"Bir devlet, iki rejim"

Ufuk Turu
-
Aa
+
a
a
a

Ufuk Turu'nda Ahmet İnsel, Tayvan, Guatemala ve Yeni Zelanda'daki seçimlere değiniyor.

""

Ahmet İnsel’in bu haftaki Ufuk Turu gündeminde ilk olarak dünya konjonktürünü değiştirecek seçimlerden biri olan Tayvan’daki seçimler yer aldı. “Çin’in ilhak talebinin geçerli olduğu ama 1940’ların sonunda milliyetçi Kuomintang ordusunun Komünist Parti’ye karşı savaşı kaybetmesiyle çekildiği bu adada, Çin’in Birlemiş Milletler’e (BM) kabul edilmesine kadar Çin’i temsil eden ülkeydi. Daha sonra BM’de ve Güvenlik Konseyi’nde yer almasına karşılık ise Tayvan’ın tanınmamasıydı. Şu an Tayvan’ı tanıyan çok az ülke var,” bilgisini veren İnsel, Tayvan’ın 1990’ların ortasında serbest seçimler ve demokratik bir yapıya doğru evrilmeye başladığını belirtti. “Tayvan, o zamandan beri bölgedeki en demokratik ülkelerden biri,” diyen İnsel, seçime dair ise “İki parti çekişiyor. İlerici Demokrat Parti ile Milliyetçi Parti. İlerici Demokrat Parti, 2017’den beri seçimleri kazanıyor. Geçen Cumartesi yapılan seçimlerde Lai Ching-te, oyların %40’ını kazanarak başkan seçildi. Mecliste ise İlerici Demokrat Parti üstünlüğünü kaybetti. Önümüzdeki dönemde iktidar gücü epey zayıflamış olacak. Esas konu, Çin’in tavrı. Başkan seçilen Lai Ching-te, Tayvan’ın tanınmış, ilan edilmiş bağımsızlığını siyasi ideal olarak dile getirmiş bir parti. Buna karşılık Kuomintang, Çin ile iktisadi planda yakınlaşmayı ön plana sürerken, Çin ile arasında daha yakın bir siyasi işbirliğine de açık. Bunu da esas itibariyle Tayvan’ın ABD’ye yakın olmasıyla eleştirerek yapıyor. İlerici Demokrat Parti’nin önerdiği, ‘ABD’den savaş uçağı alma projesi’, Kuomintang’ın baskısıyla mecliste engellenmişti. Şimdi daha güçlü bir baskı kapasitesine sahip. Seçim ise Çin’e karşı açık tavır almak olarak yorumlandı. Çin Dışişleri Bakanı şöyle bir deklarasyon yaptı, ‘Tayvan hiçbir zaman bir ülke olmadı; ne geçmişte oldu, ne de gelecekte olacak. Bağımsızlığa doğru atılan her adım, ağır biçimde cezalandırılacaktır.’ Şöyle bir sorun var; Tayvan’da son beş yıla kadar halkın çoğunluğu Çin ile yakınlaşmaya sıcak bakıyordu. Bunu da Hong Kong’a Çin tarafından yapılan vaadin, Tayvan’a da yapılmış olmasıydı. O vaat, ‘bir devlet, iki rejim’ sloganı ile ifade ediliyordu. Hong Kong, Çin’in denetimine geçmesiyle birdenbire buhar oldu, çok ağır baskılara uğradı. Demokrat, önde gelen insanların bir kısmı hapis, bir kısmı yurt dışına kaçmış durumda. Son dönemde kendini Tayvanlı olarak tanımlayan nüfusta da ciddi bir artış var,” bilgilerini verdi.

Bernardo Arévalo

Ahmet İnsel’in ikinci seçim durağı Guatemala oldu. İnsel, “20 Ağustos’ta başkan seçilen Bernardo Arévalo’nun iktidarına karşılık seçimi kaybeden cumhurbaşkanın da desteği ile partiyi lağvetmeye yönelik, yasalara uygun şekilde seçildiğini kabul etmeyen bir dizi girişim yapıldı. Buna karşılık yerli hareketi başladı. Ekim ayından beri yollar bloke edildi, parlamentonun önünde 110 günden bu yana oturma eylemleri yapıldı. En önemlisi de yerli hareketin polisin her türlü provokasyonuna şiddetle karşılık vermeme iradesini göstermesiydi. Hem sol hareketin, hem de yerli hareketin sloganı, ‘Her durumda şiddete başvurmadan mücadeleye devam!’ idi. Bu, sonuçta karşı tarafın, özellikle de başsavcının, bir dizi hukuk sorumlusunun, polisin şiddeti tetiklemek ve bunun karşılığında da şiddeti bahane ederek Arévalo’nun cumhurbaşkanlığı görevine başlamak stratejisini boşa çıkardı. Mecliste yapılması gereken yemin töreni, sağcı milletvekillerinin salona gelmemesi nedeniyle gece yapılabildi. Şiddet karşıtı Arevalo yanlıları sonunda kazandılar,” açıklamasında bulundu.

Ahmet İnsel, Yeni Zelanda’ya dair ise son seçimlerde İşçi Partisi’nin seçimleri ağır bir şekilde kaybettiği hatırlatmasında bulundu. İnsel, “Muhafazakar Parti, diğer aşırı muhafazakar parti ile koalisyon kurdu. Bir önceki dönemde alınan sosyal hakları askıya alma niyetini göstermeye başlayınınca da bu kez yerli halk hareketlendi,” dedi.