Seçime doğru: Hayal kırıklığı seçmen davranışını nasıl etkiliyor?

Seçime doğru: Hayal kırıklığı seçmen davranışını nasıl etkiliyor?

20 Mart 2019

 

Ülkemizde son yıllarda seçimler, neredeyse kesintisiz bir seçim hali sürekliliği arz edecek kadar yüksek sıklıkta gerçekleşti. Bu ay sonunda sandık başına hangi duygularla gidiyor olacağız? 

Açık Bilinç podcast servisi: iTunes / RSS

Bu haftaki programda önce Açık Radyo’nun epeydir takip etmekte olduğu gençlik iklim protestolarının, geçen cuma Boston'da gerçekleşen toplantısından söz etmek istiyorum.

İzlenimlerimi, fotoğraflarla birlikte kısaca aktarmıştım.

— / —

Ardından, ABD'de geçen hafta ortaya çıkan üniversite başvurularıyla ilgili skandala değineceğim. 

Bazı öğrenciler, aralarında Yale, Stanford gibi önemli üniversitelerin olduğu okullardan  sahte başvurularla nasıl kabul aldılar?

ABD'deki üniversite giriş sahtekarlığını anlamak için, kabul başvurularının her okulda nasıl değerlendirildiğini ve spor burslarının nasıl rüşvete açık bir 'arka kapı' yarattığını anlamak gerek. 

Bu konuda kısa bir özet aktarmaya çalışacağım.

— / —

Son olarak, yaklaşmakta olan yerel seçimlere yönelik olarak, siyaset psikolojisinde hayal kırıklığı ve pişmanlık duygularının, seçmen davranışını nasıl etkilediğine dair birkaç çalışmaya değineceğim.

— / —

Hayal kırıklığı ve pişmanlık, birbiriyle ilintili iki duygu. Karar vermede önemli rol oynayan 'bilişsel duygular' arasında yer alıyor. 

Seçmen psikolojisinden beyin bilimlerine kadar pek çok alanda, hayal kırıklığı ve pişmanlık duygularını karşılaştıran çalışmalar var.

'Bilişsel duygular' ile kastedilen, ancak belli durumları değerlendirme (örneğin, beklentilerin karşılanmaması) sonucunda ortaya çıkan duygular.

Bu anlamda, doğada yaygın bir zihinsel durumdan ziyade, insanlar gibi bilişsel kapasitesi yüksek canlılara özgü olduğu öne sürülüyor.

Genel kabul gören duygular kuramına göre, pek çok canlıda ortak olan en temel duygular, şunlar: 

Kızgınlık

Korku

Tiksinti

Şaşırma

Mutluluk

Üzüntü

[Fotoğraf, psikolog Paul Ekman'ın yüz algısı ve duygular çalışmalarına ait.]

Fakat, aynı görüşe göre, insanlarda anlık tepkilerden ziyade karmaşık kararlar gerektiren durumlarda, temel duygular değil, bilişsel duygular rol oynuyor.

Seçmen davranışı konusunda da asıl bilişsel duyguların öne çıktığı iddia ediliyor.

— / —

Hayal kırıklığı ve pişmanlık duyguları arasında nasıl bir bağlantı var? 

Bu iki duygunun da beyindeki ortak mekanizmaların faaliyetiyle ortaya çıktığı görülüyor. Fakat pişmanlık, hayal kırıklığına göre daha geniş bir nöral şebeke ve daha şiddetli bir aktivasyon gerektiriyor.

Hayal kırıklığı, daha ziyade dışa (başkalarıyla ilgili beklentilerimize), pişmanlık ise içe (kendi yaptıklarımız ve yapamadıklarımıza) yönelik duygular.

Her pişmanlık içinde bir tür hayal kırıklığı barındırıyor olabilir ama her hayal kırıklığı illa bir pişmanlık içermiyor.

Roma Üniversitesi kaynaklı bir çalışma, hayal kırıklığı ve pişmanlık duygularında kültürlerarası farkları incelemiş.

İtalyanca'da bu ruh hallerini betimleyen, diğer dillere göre daha çok sayıda terim olduğunu iddia ediyorlar. İtalyan kültürü hakkında ilginç bir tez.

Şöyle ilginç bir veri daha var. Pişmanlık, sosyal davranışlarda insanları daha cömert olmaya iterken, hayal kırıklığı daha anti-sosyal davranışlara yöneltiyor.

Bunda, hayal kırıklığı / pişmanlık arasındaki dışa/içe yönelik duygular olması farkının rolü olabilir.

— / —

Ülkemizde son yıllarda seçimler, neredeyse kesintisiz bir seçim hali sürekliliği arz edecek kadar yüksek sıklıkta gerçekleşti.

Bu ay sonunda sandık başına hangi duygularla gidiyor olacağız? Yaygın şekilde kendini gösteren hayal kırıklığı, seçmen davranışını nasıl etkileyebilir?

Önümüzdeki iki hafta boyunca, yerel seçimlerin öncesi ve hemen sonrasında, seçmen davranışı konusunu farklı yönleriyle ele almaya çalışacağız.

Fakat, seçimler sorusuyla ilintili olarak, felsefeci Jean Paul Sartre'ın özgürlük konusunda söylediklerini hatırlamakta fayda olabilir.

Fransa'da Varoluşcu Felsefe'nin kurucu ismi olan Sartre, özgür irade konusunda asıl meselenin seçme özgürlüğümüz olması değil, seçmeme özgürlüğümüzün olmaması olduğunu söyler.

"İnsan, özgürlüğe mahkumdur, çünkü yaptığı (veya yapmamayı seçtiği) her şeyden sorumludur."

Yani, seçmen mutsuzluğu bir yana, oy versek de, vermemeyi seçsek de, yaptığımızın seçim sonuçlarına bir etkisi olacak.

Sartre'ın 'özgürlüğe mahkumiyet' dediği durum tam da bu. Seçimler konusunda, sonuca etkisi olmayan bitaraf bir konumda durmamız mümkün değil.

— / —

Haftaya, Boğaziçi Üniversitesi'nden siyaset bilimci Prof. Hakan Yılmaz ile Türkiye’de sağ-sol değerler ekseninde siyasal anlam çerçevelerini konuşacağız ve seçimler öncesinde genel bir değerlendirme yapmaya çalışacağız.

Açık Bilinç'i Salı sabahları 9:30'da dinleyebilir, podcast arşivine ulaşabilirsiniz