Şüphe tacirleri: Bilim ve Para

Şüphe tacirleri: Bilim ve Para

06 Şubat 2019
Fotoğraf: Reuters

Açık Bilinç’te bilimin güç ve parayla ilişkisinde karanlık yönleri konuşmaya devam ediyoruz.

Açık Bilinç podcast servisi: iTunes / RSS

Şüphe taciri bilimciler kimler, işlevleri ne?

Küresel kapitalizmin güdümündeki ilaç şirketleri ve Oxycontin krizi.

Açık Bilinç’te bilimin güç ve parayla ilişkisinde karanlık yönleri konuşmaya devam ediyoruz.,

— / —

Geçen hafta, 'Bilimin Karanlık Yüzü' serisinin ilk programında, siyasi güce yaslanarak yükselmiş ve insanlık suçu içeren korkunç tıbbi deneyler yapmış olan Nazi döneminin 'ölüm meleği' Dr. Josef Mengele'den söz etmiştik.

— / —

Bilimin ve akademinin kötüye kullanılması, siyasetin yanı sıra, finansal güçlerin güdümünde de gerçekleşebiliyor. 

Bu hafta, ABD'de yaşanmakta ve dünyaya yayılmakta olan, bağımlılık yapan ağrı kesici Oxycontin krizini ve perde arkasındaki milyarder Sackler ailesini ele alacağız.

— / —

Fakat önce geçen haftaki tartışmaya ilişkin bir parantez açalım.

Tarihte savaş esirleri veya siyasi tutsaklar üzerinde Mengele gibi korkunç deneyler yapmış insanlık suçlusu doktorlara, başka ülkelerde de rastlanıyor.

Bir örnek, Nazi döneminin Avusturya'lı doktoru Heinrich Gross.

2. Dünya Savaşı sırasında tıbbi deneyleriyle pek çok çocuğun ölümüne sebep olmuş olan Gross, savaş sonrasında hakkında açılan davalarda aklanmayı başarıyor, ve ancak ölümünden iki yıl önce ünvanları elinden alınana kadar (2003) saygı gören bir hayat sürüyor.

Heinrich Gross'un ürpertici hikayesini, Ömer Madra yaklaşık 20 yıl önce (artık yayımda olmayan) Yeni BinYıl gazetesinde yazmış.

12 Eylül darbesi sürecindeki faaliyetleri sorgulanırken, adı resmi soruşturmalarda geçen ve 'Türkiye'nin Mengele'si' olarak nitelenen nörolog Prof. Turan İtil'in hikayesi...

— / —

İnsanlık suçu işlemiş bir doktor, fırsatçılıkla yükselmiş bir bilimci, alanında başarılı olduysa, ona iyi bir bilim insanı denebilir mi?

Bir bilimsel araştırmanın getirdiği faydalı sonuçlar, kullanılan her yöntemi meşru kılar mı?

Bu bilim etiği sorularını haftaya ele alacağız.

— / —

Şimdi, günümüzde yaşanan bir krize dönelim: Bağimlılık yapma gücü çok yüksek olan ama ABD'de yıllardır en çok kullanılan ağrı kesici -Oxycontin adıyla pazarlanan- oxycodone maddesi.

Oxycontin, Purdue Pharma isimi dev ilaç şirketi tarafından ilk kez 1995'te ABD'de piyasaya sunuluyor. 

Kanserden diş ağrısına kadar her derde deva mucize bir ağrı kesici olarak yüksek bütçeli reklam kampanyalarıyla pazarlanmaya başlıyor.

Purdue Pharma şirketinin sahibi, multi-milyarder Sackler ailesi. İsimlerini, yaptıkları bağışlar sayesinde, Metropolitan Müzesi'nden Yale Üniv.'ne kadar pek çok elit kurumda görmek mümkün. 

2014 senesinde yenilenerek açılan Harvard Üniv. sanat müzesinde de Sackler ismi var.

— / —

Sackler ailesi uzun süredir ilaç (biyo-farma) sektöründe, fakat en büyük karlarını, ABD'de bir tür 'best-seller' düzeyine ulaşan Oxycontin isimli ağrı kesici sayesinde elde ediyorlar.

Yalnızca Oxycontin'in satışlarının 35 milyar doları aşmış olduğu söyleniyor.

Fakat, şöyle ciddi bir sorun var: Oxycontin, bağımlılık oluşturma gücü çok yüksek bir ilaç ve bu ilacın bağımlısı olanlar, kolayca kurtulamıyorlar. 

Yani, ağrı kesici kullanayım derken süreyi uzatırsanız, kendinizi kolay kolay kurtaramayacağınız bir bağımlılığın pençesinde bulabiliyorsunuz. Hatta, pek çok Oxycontin bağımlısı giderek eroin kullanıcısı haline geliyor.

Oxycontin'in bağımlılık riski yüksek bir ilaç olduğu, piyasaya çıktığı 1995'i izleyen birkaç yıl içinde tıp dünyasının dikkatini çekiyor.

İstatistiklerin tutulmaya başlandığı 1999'dan bu yana, yaklaşık 200bin kişinin Oxytoxin ilintili aşırı dozdan öldüğü belgelenmiş durumda.

Oxycontin bağımlılığının ölüme götürdüğü insanlardan birisi, günümüz sinemasının en etkileyici aktörlerinden biriyken 47 yaşında hayata veda eden Philip Seymour Hoffman.

— / —

Purdue Pharma şirketinin ve Sackler ailesinin, Oxycontin'in öldürücü bağımlılık etkisinden haberi var mı? 

Evet, var. Hatta, yaptırdıkları araştırmalar sonucunda herkesten daha önce haberleri olmuş.

Peki, ne yapmışlar? Bu olgunun üzerini kapatmaya ve yeni reklam kampanyalarıyla satışları arttırmaya çalışmışlar.

— / —

İşte en başta söz ettiğim 'şüphe tacirleri' tam bu noktada devreye giriyor.

Hayatlarını, sigara ve ilaç endüstrisinin büyük şirketlerine hizmet ederek para kazanmaya adamış kimi 'bilim insanları', medyada boy gösterip Oxycontin'in korkulacak bir ilaç olmadığını anlatıyorlar.

Oysa, televizyondaki reklamların ötesinde biraz araştırma yapan herkesin görebileceği gibi, Oxycontin'in bağımlılık etkileri epey zamandır akademik yayınlarda boy gösteriyor, şüphe tacirlerini yalanlayan makaleler yayımlanıyor

ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü'nün istatistikleri de, Oxycontin ve benzeri maddeler, ve buna bağlı olduğu düşünülen eroin bağımlılığına bağlı ölümlerde gözle görülür büyük bir artış olduğunu ortaya koyuyor. 

[Opioid ağrı kesicilerde ölüm oranı - 1999: 5bin altı, 2013: 15bin üstü.]

— / —

Şimdi multi-milyarder Sackler ailesinin yönettiği Purdue Pharma şirketinin, Oxycontin krizi karşısında, satışların azalmasını önlemek ve kazandıkları parayı düşürmemek için  ne tür karşı-manevralar yaptığına kısaca bakalım.

Purdue Pharma 2007 yılında köşeye sıkıştıkları bir davada, Oxycontin ile ilgili olguları şüphe taciri 'bilim insanları' aracılığıyla tahrif ettiğini kabul edip, 600 milyon dolar ceza ödemeyi kabul ediyor ve ilaç reklamlarında (büyük ölçüde kozmetik) değişikliklere gidiyor.

Fakat, aynı zamanda, Oxycontin reçetesi yazan doktorların, diğer doktor arkadaşlarına bu ilacı tavsiye edecekleri yemek davetlerinin masrafını karşıladığı bütçeyi arttırıyor.

Yani, doktorsunuz, bir başka doktor arkadaşınızı pahalı bir yemeğe götürdünüz ve hastalarına Oxycontin reçetesi yazmasını tavsiye ettiniz. Yemeğin parasını Purdue Pharma şirketinden tahsil edebiliyorsunuz.

Şirketin bu yemeklere ayırdığı bütçe ne kadar? Yıllık 9 milyon dolar!

Purdue Pharma şirketi, diğer yandan, Oxycontin'in aynı aspirin gibi reçetesiz satılması yönünde siyaset dünyasında lobi faaliyetleri yaptırıyor.

Ailenin doktor üyelerinden Richard Sackler, şirket içinde bir e-posta mesajında, "Bu bizim satışlarımızı patlatır" diyor.

Yine şirket içi yazışmalarda görülüyor ki, Purdue Pharma, Oxycontin satışlarını bu kez gelişmekte olan Latin Amerika ve Uzakdoğu ülkelerinde arttırmak için büyük bir reklam kampanyasına başlamış durumda.

Son olarak, Purdue Pharma şirketinin yeni bir ilaç için patent başvurusu yaptığı kayıtlara geçmiş.

İlacın işlevi: Oxycontin bağımlılarını bu bağımlılıktan kurtarmak.

Şaka gibi, ama gerçek.

— / —

Peki, Oxycontin'in öldürücü bağımlılık etkilerinin bilinmesi ve buna rağmen satışları arttırma çabalarıyla ilgili şirket içi gizli bilgilere nasıl ulaşıyoruz?

Massachusetts eyaleti başsavcısının, Purdue Pharma şirketi ve Sackler ailesine açmış olduğu yeni dava sayesinde.

Halihazırda ABD'de pek çok eyalet, Massachusetts eyaletinin başını çektiği hukuksal mücadelede, Purdue Pharma şirketine dava açmış durumda.

Bu davalar sonucu Oxycontin ilacının yasaklanacağı düşünülebilir fakat, ne yazık ki, kimse Sackler ailesinin bir ceza alacağını öngörmüyor.

Oxycontin ABD'de yasaklansa da, büyük ihtimalle, Oxycontin'in türevleri ABD dışı ülkelerde başka insanları zehirlemeye devam edecek.

Kariyerlerini şüphe tacirliği üzerine kurmuş 'bilim insanları' da başka şirketler için başka yalanlar üreterek yollarına devam edecekler.

— / —

New Yorker dergisinde, Oxycontin ve Sackler ailesinin hikayesini anlatan kapsamlı ve güzel bir yazı var. 'Bir Ağrı İmparatorluğu Kuran Aile' (İngilizce).

İlaç şirketlerinden sigara ve işlenmiş şeker üreticisi şirketlerin 'bilimci' sözcülerinden iklim değişikliği inkarcılarına kadar, bilim etiğine gölge düşüren insanların hikayesini, N. Oreskes & E. Conway'in (belgeseli de çekilmiş olan) 'Şüphe Tacirleri' kitabında okuyabilirsiniz.

— / —

Haftaya, 'Bilimin Karanlık Yüzü' serisinin son programında, 20. yüzyılın en önemli felsefecilerinden sayılan Martin Heidegger'in siyasi güçle olan ilişkisini konu edeceğiz, ve bilimsel ve akademik hayatla ilgili etik soruları ele alacağız.

Açık Bilinç'i Salı sabahları 9:30'da dinleyebilir, podcast arşivine buradan ulaşabilirsiniz.