İsrail’de reform, Almanya’da grev ve Lübnan’da saat karmaşası

Ufuk Turu
-
Aa
+
a
a
a

Ahmet İnsel'in gündeminde İsrail’de yargı reformuna karşı başlayan mücadele, Almanya’daki grevler, Tunus’ta yükselen gerilim ve Lübnan’daki saat karmaşası vardı.

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

(Bu bir transkripsiyondur. Metnin son hâli değildir.) 

Bu haftaki Ufuk Turu gündemini değerlendirmeye İsrail’de 13. Haftasına giren "yargı reformu" karşıtı eylemlerle başlayan Ahmet İnsel, “İsrail'de toplumsal hareketler açısından büyük bir gelişme oldu. Haftalardır Tel Aviv, Yafa, Kudüs ve başka kentlerde İsrail nüfusuna oranla çok büyük gösteriler başlamıştı. Geçtiğimiz Pazar günü çok büyük bir gösterinin ardından Pazartesi de devam eden bütün bu gösterilerin temel gerekçesi; Başbakan Netanyahu ve oluşturduğu İsrail tarihinin en sağcı ve  gerici hükümetinin, İsrail'de parlamentonun yargı üzerinde bir belirleme yetkisi, Yüksek Mahkemen’in kararlarını dikkate almama ve Yüksek Mahkeme’nin kararları hilafına kanun çıkarma imkanını sağlayan ve mahkeme üyelerinin atamasını daha fazla siyasi iradeye tabi kılan bir yasa değişikliğini komisyonlardan geçirmesi ve yasa önerisini yasalaştırmaya başlamış olmasıydı.” dedi. Siyasi yetkileri olmayan Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un, bu yasanın bir uzlaşma çerçevesinde yapılması gerektiğini iki kere hatırlattığını bildiren İnsel, “Netanyahu’nun bu projeyi askıya almasındaki önemli faktörlerinden bir tanesi, kendi milletvekillerden ikisinin artık karara karşı çıktılarını belirtmeye başlaması ve Savunma Bakanı’nın bu kararda ısrar edilmesinin, İsrail’in savunmasını tehlikeye attığını bildirerek kararı askıya alınmasını talep etmesi oldu.” bilgisini verdi. İnsel kararın niçin savunmaya tehdit oluşturduğu konusunda, “İhtiyat askerlerinin bu yürüyüşlerde yer almaları ve ihtiyat eğitim çağrılarına gitmeyeceklerini ilan etmeleri ile başlayan bir güven kaybı sorunuyla karşı karşıya kalacaklardı.” dedi. Kararın Netanyahu tarafından şimdilik askıya alındığını belirten İnsel, “Toplumsal muhalefetin büyük bir başarısı olduğunu söyleyebiliriz. Diaspora Yahudilerinin önemli bir kısmı da karşı çıkıyordu. Pazartesi günü İşçi Konfederasyonu tarafından genel grev çağrıları yapılmaya başlanmıştı ve Ben Gurion Havalimanında grev nedeniyle seferler durduruldu. Bütün bunlar İsrail’de bir geri adım getirdi.” yorumunu yaptı. İnsel, ayrıca, İsrail’de bir anayasa olmadığını hatırlatarak; “Yüksek Mahkeme hem anayasa mahkemesi hem yargıtay işlevi görüyor ve bu yasa hem dinci partilerin ısrarla istediği hem de Filistin'in bütün işgal edilmiş topraklarının İsrail tarafından ilhak edilmesini isteyen Siyonist partilerin eskiden kalan talepleri.  İki eğilim çatışıyor. Biri adaletin dini mahkemeler tarafından yapılmasını talep eden ve seküler sivil mahkemelerin meşru olmadığını savunagelmiş dinci eğilim ve buna karşılık seküler yargı unsuru olmazsa İsrail’in demokratik hiçbir vasfının olmayacağı bilinciyle bağımsız bir yargıyı gündeme getiren, İsrail'in kuruluşunda ağırlığı olan laik, sosyal demokrat ve sosyalist ağırlıklı İsrailliler. İki kesim arasındaki anlaşmazlık bunun bir anayasaya dönüşmesini engellemiş.” dedi. İnsel ek olarak, Yüksek Mahkeme’nin anayasa işlevini kısmen gördüğü fakat aldığı kararların tümünün demokratik olmadığını hatırlattı. “Mahkeme’nin işgal edilmiş yerli Arapların ve Filistinlilerin topraklarına el koyarak yerleşim kurmalarını yasal bulduğu bir dizi kararları var. Kimi zaman yasal bulmadığı kararlar olduğu için İsrail aşırı sağı bu mahkemeyi İsrail’in çıkarlarına aykırı bir mahkeme olarak tanımlıyor fakat mahkemenin aldığı kararların İsrailli Yahudi kökenlilerin lehine olduğunu söylememiz lazım.” değerlendirmesinde bulundu.

Almanya’da enflasyona karşı zam talep eden grevler

Almanya’da yüzde 10’lara yaklaşan enflasyon, ulaşım sektöründe çok büyük bir grevi beraberinde getirdi. İki büyük işçi konfederasyonunun yürüttüğü grev önümüzdeki dönemde başka grev dalgalarıyla artacağa benziyor diyen İnsel, “Ortaya çıkan enflasyon nedeniyle artan enerji ve gıda fiyatları, son dönemlerde çok daha yüksek sayıda grevi beraberinde getirdi. Almanya'da epey düşük- yüzde beşin altında -olan işsizlik, işverenler karşısında işçi sendikalarının elini güçlendirdiği ve pazarlık güçlerini artırdığı için önümüzdeki dönemde grev dalgasının artması ve toplumsal müzakerelerin gergin geçmesi mümkün.” yorumunu yaptı. 

Tunus’ta toplumsal karışıklık artıyor

İnsel, Tunus’ta diğer bölgelere oranla daha hızlı ve radikal yükselen tek adam rejimi ve otokratikleşme hakkında, Cumhurbaşkanı Kays Said’in hazırladığı ve yetkilerin cumhurbaşkanında toplandığı anayasa nedeniyle bir aydan beri muhalefetin önde gelenlerinin gözaltına alınıp tutuklandıklarını bildirdi. Tutuklanma nedeninin, “Yabancı diplomatlarla neden ve hangi yetkiyle görüştünüz? Ajanlık mı yapıyorsunuz? Darbe teşebbüsü içerisinde misiniz?” iddialarıyla yapıldığını belirten İnsel, “açıkça dava açılmış değil ama muhalifler şu an tutuklu bulunuyorlar” dedi. Tunus yönetiminin göçmenleri bir tehdit olarak gören ırkçı yaklaşımı daha fazla dile getirmesiyle de gündemde olduğunu söyleyen İnsel, endişeli olan göçmenlerin Tunus'tan kaçma çabalarının da geçtiğimiz günlerde Akdeniz’de 35 kadar göçmenin ölümü ile sonuçlandığı hatırlatmasını yaptı. İnsel, “Tunus iktisadi krizin de giderek derinleştiği bir ortamda, şu anda her türlü patlamaya ve istikrarsızlığa gebe olmasıyla büyük bir endişe konusu. Arap Baharı’nın yegane örnek ülkesi olarak anılan Tunus, maalesef son iki yıl içinde Arap Baharı sonrası ortaya çıkan yeni diktatörlüklerin örnek ülkesi haline dönüştü.” dedi.

Lübnan’da saat karmaşası

İnsel, son olarak Lübnan'daki saat karışıklığını bildirdi. “Başbakan neredeyse kimseye danışmadan ve teknik hiçbir önlem almadan Lübnan’ın yaz saatine geçmeyeceğini duyurdu. Yaz saatine geçiş üzerine planlanan bilgisayar programları, ulaşım programları, okullar ve işyerleri planları karışmış durumda, Şu anda Lübnan’da iki farklı saat yürürlükte.” Diyerek durumu açıkladı. 

(Program özetini hazırlayan gönüllümüz Seyhan Karasu’ya teşekkür ederiz.)