Açık Radyo Konuşuyor: İlk Yirmi Yıl

Açık Radyo Konuşuyor: İlk Yirmi Yıl

02 Aralık 2015

“Öyle ya da böyle, Açık Radyo yirmi yıldır konuşuyor işte. Durmadan konuşuyor. Milyonlarca, yüz milyonlarca, hatta belki de milyarlarca kelimeyle, heceyle, sesle, sedayla, tınıyla ve notayla kesintisiz konuşuyor… Bir monolog değil bu ama. Tam tersine, çok taraflı devasa bir dialog.”

Sevgili Dostlar,

Girizgâh: Açık Radyo’ya Göre Dünya

XX. Yayın yılımızda (yeniden) başlattığımız Açık Radyo Kitaplığı’nın ilk kitabı olan Biz Yaşarken…’in önsözünde bir “bilanço” vermiş ve şöyle demiştik:

“Öyle ya da böyle, Açık Radyo yirmi yıldır konuşuyor işte. Durmadan konuşuyor. Milyonlarca, yüz milyonlarca, hatta belki de milyarlarca kelimeyle, heceyle, sesle, sedayla, tınıyla ve notayla kesintisiz konuşuyor… Bir monolog değil bu ama. Tam tersine, çok taraflı devasa bir dialog.”

Dinleyici ile sürekli bir bilgi-fikir-duygu paylaşımına dayanan bu benzersiz diyalog, ayrıca dinleyicinin yıllar içinde büyüyen maddi desteği ile de serpilip gelişen bir bağımsız mecranın, ortaklaşa korunan ve yaşatılan değerli bir varlığın (ya da, sevdiğimiz bir ifadeyle söylersek, bir “müşterek”in) olağanüstü macerasını da bağrında barındırmaktaydı. Olağan insanların elbirliği ile yarattığı bir müşterek’in olağanüstü macerasını. Yirmi yılın bir tür masal havası da taşıyan dökümünü o ilk önsözde iyi kötü özetlemeye çalışmıştık.

İşbu bültende ise başka bir şey denemeye çalıştık. Radyonun ilk günkü açılış yayınından başlayarak her yılın bize göre önde gelen özelliklerini yansıtan yayınlarımıza, yazılarımıza, etkinliklerimize yer veren küçük bir döküm çabası bu: “Açık Radyo’ya Göre Dünya” da diyebiliriz.

Burada gerek radyo, gerekse de ülke ve dünya açısından kilometre taşı sayılabilecek olguların haberleri, analizleri, dünyanın ve ülkenin önde gelen düşünür ve yazarları ile söyleşileri, röportajları, kitapları, analiz yazılarını, önde gelen müzisyenlerin konserlerini vb bir araya getiren bir karmaşık bütünün küçük bir dökümü sergilenmeye çalışıldı.[*]

Kaybolmayan Yıllar…

1995: Açılış: İlk Açık Gazete programı ve Avrupa’da kayak mevsiminin açılışı; iki “punk” müzisyen: Neşet Ertaş ve Sid Vicious; 1996: Bosna savaşı günlükleri; 1997 ve 1998: Birinci ve İkinci İstanbul Müzik Şenlikleri: “3 Anahtar Kelime” ve “Dokunmatik”; 1999: 17 Ağustos depremi: “17 Ağustos’u unutma, unutturma!, Çatlakları sıvama, sıvattırma!” 2000: Radyo’nun kapatılması ve 15 gün sonra açılması esnasında: dinlenenler: John Cage ve Edirneli Deli Selim; Yeni binyıl: dinleyici mektupları, 2001: Açık Radyo web sitesi manifestosu: “Dünyanın Karanlık Yüzüne Tutulan Küçük Bir El Feneri”; 2002: İşgal ve savaşa doğru dünya: Chomsky mülakatı; 2003: İstila ve işgalden sonra bugün 2015’teki savaş ve kaos ortamında büsbütün anlamlı görünen bir analiz: “11 Eylül’den 2 Yıl Sonra Nereye Gidiyoruz? ABD Nereye Gidiyor? Azimetimiz Neresi?”; Hasan Cemal’le “Kürtler” kitabı üzerine Şahin Alpay’ın mülakatı; 2004: Dinleyici Destek Projesi başlıyor: “Gerçekçi Ol, İmkânsızı İste” veya “Açık Radyo Dinleyicisini Arıyor”; İsrail-Filistin meselesi: İsrailli “terörist” Uri Avnery ile mülakat; 2005: Irak Dünya Mahkemesi: Vicdan Jürisi’nden Arundhati Roy’la mülakat; yazar ve aktivist Aziz Nesin 90 yaşında: Matematikçi Ali Nesin anlatıyor; 2006: Dünyanın önde gelen uluslararası hukuk hocalarından biri –belki de birincisi– olan Richard Falk’la uluslararası hukukun artık kalmayan geçerliği ve gezegenin hiç de parlak görünmeyen geleceği üzerine mülakat, dünyanın önde gelen çevre gazetecilerinden biri olan aktivist George Monbiot ile yine gezegenin durumu üzerine mülakat; 2007: Mariam Said – Elias Khourky: Batı-Doğu-Ortadoğu; Tüketim toplumunun çıkmazı, Adbusters: “Hiçbir Şey Satın Almama Günü”; 2008: 68 Mayıs devriminin 40. yılı: Mayıs boyunca 6 dk. 8 sn.’lik programlar; 2009: Bill McKibben’la İklim Değişikliği ve yakındaki Kopenhag zirvesi üzerine; İsrailli gazeteci Amira Hass’la işgal altındaki Filistin topraklarında hayat üzerine; 2010: Avrupa Kültür Başkenti İstanbul: Muntadas ve filmi: “On Translation – Açık Radyo: Myths & Stereotypes”; 2011: “Bağımsız Radyoculuk” neden hayatî önemde: Efsanevi Radyocu Amy Goodman’la mülakat; Apoyevmatini: İstanbul’un en eski Rumca gazetesi: Mihail Vasiliadis ile mülakat; 2012: Giovanni Scognamillo ile Erksan sineması, Joseph Kosuth’la Joyce romanı, James Hansen’le ısınan gezegen üzerine konuşmalar; 2013: Dünyada ayaklanmalar, direnişler, ulusötesi müşterekler ve Gezi isyanı üzerine haberler-konuşmalar-yorumlar-analizler: Hayko Bağdat, Can Dündar, Susan Buck-Morss, Foti Benlisoy, Daniel Smith; 2014: Şirket kapitalizmi, direniş, devrim, küresel iklim krizi, kuraklık ve iç savaşlar, mültecilik ve bilumum diğer krizlerle çözümler ve alternatifler; kısaca insanın ve gezegenin gidişatı üzerine: Franco “Bifo” Berardi, Michael Hardt, Harvey Weiss ve Chris Hedges ile mülakatlar; 2015: insanın ve gezegenin gidişatı üzerine Angela Davis, Naomi Klein, Slavoj Zizek’le mülakatlar ve Gülten Akın’la şiir ve iktidar üzerine (son) mülakat…

Üç Metin: Geçmişten Geleceğe Bir Köprü

Açık Radyo’nun daha yayına başlamadan önce kaleme alınmış olan ve yolumuzu yönümüzü her daim belirleyen iki temel metni: “Manifesto” ile “Amaçlar ve İlkeler”ini, aradan yirmi küsur yıl geçip 2015 kışı geldiğinde koruyup koruyamadığımızı, dahası bunları geleceğe nasıl yansıtacağımızı gösteren bir “tutarlılık köprüsü” olarak görüyoruz.

1) Açık Radyo Manifestosu:

…Eğlenemiyoruz!

Radyo, televizyon, gazete, dergiler, sıkıcı ve vasatçı. Hepsinden öylesine kuru bir gürültü çıkıyor ki, sonuçta, bir ‘kakofoni’den başka bir şey doğmuyor. Bir anlamda, kitle iletişim araçlarının gerçek bir iletişimsizliğe yol açması gibi bir paradoks söz konusu.

Dolayısıyla, yeni bir radyoya ihtiyaç var.

Radyo ne işe yarar?

‘Zihin Tiyatrosu’nu kurmaya.

Zeki, duyarlı ve nazik insanları bir araya getirmeye.

100.000 kişilik sürekli bir parti yapmaya.

Olabilecek en direkt teması kurmaya.

‘Sağırlara Program’ yapmaya.

Belli bir fikrî ve kültürel yapısı olan insanların bir arada olacağı bir ‘platform’ sağlamaya.

Bu insanları demokratik, özgür ve kaliteli bir ‘mecra’ çevresinde bir araya getirmeye.

‘Sağduyu’ya dayanan bir odaklaşmaya.

Kısacası nefes alıp, vermeye. ‘Temiz hava’ solumaya.

***

Haysiyetli işler yapmak lazım.

Hiçbir çözüm üretmeyeceğimize söz veriyoruz. (Olsa olsa, dünyadaki ‘meraksızlık’ sendromuna, geçici bazı çareler getirmeye çalışabiliriz.) Size bir şey vermek istemiyoruz; mümkün olduğu oranda sizden bir şeyler almak istiyoruz.

Çünkü bu, bizim ortak projemizdir.

 (Haziran 1995)

2) Neyi Hedefliyoruz? (Açık Radyo’nun Amaçları ve İlkeleri)

Özel değil, özgür,

Tüm çıkar gruplarından bağımsız,

Ortak çabamızın ürünü,

Gerek kuruluşu, gerek işleyişi, gerekse yayınları açısından demokratik,

Temel insan hak ve özgürlüklerini savunan,

“Görüntünün ardındaki görüntü”yü yakalamayı hedefleyen,

Hayatı ‘birebir’ ölçüde yansıtmaya özen gösteren,

‘Nefes nefese’,

Aynı zamanda, demokratik sivil toplum örgütleri için bir iletişim merkezi işlevi gören,

Kültür ağırlıklı,

Çok kültürlülüğü, kültürler ve kimlikler arası ilişkileri ele alan,

Sıradışı ve özgün bir yayın formatına,

Müzik, haber ve kişilik açısından benzersiz bir ses’e sahip,

Uluslararası kültür aleminin ayrılmaz bir parçası olmayı hedefleyen,

Dünyanın en kaliteli ve heyecan verici mecralarından biri olmak.

(Haziran 1995)

Bu iki temel metne bir de üçüncüsünü, Açık Radyo’nun kanunen bir Anonim Şirket olduğu için yapmak zorunda olduğu olağan genel kurul çağrılarının tümünün 1995’ten 2015’e kadar olan tema’larını katmak, gelenekten geleceğe uzanan bu köprünün sağlamlığını gözler önüne sermek açısından anlamlı olabilir diye düşündük. İşte AR Genel Kurul çağrılarının 20 yıllık tema dökümü:

3) Açık Radyo Olağan Genel Kurul Konuları

1995: “Eleştiri oklarınıza göğsümüzü siper etmek ve huzurlarınızda hesap vermek...”

1996: “İlk yıl faaliyetlerinin yanı sıra önümüzdeki büyük projeksiyonları konuşmak.”

1997: “İstanbul Müzik Şenliği’nin başarısını konuşmak, yeni projeleri tartışmak.”

1998:  İklim ve El Niño, İstanbul Müzik Şenliği - 2, yeni web sitesi vb projeleri konuşmak.

1999:  Deprem(ler)in ardından ayakta kalmak, internetten canlı yayın, kitap projeleri...

2000:  Bukowski okuduk diye15 gün kapanmak, ekonomik krizde ayakta kalmak, AR filmi...

2001:  Ödenmiş sermaye artırımı, müktesebat ve yeni “atılım” projelerini konuşmak...

2002:  Seçim ve savaş öncesinde AR; zorunlu sermaye artırımı, müktesebat ve projeler...

2003:  Şiddet, hiddet ve savaş: “Cinnet çağı”nda akıl ve vicdanı temsil etmeye çalışmak.

2004:  İlk dinleyici destek yayını! Projenin devamı ve ileride yapılabilecekleri konuşmak.

2005:  21. & 22. ödüller. Destek projesinde ilk yılın katılımı aşıldı! İkinci 10 yıl hayalleri...

2006: İklim krizine karşı “Natürmort” sergisi, demokrasi için “Medya Konuşmaları” vb...

2007: Hrant, iklim ve mücadele: “Küçük bir değişim katalizatörü olarak Açık Radyo...”

2008: “Aktif vatandaşlık sürecinde dünyanın değişimine nasıl katkı yapılır, onu tartışmak.”

2009: Kopenhag İklim Zirvesi), ilk kitaplar: Acayip Havalar, Karbon Ayak İziniz,

2010: 15. Yıl: (Açık Kitap), 1 Film (AR – Mitler & Klişeler), 1 Eylem (10/10/10 Yürüyüşü)

2011: Dünyadan bilgi & haber paylaşımı, alternatif hareketler: “En son, umut ölür!”

2012: “Nereden geliyoruz? Neyiz biz? Nereye gidiyoruz?” ARGK’de bir “arama konferansı”.

2013: Gezi, Çevre, İklim: “Günümüzün en acil meselelerine bir “tartışma platformu” olmak.

2014: Yirminci Yayın Yılında “Yerel, Yatay ve Yavaşça” gitmek; “Music of the People”...

2015: “Yeryüzü tarihinin –gene!– en önemli toplantısı” (Paris iklim zirvesi, COP 21) öncesinde durum değerlendirmesi: “İklim İçin” ağının İklim Forumu, G 20 & İklim Yürüyüşü. Yayımlanan & yayına hazırlanan yeni kitaplar: Biz Yaşarken..., Kentin TozuAçık Radyo KonuşuyorBu Şehr-i İstanbul. Milano Üniversitesi’nden “This Is Radio” filminden yakın plan çekim: Açık Radyo... Programlardan türeyen kitaplar ... 50. ödül... … Ve – “Eleştiri oklarınıza göğsümüzü siper etmek ve huzurlarınızda hesap vermek...” (bis)

***

İcmal

Bülten, geçmişten geleceğe uzanan bu biraz tuhaf ama harika serüvenin bir tür “röntgeni” ya da –daha çağdaş teknolojinin diliyle söylersek– “PET Scan” taraması oluyor. Buna muhasebe/hesap diliyle “icmal” adını da verebiliriz.

Görüldüğü üzere, hesap verilebilirlik, tutarlık ve etik sorumluluk açılarından köprüden geçme sürecindeyiz.

Ve, iddiamız şu ki, ikinci yirmi yıla hazırız!

Sizin de hazır olduğunuzdan şek şüphemiz yok!

Öyleyse, hep birlikte nice yirmi yıllara!

Kasım 2015'de Açık Radyo'daki konu ve konuklarımızın bazıları şöyleydi.

 

[*] Bu vesileyle, “Açık Radyo Konuşuyor – İlk Yirmi Yıl” adını taşıyan yeni bir kitabımızın pek yakında kitapçılarda yer alacağını umduğumuzu da müjdeleyelim istedik.