Mayıs 2014:
İndirmek için: mp3, 17.3 Mb.
Baygın kokulu çiçeklerin açtığı, tarihin en sıcak Mayıs ayı, 2014 yılının en karanlık ayı olacaktı. 13 Mayıs 2014'te sabah saatlerinde gelen haber herkesi o kapkara havayı solumak zorunda bıraktı.

Soma, Mayıs 2014
Manisa’nın Soma ilçesinde Soma AŞ adlı şirketin işlettiği kömür madeninde çıkan yangın 300’ün üzerinde madenciyi yerin metrelerce altında mahsur bıraktı.
Sabah saatlerinde gazetecilerin karşısına çıkan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, kaza ile ilgili olarak "Sıkıntı büyük olabilir” derken, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı ölü sayısının 600’ü aşabileceğini söylüyordu.
Madenciler, madencilerin yakınları, kurtarma ekipleri, gazeteciler, bürokratlar, siyasiler herkes oradaydı ama yangın bir türlü kontrol altına alınamıyordu. Vardiya değişimi sırasında meydana gelen yangının ardında meydana gelen patlamalarda 787 maden işçisi mahsur kalmıştı. Bu 787 işçiden 301’i temiz havayı bir daha soluyamadı. 432 çocuk babasız kalmıştı.
Herkes üzgün, herkes öfkeliydi. Facianın gerçekleşmesinin ardından Türkiye'de üç günlük ulusal yas ilan edildi. Dünya ülkelerinden taziye mesajları gelirken, Küba, Bolivya ve Venezuela'da iş bırakma ve yas kararı alındı.
Halk madene gelen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu protesto etti. Ocakta 2 yeğeni ve 3 komşusu bulunan madenci Ramazan İlteriş kendisini susturmak isteyenlere "Orada bağırma, burada bağırma. Nerede bağıracağız!" diye soruyordu.

Soma, Mayıs 2014
Soma'daki facia sonrası ilçeye giden Başbakan Erdoğan’ın yaşananları sanayi devriminde ortaya çıkan kazalarla karşılaştırıp, ‘bu işin fıtratında var’ açıklamasının ardından vatandaşlar tarafından protesto edilmesi, ardından girdiği bir markette kendisini protesto ettiği söylenen bir vatandaşa sille tokat saldırdığına ilişkin görüntü ve iddiaları, aynı sırada Erdoğan’ın danışmanı Yusuf Yerkel’in yakınları madende mahsur kalan bir Somalı genci gazetecilerin gözleri önünde vahşice tekmelemesinin milyarlarca insanın TV ve bilgisayar ekranlarında seyrettiği görüntüleri, felaketin şokunu yaşamakta olanların şok ve öfkesini katmerlendiriyordu.
İstanbul’da Soma A.Ş’nin boş binasını korumak için TOMA ve polisler getirilirken, Ankara Kızılay'da protesto gösterisi yapmak isteyen gruba polis biber gazıyla müdahale ediyordu. İzmir'de Soma protestoları sürerken yakınlarıyla eğlenmeye giden 10 yaşındaki çocuğun gözaltına alınmak istenmesinin tepki çekmesi üzerine İzmir Valiliği'nden düzeltme geldi: çocuk 10 değil 13 yaşındaydı, olay da gözaltı itip kakması değil, çocuğun zarar görmemesi için oradan uzaklaştırılması vaziyeti idi.
Kimse inanmıyordu. Nedense. Başta Soma yolunu kesip, ilçeye girmeye çalışan kişilere “Somalı mısın?” sorusunu yönelten polisler olmak üzere neredeyse herkes, tepeden gelen talimatlarla vazgeçilmeyen inatlar arasında gidip geliyordu.
Gezi’nin gölgesi ülkenin üzerinden kalkmamıştı. Ne adlî yıl açılış töreninde kürsüye doğru hamle edip, Barolar Birliği başkanı Metin Feyzioğlu’nun üstüne yürüyen Başbakan Erdoğan’ın siniri, ne de haklarında yolsuzluk iddiaları olan bakanların hafif açıklamaları toplumsal muhalefet tarafından kabullenildi.
1 Mayıs Emek ve Dayanışma gününü Taksim Meydanı’nda kutlamak isteyen sendika ve sivil toplum kuruluşlarına polisten TOMA’lı ve biber gazlı müdahale, söylendiği gibi oldu. İstanbul Tabip Odası'ndan yapılan açıklamada, "En az 4 kafa travması, 1 kulak kesiği, 1 kol kırığı, 15-20 gaz kapsülüyle yaralanma, gaz nedeniyle yüzlerce klinik başvurusu ile bir göz kaybına yol açabilecek göz yaralanması var" denildi.
Okmeydanı Cemevi’nde bir yakınının cenaze törenine katılan Uğur Kurt adlı vatandaş, ateşli silahla oracıkta öldürüldü. Araçlarına molotof kokteyli isabet eden polislerin açtığı iddia edilen ateş sonucunda vurulmuştu. Memlekette, gazetecilikten sonraki en tehlikeli uğraşlardan biri, taziye ziyaretleri oluyordu anlaşılan.
Gezi olayları sırasında Antalya’da bir otoparka saklanan üç gence polislerin yaptığı orantısız müdahale konusunda savcı, polisler için “basit yaralama” suçundan ceza isterken, Gezi eylemlerinde Dolmabahçe Bezm-i Âlem Valide Sultan Camiinde yaralılara yardım ettikleri için yargılanan iki hekimin duruşması öncesinde hekimler ve sağlık görevlileri adliye önündeydi.

Ethem'in annesi sordu: "Oğlumu nasıl vurdun?" (Mayıs 2014)
Ethem Sarısülük’ün polislerce öldürülmesi davasında sanık polis susma hakkını kullanıyor, anne Safiye Sarısülük soruyordu, "Oğlumu nasıl vurdun?"
2014 yılının Mayıs ayında Balkanlar’da Balkanlar tarihinde görülmemiş derecede büyük sel olayları yaşandı.

Bosna-Hersek, Mayıs 2014
Bosna-Hersek, Sırbistan, Hırvatistan, Romanya ve Slovakya aşırı yağışlardan etkilenmiş, Bosna-Hersek ve Sırbistan'da önce olağanüstü hâl, ardından çok sayıdaki ölümler yüzünden ülke çapında yas ilan edilmişti. Bu hengâmede, Bosna Savaşı'ndan kalma mayınlar yeraltından günyüzüne çıkmıştı. Sadece maddi zararın 1 milyar dolardan fazla olacağı tahmin edilmekteydi.
Yine bir anda ortaya çıkan şiddetli yağışlar, yine Afganistan’da, yine büyük bir faciaya neden olmuştu. Ülkenin kuzey doğusunda meydana gelen heyelan, Hobo Barik köyünü içindeki 2100 kişi ile birlikte yutmuştu. Tarihî trajediyi tarif etmek bile zordu: Çamur deryası ve kayalar altında gömülüp kalan köy, yapılacak başka hiçbir şey olmadığı için, tümüyle toplu mezara çevrildi.
Çin, İtalya ve Suudi Arabistan’da muazzam seller devam ediyor, Çanakkale'nin Gökçeada ilçesinde meydana gelen selde evler ve iş yerleri sular altında kalıyor, suların içerisinde kalan araçlar üstüste yığılıyordu. Yaklaşık 4 saat içerisinde metrekareye 144.4 kg. yağış düşmüştü. İmroz adasının son kırk yıldır gördüğü en büyük sel felaketiydi bu.
Ayın Sözü:
"Gazetecilerimiz ‘kısmen özgür’ denilen ülkelerden de, ‘özgür’ denilen ülkelerden de daha özgür.”
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Freedom House'un Türkiye'yi 'basın özgürlüğü olmayan' ülkeler listesine düşürmesini reddediyor, gazetecilerden de raporu reddetmelerini istiyor. (Kaynak: T24)
Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık
