AİHM kararı ışığında Avrupa ve Türkiye: Ortak payda temel hak ve özgürlükler mi?

AİHM kararı ışığında Avrupa ve Türkiye: Ortak payda temel hak ve özgürlükler mi?

21 Kasım 2018
Fotoğraf: Reuters
21 Kasım 2018 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Açık Gazete podcast servisi: iTunes / RSS

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 4 Kasım 2016'dan beri tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın serbest bırakılmasına yönelik karar verdi. Karara göre Türkiye 10 bin euro manevi tazminat ile 15 bin euro yargılama gideri ödeyecek.

HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Demirtaş’ın, tutukluğunun ‘özgürlük ve güvenlik hakkı’, ‘makûl bir süre içinde yargılanma ya da yargılama süresince serbest bırakılma hakkı’ ve ‘serbest seçim hakkı’nı ihlal ettiğini belirterek, Demirtaş’ın tutukluluğuna son verilmesi için gereğinin yapılması gerektiğini oybirliği ile karara bağladı.

AİHM, Türkiye'ye karşı ilk kez, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 18. maddeden ihlalini buldu ve Demirtaş’ın "siyasi nedenlerle" tutuklandığını tespit etti. AİHS’in 18. maddesinde “Anılan hak ve özgürlüklere bu Sözleşme hükümleri ile izin verilen kısıtlamalar öngörüldükleri amaç dışında uygulanamaz” ifadesi yer alıyor. Türk Yargıç Işıl Karakaş 18. madde ihlali ile ilgili olarak ayrı oy (şerh) kullandı.

Mahkeme, 16 Nisan 2017'de yapılan anayasa referandumu ile 24 Haziran'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde tutukluluğunun uzatılmasının, demokratik bir toplumun temelinde yer alan "çoğulculuğu baltaladığına ve bağımsız siyasi tartışmaların yürütülmesini sınırladığına" hükmetti. Kararda yargılama öncesi uzun tutukluluk süresinin Türkiye'deki yargı sistemiyle bağdaşmadığı belirtildi.

Demirtaş’ın başvurusunu hazırlayanlardan biri olan insan hakları hukukçusu Kerem Altıparmak karara ilişkin “AİHM Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğuna son verilmesi için gereğinin yapılması gerektiğini karara bağladı. Şu andan itibaren tutuklu olması hem ulusal hem de uluslararası hukuka aykırıdır. Derhal serbest bırakılması gerekir” diye belirtti.

Başvuruculardan ve davayı takip eden avukatlardan Benan Molu da “AİHM, Demirtaş’ın özgürlük ve güvenlik hakkının ve seçim hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Mahkeme, Türkiye’ye karşı ilk kez, 18. maddeden ihlal buldu ve ‘siyasi nedenlerle’ tutuklandığını tespit etti. Demirtaş’ın serbest bırakılması gerekiyor” dedi.

(T24)

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, gazetecilere, “AİHM kararları iç hukukun bir parçası. Bunu da AK Parti getirdi reformcu bir pratik olarak. Ama bu karar ne getiriyor, takdir mahkemenin” dedi.

(Sözcü)

Bakan Gül’ün gönderme yaptığı iç hukuk hükmü ise TC Anayasası’nın 90. maddesinin AİHM kararını bağlayıcı uyulması zorunlu hale getiren hükmü. 90. Md. son fıkrası: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”

(https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa82.htm)

Yani mahkemenin anayasayı ve kanunları uygulaması gerekiyor ve ayrıca, mahkeme, anayasanın âmir hükmü uyarınca, aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne de başvuramıyor.

(Bkz.: Anayasa ve AİHS)

Ne var ki, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, AİHM kararıyla ilgili ilk tepki olarak: “Bizi bağlamaz, karşılık vereceğiz... Biz karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ertesi gün de şöyle devam etti: “Siz varın kendi sırça köşklerinizde dilediğiniz kararları alın, biz demokratik hukuk devleti vasfımızdan asla taviz vermeden ülkemizin milletimizin bekası için ne gerekiyorsa onu yapmaya devam edeceğiz...Avrupa Birliği’nin bizatihi kendisinin terör örgütü olarak kabul ettiği, on binlerce insanın katili PKK'ya verilen desteği bu zalimlerin kurbanlarından esirgeyenleri hiçbir zaman ciddiye alamayız.”

(Sabah, T24)

Demirtaş hakkında AİHM’in verdiği hak ihlali kararını değerlendiren Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Sözcüsü AİHM kararlarının üye ülkeler için bağlayıcı olduğunu söyledi. Konuyu değerlendiren Sözcüs Daniel Holtgen, "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 46. maddesi gereği, AİHM’in verdiği kararlar, üye ülkeler için bağlayıcıdır" dedi.

(Artı Gerçek)

AİHM’nin Selahattin Demirtaş v. Turkey  Demirtaş Kararı basın özetinde kararın sondan bir önceki paragrafında da AİHM’in bu noktayı vurguladığının altını çizmekte:

AİHS 46. Maddesi uyarınca Sözleşme’nin Yüksek Tarafları, taraf oldukları herhangi bir davada Mahkeme’nin (AİHM) vereceği nihaî karara uymakla yükümlüdürler” diyerek bu bağlayıcılığı teyid etmektedir.

(Bkz.: AİHM Basın Açıklaması, İng.: ECHR 395 (2018), www.echr.coe.int/RSS/en)

AİHM eski yargıçlarından Rıza Türmen, yüksek mahkemenin, Demirtaş’la ilgili “Serbest bırakılmalı” kararının ilkleri barındırdığını, mahkeme açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı. “Bizi bağlamaz” yorumu için de: “Bağlamaz olur mu? Türkiye, 46. maddeye imza atarak AİHM kararlarının bağlayıcılığını kabul etmiştir. Anayasanın 90. maddesinde bunu açıkça düzenlemiştir. Karar bağlayıcıdır” dedi ve ekledi: “Karara uymamanın hukuki ve siyasi sonuçları olur.”

(T24)

***

Hukuk ve Siyaset bağlamı: Ortak Payda: Temel Haklar ve Özgürlükler

Karar Türkiye’yi bağlar mı bağlamaz mı? Her iki durumun siyasi ve hukuki sonuçları ne olur?

Bu soruların özet bir cevabı için Vakanüvis hakir, dinleyici ve okurları Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi üzerine neredeyse 40 yıl önce yayınlanmış bir incelemeye bakmaya davet ediyor: Bakınız, kitabın sözleşme’nin (AİHS) tarihsel-ideolojik-politik kökenini analize eden bir bölümünde mesele nasıl özetleniyor:

“Batı Avrupa’nın askerî, ekonomik ve siyasal yönlerde bütünleşmesinin alt yapısı ... kurulduktan sonra bu bütünleşmenin hukuksal ve kurumsal bir örtü ile kaplanması kalıyordu. [AİHS] ile bu evreye de ulaşılmış oldu. Batı Avrupa’nın siyasal birliğinin simgesi olan Avrupa Konseyi ile [AİHS] tek ve aynı kökenden kaynaklanmaktadırlar... Sözleşme’nin temelinde yatan ideoloji, ‘başlangıç’ bölümünde en açık biçimde anlatımını bulmuştur. İmzacı hükümetler, dünyada adalet ve barışın tek koşulu olan temel özgürlüklere olan bağlılıklarını yinelerlerken, ‘bunların en iyi biçimde korunmasının gerçekten demokratik bir siyasal rejimle sağlanabileceğini’ belirtmekteydiler. Bu hakların tanınması ve güvence altına alınması, değişik Avrupa devletlerini bir araya getiren ‘ortak payda’yı oluşturmaktadır. Nitekim, Sözleşme’nin dibaçesinde [giriş], kişinin temel hak ve özgürlüklerine saygının, Avrupa ülkelerinin’ortak varlığını’ oluşturduğu görüşü yinelenmektedir.”

(Bkz: Ömer Madra, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Bireysel Başvuru Hakkı, Ankara Üni. SBF Yayınları, Ankara, 1981, s. 14 - 16, vurgular: Vakanüvis ÖM)  
 

***

Şimdi peşpeşe iki soru soralım:
 

1) Temel haklar ve özgürlükler Türkiye’nin ve tüm öteki Avrupa ülkelerinin ortak paydası mıdır, değil midir?
 

2) AİHM’in kesinleşmiş kararları Türkiye için ve tüm öteki Avrupa ülkeleri için bağlayıcı mıdır, değil midir?
 

Düşünüp taşınman için sana istediğin kadar zaman veriyoruz, ey okur. Yüzyıl sonuna kadar vaktin var. Ayrıca, bu kıyağımızı da unutma, e mi? (Bu bir soru değildi.)
 

Vakanüvis ÖM

Playlist:
Şarkıcı / YorumcuParça Adı
Orinoco Flow
Enya
The Mamas The Papas
European Blueboy