İsrail'in Aldatma Kültürü

Çeviri
-
Aa
+
a
a
a

Yaptığı zulümlerden her zaman Filistinlileri sorumlu tutmaya çalışan İsrail, Gazze'deki hastanenin bombalanması konusunda en az güvenilir kaynaktır.

İsrail yalanlar üzerine kurulmuştur. Filistin topraklarının büyük ölçüde işgal edilmemiş olduğu yalanı. 1948'de Siyonist milisler tarafından gerçekleştirilen etnik temizlik sırasında 750 bin Filistinlinin evlerini ve köylerini Arap liderler tarafından kendilerine söylendiği için terk ettiği yalanı. İsrail'in tarihî Filistin topraklarının yüzde 78'ini ele geçirmesine neden olan 1948 savaşını başlatanların Arap orduları olduğu yalanı. İsrail'in 1967'de yok edilmekle karşı karşıya kaldığı ve Filistin'in geri kalan yüzde 22'sinin yanı sıra Mısır ve Suriye'ye ait toprakları da işgal etmek zorunda kaldığı yalanı.

İsrail yalanlarla ayakta durmaktadır. İsrail'in adil ve hakkaniyetli bir barış istediği ve bir Filistin devletini destekleyeceği yalanı. İsrail'in Orta Doğu'daki tek demokrasi olduğu yalanı. İsrail'in ‘barbarlık denizinde Batı medeniyetinin bir ileri karakolu’ olduğu yalanı. İsrail'in hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına saygı duyduğu yalanı.

İsrail'in Filistinlilere karşı giriştiği zulüm hareketleri her zaman yalanlarla konuk edilir. Onları duydum. Onları kaydettim. Gazetenin Orta Doğu Büro Şefi olduğum dönemde New York Times için yazdığım haberlerde bunları yayınladım.

Yedi yılı Orta Doğu'da olmak üzere yirmi yıl boyunca savaş haberleri yaptım. Patlayıcı cihazların boyutu ve ölümcüllüğü hakkında epeyce şey öğrendim. Hamas ya da Filistin İslami Cihad'ın (FİJ) cephaneliğinde, Gazze'deki El Ahli Arap Hıristiyan hastanesinde tahminen 500 sivili öldüren füzenin muazzam patlayıcı gücünü taklit edebilecek hiçbir şey yok. Hiçbir şey. Hamas’ın ya da Filistin İslami Cihad'ın elinde bu tür füzeler olsaydı, İsrail'deki devasa binalar, içlerinde yüzlerce ölü ile enkaza dönerdi. Ama yok.

Patlamadan birkaç saniye önce videoda duyulan ıslık sesi, füzenin yüksek hızından kaynaklanıyor gibi görünüyor. Bu ses onu ele veriyor. Hiçbir Filistin roketi bu sesi çıkarmaz. Bir de füzenin hızı meselesi var. Filistin roketleri yavaş ve hantaldır, gökyüzünde kavis çizerken ve sonrasında hedeflerine doğru serbest düşüşte yuvarlanırken açıkça görülebilirler. Bu roketler hassas bir şekilde vurmazlar ya da süpersonik hıza yakın bir hızla hareket etmezler. Yüzlerce insanı öldürme kapasitesine sahip değildirler.

El Ahli hastanesi yetkililerine göre, İsrail ordusu 17 Ekim saldırısından önceki günlerde hastaneye savaş başlığı olmayan 'çatı vuran' roketler attı ve bu İsrail tarafından binaların boşaltılması için verilen bilindik bir uyarıydı. Hastane yetkilileri ayrıca İsrail'den 'tahliye etmeniz için sizi iki kez uyardık' şeklinde telefonlar aldıklarını söylediler. İsrail Gazze'nin kuzeyindeki tüm hastanelerin boşaltılmasını talep etti.

Hastanenin vurulmasının ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 'dijital hizmetler yardımcılarından' Hananya Naftali, eski adı Twitter olan X'te şöyle bir paylaşımda bulundu: 'İsrail Hava Kuvvetleri Gazze'de bir hastanenin içindeki Hamas terör üssünü vurdu.' Paylaşım kısa sürede silindi.

Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre, Filistinli direniş savaşçılarının 7 Ekim'de İsrail'e düzenlediği ve çoğu sivil bin üç yüz İsraillinin ölümüne, iki yüz kadarının da rehin alınarak Gazze'ye götürülmesine neden olan saldırıdan bu yana İsrail Gazze'deki sağlık tesislerine 51 saldırı düzenledi ve bu saldırılarda 15 sağlık çalışanı öldü, 27'si de yaralandı. Gazze'deki 35 hastaneden dördü ağır hasar alma ve doğrudan hedef alınma nedeniyle çalışmıyor. WHO, 22 UNRWA birinci seviye sağlık merkezinden sadece sekizinin 'kısmen işlevsel' olduğunu söylüyor.

İsrail'in yalanlarındaki pişkinlik Gazze'den haber yapan bizleri hayrete düşürürdü. Silahsız Filistinlilerin vurulması da dahil olmak üzere İsrail saldırısını görüp görmediğimiz önemli değildi. Kaç tanıkla görüştüğümüzün bir önemi yoktu. Elde ettiğimiz fotografik ve adli kanıtların hiçbir önemi yoktu. İsrail yalan söylerdi. Küçük yalanlar. Büyük yalanlar. Muazzam yalanlar. Bu yalanlar İsrail ordusundan, İsrailli siyasetçilerden ve İsrail medyasından refleks olarak ve ânında gelirlerdi. İsrail'in iyi yağlanmış propaganda makinesi tarafından pekiştirilirler ve sonra da uluslararası haber kanallarında iğrenç bir samimiyet gösterisiyle tekrarlanırlardı.

İsrail, despotik rejimlerin karakteristik özelliği olan dudak uçuklatıcı türden yalanlara başvuruyordu. O, gerçeği deforme etmiyor, tersyüz ediyordu. Hakikate taban tabana zıt düşen bir tablo çiziyordu. İşgal altındaki topraklarda haber yapan bizler, İsrail'in Alice Harikalar Diyarında geçen anlatılarıyla karşılaşırdık ve bunların doğru olmadığını pekala bilmemize rağmen - Amerikan gazetecilik kuralları gereği - anlatılarımıza özenle eklemeyi görev bilirdik.

İsrail Orwellvari bir sözlük icat etti. Bu anlatıya göre, İsrailliler tarafından öldürülen çocuklar, çapraz ateş altında kalan çocuklar haline geliyor. Yerleşim bölgelerinde düzinelerce ölü ve yaralıya sebep olan bombardıman, bir bomba yapım fabrikasına yapılan cerrahi müdahaleye dönüşüyor. Filistinlilerin evlerinin yıkılması, teröristlerin evlerinin onların başına yıkılması haline geliyor.

Büyük Yalan - Große Lüge - İsrail'in ortaya çıkmasını istediği iki tepkiyi, destekçileri arasında ırkçılığı ve kurbanları arasında da terörü besler. Büyük Yalan, medeniyetler çatışması efsanesini, yani bir tarafta demokrasi, ahlak ve onur, diğer tarafta ise İslami terörizm, barbarlık ve orta çağcılık arasındaki savaşı besler.

George Orwell '1984' adlı romanında Büyük Yalan'ı 'çiftdüşün' olarak adlandırmıştır. Çiftdüşün 'mantığa karşı mantık' kullanır ve 'bir yanda ahlaka sahip çıktığını iddia ederken, aynı anda onu reddeder.' Büyük Yalan, vicdanı rahatsız edebilecek nüansları, belirsizlikleri ve çelişkileri ortadan kaldırır. Bilişsel uyumsuzluk yaratmak üzere tasarlanmıştır. Arada hiçbir gri bölgeye izin vermez. Dünya siyahla beyazdan, iyilerle kötülerden, haklılarla haksızlardan ibarettir. Büyük Yalan, inananların tüm ahlak kurallarını iptal etseler bile gene de kendi ahlaki üstünlüklerine iman ederek rahatlamalarını sağlar ve bu, onlara umutsuzca aradıkları bir rahatlık sağlar. Büyük Yalan, Edward Bernays'in deyişiyle 'dogmatik bağlılığın mantık geçirmez kompartımanını' besler. Bernays'a göre tüm etkili propagandalar bu irrasyonel 'psikolojik alışkanlıkları' hedef alır ve bunlar üzerine inşa edilir.

İsrail destekçileri bu yalanlara susamış durumdadırlar. Hakikati bilmek istemezler. Hakikat onları kendi ırkçılıklarını, kendi kendilerini kandırmalarını ve baskı, cinayet ve soykırımdaki suç ortaklıklarını gözden geçirmeye zorlayacaktır.

En önemlisi de şu: Büyük Yalan Filistinlilere uğursuz bir mesaj göndermektedir. Büyük Yalan, İsrail'in kitlesel bir terör ve soykırım kampanyası yürüteceğini ve işlediği suçların sorumluluğunu asla üstlenmeyeceğini ifade etmektedir. Büyük Yalan gerçekliği yok eder. İnsan düşüncesinin ve insan eyleminin haysiyetini yok eder. Gerçekleri yok eder. Tarihi yok eder. Anlayışı yok eder. Umudu yok eder. Tüm iletişimi şiddet diline indirger. Zalimler ezilenlerle yalnızca ayrım gözetmeyen şiddet yoluyla konuştuklarında, ezilenler de ayrım gözetmeyen şiddet yoluyla cevap verirler.

Karikatürist Joe Sacco ve ben, İsrail askerlerinin Gazze'deki Han Yunus mülteci kampında küçük çocuklarla alay etmesini ve onları vurmasını izledik. Daha sonra hastanede çocuklarla ve aileleriyle görüştük. Birkaç vakada cenazelerine katıldık. İsimleri elimizdeydi. Vurulma tarihleri ve yerleri elimizdeydi.

İsrail'in yanıtı ise bizim o sırada Gazze'de olmadığımızı söylemek oldu. Bunu biz uydurmuştuk yani.

İsrail Başbakanı, Dışişleri Bakanı, Savunma Bakanı ve İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) sözcüsü, El Cezire muhabiri Shireen Abu Akleh'in 2022 yılında öldürülmesinden derhal Filistinli silahlı kişileri sorumlu tuttu. İsrail, üzerinde büyük harflerle 'PRESS' yazan çelik yelek ve kask giyen gazeteciyi vurarak öldürdüğünü söylediği Filistinli bir savaşçının görüntülerini yayınladı.

O dönemde Savunma Bakanı olan Benny Gantz, '[İsrail] tarafından gazeteciye ateş açılmadığını' ve İsrail ordusunun 'Filistinli teröristler tarafından gelişigüzel ateş edildiğine dair görüntüler gördüğünü' belirtti.

Bu yalan, İsrail'in İşgal Altındaki Topraklardaki İnsan Hakları Merkezi B'Tselem tarafından incelenen video görüntüleri, videoda gösterilen Filistinli silahlı kişinin yerini belirleyene kadar sürdürüldü. İnsan hakları örgütü, videonun Shireen'in öldürüldüğü yerden farklı bir yerde çekildiğini tespit etmişti.

İsrail, Shireen cinayetinde olduğu gibi yalan söylerken yakalandığında, bir soruşturma yapacağı sözü veriyor. Ama, bu soruşturmalar sahte. Filistinlilerin askerler ve Yahudi yerleşimciler tarafından öldürüldüğü yüzlerce cinayetle ilgili tarafsız soruşturmalar nadiren yürütülüyor. Failler neredeyse hiçbir zaman mahkemeye çıkarılmıyor ya da sorumlu tutulmuyor. İsrail'in olguları örtbas etme biçimi öngörülebilir bir şey. ABD’de Cumhuriyetçi ve Demokrat politikacılarla birlikte neredeyse tüm kurumsal medyanın gizli anlaşması da öyle. ABD'li politikacılar Shireen'in öldürülmesini kınadılar ve suçu işleyen ordu tarafından 'kapsamlı bir soruşturma' yapılması çağrısında bulunarak eski mantrayı itaatkâr bir şekilde tekrarladılar.

Birkaç ay sonra İsrail, bir İsrail askerinin gazeteciyi kazara öldürmüş olma ihtimalinin 'yüksek' olduğunu kabul etti; ancak, o zamana kadar, gazetecinin öldürülmesine ilişkin sokak protestoları ve öfke patlaması sona ermiş ve cinayet büyük ölçüde unutulmuştu.

El Ahli hastanesinin bombalanmasıyla ilgili kesin kanıtlar ortaya çıktığında, bu da uzak bir anı olacak.

Eylül 2000'de Gazze Şeridi'ndeki Netzarim kavşağında on dokuz yaşında bir çocuğun İsrailli bir keskin nişancı tarafından vurularak öldürüldüğünü gördüğüm yerde France 2 televizyonu tarafından çekilen, bir babanın travma geçiren 12 yaşındaki oğlu Muhammed al-Durrah'ı İsrail ateşinden korumaya çalıştığı ve İsrail askerlerinin sonunda onu öldürdüğünü ortaya koyan dramatik görüntüler var.

Çocuğun öldürülmesi İsrail'in tipik propaganda kampanyasıyla sonuçlandı. İsrailli yetkililer bu cinayetle ilgili yıllarca yalan söylediler; önce Filistinlileri suçladılar, sonra olay yerinin sahte olduğunu öne sürdüler ve son olarak da çocuğun hâlâ hayatta olduğu konusunda ısrar ettiler.

2003'te bir İsrail askeri, Filistinli bir doktorun evinin yasadışı yıkımını engellemeye çalışan 23 yaşındaki öğrenci ve Amerikalı aktivist Rachel Corrie'yi bir buldozerle ezerek öldürdüğünde, İsrail ordusu bunun bir kaza olduğunu, kazanın sorumlusunun da bizzat Corrie olduğu söyledi.

New York merkezli Gazetecileri Koruma Komitesi'nin (CPJ) 2023 raporuna göre İsrail ordusu 2001'den bu yana 'en az' yirmi gazeteciyi herhangi bir hesap vermeksizin öldürdü. CPJ, 'Bir gazetecinin güvenlik güçleri tarafından öldürülmesinin hemen ardından İsrailli yetkililer genellikle medyanın verdiği haberlere bir karşı anlatı ile cevap veriyor' sonucuna vardı. Ölümlerin Filistinlilerin 'gelişigüzel ateşi'ne yüklenmesi veya öldürülenlerin 'terörist' olarak itibarsızlaştırılmaya çalışılması da bu karşı anlatıya dahil.

İsrail, Gazze ve Batı Şeria'da işlediği zulüm ve savaş suçlarıyla ilgili olarak bağımsız insan hakları örgütlerinin araştırma yapma çalışmalarını da engelliyor. İşgal altındaki topraklarda işlenen olası savaş suçlarının araştırılması konusunda Uluslararası Ceza Mahkemesi ile işbirliği yapmayı reddediyor. BM İnsan Hakları Konseyi ile işbirliği yapmıyor. 1967'den beri işgal altında tuttuğu Filistin topraklarında insan haklarının durumuna ilişkin olarak BM Özel Raportörünün ülkeye girişini yasaklamakta. İsrail, 2018 yılında İnsan Hakları İzleme Örgütü (İsrail ve Filistin) Direktörü Omar Şakir'in çalışma iznini iptal etti ve kendisini sınır dışı etti. Mayıs 2018'de İsrail Stratejik İşler ve Kamu Diplomasisi Bakanlığı, Avrupa Birliği ve Avrupa devletlerine "terörle bağlantısı olan ve İsrail'e karşı boykotları teşvik eden" Filistinli ve uluslararası insan hakları örgütlerine doğrudan ve dolaylı mali desteklerini ve fonlarını durdurma çağrısında bulunan bir rapor yayınladı.

Al Ahli hastanesinin bombalanmasının hemen ardından İsrail ilk olarak Filistin İslami Cihad örgütünün hastaneyi vuran roketlerini gösterdiği iddia edilen bir video yayınladı. Gazeteciler, görüntülerin hastaneye yapılan saldırıdan 40 dakika sonra çekildiğini gösteren tarih ve zaman mühürlerini fark edince İsrailliler videoyu alelacele kaldırıverdi.

Filistin roketlerinin patlayıcı gücünün çok az olduğunun farkında olan İsrailli propagandacılar daha sonra Hamas'ın hastanenin altına mühimmat depoladığını iddia ettiler. Büyük patlamaya bunun neden olduğunu söylediler. Ancak bu doğru olsaydı, ikincil bir patlama olması gerekirdi. Ama öyle bir şey olmadı. Ve şimdi de İsrail, iki Hamas militanının hastaneye yapılan füze saldırısını tartıştığını iddia ettiği bir ses kaydı yayınladı. Militanlar birbirlerine, inanılmayacak kadar saçma ve kendilerini suçlayıcı nitelikte bir konuşmayla, saldırıyı Hamas'ın mı yoksa Filistin İslami Cihat Örgütü (PIJ) mü gerçekleştirdiğini soruyor. Ne olursunuz. İsrail 7 Ekim'de binlerce silahlı Filistinli militanın Gazze'den İsrail'e girdiğinden nasıl tamamen habersizdi ama iki sözde militanın bu kendilerini suçlayıcı konuşmasını nasıl yakalayabildi? 

Gazeteci Jonathan Cook şöyle yazıyor: 'İsrail'in Filistinli gibi davranmak ve Filistinliler arasında gizlice faaliyet göstermek üzere eğitilmiş İsrailli Yahudi gizli ajanlardan oluşan bir mista'arvim birimi var.' 'İsrail, Gazze'deki bu tür insanlar hakkında Fauda adında hayli popüler bir TV dizisi üretti. İsrail'in Gazze'deki Filistinlileri düzenli olarak kandırdığı gibi bizi de kandırmak için böyle bir telefon görüşmesi yapamayacağını ve yapmayacağını düşünmek için çok saf olmak gerekir.'

Orta Doğu uzmanı Norman Finkelstein'in belirttiği gibi İsrail uzun zamandır tıbbi tesisleri, ambulansları ve sağlık görevlilerini de hedef alıyor. Lübnan'daki 1982 savaşı sırasında Filistinli bir çocuk hastanesini bombalayarak altmış kişinin ölümüne neden oldu. Ayrıca 2006 yılında İsrail ve Lübnan arasındaki savaş sırasında kimlikleri açıkça işaretlenmiş Lübnan ambulanslarına füze saldırıları düzenledi. Dökme Kurşun Operasyonu olarak bilinen 2008-2009 Gazze saldırısı sırasında 29 ambulansa ve aralarında 15 hastane de dahil olmak üzere Gazze'deki sağlık tesislerinin neredeyse yarısına zarar verdi ya da bunları tahrip etti. Bu operasyon sırasında yaralı Filistinlilerin ambulanslara alınmasını rutin olarak yasakladı ve çoğu zaman onları ölüme terk etti. 2014'te Gazze'ye yönelik 51 gün süren Koruyucu Hat Operasyonu sırasında İsrail 17 hastane ve 56 birinci basamak sağlık merkezini tahrip etti ya da bunlara hasar verdi ve ayrıca 45 ambulansı ya tahrip etti ya da bunları imha etti.

İsrail'in 2014 yılında bu hastanelerden üçüne yönelik saldırılarını araştıran Uluslararası Af Örgütü, İsrail tarafından saldırıların sebebi olarak sunulan 'kanıtları' sahte olarak nitelendirdi. Raporda, 'İsrail ordusu tarafından tweetlenen görüntü, El Vefa hastanesinin uydu görüntüleriyle uyuşmuyor ve farklı bir yeri tasvir ediyor gibi görünüyor' denildi.

İsrail'in yalanlarını ifşa ettiğinizde İsrail ve destekçileri tarafından anti-Semit (Yahudi düşmanı) ve teröristlerin savunucusu olarak saldırıya uğrarsınız. Ana akım medyadan sürgün edilirsiniz. Konu hakkında konuşmak için gideceğiniz forumlara alınmazsınız ve benim başıma geldiği gibi, konuşmak üzere çağrıldığınız üniversite etkinlikleri için size gönderilen davetiye iptal edilir.

Bu eski bir oyun, bir muhabir olarak pek çok kez oynadığım bir oyun. İsrail ve onun lobisi tarafından üstüme kusulan yalanların yara izlerini üzerimde taşıyorum. Bu arada İsrail, bir Wagner operası korosu gibi İsrail'den gelen yalan seline eşlik eden Joe Biden da dahil olmak üzere Batılı siyasi liderler tarafından desteklenen ve hatta övülen kasaplığına devam ediyor.

*Chris Hedges'in Substack'te yayınlanan 'Israel's Culture of Deceit' isimli makalesinden çevrilmiştir.