yoğunlaşan yapılaşma denetim yetersizliği nedeniyle seçim öncesi bölgeyi adeta inşaat şantiyesine çevirdiği açıkça görülüyor.

Ayvalık davası yeniden görülecek

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi Karaayıt Köyü merasının bir bölümünün, Düzenli Atık Depolama Tesisi olarak kullanması için yıllardır bölgede demir madenciliği yapan şirkete tahsis edilmesi ile ilgili dava yeniden görülecek. Davaya Ayvalık Tabiat Platformu da müdahil oldu. Mera Komisyonu kararının iptali için dava açan Ayvalık Belediyesinin davası, Balıkesir İdare Mahkemesinde reddedilince karar istinaf mahkemesine taşınmıştı. Temyiz başvurusunu görüşen Bursa Bölge İdare Mahkemesi 2. Dairesi ise yerel mahkemenin kararını bozmuştu.

Aktivist hissedar yaklaşımı

Türkiye’de ilk defa üretim süreçlerinin karbonsuzlaştırılması için şirketlerden hisse alan iklim aktivistleri, fosil yakıttan çıkışın hızlanabilmesi adına hissedarı oldukları kurumların politikalarına yönelik taleplerini ilettiler. İklim için 350 Derneği’nin öncülüğünde geçen sene olduğu gibi bankalar ile bu sene Türkiye’de ilk defa bir şirketten de hisse satın alan iklim aktivistleri, katıldıkları genel kurul toplantılarında iklim taahhütlerini yineleyip, bu konuda atılacak adımların takipçisi olacaklarını belirttiler. Dünyada son yıllarda büyük fosil yakıt şirketleri ve bu şirketlere fon sağlayan bankalara aktivist hissedarların uyguladığı baskı ve elde ettiği başarılar sonrası, Türkiye’de de ilk defa geçtiğimiz sene iklim aktivisti hissedarlar bankaların genel kurullarına katılarak taleplerini dile getirmişlerdi. Son bir haftada, biri şirket olmak üzere, üç ayrı genel kurulda söz alan iklim aktivisti hissedarlar, fosil yakıttan çıkışın hızlanması için hissedarı oldukları kurumların politikalarına yönelik taleplerini ilettiler. Bu sayede iklim hareketinin taleplerini banka ve şirketlerin üst yönetimlerine ileterek bir müzakere kapısını da araladılar. Toplantıya katılan aktivist hissedar Öykü Ay, sadece kömür yatırımlarının desteklenmemesi kararının yeterli olmadığının altını çizerek, kömürle ilişkili tüm kurumlara da finansman sağlanmaması talebinde bulundu. Bankadan bir adet sembolik hisse alan Barış Eceçelik, 2040 tarihinin öne çekilmesini ve kömürle ilgili hiçbir şirkete finansman sağlanmamasını talep etti. İklim için 350 Derneği’nden Selen Karaca, Türkiye’de başlattıkları aktivist hissedar yaklaşımının iklim kriziyle mücadelede banka ve şirketlerin daha aktif bir rol almasını sağlamak ve bu konuda hem şirket yönetimlerinde, hem de diğer hissedarlarda farkındalık yaratmayı amaçladığını belirterek, banka ve şirketlere hissedarlarının taleplerini dikkate almaları konusunda çağrıda bulundu.

Suya erişim ülkeler arasındaki çatışmaların ana kaynağı

Birleşmiş Milletler’in yeni raporu, suya erişimin ülkeler arasındaki çatışmaların ana kaynağı olduğu konusunda uyarıyor. Birleşmiş Milletler, kuraklık yoksul ve kırsal bölgeleri vurduğunda ilk etkilenenlerin kadınlar ve kız çocukları olduğunu ve dünya çapındaki su stratejilerinin bunu dikkate alması gerektiğini söyledi. Birleşmiş Milletler’in dünya su kalkınma raporuna göre, iklim kriziyle daha da kötüleşen su kaynakları üzerindeki stresin yanı sıra dünyanın tatlı su sistemlerinin aşırı kullanımı ve kirlenmesi de büyük bir çatışma kaynağı. Raporun yazarları, su paylaşımının etkilerinin ve su kaynakları üzerindeki işbirliğini daha geniş barış stratejilerinde kullanma olasılıklarının sıklıkla göz ardı edildiğini tespit etti. Tatlı suya erişim konusunda daha iyi bir işbirliği, kadınların ve kızların yaşamlarının iyileştirilmesinde de rol oynayabilir. Dünyanın dört bir yanındaki yoksul ve kırsal bölgelerde, su toplama konusunda birincil sorumluluk kadınlar ve kız çocuklarında. Güvenli sanitasyon eksikliği ise kız çocuklarının eğitimden ayrılmasına neden olan güçlü bir faktör iken, hem kendilerinin hem de kadınların savunmasız olma durumunu da güçlendiriyor.