Neoliberal Politikalar ve "Barbarlıklar Arası Çatışma"

s3_url_text: 
http://ia802602.us.archive.org/6/items/CAA20150109/CAA20150109.mp3
Arsiv s3 Media: 

Neoliberal Politikalar ve "Barbarlıklar Arası Çatışma"

12 Ocak 2015

 

Cuma Adlı Adamlar’da* bu hafta konuğumuz yazar, araştırmacı, gazeteci Zeynep Atikkan’dı. Zeynep Atikkan’la “Avrupa Benim: Batı Avrupa’da Aşırı Sağın Yükselişi” başlıklı kitabından yola çıkarak Avrupa’da aşırı sağın yükselişini konuşmayı düşünmüştük. Geçen hafta Paris’te Charlie Hebdo’ya yapılan saldırının hemen ertesinde kaydettiğimiz programda, bu yakıcı konunun ağırlığı altında, Avrupa’da aşırı sağın yükselilşi, ırkçılık, İslamofobi, kültürel ayrışma ve çatışma konularını ve Gilbert Achcar'ın deyimiyle "barbarlıklar arası çatışma"yı ve neoliberal politikaların bütün bunlarla ilişkisini konuştuk.

İndirmek için: mp3, 53.3 Mb.

9 Ocak 2015 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.

* Halil Turhanlı ve Ömer Madra tarafından hazırlanan Cuma Adlı Adamlar her hafta Cuma günleri saat 11:00'de yayınlanıyor.

Cuma Adlı Adamlar'ın podcast servisine ulaşmak için tıklayın.

Charlie Hebdo saldırısının ardından Media Lense tarafından Avrupa basınından yapılan derlemeyi okumak için tıklayın: Charlie Hebdo And The War For Civilisation (Charlie Hebdo ve Uygarlık Savaşı)

Metis Yayınları tarafından yayımlanan “Avrupa Benim: Batı Avrupa’da Aşırı Sağın Yükselişi”nin tanıtım Bülteninden:

Gazeteci Zeynep Atikkan, beş yıl boyunca Avrupa başkentlerinde yeni popülist sağın nasıl ve neden yükselişe geçtiğini anlamak için farklı görüşten kişilerle parti bürolarında, seçim karargâhlarında, üniversite kampüslerinde yüz yüze söyleşiler yaptı. Avrupa'nın aşırı sağcı, radikal sağcı, ya da yeni-popülist diye tanımlanan partilerinin liderlerine, çokkültürlülük, göçmen politikaları, Avrupa Birliği'nin geleceği, İslam ve Avrupa gibi konularda sorular yöneltti.

Aşırı sağın gelişimini ülke ülke inceleyen Atikkan, özellikle bu yıl yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde sağladıkları oy artışından sonra bu partilerin artık marjinal ya da geçici vakalar olarak görülemeyeceğini, Avrupa alanı üzerinde doğrudan söz sahibi haline geldiklerini vurguluyor. Sistemli bir şekilde kültür temelli bir ırkçılığa, göçmen ve özellikle de müslüman düşmanlığına başvuran bu partiler, öyle görünüyor ki, yıllardır merkezdeki sağ ve sol partilerin yarattığı boşluğa oynuyorlar. Aşırı sağın bu yükselişi, kendi değerlerini başkalarıyla paylaşmak yerine, "Avrupa benim, ya benim gibi olacaksın, ya terkedeceksin" diyerek onları dışlayan güçlü bir zihniyet yarattı. Atikkan'ın kitabı son yıllardaki Avrupa merkezli siyasi gelişmelere kapsayıcı, ayrıntılandırılmış bir ışık düşürüyor.

Kategori: