Barış vasiyeti

Barış vasiyeti

15 Ekim 2007

13 Ekim 2007Derya Sazak

Mehmed Uzun'u kaybettik. 'Barış sadece ölümsüz bir eser değil, insan aklının yarattığı en önemli erdemli iştir' diyen bir aydın, modern Kürt romanının kurucusu sayılan bir edebiyatçıydı. İsveç'teki sürgün yıllarında Kürt edebiyatı üzerinde çalışarak 'yasaklı dilden' onlarca roman yazmıştı. Güneydoğu'da şiddetin yeniden tırmanmaya başladığı dönemde hiç vazgeçmediği barışçı söylemi nedeniyle PKK'nın da hedefi haline geldiği öne sürüldü; uzun yıllar boğuştuğu davaların ardından kansere yakalandı ve 'Beni Diyarbakır iyileştirir' diyerek tedavi için Türkiye'ye döndü. Gelecekten umutluydu:"Ben Mezopotamya'nın kutsal gücüne hep inandım. Bunu romanlarımda anlattım. Ölüm döşeğindeyken Diyarbakır'a gelişimin bir sebebi de buydu. Bu toprakların şiddetin, çatışmanın, geri kalmışlığın mekânı haline gelmesi beni çok üzüyor. Mezopotamya'nın tekrar eski işlevine dönebileceğine inanıyorum. Bunun için demokrasi gerekli, ciddi reformlar ve uygar bir yaşam tarzı gerekli. Bu topraklar tarihte ilk uygarlıkların, bütün yaratıcı eylemlerin, düşüncelerin oluştuğu yerdir. Dillerin, dinlerin, kimliklerin, kültürlerin birlikte yaşadığı yerdir. Mezopotamya sabrın ve mucizelerin mekânıdır." Radikal'deki son röportajında, "Devlet birazcık demokrasi, hak, hukuk özgürlük kanallarını açarsa, PKK dağdan inecek. Ve bu iş çözülecek" umudunu dile getirmişti, Mehmed Uzun. Terörü bitirecek formülü bulmuş gibiydi: "Türkiye Kürt sorununu çözmüyor. Çözmediği sürece başkası gelir bunu kullanır. Kürtler, kendisine şiddeti kim öneriyorsa ona kuşkuyla bakmalı. Şiddet, Türkiye'yi demokratikleşmeden uzaklaştırıyor, derin devleti, otoriter güçleri, milliyetçiliği güçlendiriyor. ... Biraz kanallar açılırsa PKK sorunu bitecek. Böylece dağdan iner ve kendisini değiştirir, sivil hayata adapte olmaya çalışır. Bunun için Türkiye'yi demokratikleştirecek, cesur adımlar atacak devlet adamlarına çok ihtiyaç var. Türkiye'deki seçkinler, iktidar güçleri, 80 yıldır Kürtlerin ruh halini hiç anlayamadılar. Askerin son muhtırasında, 'Ne mutlu Türküm demek zorundasınız. Bunu söylemeyen bizim düşmanımızdır' deniyor. Dağdaki çoban bile bir yurda, bir kültür mirasına, binlerce yıllık tarihe ve bir dile sahip olduğunu bilir."Acıyla girdiğimiz bayramda 'barışın erdemi' üzerinde düşünmeliyiz. Yoksul Anadolu çocuklarının Gabar dağlarındaki trajedisinden sonra artık kan dökülmesin istiyoruz. Mehmed Uzun'un vasiyetini sahiplenelim:Şiddet son bulsun! [email protected]

http://www.milliyet.com.tr/2007/10/13/yazar/sazak.html

Kategori: