“Bakanlığın Sorumlu Olduğunu Görmek Soma’ya Umut Oldu.”

Diğer Program: 
Açık Gazete
Bağlı olduğu dosyalar: 
Soma Nöbeti

“Bakanlığın Sorumlu Olduğunu Görmek Soma’ya Umut Oldu.”

13 Ekim 2016

Soma Kömür İşletmeleri Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan’ın Soma dava dosyasına dahil edilmesinden sonra bir iyi haber daha emsal kararlar arasında yerini aldı; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı manevi tazminata mahkum oldu. Avukat Cihan Türsen'le, bakanlıkların hesap verme yükümlülüğüne dair bu iyi haber hakkında konuştuk.

13 Ekim 2016 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Ayın 13'ü podcast servisi: iTunes / RSS

6’sı tutuklu 46 sanığın yargılanması sürerken, hayatını kaybeden 301 işçiden biri olan Erkan Doğdu’nun kardeşleri Burhan, Serkan ve Bülent Doğdu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na karşı tazminat davası açtı. Ailenin avukatı Cihan Türsen Manisa 2. İdare Mahkemesi’ne sunduğu dilekçesinde

“Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 2014 yılının Mart ayında yapılan denetimin sonuçlarının açıklanmadığı, ocakta meydan gelen yangınlardan dolayı üretim yapılamadığı halde Soma A.Ş’ye  işin devredildiği ve Bakanlığın bu duruma göz yumduğunu”

belirtip 375 bin TL manevi tazminat talep etti.

Bir yandan “Şirket sorumluları yargılanması” üzerine devam eden bir dava var, kamu görevlilerinin yargılanması da ailelerin diğer talebi. Öte yandan siz direk Bakanlığa dava açtınız. Bunun temel ayrımı ve nedeni nedir? Nasıl oldu da ailelerden birilerine ulaştınız?

Mesleki, hukuki kimliğimle, Soma’da yaşanan maden faciası 301can ve yaralılarla birlikte çok dramatik bir konu olduğu halde bu facianın yargılama süresi belki daha yüzlerce maden işçisinin zarar görmesini engelleyecek engelleyecek, olumlu bir süreçte gelişmekte. Bu süreçte açılan davalarda, bizi dolaylı yoldan tanıyan bir ailenin başvurmasıyla biz yargılama sürecine dahil olduk. Türkiye’de maalesef Soma davasına kadar tekil örnekleri olan aslında halkımızın tabiriyle devletin ama aslında devletin kurumları olan idarenin sorumlulukları öne çıktı. Yıllardır süregelen alışkanlıkla idarenin sorumlu olmadığı gibi bir algı var. Biz Bakanlıkların da sorumlu oldukları üzerine onlara yazılı olarak başvurduk ve reddetmeleri sonrasında da davamızı açtık. Bu davanın en basit gerekçesi bakanlıkların kuruluş yasalarıdır. Burada hem yetkileri hem de sorumlulukları anlatılır. Alışkanlığımız yetkilerinden bahsetmektir. Yargının ise verdiği emsal karar sayısı azdır. Buradan hareket ettik ve idarenin kusursuz olsa bile sorumlu olacağını, idarenin ana malik olduğunu, bunların taşeronlarının yaptığı uygulamanın vatandaş açısından birinci derecede kapsayıcı olmadığını belirten bir dava açtık.

“Bakanlıklar telaşlandı”

Bakanlıklardan 375 bin TL tazminat talep edildi. Bundan sonraki süreçte ne olacak? Çünkü Bakanlıkların bu karara itiraz ettiklerini biliyoruz, ikincisi ki kıymetli bir nokta, Bakanlıklar ilk kez mahkum oldular?

Öncelikle Somadaki mağdur aileler için ki bizi davet ettiler ve Savaştepe’de bilgilendirme yaptık kendilerine, büyük bir umut doğdu. Karşılarında bir baba bir oğul ve şirketi görmekten, zaten dava açmaya çok meraklı olmayan insanlar var, davalardan çok soğumuşlar. Bu tip davalarda yargılama sürecinin çok uzun olması, mutlaka dışarda biri içerde tutuklu birinin olması, vatandaşı boğmuş. Karşılarında Bakanlığı sorumlu görünce yeniden heyecan duydular. Onların duyduğu bu heyecanı aynı Bakanlıklar da duydu elbette. Çünkü ilk defa sorumlu oluyorlar. Bakanlık bu tazminatları ödediğinde alt kuruluşlarda olanlar da mercek altına alınacak. Yani devletin cebinden para çıkar ama bu paranın çıkmasına neden olan insanlar da incelenecek. O yüzden onlarda büyük bir telaş var. Tabii onlarda hukuki olan temyiz haklarını kullanacaklar şimdi ve son kararı Danıştay verecek.

Bakanlıklar şirketten tazminat talep edebilir

Dönemin Bakanlarını düşündüğümüzde Taner Yıldız ve Zafer Çağlayan yani.  Onların da sorumlu olacağı bir döneme mi gidiyoruz?
 

Soma’daki işletmeci şirkete dava açan yurttaşların dertlerinden biri de alacaklarını tahsil edebilmeleridir. Bunların ailelerinde çarpanını bulduğumuzda ortaya çıkan tazminat miktarının şirketten tahsil edilebilirliğinin çok zor olduğunu düşünüyorum. İşte Bakanlıklar sorumlu olduklarında böyle bir sorun yok çünkü onlar ödeyebilecek durumdadır.

Özellikle Enerji Bakanlığı’ndan beklerdik ama Bakanlık şirketle sözleşme yaparken bir teminat mektubu alıyor. Sözleşmeye aykırı davranması halinde bu teminatları nakde dönüştürmesinin garantisidir. Teminat mektubu aslında sözleşmeye aykırı her durumda kullanılabilecektir ve bu teminat mektubu aslında bakanlığa da bir fırsat verecektir. Sadece  İlgili Bakanlıktan değil de şirketten de tahsil edebilir bu parayı. Milyonlarca liralık tazminatı Bakanlık kasasına geçirebilir. Artık Bakanlıklar Türkiye’de hesap soran değil, hesap veren bir devlet anlayışına geçerlerse idare anlayışına, zaten bu yükümlülüklerini alışkanlık haline de getireceklerdir.

Dosya: