Oya Baydar

12 Ağustos 2017

Bu satırları, Cumhuriyet gazetesinde Nuray Mert’in yazılarına son verilmesi üzerine yazıyorum. Nuray Mert’in, evrim konusunda olsun müftülük nikahı konusunda olsun, görüşlerine katılmıyorum. Aynı gazetede görüşlerine, üsluplarına hiç mi hiç katılmadığım başka yazarlar da var. Böyle bir çeşitliliğin okur açısından olduğu kadar gazete yönetimi açısından da zenginlik olduğunu düşünüyorum. 

24 Temmuz 2017

Bu satırları, geç de olsa Cumhurbaşkanlığı’ndan bölücü değil birleştirici bir açıklama, bir düzeltme gelmesi beklentisiyle yazıyorum. Bizler ülkemizi, Cumhurbaşkanı da dahil, 80 milyonun yurdu olarak biliyoruz. 

07 Temmuz 2017

Tarihe geçecek bu uzun yürüyüş 9 Temmuz’da Maltepe’de sona mı erecek yoksa asıl o gün mü başlayacak? Sadece Kılıçdaroğlu’nun, CHP’nin değil hepimizin yakın gelecekteki kaderini bu soruya verilecek cevap belirleyecek.

03 Temmuz 2017

Öyle sözcükler, öyle kavramlar vardır ki, binlerce yıllık insanlık tarihinde, bütün inançlarda, dinlerde ve toplumlarda tartışılmaz bir değer kazanmıştır. Adalet kavramının bunların başında geldiğini düşünüyorum. Gücü ellerinde tutanlar: muktedirler, peygamberler, hükümdarlar, mîrler, beyler, vb., tarihte adalet ölçüsüne vurularak değerlendirilir, devletler de öyle.

21 Haziran 2017

Kılıçdaroğlu başlatmış da olsa, adalet arayışı Kılıçdaroğlu’nu da, CHP’yi de aşar. Sadece toplumun “hayırcı” yarısının değil, AKP’liler dahil 80 milyonun ortak ihtiyacı, ortak talebidir.

19 Haziran 2017

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu adalet yürüyüşünün herkes için olduğunu söyledi yürüyüşü başlatırken. Bunca mağduriyetin, bunca adaletsizliğin yaşandığı ülkemizde adalet talebini paylaşan herkes, her siyaset, her kesim yürüyüşe  destek vermeli, desteğini görünür kılmalıdır ki kitleler de seferber olup adalet istemi etrafında kenetlensinler.

16 Mayıs 2017

Siz: Nuriye Gülman ve Semih Özakça, siz orada; gören gözlerin, duyan yüreklerin, isyan eden vicdanların önünde gün be gün eridikçe bu ülkenin vicdanı dumura uğruyor. 

22 Şubat 2017

Referandumda evet demek, bunca yanlışın müsebbibi zihniyete sınırsız iktidar tanımak ve daha büyük yetkilerle yeni yanlışlar yapmasının yolunu açmak anlamına gelir. İşte bu yüzden, sadece getirilmek istenen ucube sisteme değil, mimarı ve de yürütücüsü olmayı amaçlayan kişiye de hayır denmesi gerektiğini düşünüyorum.

04 Ocak 2017

Tarihî bir karar alın, kişilerden değil tarihin ve yurttaşların yargısından korkun. Anayasa taslağını Meclis’ten çekin, tartışılmasını erteleyin. Ağzınızda kof bir hamasetten, aldatmacadan ibaret olan “milletçe birlik ve beraberliğimizi” gerçeğe dönüştürebilmek için önce içerde ve dışarda savaşa, çatışmaya, kan dökülmesine, nefret söylemine son verin. Ancak o zaman anayasamızı toplumsal uzlaşmaya dönüştürebiliriz.