Foto Müze Kayıt Arşivi

 

Programın kayıtlarını buradan dinleyebileceğiniz gibi, podcast kanalına üye olarak farklı podcast uygulamaları aracılığıyla mobil cihazlarınızdan da dinleyebilir, yeni bölümler yayınlandıkça haberdar olabilirsiniz:iTunes / RSS

Podcast kanalları ve üyeliği hakkında daha detaylı bilgi almak içintıklayın.

Örn., 23.02.2020
Örn., 23.02.2020
Yüzlerce fotokart ve kartpostalın, bir asır önce çıktıkları yolculuğu ve bunu kesintiye uğratan sebepleri; taşıdıkları duygu yüklü sözcükleri, umutları ve özlemleri konuştuk. 
Bir zamanların lüks işletmeleri olan ‘peri sarayı’ ya da ‘sanat tapınağı’ olarak anılan ilk fotoğrafhaneler, dönemin gazete ve dergileri tarafından en çok yazılan konular arasındaydı. Adeta bir sanat galerisi ve neredeyse  bir müze tadında olan, teatral dekor ve aksesuarlarla doldurulmuş ilk stüdyoların nasıl yerler olduğunu, nasıl düzenlenip tanzim edildiğini, buralarda kaç kişinin çalıştığını konuşacağız. 
Yakın tarihimize kadar meydanlarda, resmi dairelerin önünde, ada ve mesire yerlerinde görülen alaminüt fotoğrafçılar ve onların naif üretimleri fotoğraf tarihimizde önemli bir yere sahip.  Çünkü bu fotoğraflar, halkın en alt kesimine inmeyi başaran, kayıt altına alan önemli sosyal belgelerdir.                   
Gölge Fanzin, 2003 yılından bu yana, fotoğraf üzerine çıkan tek fanzin. Kuruculardan Cenk Mirat Pekcannattı ile bu uzun maceranın ayrıntılarını konuşuyoruz. Bu fikrin kıvılcımını çakan olaylara ve kurucuların taşıdığı kaygılara değinip, manifestoyu masaya yatırıyoruz. 13 yılda nelerin değiştiği, nelerin başarıldığı ve fotoğraf camiasındaki eleştiri kültürünü de eni boyu konuşuyoruz.
1800’lerin ortalarında görülen ve ‘kartomania’ olarak tanımlanan fotoğraf toplama çılgınlığı, Fransız mucit Disderi’nin tasarımından sonra yaşandı. Yeni bulunan Kartvizit format fotoğrafı ucuzlattı ve halk tabakasına doğru yaydı. İşte olanlar da ondan sonra oldu...
Bu haftaki stüdyo konuğumuz, fotoğraf camiasının en üretken isimlerinden Merih Akoğul. Kendisiyle, fotoğraf koleksiyonumdan seçmiş olduğum beş adet eski fotoğraf üzerine sohbet ediyoruz. Birlikte ‘fotoğraf’ olarak adlandırdığımız görüntü ve bu görüntüyü taşıyan malzemeleri yorumlayacağız. Aynı zamanda şiir ve müzikle de yakından ilgilenen Merih Akoğul, fotografik görüntüleri pek çok katmanda değerlendirecek. Üzerine yazılmış notlarla, stüdyolara ait damga ve yazılarla ve geçmiş zaman dilimlerinden koparılıp günümüze gelen görüntüler üzerine yapacağımız ‘fotoğraf okumaları’ ilk etapta sıradan kişilere ait ve bizimle ilgili görünmeyen bu nesnelere bakışımızı değiştirecek.
Şükrü Oral’la önceki programda fotoğraf konservasyonu nasıl olmalıdır, tahribatlar nasıl düzeltilir; yırtık, delik, kurt yenikleri giderilebilir mi gibi sorulara cevap aramıştık. Bu programımızda da fotoğraf restorasyonunda, teknik ve etik sınırlara da değineceğiz.
Fotoğraf ve efemera konservasyonu üzerine uzmanlaşmış Şükrü Oral bu haftaki stüdyo konuğumuz olacak. Kendisiyle fotoğraf konservasyonu nasıl olmalıdır, tahribatlar nasıl düzeltilir; yırtık, delik, kurt yenikleri giderilebilir mi gibi sorulara cevap arayacağız. Ayrıca teknik ve etik sınırlara da değineceğiz. Restorasyonda malzemelerin seçimi nasıl olur, yapılan müdahaleler geri alınabilir mi; müdahalede sınır nedir ve bu etik midir gibi başlıklar sohbetimizin konuları arasında olacak.
İcadından sonraki ilk zamanlarında fotoğraf ne kadar resme benziyorsa o kadar başarılı kabul ediliyordu. Tabii ressamlarda konularını ve detayları ince ince işleyip, gerçekmiş gibi resimler yaparak fotoğrafa yaklaşıma çabası içindeydiler. Zamanla bu iki sanat birbirini pek çok açıdan etkiledi. İşte bu haftaki konumuz fotoğrafla resim arasındaki, bir dargın bir barışık ilişkiye dair…
İrfan Yalın koleksiyonları ve araştırmalarıyla öne çıkan isimlerden. Koleksiyonculuk üzerine bir TV programı hazırlayıp sunan İrfan Yalın, çeşitli konular üzerine yaptığı araştırmalarını da birçok mecrada paylaşmakta. Bugünkü programımızda kendisiyle tintype fotoğraf koleksiyonu ve diğer koleksiyonları hakkında sohbet edeceğiz. Araştırmalarına kaynaklık eden bu değerli birikimleri nasıl yorumladığını; kültür tarihine uzanan bu uzun ve maceralı yolculuğu da konuşuyor olacağız.
Vafiadis’in stüdyosunu, yenilikçi kişiliğini, basın hayatına kattığı değerleri ve katil portrelerini konuşuyoruz. Vafiadis stüdyosunda çekilmiş birçok portre günümüze kadar ulaşmış durumda ve hala çok sık olmasa da müzayedelerde karşımıza çıkıyor. Ama orada çekilmiş olan ve sıradan insanlar gibi görünen iki katil portresi, diğer fotoğraflardan ayrılmakta. Daha da ilginci, bu iki fotoğraf arasında da tuhaf benzerlikler söz konusu.
Fotoğraf sanatçısı Alberto Modiano aynı zamanda iyi bir arşivci de. Kendisinin fotoğraf tarihi üzerine hazırladığı kitaplar iyi bir kaynak eser olarak yer almakta. Balıkesir Hasan Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı'nın oluşturulmasında da değerli katkılar sunan Alberto Modiano ile albümleri, araştırmaları ve arşivleri hakkında derin bir sohbet yapıyoruz.
Selfie, her ne kadar akıllı telefonların hayatımıza soktuğu bir yenilik gibi görünse de aslında tarihçesi çok daha eski… Beyoğlu’nda 1940 yıllarında açılan bir stüdyo, cep telefonlarından çok daha önce müşterilerine kendi fotoğraflarını çekme imkânı sundu. Bu stüdyo Foto Görçek’ti. Tıpkı ismi gibi gör ve çek… Stüdyonun sahibi Emrullah Ali Yıldız ise göklere tutkun bir maceracı ve geniş hayalleri olan bir mucit. İşte programda yıllar öncesinin bu ilginç stüdyosunu ve selfienin tarihçesini konuşuyoruz.
2002 yılında Kültür Bakanlığı'nın Türkiye Müzeleri Kataloğu'nda yer alan Kamera Müzesi aynı zamanda bulunduğu lokasyon itibarıyla Bakırköy’ün gezilecek görülecek yerleri arasında ilk sıralarda yer almakta. Müzenin kurucusu Hilmi Nakipoğlu, müzesini ve müzeciliğe uzanan serüvenini anlatıyor.
Edebiyatçılar, araştırmacılar ve tarihçilerin kaynaklığıyla; padişahların tasvir konusundaki tutumlarını, dönemin gazetelerindeki haber ve ilanları ve o günün stüdyolarını inceleyeceğiz. 
Küratör Kamil Fırat ile birlikte dünyanın en değerli birikimlerinden biri olan Abdülhamid arşivleri hakkında konuştuk. 911 albüm, 36 binden fazla fotoğrafı kapsayan bu hazine, 2. Abdülhamid’in merakı ve ilgisi sayesinde oluştu. 2. Abdülhamid çevresinde olup bitenleri ve dünyadaki gelişmeleri bu fotoğraf üzerinden okudu.
Her alanda olduğu gibi fotoğraf alanında özel koleksiyonlar olmadan tarih yazılamaz; daha doğrusu, yazılır ama eksik olur. Bu bakımdan koleksiyoncuların tarihçilere sunduğu bu maddi izler oldukça önemli. Tarihin tozlu katmanlarından ortaya çıkmış yeni belgelerle, yeni bilgilerle, yeni arkeolojik buluntularla tarih yeniden ve yeniden yazılacak; ya da yeniden yorumlanacak. 

Sayfalar