Fransa ve Almanya, IMF'nin yaptırım gücüne güvendi

-
Aa
+
a
a
a

3 Mayıs 2010Referans Gazetesi

Darmstadt'ta (Almanya) şehir içindeki yollar o kadar bozulmuş ki, Çavuşesku rejiminin çöküşü dönemiyle ilgili bir filmi çekmek isteyenler Romanya'ya gidip o dönemin kötü altyapısını yansıtacak bir yer arama zahmetine girmemişler. Filmin dış sahneleri Darmstadt'ta çekilmiş. Üstelik diğer pek çok Alman şehirlerinde de durum daha parlak değilmiş. Bunu gören/duyan Almanların, Yunanistan'a destek verilmesi fikrine sempatiyle bakmamalarında şaşacak bir şey yok.
Benzer kaygılar herhalde diğer ülkeler için de geçerlidir. Böyle olunca da Yunanistan'a destek verilmesi konusunda Avrupa Para Birliği (EMU) ülkelerinin davranışlarının açıklanması, daha çok siyasal iktisadın alanına giriyor.
EMU, belli bir amaç için bir araya gelmiş ülkelerin kurduğu bir koalisyon olarak düşünülebilir. Bu koalisyonun her üyesi ortak amacın gerçekleşmesi için belli yükümlülükler altına giriyorlar. Bu ortak amaç da biraz abartılı bir basitleştirmeyle, euronun istikrarının korunması biçiminde özetlenebilir. İstikrarlı euro, bu ülkelerin hepsinin beraberce yararlanabilecekleri bir olanak sağlıyor. EMU üyeleri için bunu kaybetmenin maliyeti çok yüksek. EMU üyelerinin bu ortak amacın gerçekleşmesi için yapmaları gerekenlerin başında kendi ekonomilerinin istikrarını korumak geliyor. Yunanistan bunu başaramadı. Bazı diğer EMU üyelerinde de aynı sorunun yaşanabileceği kaygısı da giderek artıyor.
 
EMU ve Yunanistan
Yunanistan krizi euronun istikrarına yönelik ciddi bir tehdit. Bunun giderilmesi için Yunanistan'ın bu krizden çıkması gerekiyor. Bunun için Yunanistan'ın bir ek gayret göstererek çok sıkı bir zorunlu tasarruf programını yürürlüğe koyup alacaklılarını ikna etmesi gerekiyor. Bu tür programların toplumsal maliyeti ise çok yüksek olabiliyor. Bu da Yunanistan'ın böyle bir programı yürütememesi tehlikesini gündeme getiriyor. Yunanistan'ın bu duruma düşmesi, sadece kendisine zarar vermeyecek, tekrar euronun istikrarını tehdit edecek. Bu nedenle ortada sadece Yunanistan'ı değil, EMU ülkelerini de ilgilendiren bir sorun var.
EMU ülkeleri açısından bakıldığında, akla iki çözüm geliyor. Bunlardan ilki, EMU'nun Yunanistan dışındaki 15 üyesinin yeni bir para birliği kurmaları. İlk bakışta, böyle bir çözüm akılcı gibi görünüyor. Yunanistan'ı kaybetmek koalisyonun iktisadi gücünü o kadar zayıflatmaz. Çünkü, Yunanistan ekonomisinin EMU ülkelerinin toplam GSYH'si içindeki payı sadece yüzde 2,7. Buna karşılık, EMU ülkeleri Yunanistan krizinin yükünü paylaşma mecburiyetinden kurtulurlar. Ancak, bu durumda yeni koalisyon fiilen, "Sorun yaşayan ülke atılır" ilkesi üzerine kurulmuş olacak. Böyle bir koalisyona da hiç kimse, hele Portekiz ve İspanya gibi, Yunanistan kadar olmasa da sorun yaşayan ülkeler girmek istemez. Böyle bir koalisyon kurulamaz. O halde, Yunanistan'ın EMU'dan çıkarılması biçiminde bir seçenek yok!
İkinci seçenek ise Yunanistan'ı, önümüzdeki dönemde zorunlu tasarruf programını uygulamaya ikna edecek bir yöntem bulunması. Bunun bir yolu, Yunanistan'a sonuç verecek gayretini artırmayı sağlayacak bir "yan ödeme" yapılması. "Yan ödeme", oyun kuramında kullanılan teknik bir deyim. Oyunculardan birisinin ya da birkaçının diğerlerine bir ödeme yaparak onları oyunun kurallarına uygun oynamaya ikna etmeleri anlamına geliyor. EMU'nun diğer üyelerinin Yunanistan'a yüklü miktarda kredi açma kararı, bu anlamda bir yan ödemedir. Çünkü bu destek, bir yandan Yunanistan'ın alacağı önlemlerin maliyetini düşürürken, öte yandan da ülkenin kendisini toparlaması için gerekli zamanı kazandırıyor. Yunanistan'ın ileride bunu faiziyle birlikte geri ödeyecek olması durumu değiştirmiyor.
Yunanistan buna rağmen bu ek gayreti gösteremezse ne olur? Akla gelebilecek bir yol, EMU'nun diğer üyelerinin diğerkâm (alturistic) davranışı benimseyerek Yunanistan'a daha da hoşgörülü davranmaları. Ancak, yapılan çalışmalar bu davranışın beklenen sonucu vermeyeceğini gösteriyor. Buna karşılık, ne kadar gayret gösterilirse o kadar destek verilmesi yaklaşımı amaca ulaşmakta çok daha etkin olabiliyor. Yunanistan örneğine dönersek, EMU'nun diğer üyeleri diğerkam davranırlarsa, isteyerek olmasa bile, Yunanistan'ın toplumsal maliyeti yüksek önlemleri almaktan kaçınmasını özendirmiş olacaklar. Buna karşılık, Yunanistan'a verecekleri desteği sıkı bir biçimde bu ülkenin kendi gayretinin sonucuna bağlarlarsa amaca ulaşma olasılığı yükselecektir.
 
IMF'ye neden gerek var
EMU'nun diğer üyeleri verecekleri desteği Yunanistan'ın gayretinin sonucuna bağlayabilirler mi? Bu öneri, özellikle Almanya tarafından açıkça ortaya konuldu bile. Açık olmayan, EMU ülkelerinin böyle bir tavrı sonuna kadar götürüp götüremeyecekleri. Yunanistan'ın sıkıştığı bir anda "Şimdilik siz biraz daha destek verin" dediğini düşünelim. Yukarıda da belirtildiği üzere, EMU üyelerinin buna "evet" demeleri durumunda amaca ulaşılamayacaktır. EMU, bu öneriyi reddederse ne olur? Bu soruya yanıt verebilmek için EMU'nun nasıl bir koalisyon olduğuna bakmak gerek. EMU koalisyonunda iki çok güçlü oyuncu var. Bunlar Almanya ve Fransa. EMU bu ülkelerden herhangi birisinin istediğini reddedemez, bunlardan birisinin istemediğini de yapamaz. Yunanistan kamuoyu, özellikle kendileri açısından olumsuz olarak değerlendirdikleri bir kararı bu iki ülkeden birisi ya da ikisinin isteği olarak algılayacak ya da algılamayı seçecektir. Bu durumda da Yunanistan ile bu iki ülkeden hangisi öne çıkıyorsa (şu anda görünen Almanya) onunla arasında bir siyasal tatsızlık ortaya çıkacaktır. Bunu her iki ülke de istemeyecektir. Demek ki bu sorun EMU koalisyonu içinde çözülemez.
İşte IMF burada devreye giriyor. IMF, Yunanistan'ın da üye olduğu bir başka koalisyon. Üstelik, pek beğenilmese de bu tür konularda deneyimi olan tek uluslararası kuruluş. Öte yandan burada ilişkiler, EMU'ya oranla çok daha anonim. Bir ülkenin, IMF'nin kararlarını etkilemesi olasılığı son gelişmelerle iyice düştü. [Bu gücü olan ve kullandığı gerekçesiyle eleştirilen ülke ABD idi.] Böyle olduğu için de IMF'nin, Yunanistan'ın tarafları tatmin eden bir programı uygulamasını sağlayacak etkin yaptırım gücü var. Almanya'nın baştan itibaren, Fransa'nın da biraz düşündükten sonra IMF'yi işin içine çekmeye karar vermelerinin nedeni de bu. Bu durumda akla bir soru daha geliyor. EMU ülkeleri, neden bütün sorumluluğu IMF'ye bırakmadılar? Yunanistan'a verecekleri doğrudan destek yerine IMF gibi mali piyasalarda itibarı yüksek bir uluslararası kuruluşa borç verirler, bu işin içinden çıkabilirlerdi. Bunu yapmamalarının temel nedeni, Yunanistan'ın EMU üyesi olması nedeniyle uygulayacağı programın da euronun istikrarını etkileyebilmesi. EMU ülkeleri, bu nedenle, programın euronun istikrarını bozmayacak biçimde tasarlanması ve uygulanmasında söz sahibi olmak istediler.