"Geri dönecek miyiz?": Filistinli ailem için tarih tekerrür ediyor

Çeviri
-
Aa
+
a
a
a

Fotoğraf albümleri, bebek maması, oyuncaklar ve kıyafetler - İsrail'in tahliye emrinden sonra Gazze'den ayrılırken yanımıza alabildiklerimizin hepsi bunlardı.

""
Mahmud Hams / AFP / Getty Images

Deir el-Balah, Gazze - Sekizinci günde, ailem ve ben hala şok içinde uyandık ve kendimizi Gazze Şeridi'nde yeni bir yerde, yerleşim bölgesinin güneyindeki Deir el-Balah kasabasında bulduk.

Bir önceki günün acı verici sahneleri zihnimize kazınmıştı. Önceki günün erken saatlerinde, yoğun bombardıman Gazze'yi sarsmaya devam ederken, gazeteciler WhatsApp gruplarında İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzey ve orta kesimlerinde yaşayanlara güneye doğru tahliye çağrısı yaptığına dair söylentileri tartışmaya başladı.

Bazı gazeteciler, başlangıçta bunu İsrail'in insanları korkutmaya yönelik psikolojik savaşı olarak değerlendirdi.

Kısa bir an için odağımı çevremizde devam eden İsrail bombardımanlarından bazı uluslararası ajanslar tarafından bildirilen bu haberin güvenilirliğini doğrulamaya çevirdim. İletişim ve elektrik kesintileri arasında evimizin bir odasından diğerine geçerek, sabit bir internet bağlantısı ararken endişem daha da arttı.

İnternet yeniden bağlandığında, kesin haber geldi: İsrail ordu sözcüsü Avichai Adraee, Facebook sayfasında emri resmen duyurdu.

Bu durum kafa karışıklığı, inançsızlık anları ve yönünü kaybetme hissini beraberinde getirdi. Kocamı uyandırmak için acele ettim ama o sessiz kaldı. Huzursuz bir gece geçiren anne ve babamı rahatsız etmekten çekindiğim için kardeşlerimi aradım.

Küçük kardeşimin ilk tepkisi sorgulama ve endişenin bir karışımıydı: "Ne yapmalıyız? Bu ne anlama geliyor?"

Kocamın -çocuklarımızın önemini vurgulayan- tek kelimesi kafa karışıklığımı giderdi ve durumun aciliyetinin altını çizdi. Daha önceki bombalamalarda öldürülen masum çocukların ve bebeklerin görüntüleri zihnimde ağır bir yük oluşturuyordu.

Yine de soru orada durmaya devam ediyordu: Nereye gideceğiz?

Kocamın ailesinin Gazze'nin merkezindeki Nuseirat'ta akrabaları, benim ailemin ise Deir el-Balah'ta bağlantıları olduğu için bir ikilemle karşı karşıyaydık.

Uzun tartışmalardan sonra eşimin ailesi annelerin çocuklarını korumak için oradan ayrılma konusundaki ısrarlarından etkilendi ve Nuseirat'a gitmeye karar verdi.

Bu kaotik ve tehlikeli zamanlarda kararı etkileyen birincil faktörün çocukların refahı olduğu açıkça ortaya çıktı.

Kardeşime tekrar ulaşarak, ailemizi ve ebeveynlerimizi büyükbabamın Deyr el-Balah'taki evine taşımamız gerektiğini vurguladım.

O da hemen kabul etti. Sabah sekizde, haberleri izleyerek, düzenli aralıklarla ailemi arayarak ve çantalarımı yeniden hazırlayarak hazırlanmaya devam ettim.

Ancak yeni bir zorluk ortaya çıktı: Hepimiz nasıl yolculuk yapacaktık? Benim arabam yoktu ve Gazze sakinlerinin çoğunun özel araçlara erişimi yoktu. İsrail'in bu kadar çok insanı güneye yerleştirme kararının boyutlarını düşündükçe hayal kırıklığı ve gerginlik artıyordu.

Kocam ailemizin Nuseirat'a ulaşımını sağlamak için amcalarına ulaştığında, babam beni arayarak annemi ve kız kardeşlerimi almak için yola çıktığını bildirdi. Beni, çocuklarımı, kocamı ve ailenin geri kalanını Deyr el-Balah'a götürmek için geri dönmeyi teklif etti.

Babamın çağrısı bir dönüm noktasını işaret ederken, rahat bir nefes ve bir umut ışığıyla, artan bir netlik hissettim.

Kocam ve ben yiyecek, su, konserve ürünler, çocuk bezi ve bebek maması gibi temel malzemeleri paketlemeye odaklandık. Belirsizlik baş göstermiş ve bizi bilinmeyene hazırlanmaya sevk etmişti. Eşyalarımızın yanı sıra bir fotoğraf albümü, çocuklarımız için ekstra kıyafetler, eğlence için çocuk kitapları, bir battaniye ve bir ilk yardım çantası hazırladım.

Yazarın büyükbabasının Gazze'nin güneyindeki Deir el-Balah'ta bulunan evlerinde çekilmiş bir fotoğrafı / Maram Humaid / Al Jazeera

Önceki tahliyelerden farklı olarak, sanki bu sadece geçici bir ayrılış değil de kalıcı bir göçmüş gibi duygularım farklıydı. Kocamın geri dönemeyebileceğimize dair karamsar sözleri havada asılı kaldı ve beni önümüzdeki belirsiz yolu sorgulamaya itti.

Olaylar etrafımda hızla gelişirken, önümüzde uzanan bulanık manzarayı algılamakta zorlandım. Dışarıda, komşuların eşyalarını nakliye kamyonlarına yüklemelerini izledim.

Kocamla hararetli bir tartışmanın ortasında, uykusundan uyanan kızımız Baniyas basit bir soruyla sözümüzü kesti: Neden bavul topluyorduk? Kocam nazikçe İsrail'in bölgemizi bombalama tehdidi nedeniyle ayrılmak zorunda olduğumuzu ve Deyr el-Balah'a gideceğimizi açıkladı. Baniyas, isteksiz olsa da sonunda kabul etti. Babası ona yakında dönmeyi umduğumuza dair güvence verdi.

Babam, erkek kardeşimin eşliğinde beni, kocamı, çocuklarımızı ve eşyalarımızı Deyr el-Balah'a götürmek için geldi. Ben bebeğimizi taşırken, kocam Baniyas'ın elini tutuyordu ve kardeşim çantaları taşımaya yardım ediyordu. İçimi derin bir üzüntü, çaresizlik ve kafa karışıklığı kapladı.

Merdivenlerden inerken gözyaşlarım sel oldu ve zihnimde sayısız düşünce dönüp durdu: Geri dönecek miydik? Evlerimiz yıkılacak mıydı?

İsrail ordusunun emri sonrasında Gazze Şeridi'nin 1,1 milyon sakini, 13 Ekim 2023 Cuma günü Kuzey Gazze'deki evlerini terk ediyor / Abdelhakim Abu Riash / Al Jazeera

Arabaya yüreğimde derin bir ağırlıkla zar zor girdim ve bir sessizlik hepimizi sardı. Ben arkada, elimde bir çantayla Baniyas'ın yanında otururken, eşim bebeğimizi kucağına aldı ve kardeşim de eşyalarımızın geri kalanıyla ilgilendi. Yol, ulaşım arayan vatandaşlarla tıkanmıştı.

Ellerinde bavulları olan insanlar kavşaklarda durmuş araç arıyor, bazıları da yürüyor ya da kamyonlara biniyordu. Geçtiğimiz evler ve sokaklar İsrail saldırılarının yarattığı yıkımın izlerini taşıyordu.

Yolda bir arkadaşımı arayarak Deyr el-Balah'a ulaşmamıza yardımcı olacak, henüz tahrip olmamış en güvenli yolları sordum. Sonunda Gazze Şeridi'ni güney vilayetlerine bağlayan Salah al-Din Yolu'na ulaştık.

Bu güzergâhtaki manzara hem çarpıcı hem de yürek burkucuydu. Aileler, çocuklar ve erkekler eşyalarıyla birlikte yol boyunca yürüyordu. Kapasitesinin üzerinde eşya ve yolcuyla aşırı yüklenmiş, sonu gelmeyecekmiş gibi görünen bir araç alayı ilerliyordu. Bu araçların üstleri yatak ve döşeklerle doluydu.

Yolculuğumuz Deyr el-Balah'ın girişine ulaşana kadar devam etti. Yolculuk, yarım saat sürmesi gerekirken, yol koşulları nedeniyle bir buçuk saat sürdü.

Dar sokaklardan geçerek sonunda büyükbabamın şehir merkezindeki evine vardık.

Oraya sığınan sadece biz değildik; akrabalarımız da toplanmıştı. Amcam orada durmuş herkesi karşılıyordu. Komşu evler de benzer şekilde Gazze'den gelen göçmenleri ağırlıyordu.

Büyükbabamın evine girdiğimde beni karşılayan ilk manzara duvarda asılı duran portresiydi. Büyükbabam 1948’in Nakba'sı sırasında -İsrail'in şu anda Aşdod adını verdiği- Isdud köyünden sürülmüş ve geri dönme hayalini gerçekleştiremeden 2002 yılında vefat etmişti.

Şimdi, torunları kendilerini 2023 yılında yerinden edilmiş ve tahliye edilmiş olarak buldular. Yıllardır kapalı olan eski ev, kendi topraklarımızda mülteci olarak bizi ağırlamak için kapılarını açtı.

Evin içinden yeni bir hava saldırısının gürültüsünü duydum ve anneme bugün şunu söylememe neden oldu: "Tarih tekerrürden ibarettir."

*Filistinli gazeteci ve yazar Maram Humaid'in Al Jazeera için kaleme aldığı '‘Will we return?’: For my Palestinian family, history is repeating itself' adlı güncesi Havva Doğan tarafından çevrilmiştir.