Marmara Bölgesi’nde Seçmen Eğilimleri: Komşularımız Kimlere Oy Vermiş?

Açık Gazete
-
Aa
+
a
a
a

Açık Gazete'de Ömer Madra ile Özdeş Özbay, Kadir Has Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünden Prof. Dr. Murat Güvenç ile 'Marmara Bölgesi’nde Seçmen Eğilimleri: Komşularımız Kimlere Oy Vermiş?' başlıklı çalışmayı konuşuyorlar.

""

Ömer Madra: Evet, 95.0 Açık Radyo burası. Saat 10’u üç hatta dört dakika geçerken, biraz önce duyurusunu da yaptığımız gibi Prof. Dr. Murat Güvenç bizimle beraber. Kendisiyle yeni yaptığı araştırmanın değerlendirmesini biraz daha yapmaya çalışacağız. Kendisi, Kadir Has Üniversitesi’nin İstanbul Çalışmaları Merkezi direktörü. Burada Yolcu Aldırmaz ve Funda Derhanoğlu ile birlikte ve Heinrich Böll Vakfı desteğiyle hazırlanan ‘Yeni Nesil Dijital Seçim Atlası’ var. Belki de Türkiye'de ilk kez kullanılan bir yaklaşım ve yöntemle oluşturulan bir projeyi konuşacağız. “Marmara Bölgesi’ndeki 11 ilde yaklaşık altı bin 500 köy ve mahallede önümüzdeki 14 Mayıs 2023 milletvekili seçim sonuçlarının da farklı oy profillerini temsil eden 12 lejant kategorisiyle görselleştirilen önemli bir durum var. Böylece yeni analiz ve yorumlama biçimlerine de imkan sağlıyor,” denmiş. Merhabalar, hoş geldiniz.

Murat Güvenç: Merhaba hoş bulduk.

Özdeş Özbay: Merhaba Murat Hocam, hoş geldiniz.

M.G.: Merhaba.

Ö.M.: Evet, ‘Komşularımız kimlere oy vermiş?’ diye de ilginç bir başlığı var değil mi araştırmanın? Biraz bunları anlatır mısınız?

M.G.: Evet, tabi. Bizim seçimlerde genellikle her şey konuşuluyor ama bunun yerel coğrafyası pek konuşulmuyor yani kim kime oy veriyor, hangi kesimler kime oy veriyor? Biz daha çok toplamda kim kazandı üzerinden değerlendirme yapıyoruz. Halbuki bizim yapmamız gereken iş, şehirde hangi sosyal gruplar, hangi katmanlar, ne tür siyasi eğilimler veriyorlar, sergiliyorlar gibi soruları anlamak. Aslında içinde yaşadığımız bu kent irisi diyelim, oluşumların, içinde yaşadığımız toplumsal süreçleri nasıl değerlendirdiği, nasıl yorumladığı, nasıl tepkiler verdiği konusunda ilginç ipuçları veriyor. Bu bakımdan araştırma Heinrich Böll Vakfı tarafından desteklendi ve Marmara Bölgesi’ndeki 11 ili aldık. Yani kabaca, bizim coğrafya kitaplarında öğrendiğimiz Marmara Bölgesi’nin tamamını kapsıyor. ‘Niye böyle bir şey yapıldı?’ sorusunun cevabı açık çünkü bu bölge artık özellikle iki köprünün yapılmasından sonra çok büyük bir kentsel bölge gibi çalışıyor. Artık Bursa, Çanakkale gibi yerler İstanbul'a eskiden olduğu kadar uzak değiller. Bu iki köprünün yolları da Balıkesir'de birleşiyor. Balıkesir, tarihinde hiç olmadığı kadar yeni anlamlar kazanıyor ve bu arada da yepyeni oy profilleri şekilleniyor. Biz de burada bu bilgileri, yeni veri değerlendirme teknikleri ile değerlendirdik ve yedi bine yaklaşan, altı bin 500 yerleşmede ki bunlar büyükşehirlerin mahallelerini de kapsıyor. Altı bin 500 yerel oy profili olmadığını ama bunun akılda tutulabilecek kadar sınırlı sayıda oy profili üzerinden değerlendirilebileceğini gösterdik. Burada, AKP’nin, CHP’nin ve Yeşil Sol Parti’nin farklı yoğunluklarla başarılı olduğu yerler var. Bunları da haritaladık ve çok yeni bir etkileşimli veri platformu üzerine yerleştirdik. Bu platform, şu anda açık ve girilip sorgulanabiliyor. Bu sorgulama sonunda, haritayı sorgulayan bütün hemşehrilerimiz, komşularının kime oy verdiğini bu platform üzerinden görebilecekler. Bu ‘komşu’ kelimesi üzerine bir iki kelime daha edeyim.



Ö.Ö.: Evet, o biraz sanki ‘kapı komşusu’ gibi anlaşılıyor.

M.G.: Evet, bu ‘komşu’nun çok ilginç bir şeyi var; komşu aslında ölçekten bağımsız bir kavram. Kapı komşusu olabiliyor, mahalle komşusu olabiliyor, komşu ilçe diyebiliriz, komşu il diyebiliriz. Yani Marmara Bölgesi’nde yaşayan herkesin kendi komşuları var ve onun için bütün yurttaşların kendi komşularını sorgulayabilecekleri bir platform kurmaya çalıştık. Bu platform da aslında ancak bir harita ile gerçekleşebilirdi. Çünkü sorgulamanın Bursa'dan mı yapılacağını, İstanbul'dan mı yapılacağını, Kırklareli’den mi yapılacağını bilmiyoruz ama bizim platform her bölge sakininin kendi komşularını 14 Mayıs’ta kimlere oy verdiğini izleme imkanı veriyor. Tabi şöyle bir laf vardır; ‘Bir resim bin kelimeye bedeldir.’ Ama ben bin kelime değil, 10 bin kelime de anlatsam haritanın neye benzediğini anlatamam çünkü görmek lazım. Onu da bugün öğleden sonra saat 16:00’da Gürhan Ertür'ün Medyascope programında eğer merak edenler var ise görsel olarak haritanın nasıl çalıştığını izleyebilecekler.

Ö.M.: Ben bir şey soracağım; ‘Bu çalışmada konvansiyonel seçim haritaları, ayrıntı düzeyi ve çözünürlük açısından yetersizdir. Çalışmada kullanılan simetrik harita yöntemi, bilgiyi idari birim sınırları üzerinden vermek yerine idari birim içindeki yerleşme lekeleri itibariyle derleme ve değerlendirme fırsatları sağlamaktadır’ deniyor. Daha önce Türkiye'de hiç kullanılmayan bu yaklaşım, web portali ne demek? Birazcık bunu da anlatır mısınız?

M.G.: Türkiye'de seçim verileri, sandıklar ve mahalleler itibariyle toplanıyor ve genellikle bunların haritasını yapmaya kalktığımız zaman o idari birim sınırları üzerinden biz onu boyamak zorundayız. Ama şöyle bir problem var; metropollerin içindeki, şehirlerin içerisindeki mahalleler çok küçük. Dışarıya da çıktığımız zaman ise birimler çok büyük oluyor. Onun için biz onu renklendirdiğimiz zaman yamalı, berbat, okunamaz bir resim ortaya çıkıyor. Bu, coğrafya alanında çok temel bir görselleştirme problemi idi ama şimdi her işte olduğu gibi çağımızın makine öğrenmesi yoluyla uydudan alınan yeryüzü resimleri, yeryüzündeki yerörtüsü resimlerinden dağları, ormanları, suları ayırıp sadece yerleşmeleri yani mahallelerin sadece yerleşim alanlarını gösteren bir altlık harita yapmak mümkün. Bu altlık haritayı yaptığımız zaman, şehirlerdeki mahalleler, alanlar oluşturuyor ve şehirler ortaya çıkıyor. Kırsal alandaki mahalleler de birer nokta gibi gözüküyor ve bu şekilde yoğunluk farklarını gayet okunaklı bir şekilde yapmak mümkün oluyor. Bu altlık haritasının üretilmesi zor teknik bir iş ve burada arkadaşımız Yolcu Aldırmaz’ın çok büyük katkısı oldu. Bu yolla hem şehirleri hem de bölgeleri okunaklı bir şekilde görmek, göstermek ve iletişimini kurmak mümkün olabiliyor.

Ö.M.: Özdeş de bir şey soracaktı galiba ama ben şunu da hemen ilave etmek istiyorum; bunun bu şekilde orijinal bir çalışma yapılmasının özellikle önümüzdeki 2024 yerel seçimlerine - ki o da Mayıs’ta galiba, çok az bir zaman kaldı - nasıl bir faydası olacak? ‘Yerel seçim öncesi siyasi partilerin seçim çalışmaları ve politika üretim süreçlerine geçerli veri desteği sağlama’ diye bir bilgi de verilmiş.

M.G.: Bize seçimlerden sonra yapılan ilk değerlendirmelerde mesela şöyle bir seçim analizi yapıldı; ‘Türkiye'nin içinde yaşadığı ekonomik krizden şehirler çok etkileniyor ama kırlar o kadar etkilenmiyor. Çünkü kırdaki insanlar geçimlik üretim yapıyorlar, şehirdeki kadar krizden etkilenmiyorlar’ denildi. Halbuki bu analiz gösteriyor ki Marmara Bölgesi’nde kırsal alanda olup, muhalefete çok yoğun oy veren bölgeler de var. Ama İstanbul'un hemen yakınında olup, komşusundan çok farklı bir şekilde iktidarı çok yoğun bir şekilde destekleyen küçük eski köy yerleşmeleri de var. Yani şimdi eğer İstanbul'daki bu yerel seçimler, sizin programın başında da söylediğiniz gibi çok yaşamsal bir önem taşıyor ise bu sadece partilerin kent içindeki oy tabanlarını desteklemeleri, konservative etmelerinin yanı sıra bunun dışındaki çeper yerleşmeleri de dikkate almak, oralardaki nüfus profiliyle ilişkili yeni seçim stratejileri geliştirmelerine yardımcı olabileceğini düşünüyorum. Yani burada, partilerin kurmay aklına, üzerinde çalışabilecekleri bir malzeme sağladığını, sivil topluma ve aslında bir de oy güvenliği ile de çalışan sivil toplum kuruluşlarına, nerelerde şaşırtıcı düzeyde yüksek anomaliler olduğunu gösterebiliyor. Üçüncü katkısı da, bazı oy profillerinin iki tane oy profili var, yerleşme grubu var ki İngilizce’de ‘swing state’ dediğimiz çekişmeli yerleşmeler. Burada hiçbir parti öne geçmemiş ve o yerleşmeler üzerinde çalışılır ise belki o yerleşmelerde seçmen kazanmak daha uygun olabilir. Bunu herkese açtık, seçmenlere açtık, seçmen oy güvenliğiyle çalışacak kurumlara açtık Herkes de bunu sorgulayıp inceleyebilecek. Yani bir çeşit metropoliten bölgenin tomografisini çekmiş gibi olduk. Bu akşam üzeri neye benzediğini Gürhan Ertür’ün İstanbul Hepimizin programında göreceğiz.



Ö.M.: Özdeş, sen bir şey soracaktın.

Ö.Ö.: Haritada görebildiğim kadarıyla en alt birim, mahalle ve köyler.

M.G.: Onların yerleşim alanları, o köyün içindeki yerleşim alanı.

Ö.Ö.: Yani şu anlamda soruyorum; başlangıçta aslında siz de söylediniz, ‘komşularımız kimlere oy vermiş?’ dediğimizde şöyle anlaşılmasın, ben kapı komşumun kime oy verdiğini ya da benim kime oy verdiğimi görülmüyor, merak edilmiyor. Yani zaten bunun bilgisine ulaşmak da mümkün olmasa gerek.

M.G.: Evet, yani onu zaten görmememiz lazım. Yani bu bir casusluk değil, genel oy örüntüsünü görmek ve metropoliten alanda bizim çıplak gözle seçemediğimiz ne gibi eğilimlerin olduğunu izleme imkanı veriyor. İstanbul'da mesela Güneydoğu göçmenlerinin yoğunlaştığı bölgelerde, diğer bölgelerden çok farklı oy profilleri şekilleniyor ve bu araştırma bize aynı zamanda Marmara Bölgesi’nin farklı kesimleri, Türkiye'nin farklı kesimlerinden göç alıyor. Mesela Adapazarı, doğu Marmara Bölgesi ağırlıklı olarak AKP’nin çok güçlü olduğu yerlerden göç alırken, Trakya, Çanakkale ve Balıkesir'in batı kesimleri, Ege Bölgesi’nden göç alıyor. Böyle baktığımız zaman, çıplak gözle göremediğimiz, Düzce'den Edremit'e kadar çizebileceğimiz bir hat içerisinde Marmara Bölgesi’ni ikiye ayıran, bir tarafında CHP’nin güçlü olduğu mahalle ve köyler, öbür tarafında da AKP’nin çok güçlü olduğu mahalle ve köylerden oluşan, aynı bir tabak gibi gözüken, iki renkli bir grafik ortaya çıkıyor. Bunun içinde tabii nüanslar var, alt şeyler var ama bence bu, bölgesel ve siyasi eğilimlerin izlenmesi için ilginç bir başlangıç noktası oluşturuyor ki, biz bunu, bu araştırmayı yapmadan bu berraklıkta görememiştik. Diğer konvansiyonel haritalar, alansal olarak yapıldıkları için biraz bize farklılıkları, ayrıntıları çok fazla yansıtmayan ve çok fazla genel eğilime duyarlı resimler sunuyor. Bu, biraz daha üzerinde çalışmaya ve kendi kendimizi anlamaya merakımız varsa elverişli bir imkan sağlayan bir veri tabanı oluşturuyor.

Ö.M.: Peki, bir de şunu sorayım; ‘12 lejant kategorisiyle görselleştiriliyor’ tam anlamıyla ne demek oluyor?

M.G.: Biz bunu, altı bin 500 tane mahallede çıkan ve bütün itirazlardan sonra Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından kesinleştirilen oy profillerini aldık. Bu, altı bin 500 satır uzunluğunda ve 20 sütun -ki partiler, geçerli ve geçersiz oyları da kapsıyor- her mahalle bir oy profili şeklinde temsil ediliyor. Kocaman bir liste, tablo gibi, çıplak gözle okunması olanaksız. A4 kağıdına bassak 200 metre uzunluğunda bir resim olur.
Makine, bunun içinde birbirine benzer, İngilizce’de ‘congruent’ yani uyumlu, yani üst üste binen oy profilleri var mı, yok mu diye arıyor ve bunlardan sima benzerliği gösteren, birbirine benzer 12 tane grup ayırıyor. Bu gruplardan üç tanesi CHP’nin belli partilerle başarılı olduğu yerler, üç tanesi AKP'nin başarılı olduğu yerler ve üç tanesi ise Yeşil Sol Parti’nin belli oranlarda başarılı olduğu yerler. Bunların ayrılması, diğerlerinden yapısal ve düzey farkları itibariyle ayrılan mahalle kümeleri demek. Bunları da biz lejant olarak kullandığımız zaman, bugüne kadar hiç görmediğimiz bölge ölçeğinde bir seçim haritası ortaya çıkıyor. Yani aslında olay, o mahalle ölçeğindeki oy profillerinin birbirleriyle benzerliğinden ortaya çıkıyor diyebilirim.



Ö.M.: Evet, ‘Yeni Nesil Dijital Seçim Atlası’.

M.G.: Evet, yani burada işin teknik kısmına girmeyeceğiz ama sorguladığımız zaman gerçekten kendi mahallelerimizin tamamen bizim beklediğimiz türde profillerde ortaya çıktığı ve başka mahallelerle de hangileriyle uyduğu, hangilerine uymadığı, hangileriyle çeliştiği, burada çok açık gözüküyor. Yani tabii bu, kentsel gerilimlerin izlenmesinde ve çalışılmasında önemli ipuçları sağlayabiliyor. Bugüne kadar hiç görmediğimiz ve konvansiyonel haritaların bize vermediği yerel benzerlikleri ve karşıtlıkları çok güzel ortaya koyabiliyor.

Ö.M.: Evet, bunlar da gerek iktidar gerekse de muhalefet partileri açısından da önümüzdeki yerel seçimler başta olmak üzere, seçimlerde izleyecekleri yöntemler konusunda, onlara yardımcı olacak bazı veriler çıkaracak değil mi?

M.G.: Onu umuyoruz çünkü Aralık ayında Marmara Bölgesi’ndeki işi bütün Türkiye'ye yayan ve bu ölçekte çalışan bir Türkiye seçim atlasının haberini şimdiden verebilirim. Yani burada deprem bölgesi, bütün İç Anadolu, Ege, her yeri bu şekilde sorgulayabileceğiz ve bu durumda artık Türkiye için yeni bir seçim izleme platformu kurulmuş olacak. Bu tabii önümüzdeki seçimlerden sonra, arada ne değişti, hangi bölgeler, hangi eğilimden hangi eğilime geçildi gibi, bunları izlemek, irdelemek, tartışmak mümkün olabilecek. Yani bizim kendi kendimizin farkında olduğu bir toplum haline gelmemize yardımcı olur diye düşündük.

Ö.M.: Evet, bayağı ilginç. Özdeş, senin sormak istediğin bir şey var mı?

Ö.Ö.: Benim şu anda başka bir sorum yok.

M.G.: Peki, çok teşekkür ederim kabul ettiğiniz için.

Ö.M.: Biz çok teşekkür ederiz. Valla gayet yaratıcı, yeni bir durum ilerisi için.

M.G.: Evet, yeni bir durum. Lafla anlatmak zor ama grafikle daha kolay. Evet, öğleden sonra İstanbul Hepimizin programında bunun neye benzediği de belki görülebilir vakti olanlar için.

Ö.M.: Evet, Gürhan Ertür ile beraber olacaksınız. Peki, çok teşekkürler.

M.G.: Ben teşekkür ederim.

Ö.M.: Sağolun, görüşmek üzere.

Ö.Ö.: Görüşmek üzere.