İskenderun’da ‘vahşi depolama yöntemi’ tercih ediliyor

-
Aa
+
a
a
a

İskenderun’da enkaz çalışmaları şehir merkezine çok yakın bir alana dökülüyor.

Gezegenin Geleceği: 08 Mart 2023
 

Gezegenin Geleceği: 08 Mart 2023

podcast servisi: iTunes / RSS

Evrensel’den Dilek Omaklılar’ın haberine göre, İskenderun’da enkaz çalışmaları kimi yerde başlarken bu atıklar şehir merkezine çok yakın bir alana dökülüyor. İskenderun T Tipi Cezaevi’nin yakını olan, şehir merkezine ve 1. derecede tarım arazilerine yakın bölgeye atıklar boşaltılıyor. Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Medet Güney, benzeri çalışmanın birçok kentte yapıldığını ve acilen önlemlerin alınması gerektiğini söylerken, “Aslında benzeri hatalar birçok kent de yapıyor. Bunun temel eksikliği de bu afetler ve alt yapıyla ilgili bir çalışmaların olmamasından kaynaklanıyor,” dedi. Bölgede yaklaşık 100 milyon metreküpten fazla inşaat atığı denilen atıkların oluştuğunu söyleyen Güney, “Normalde ne yapılması gerekiyor? Özellikle afet durumlarında bertaraf tesislerinin bulunması gerekiyordu. Maalesef bunlar bulunmadığı için ‘vahşi depolama yöntemi’ tercih ediliyor. Kentin belli bir uzaklığında yer seçilip, atıkların ayrıştırılması gerekiyor. Çünkü bu sadece bir moloz değil, harfiyat atıkları da değil. İçerisinde organik madde, kanserojen madde gibi aklınıza gelebilecek birçok atık bulunmakta,” dedi. 

Eko-Afet Grubu Pazarcık’a heyet gönderiyor

6 Şubat 2023’teki Pazarcık merkezli depremin ardından ekoloji örgütleri tarafından yapılan çağrıyla toplanan Eko-Afet Grubu’nun yaptığı toplantıda, deprem bölgesine bir temsili heyet gönderilmesi kararlaştırıldı. Yapılan görüşmelerin ardından Çevre Mühendisleri Odası, Ekoloji Birliği, İklim Adaleti Koalisyonu, Mezopotamya Ekoloji Hareketi ve Amed Ekoloji Derneği kurumlarından oluşan yedi kişilik bir heyet oluşturuldu. Heyet 15 - 18 Şubat tarihlerinde bölgede sırasıyla Diyarbakır, Adıyaman, Pütürge, Malatya, Elbistan, Nurhak, Narlı, Antep, Antakya, Defne, Samandağ’da görüşmeler ve incelemeler yaptı. Bu rapor, oluşturulan heyetin ilgili tarihlerdeki gözlemlerine ve görüşmelerine dayanmakla birlikte, ekoloji örgütlerinde faaliyet gösteren ve depremin ilk gününden itibaren sahada arama - kurtarma çalışması, fotoğraf ve video çalışması, dağıtım noktalarına destek çalışması, ev, sokak, büyük baş - küçük baş ve kümes hayvanlarının kurtarılması ve beslenmesi çalışması yapan kişilerin ve heyete son gün katılan Türk Tabipler Birliği ve Doğanın Çocukları aktivistlerinin gözlemleri ve aktarımları eklenerek hazırlandı. Raporun tamamına Termiksiz Gelecek web sitesinden erişilebiliyor. 

Sinop Nükleer Güç Santrali davası yeniden görülecek

Kazdağı Doğa ve Kültür Varlıkları Koruma Derneği ve 12 dernek ile 6 davacının Sinop Nükleer Güç Santrali ‘ÇED Olumlu Kararı’nın iptali için açtığı dava, Samsun 2. İdare Mahkemesi’nin aleyhte kararıyla bozuldu. Kararın temyizi için Danıştay’a yapılan başvuru kabul edildi. Samsun 2. İdare Mahkemesi’nin verdiği karar başvurucuların lehine bozuldu. Kazdağı Doğa ve Kültür Varlıkları Koruma Derneği avukatı İsmail Hakkı Atal’ın açıklaması şöyle, “‘Sinop Nükleer Santrali Davası’nda temyiz talebimiz kabul edildi ve tarafsız, bağımsız olması gereken ama Adalet Bakanlığı’na bağlı Samsun 2. İdare Mahkemesi’nin hukuk ve bilimsellikten uzak, ‘akıllara zarar’ ret kararı Danıştay tarafından lehimize bozuldu. En az 43.000 canımızı yitirdikten sonra deprem ülkesi olduğunu hatırladığımız, sürekli sarsılan güzel ülkemizde nükleer santral yapmanın bir akıl tutulması olduğu, yüreklere düşen korkuyla tekrar gözlere görünür oldu. Davayı açarken yaptığımız basın açıklamasında iklim krizi çağında, iklim değişikliğinin depremleri ve doğal afetleri tetiklediği bilimsel olarak ispat edilmiş olup, gezegende hiçbir karasal alanın nükleer santral kurmak ve işletmek için güvenli olmadığını 12 Ekim 2020 tarihinde sessiz bir çığlıkla ortaya koymuştuk.” Dava, Samsun 2. İdare Mahkemesi’nde yeniden görülecek.

Ekoloji örgütleri 126 sayılı Kararname’nin iptalini istedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, deprem bölgelerinin yeniden inşası konusunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na olağanüstü yetkiler verdiği ve her türlü kamusal denetimi, itirazdan men ettiği ‘126 sayılı Kararname’yi çıkarttı. Kararnameye dair açıklama yapan ekoloji örgütleri, kararnamenin iptalini istedi. Yaşanan deprem felaketinin iktidarın rant politikasından kaynaklandığını aktaran ekoloji örgütleri, “Ülkemizin bir deprem bölgesinde yer aldığını biliyoruz. Ülkemizin her il ve ilçe merkezinin imar planlarının olduğunu ve bu imar planları yapılmadan önce planlanacak alanların, yer bilimsel etüt raporlarının hazırlanması gerektiğini biliyoruz. Ülkemizde inşaat ruhsatı alınarak yapılan her bir binanın, oturduğu alanda, inşaat öncesinde zemin ve temel etüdü yapılması gerektiğini biliyoruz. Tüm bu bildiklerimize rağmen doğa olaylarının afete, felakete dönüşmesi bilimsel, ekolojik ilkelere, toplumsal yarara göre değil, kâr ve ranta göre davranılmasının sonucu,” diye belirtti. Ekoloji örgütleri, “Kentlerin inşası ile ilgili yetkileri tek bir elde merkezileştirilerek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na veriliyor. Yürütülen işlemlere itiraz edilemeyecek, sürece halk katılımı hiçbir şekilde sağlanmayacak, yargısal denetim engellenecek, yargı devre dışı bırakılacak. Kurum görüşleri, detaylı analizler gibi planlama çalışmasına altlık olacak veriler olmaksızın yapılan yer seçimleriyle yeni afetlere, felaketlere zemin hazırlanacak. Deprem bölgesindeki tüm illerde orman ve mera alanları herhangi bir engelle karşılaşılmadan yapılaşmaya açılabilecek. Halkın dahil olmadığı, üstten, merkezi bir karar alma süreci ile üretilen tip proje bina yığınları üretilip bir kez daha yıkıma uğrayacak,” görüşü savunuldu.