Beethoven'ın Dokuzuncu Senfonisi ve Mahler

Beethoven'ın Dokuzuncu Senfonisi ve Mahler

28 Kasım 2008

46 yıl önce lise örencisiyken klasik batı müziği de neyin nesiymiş diye merak etmeye başlamıştım. Ankara'daydık, ama olanaklarım büyük ölçüde radyo ve gidebildiğim konserler ile sınırlıydı. Plak çalma olanağım yoktu. Ama çok sevdiğim arkadaşım Engin Bağda'nın dedesinin klasik batı müziği plakları ve güzel bir pikabı (o zaman plak çalar böyle anılırdı) vardı. Dinlememize izin verirdi. Ayda bir gün okul çıkışı öğleden sonra arkadaşımın evine gider plak dinlerdik. En hoşuma giden Wilhelm Furtwagner'in 1951 Bayreuth Festivali'nde yönettiği Beethoven'in 9. Senfoni'sinin uzunçalar kaydı idi.[1] Sanırım her gidişimizde hiç olmazsa son bölümünü mutlaka dinlerdik. Çevremde de, müzikçi olmayan ama klasik batı müziğine meraklı büyükler ve okuyabildiğim kitaplar Beethoven'i yere göğe sığdıramıyordu. 9. Senfoni'nin Beethoven'in başyapıtı olduğu kanısı da aynı ölçüde yaygındı. İşte bu ortamda, klasik müzik konusunda bir şeyler öğrenebilmek için, defalarca, okuduğum İlhan Mimaroğlu'nun Musiki Tarihi (İstanbul: Varlık Yayınevi, 1961) adlı kitabında bir pasaj hem ilgimi çekmiş hem de beni şaşkınlığa düşürmüştü. Şöyle diyordu Mimaroğlu: "Mahler'in orkestra çalgılarının gerek tını ve gerek 'anlatımcı' özelliklerini musikinin soyut yapısıyla birleştirme amacı onu, Beethoven'in Dokuzuncu Senfoni'sini yeniden orkestralamaya bile götürmüştür....Dokuzuncu Senfoni'nin Mahler orkestralaması arada bir çalınsa, bir yandan Beethoven'in bu açıdan acemiliğini ve kayıtsızlığını, öte yandan Mahler'in ustalığını belirtmek için, herhalde yararlı olur" (s. 159). [2]  Doğrusu, o zamanlar, çevremde Mahler'den söz edildiğini bile pek anımsamıyorum.

 

Yıllar boyu Mimaroğlu'nun yazdıkları aklımdan çıkmadı. Nasıl olmuş da Mahler, Beethoven gibi neredeyse erişilmez olarak kabul edilen bir bestecinin, bestelenmesinden iki yüz yıla yakın bir süre sonra Avrupa'nın "tören müziği" (European Anthem) seçilecek[3] kadar çok saygı duyulan başyapıtını yeniden orkestralamaya düzenlemeye cesaret edebilmişti?.[4]

 

Mahler Neden Yeniden Orkestralamış?

 

Mahler'in çok titiz bir orkestra yöneticisi olduğu, orkestralama konusunda da bir dahi olduğu hep söylenir. Dolayısıyla çağının orkestrasının neler yaratabileceğini çok iyi biliyordu. Ayrıca kendisinden önce yaşamış büyük sanatçıların bu olanaklardan mahrum olmasını bir eksiklik olarak gördüğü anlaşılıyor. Bu nedenle de kabaca "onların elinde bu olanaklar olsaydı kendilerini nasıl ifade ederlerdi" biçiminde özetlenebilecek bir davranışı benimseyerek, önem verdiği bazı yapıtları, yeniden orkestralamayı, onlara karşı, görevi olduğunu düşündüğü varsayılabilir. Konu fazla basite indirgenmiş oluyor ama, galiba böyle düşünmekte biraz doğruluk payı var. Unutmamak gerekir ki "Mahler's Retuschen" başlığı altında toplanan, Mahler'in düzenlemeleri listesinde Beethoven'in yapıtlarının yanı sıra, Bach, Bruckner, Mozart, Schubert, Schumann ve Weber gibi bestecilerinkiler de yer alıyor.  

Mahler'in Beethoven'in Dokuzuncu Senfonisi'ni yeniden orkestralamasında da Mahler'in bu genel yaklaşımının önemli payı olduğu anlaşılıyor. Nitekim, Mahler'in asistanlığını yapmış olan, yakın dostu, ünlü orkestra yöneticisi Bruno Walter "modern orkestranın kaynaklarıyla neler yaptığını bilerek, bunları kullanıp Beethoven'in niyetini açıklığa kavuşturmak ve gerçekleştirmek yoluna gitti" diyor, Walter (1990; s. 77). Mahler'in Beethoven'in Dokuzuncu Senfonisi'ni yeniden orkestraladığı biçimiyle Viyana'da ilk çaldırdığı 18 Şubat 1900 tarihinde yönettiği konserden sonra kopan fırtına üzerine hazırladığı metinde de bu yönde bir açıklama yer alıyor.[5] Mahler, Beethoven'in döneminde bakır nefesli çalgıların sınırlılıklarını vurgulayarak, bunlardaki gelişmelerin daha iyi anlatım olanağı sağladığını belirtiyor. Çalgı sayısının artırılmasının tek nedeninin de sesi yükseltmek olduğunu, çalgılama değişikliği yapmak olmadığını da ekliyor. Burada Mahler'in büyük konser salonlarının gereksinimini düşündüğü anlaşılıyor. Ancak Mahler'in tüm argümanı bundan ibaret değil. Aşağıda da değinileceği üzere, Beethoven'in sağırlığının yapıtları üzerindeki etkisine de değiniyor. [6]

Beethoven'in Sağırlığının Son Yapıtları Üzerindeki Etkisi ve Wagner

 

Beethoven'in ölümünden hemen sonra Avrupa'da, sanatçının son dönem yapıtları üzerinde bir tartışma başlamış. Bazı yazarlar, Beethoven'in son dönem yapıtlarındaki var olduğunu ileri sürdükleri sorunları onun sağlığındaki bozulmaya bağlamışlar. Bu bağlamda bestecinin duyma yeteneğini tümüyle kaybetmesi ön plana çıkmış. Kimileri Beethoven'in son dönem yapıtlarının tümüyle bir tarafa bırakılmasına kadar işi götürmüş, kimileri ise tartışmaya Beethoven'in ruhsal durumundaki bozulmayı da eklemiş.[7] Bir Beethoven hayranı olan, onu selefi, rakibi ve gerçek bir dahi olarak gören Wagner de bestecinin son dönem yapıtlarında sorun olduğunu düşünüyor.[8] Ancak Wagner, daha sonra, Schopenhauer'in "müziğin iradenin kendisi olduğu, başka bir nesnelliğe gerek olmadan var olabileceği" görüşünden hareket ederek Beethoven'in sağır olması/dünya ile ilişkisini kesmesinin "sanatçıya iradesine daha iyi ulaşmasını sağlayacak bir iç bakış sağladığını" ileri sürüyor ve bu durumu besteci için bir kazanç olarak nitelendiriyor, Wagner (1870). Ona, göre Beethoven'in sağırlığı, dehasının ve yaratıcılığının kaynağıdır.[9]

 

Wagner 1873'de yayımlanan 9. Senfoni üzerine yazdığı bir başka yazısında[10] ise görüşlerini tümüyle değiştiriyor. Hem Beethoven'in sağırlığını ve hem de onun zamanındaki orkestraların (ve çalgıların) yetersizliğini gerekçe göstererek, kendisinin bu yapıt üzerinde yaptığı değişiklikleri açıklıyor ve "Beethoven'in fikirlerini, onun istediği doğrultuda, daha iyi yansıttığını" ileri sürüyor. Hem Wagner hem de onu izleyen bazı orkestra yöneticileri yapıtı bu düzeltilmiş biçimiyle seslendiriyorlar.[11]

 

Mahler, Wagner'in görüşlerini dikkatli bir biçimde inceledikten sonra, onların ışığında Beethoven'in 9. senfonisi üzerindeki değişiklikleri yapmaya başlamış.  1894 yılında Hamburg'da verdiği bir konserde ilk kez kendi yaptığı değişikliklerle  Beethoven'in Dokuzuncu Senfonisi'ni dinleyicilere tanıtmış. Bu konser dinleyicileri epeyce şaşırtmış, konser üzerine epeyce eleştirel yazı yayınlanmış. Ancak bu Mahler'i yıldırmamış, yapıt üzerinde çalışmalarına devam etmiş. Ama Hamburg'da karşılaştığı tepki, onun yapıtı 4 Haziran 1899'da Prag'da verdiği konserde yeniden orkestraladığı biçimde yorumlamasını engellemiş. Bu cesareti, yukarıda değinilen, 18 ve 22 Şubat 1900'de Viyana'da yönettiği konserlerde tekrar bulabilmiş. Viyana'daki ikinci konseri öncesinde dinleyicilere dağıttığı "savunması", aslında tedirginliklerini de yansıtıyor. Bu metinde, özellikle, Beethoven'in yapıtını "geliştirmek" diye bir şeyin söz konusu olmadığını vurguluyor.

 

Mahler bu yazısında Beethoven'in sağırlığına da değiniyor. Ama ilginç bir biçimde. Mahler'e göre, [La Grange (1995, s. 235-6), Beethoven

 

i)     Kendisini, sonuçta, sağır eden kulak rahatsızlığı nedeniyle,

yaratıcılığının bu evresinde, gerçek ve fiziksel ses dünyası ile olan

kaçınılmaz ve derin bağıntısını kaybetmişti.

ii)    Bunun onun düş gücünde yol açtığı olağanüstü bir artış,

Beethoven'i yeni ifade biçimleri keşfetmeye o zamana kadar

benzeri görülmemiş enerjik orkestralama biçimine ulaşmasını

sağlamıştı.

 

Bu görüşün ilginç yönü, Mahler'in Wagner'in görüşlerine sığınması. Ama bunu yaparken Beethoven'in sağırlığının müziği üzerindeki etkisini Wagner'in 1870'deki görüşlerine daha yakın olarak yorumluyor. Bu da Mahler'i Beethoven konusunda daha karmaşık bir konuma sürüklüyor. Şöyle ki: Mahler'e göre Beethoven'in sağırlığı ona engin bir iç dünya açmış, [Wagner (1870)], ama o dönemin orkestralarının ve çalgılarının teknik sınırlılıkları besteciye bunları orkestralamasına istediği gibi yansıtmasını engellemişti, [Wagner (1873)]. Mahler, bir anlamda, Wagner'in bu iki denemesini bağdaştırmaya çalışmış gibi.

 

 

Bir Değerlendirme

 

Mahler Beethoven'in Dokuzuncu Senfonisi'nin kendisi tarafından yeniden orkestralanan biçiminin Viyana'daki seslendirilmesinden sonra karşılaştığı şiddetli eleştirilere verdiği yanıtta vurguladığı temel nokta, "Beethoven'in partisyonuna ve Wagner'in düzeltme önerilerine duyduğu saygı" olmuştu.

 

Mahler Beethoven'in ne demek istediğini anlamaya çalıştığı ve onu yerine getirdiği kanısındaydı. Bruno Walter bu görüşü destekliyor ve Mahler'in hiç bir zaman rastgele yorum yapmadığının, yapıtın ruhunun devamına yönelik düzenlemeler yapmaya yöneldiğinin, ısrarla, altını çiziyor, [Walter (1990, s. 76-80)].

 

Bu noktada bir başka yöntem sorunu gündeme geliyor. Bir insanın bir başka insanın aslında neyi söylemek ya da yapmak istediğini bilmesi olanaklı mıdır? Buna çabucak "hayır" yanıtı vermeden, anne ile çocuk arasındaki ilişkiyi düşünelim. Anneler, kendilerini çocuklarının yerine koyarak, onlar için "en uygun seçimi" yaparlar. Gerekçeleri, çocuğun durumunu (örneğin çocuk müzik dersi alsın mı almasın mı?) ondan daha iyi bilebilecek konumda olmalarıdır.[12] Anneler her zaman haklı mıdırlar? Ya da her zaman haksız oldukları söylenebilir mi? Benzer bir soru iktisatçıların gündeminin başköşesinde yer alır. İktisat politikası kararlarının gerekçesi "toplum için daha iyi bir duruma geçmeyi sağlamaktır". Demek ki, bu kararları alanlar toplumu oluşturan bireylerin tercihlerini biliyor ve bunlara dayanarak için herkes için daha iyi olabilecek bir çözüm buluyor. O da iktisat politikası kararı oluyor.

 

Eğer anneler çocuklarının işlerine karışarak çocukların, hükümetler de iktisat politikası kararlarını alarak toplumun üyelerinin gerçek gereksinimlerine en uygun sonuçları üretebiliyorlarsa, Mahler niçin Beethoven'in ne istemiş oluğunu bulamasın? Yok eğer, Mahler'in (ya da herhangi bir başka sanatçının) bunu yapması olanaksızsa, iktisat politikası kararları "diktatörce" alınıyor demektir. Aynı yargıya anneler için de varabiliriz. Bu iki sonuçtan hangisinin geçerli olduğuna kim karar verecek? Annelerine işlerine karıştığı için kızan çocuklar büyüdüklerinde, çoğu kez "annem haklıymış" demiyorlar mı? Buna karşılık, bazı iktisat politikası kararlarının, insanların durumlarını iyileştirecek yerde çok kötüye götürdüğü de doğru değil mi? Ne yazık ki, "Beethoven Mahler'in yeniden orkestraladığı Dokuzuncu Senfoniyi dinlemiş olsaydı ne derdi?" sorusunun yanıtını hiç bir zaman öğrenemeyeceğiz.

 

 

Kaynaklar:

 

Atayman, V. (2006): Varolmanın Acısı-Schopenhauer Felsefesine Giriş, Istanbul: Don Kişot Güncel Yayınlar.

 

Carr, J. (1999): Mahler, New York: The Overlook Press, [İlk Baskısı 1997].

 

Clark, C. (1997): "Forging Identity: Beethoven's 'Ode' as European Anthem",

Critical Inquiry, Vol. 23, No. 4, Summer, s. 789-807.

 

Crawshaw, E.A.H. (1925): "Wagner and the Ninth Symphony", The Musical Times, Vol. 66, No. 994, December 1, s. 1090-1091.

 

Damrosch, W. (1927): "Hans von Bülow and the Ninth Symphony", The Musical Quarterly, Vol. 13, No. 2, August, s. 280-93.

 

Knittel, K.M. (1998): "Wagner, Deafness and the Reception of Beethoven's Late Style", Journal of American Muiscological Society, Vol. 51, No.1 Spring, s. 49-82.

 

Jaeger, A.J.  ve W.F. Dutton: "Tampering with the Classics?" başlığı altında yayınlanan iki ayrı mektup, The Musical Times and Singing Class Circular, Vol. 38, No. 651. (May 1, 1897), s. 339.

 

La Grange, H-L. (1995): Gustav Mahler: Vienna The Years of Challange (1897-1904), Oxford: Oxford University Press.

 

McCaldin, D. (1980-1): "Mahler and Beethoven's Ninth Symphony", Proceedings of the Royal Musical Association, Vol. 107, s. 101-110.

 

Saloman, O.F. (1994): "Continental and English Foundations of J. S. Dwight's Early American Criticism of Beethoven's Ninth Symphony", Journal of the Royal Musical Association, Vol. 119, No. 2, (1994), s. 251-267.

 

Wagner, R. (1870): "Beethoven", Leipzig: Fritzsch,  İngilizce Çevirisi, Çeviren W. A. Ellis, Richard Wagner's Prose Works-Volume 5, London: K. Paul, Trench, Trubner, s. 61-126.

 

Walter, B. (1990): Gustav Mahler, İngilizce Çevirisi Lotte Walter Lindt, London: Quartett Books [İlk Baskısı 1958].

 

[1] Bu ünlü icranın CD kaydı mevcut: EMI, 0777 7 69801 2 6, Mono, ADD, 1984. 

[2] Görebildiğim kadarıyla Mimaroğlu'nun bu dileği gerçekleşmekte. Son yılllarda, özellikle ABD'de, pek çok önemli orkestra bu yapıtı programlarına almışlar. Örneğin 2000'de Neeme Jarvi (Detroit) ve 2004'de Leonard Slatkin'in (National Symphony Orchestra, Washington D.C.).   

[3] Beethoven'in Dokuzuncu Senfonisi'nin son bölümündeki "Neşeye Övgü" temasının Avrupa'nın  tören müziği olarak seçilmesinin eleştirel değerlendirmesi için Clark (1997)'a başvurulabilir.  

[4] Mahler'in yeniden orkestraladığı biçimiyle Beethoven'in Dokuzuncu Senfonisi'ni yıllar sonra bulup dinledim. Çok da hoşlandım. Bilebildiğim kadarıyla bu yapıtın mevcut CD kayıtları şunlar: 

1) Leah Anne Myers (Soprano), Ilene Sameth (Mezzo-Soprano), James Clark (Tenor), Richard Conant (Bas-Bariton); Janacek Opera Korosu (Koro yönetmeni,Josef Pancik) ve Peter Tiboris yönetiminde Bruno Filarmonik Orkestrası. Bridge, BCD 9033, DDD, 1992.

2)  Rie Hagiwara (Soprano), Catherine Cook (alto), Walter Pool (Tenor), Richard Zeller (Bas); CCM Choral Motet, CCM Oda Korosu ve Gerhard Samuel yönetiminde Cincinati Filarmonia Orkestrası. Centaur, CRC 2107, DDD, 1993.  

[5] Bu ilk konserden sonra bazı eleştirmenler büyük bir gürültü koparmışlar. Özellikle Richard Heuberger, Mahler'e "9. senfoninin orkestrasyonunu değiştirmek Michelangelo'nun Musa'sını yeniden modellemek kadar suçtur" biçiminde saldırmış. Gustav Schönaich, Robert Hirschfeld ve Theodor Helm gibi ünlü eleştirmenler de Mahler'e karşı saf tutmuşlar. Mahler Beethoven'in 9'uncu senfonisini kendi düzenlemelerini içeren biçimiyle ikinci kez 22 Şubat 1900 tarihinde verdiği konserde yönetiyor. Bu konserden önce Mahler arkadaşı Siegfried Lipiner'in de yardımıyla bir metin hazırlıyor. Konser programıyla birlikte dağıtılan bu metinde Mahler yaptığı bu düzenlemelerin nedenlerini açıklıyor. Bu metnin İngilizce'si La Grange (1995, s. 235-6)'da yer alıyor.  

[6] Carr (1999, s.61), bu noktaya önem veriyor ve Mahler'in Beethoven'in sağırlığı nedeniyle ideal orkestralamaya ulaşamadığını düşünerek "bir klarinet buraya, bir pikkolo ve bir trombon oraya eklediğini" yazıyor.

[7] Bu tartışmalar için Knittel (1998, s. 51-60)' başvurulabilir. Beethoven'in 9. senfonisinin ABD'de ilk yorumlandığı 20 Mayıs 1846 tarihinden sonra yöneltilen eleştiriler de Saloman (1994)'de inceleniyor.   

[8] Wagner 1852'de yayınladığı "Opera und Drama" adlı yazısında Beethoven'in son dönem yapıtlarını "tamamlanmamış projeler" (taslaklar) olarak yorumlamıştı. Ama o zaman bile gençlik yıllarından itibaren ilgi duyduğu 9. senfoniyi ayrı tutmuştu. Wagner, 1831 de bu yapıtı solistler, koro ve piyano için düzenlemiş ve Schott yayınevine göndermişti. Yayınevi bu düzenlemeyi basmayı kabul etmemiş, ancak genç Wagner'e Beethoven'in Missa Solemnis adlı yapıtının notlarını hediye etmişti. Wagner'in bu yapıtının, benim bilebildiğim bir CD kaydı var: 

Ludwig van Beethoven: Op. 125 Re minör 9. Senfoni, Düzenleyen Richard Wagner, Solistler: Yshie Hida (Soprano), Yako Anazawa (Alto), Makato Sukurada (Tenor), Chiyuki Urano (Bas), Masaaki Suzuki yönetiminde Bach Collegium Japan Korosu ve piyanist Noriko Ogwawa, BIS-CD-950, DDD, 1998. 

[9] Wagner'in görüşlerindeki değişmenin temel nedeni, 1854'de arkadaşı Georg Herwerg'in onu Arthur Schopenhauer'in görüşleriyle tanıştırmış olmasıdır. Knittel (1998, s. 61), Wagner'in "Beethoven" adlı denemesini, Wagner'in dramatik ses yapıtları konusundaki görüşlerini Schopenhoer'in salt çalgı müziğinin üstünlüğü

Kategori: