Şairler

Şairler

15 Kasım 2018
/ José Corréa

Fransız Öpücüğü'nde yeni yayın döneminin ilk programında Dünyaca ünlü şairlerin eserlerinin Fransız müziğine olan yansımalarını inceledik. Programda Paul Verlaine, Jacques Prévert ve Louis Aragon gibi Fransız sanatçıların yanı sıra Yunus Emre ve Nazım Hikmet gibi Türk şairlerin imzasını taşıyan şiirlerden yapılan uyarlamalara da yer verdik.

15 Kasım 2018 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.

Bu haftaki programı, Alain Barrière’in Un poète adlı parçasıyla açtık. Şöyle diyordu sanatçı şarkısında:

Bir şair çok uzun yaşamaz / Tadını çıkarır hayatın yaşamı boyunca / Tüm cephanesini harcar bir anda / Dalgasını geçer ikiyüzlülerle, düzenbazlarla / Bir şair çok uzun yaşamaz

Bir şair ölür kimi zaman / Cenazesine gelen olmaz çok fazla / Yalnız birkaç arkadaş, birkaç akraba / Hükümdarlar habersizdir durumdan / Bir şair ölür kimi zaman

Bir şair çok uzun yaşar / Eğer tersini söyler gibi olduysam bunun / Sebebi değişmesidir kelimelerin / Söylendikleri zamanla birlikte / Bir şair çok, çok uzun yaşar

Barrière’in de belirttiği gibi, program boyunca yer verdiğimiz şairlerin çoğu genç yaşta hayata veda etmiş ama eserleri onların ölümlerinden yüzyıllar sonra bile bizi etkilemeye devam ediyor ve bu sayede onları da ölümsüz konumuna yükseltiyor bir anlamda. Programa oldukça kısa bir süre yaşamalarına rağmen Dünya edebiyatına önemli katkıda bulunmuş iki şairle devam ettik: Paul Verlaine ve Arthur Rimbaud. İkisi oldukça yakın arkadaş aynı zamanda hatta arkadaşlığın da ötesine geçen bir ilişkileri olduğu söylenir. 19. yüzyılın ortasında dünyaya gelen bu iki şairin bazı eserleri, altmışlı yıllarda Léo Ferré tarafından müziğe uyarlanmıştı. Programda bu uyarlamalardan ikisini arka arkaya dinledik. Bunlardan ilk, Rimbaud’nun Les corbeaux, yani Kargalar adlı şiiriydi. Şöyleydi bu şiirin ilk mısraları;

Akşamla susunca çanlar,
soğuk basınca kırları,
tanrım, kutsal kargaları
duanın bittiği anlar
indir göklerden doğaya
kargalar çığlık çığlığa.  

(Çeviri: Erdoğan Alkan)

Arthur Rimbaud, sembolizm akımının temsilcilerinden. Bu eserinde de aslında Paris’in sanat çevrelerinde yaşadığı başarısızlığı, 1870 Fransa-Almanya savaşında, Fransa’nın aldığı yenilgiyle kıyaslıyor Rimbaud. Kargalar da ölümü temsil ediyor şiirde. Dinlediğimiz bir sonraki parça ise modern şiirin kurucularından Paul Verlaine imzasını taşıyor. Verlaine 1888’de yayınladığı Amour adlı derlemede yer vermiş bu eserine. Tutkulu bir aşk yaşadığı ve ona daha yakın olabilmek için 1882 yılının yaz aylarında Boulogne Ormanı yakınlarındaki bir otele yerleştiği ancak kısa süre sonra genç yaşta hayata veda eden Lucien Letinois için yazmış Âme, te souvient-il adlı bu şiiri.

Verlaine ve Rimbaud dışında Charles Baudelaire şiirlerini de müziğe uyarlamıştı Ferré. Baudelaire de tıpkı Verlaine gibi yaşadığı çağda hak ettiği takdiri görmemiş, değeri öldükten sonra anlaşılmış bir şair. Onun bu programda yer vereceğimiz şiiri ise L’Albatros ismini taşıyor. Türkçesi şu şekilde başlıyor bu şiirin:

Sık sık, eğlenmek için, acımasız tayfalar
Yakalar albatrosları, bu muazzam deniz kuşlarını,
Ürkütücü sularda yol alan gemileri izleyen
Yolculukların vurdumduymaz arkadaşları.
 
Gökten inen tasasız, bu utangaç krallar
Güvertelerin üstüne kondukları zaman
Geniş kanatlarını sofuca bırakırlar,
Yorgun kürekler gibi, sular üstünde kayan. (Çeviri: Celal Kabadayı)

Bu şiirde Albatros aslında Baudelaire’in kendisini ya da daha da genellersek toplum içinde şairlerin yerini temsil ediyor. Albatrosun gökyüzündeyken çok görkemli göründüğünü ancak yere indiğinde, gülünç duruma düştüğünü belirtiyor Baudelaire. Bunu, şairlerin kendilerini sıradan insanların üstünde konumlandırmasına ancak insan içine karıştıklarında bir özellikleri kalmamasına benzetiyor. Bir anlamda yaşadığı topluma duyduğu yabancılaşmayı da ifade ediyor sanatçı bu devasa kuşlar üzerinden. 

Marie Noël ya da gerçek adıyla Marie Rouget. 1883’te doğmuş, hayatı gelgitlerle geçmiş bir sanatçı bu. Bir Noel gecesi erkek kardeşini kaybetmesinin ardından soyadını Noël olarak değiştirmiş, o gece Tanrıya olan inancını da sorgulamaya başlamış ve hayatı boyunca bu tarz inanç krizleri yaşamış. Onun bu programda yer verdiğimiz eseri Et je cousais adını taşıyor. Yannis Spanos tarafından 1969’da müziğe uyarlanmıştı bu şiir, ilk olarak Juliette Gréco tarafından seslendirildi ama biz bugün, Fransız müziğinin bir başka önemli kadın yorumcusu olan Catherine Sauvage’dan dinleyeceğiz. Léo Férré ve Serge Gainsbourg yorumlarıyla da tanınıyor Sauvage, aynı zamanda müziğe uyarlanan şiirlerden oluşan albümler de yayınlamıştı sanatçı. 

Paul Eluard tarafından 1942 yılında, Fransa, Alman işgali altındayken yazılan Liberté, Türkçeye Hürriyet ismiyle Orhan Veli Kanık ve Melih Cevdet Anday tarafından çevrilmişti. Zülfü Livaneli ise Ey Özgürlük adıyla müziğe uyarlamıştı bu şiiri. İlk dörtlükleri şu şekildeydi bu eserin. 

Okul defterlerime 
Sırama ağaçlara 
Kumlar karlar üstüne 
Yazarım adını

Okunmuş yapraklara 
Bembeyaz sayfalara 
Taş kan kağıt veya kül 
Yazarım adını

Bu şiir haliyle Fransız sanatçılar tarafından da müziğe uyarlandı. İlk olarak kariyerinin önemli bölümünde şiir uyarlamalarını seslendiren Hélène Martin yorumlamıştı şarkıyı. Yakın dönemde de Les restos du cœur organizasyonu kapsamında düzenlenen Les Enfoirés konserinde birçok Fransız şarkıcı tarafından farklı bir düzenlemeyle seslendirildi. 

Şiirleri müziğe en fazla uyarlanan Fransız şairlerden biri de Jacques Prévert'di. 1977’de hayata veda etmişti bu ünlü şair, eserleri Yves Montand, Juliette Gréco, Mouloudji ve Magali Noël gibi isimlerce seslendirilmişti. Önde gelen Prévert yorumcularından biri de Serge Reggiani’ydi. Reggiani kariyerine bir aktör olarak başlamasının da yardımıyla, şiirlere çok farklı bir anlam katmayı başarıyordu. Bizim bu programda ondan dinleyeceğimiz şarkı ise Barbara. Yves Montand tarafından da seslendirilmişti parça, Türkçesi şu şekilde kısaca: 

Hatırla Barbara / Yağmur yağıyordu Brest’e o gün durmadan / Ve yürüyordun sen gülerek / Yağmurun altında  / Dimdik ve gururlu / Hatırla Barbara
Yağmur yağıyordu Brest’e durmadan / Ve Siam sokağında rastladım sana / Gülümsüyordun / Ben de gülümsedim

Bir saçağın altında bir adam korunuyordu yağmurdan / Ve haykırdı ismini / Barbara / Ve ona doğru koştun sen yağmurun altında / Dimdik ve gururlu / Ve attın kendini onun kollarına / Hatırla Barbara / Unutma / Denize yağan o yağmuru / Mutlu yüzüne yağan / Bu mutlu şehre yağan

Ah Barbara / Ne büyük bir aptallıktır savaş / Ne oldu sana şimdi kim bilir / Bu demir yağmuru altında / Ateş, çelik ve kan yağmuru
Ve seni tutkuyla kollarına saran o adam / Öldü mü, kayıp mı yoksa hala yaşıyor mu 

Ah Barbara / Yağmur yağıyor Brest’e durmadan / Önceden yağdığı gibi
Ama artık aynı değil, yok oldu her şey / Bir yas yağmuru bu yağan korkunç ve üzgün

Bir demir, çelik ve kan fırtınası bile değil  / Sadece bulutlardan gelen 
Can çekişen köpekler gibi / Brest’teki sular boyunca / Yitip giden o köpekler / Ve çürüyecek olan uzakta / Artık hiçbir şey kalmayan, / Brest’ten çok uzakta.

Şarkıları defalarca müziğe uyarlanan isimlerden biri de Louis Aragon. 1897- 1982 yılları arasında yaşayan Aragon’un eserleri başta Léo Ferré olmak üzere Georges Brassens, Georges Chelon ve Jean Ferrat gibi isimlerce müziğe uyarlanmıştı. Il n’y a pas d’amour heureux yani Mutlu Aşk Yoktur ya da Les yeux d’Elsa yani Elsa'nın Gözleri gibi eserleriyle tanınıyor Aragon, şiirlerinde günlük hayatı ve aşkı olduğu kadar politik konuları da ele alıyordu. Bu programda için seçtiğimiz şarkı, aşk temasını işliyor. Bu kez Heureux celui qui meurt d’aimer diyor Aragon, yani Ne Mutlu Sevmekten Ölene. Şarkı Jean Ferrat tarafından 1966’da müziğe uyarlanmıştı.

Yirminci yüzyıl Fransız şiirinin önde gelen isimlerinden biri de Bernard Dimey. 1931-1981 yılları arasında yaşamış Dimey. Şiirleri altmışlı yıllardan itibaren müziğe uyarlanmaya başlamış ve Yves Montand, Henri Salvador, Juliette Gréco ve Mouloudji gibi isimlerce seslendirilmiş. Seksenli yıllarda Charles Aznavour da onun eserlerini yorumladığı bir albüm yayınlamıştı. Biz bu programda onun, Mouloudji tarafından seslendirilen bir eserini dinledik. A dix sept ans yani On yedi yaşındayken isimli bu şiir geçen hafta hayata veda eden ünlü besteci Francis Lai tarafından müziğe uyarlanmıştı. Francis Lai’yi de Un homme et une femme ve Love story gibi unutulmaz film müzikleriyle tanıyoruz.

Günümüz Fransız pop müziğinin en önemli isimlerinden biri olan Pascal Obispo, 2016 yılında, on dokuzuncu yüzyılda yaşayan kadın şair Marceline Desbordes-Valmore’un eserlerini müziğe uyarladığı "Billet de femmes" adlı bir albüm yayınlamıştı. Desbordes-Valmore, Rimbaud ve de özellikle Verlaine gibi modern şiirin kurucularının öncüsü olarak görülüyor. Louis Aragon, Marie Noël ve Cecile Sauvage gibi şairler için de ilham kaynağı olmuş aynı zamanda.  Programda onun Je ne sais plus, je ne veux plus adlı şiirinin müziğe uyarlanmış halini dinledik. 1830 yılına ait Romances adlı derlemede yer alıyordu bu eser. 

Fransız müzisyenler tarafından müziğe uyarlanan şiirler arasında sadece Fransız şairlerin eserleri yoktu. Pablo Neruda, Julos Beaucarne ve Nazım Hikmet gibi farklı ülkelerden şairlerin kaleme aldığı şiirler de Fransız müzisyenlerin repertuarında yer almıştı. Bunlardan biri de bizden bir şaire ya da daha doğrusu bir halk ozanına aitti. Anadolu kültürünü derinden etkileyen Yunus Emre’nin imzasını taşıyan Bir Kez Gönül Yıktın ise adlı şiir, yaklaşık yedi yüz yıl sonra, 1996’da Georges Moustaki tarafından As-tu brisé un cœur adıyla müziğe uyarlanmıştı. Parçaya ney ile yapılan yaklaşık yarım dakikalık giriş de o dönemin mistik atmosferine götürüyordu dinleyenleri. 

Fransız müzisyenler tarafından eserleri en çok müziğe uyarlanan Türk şairlerden biri de Nazım Hikmet’ti. Geçmiş dönemde Yves Montand ve Hélène Martin gibi sanatçılar onun eserlerinden uyarlanan şarkıları seslendirmişti. 2013 yılında bu kez Bernard Lavilliers, ünlü Nazım Hikmet şiirlerinden Akrep Gibisin Kardeşim’in farklı bir versiyonu olan Scorpion'u yayınladı, hatta sanatçının "Baron Samedi" adlı albümünün ilk single’ıydı bu parça aynı zamanda. Bu şiirin ilk mısralarını hatırlamak gerekirse:

Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.

diyordu Nazım Hikmet. 

Playlist:
Şarkıcı / YorumcuParça AdıAlbüm AdıSüre
Alain Barrière
Un poète
La Légende
3:30
Léo Ferré
Les Corbeaux
Les Poètes: Verlaine & Rimbaud
2:19
Léo Ferré
Âme, te souvient-il
Les Poètes: Verlaine & Rimbaud
2:43
Léo Ferré
L'Albatros
Les Poètes: Baudelaire
2:22
Catherine Sauvage
Et je cousais
Chansons d'amour et de tendresse
1:54
Hélène Martin & Les Enfoirés
Liberté
Abécédaire des poètes & Au rendez-vous des Enfoirés
3:00
Serge Reggiani
Barbara
Pour vous
3:25
Jean Ferrat
Heureux celui qui meurt d'aimer
Les années Barclay: Vol.3
3:01
Mouloudji
A dix-sept ans
Les années Mercury 1959-1960
2:11
Pascal Obispo
Je ne sais plus, je ne veux plus
Billet de femme, le concert symphonique
3:21
Georges Moustaki
As-tu brisé un cœur
Tout reste à dire
3:13
Bernard Lavilliers
Scorpion
Baron Samedi
3:58
Kategori: