Botanitopya Kayıt Arşivi

 

Programın kayıtlarını buradan dinleyebileceğiniz gibi, podcast kanalına üye olarak farklı podcast uygulamaları aracılığıyla mobil cihazlarınızdan da dinleyebilir, yeni bölümler yayınlandıkça haberdar olabilirsiniz:iTunes / RSS

Podcast kanalları ve üyeliği hakkında daha detaylı bilgi almak içintıklayın.

Örn., 26.06.2019
Örn., 26.06.2019
En değerli botanik kitaplarından biri olan Flora Graeca, 18. yüzyılda İstanbul’a, Bursa’ya ve İzmir’e de keşif seferine gelen John Sibthorp ve bitki ressamı Ferdinand Bauer'in eseri. Bu programda, onların keşif rotasını takip ediyoruz.
Ekoloji, çevre mücadelesi ve iklim değişikliği eksenindeki konuları, şamanlık öğretisi üzerinden ele aldığı kitaplarıyla da tanıdığımız Buket Uzuner ile edebiyatta doğanın haklarını savunma meselesini, doğa yazınını konuşuyoruz.
Bir doğa tutkunu ve ağaç gönüllüsü olan Volkan Yalazay, geçtiğimiz günlerde yayımlanan Eski İstanbullu Ağaçlar-İstanbul’un Anıtsal Ağaçları kitabını anlatıyor. 
Altından daha değerli baharatların, nice kaşiflerin uğruna yollar aşındırdığı karabiber, muskat ve karanfilin hikayesi var bu programda...
İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü'nden Prof. Dr. Mehmet Sakınç, İslam coğrafyasındaki doğa bilimini, keşifleri ve büyük coğrafyacıları anlatıyor...
Bu programda 190 yıl sonra ortaya çıkan Küba florasına ait bir elyazmasını konuşuyoruz. Kitap sömürge yıllarında Küba'da yaşamış Amerikalı bir kadına ait: Nancy Anne Kingsbury Wollstonecraft.
Doğu'dan gelip Avrupa’da popüler bir kültür yaratan çiçeklerin dilinden konuşacağız. Çiçeklerin dili, artık evrensel olmuş, duygularımızı ve düşüncelerimizi iletmek için çiçekleri kullandığımız o şifreli mesajlar demek...    
Doğu'dan gelip Avrupa’da popüler bir kültür yaratan çiçeklerin dilinden konuşacağız. Çiçeklerin dili, artık evrensel olmuş, duygularımızı ve düşüncelerimizi iletmek için çiçekleri kullandığımız o şifreli mesajlar demek...    
Bu programın konusu Turunçgiller (Citrus) familyası. Oldukça kalabalık bir aile, akrabalık bağları da hayli karışık; o yüzden sadece belli başlı türlerinin hikayelerini anlatıyoruz...
İKÜ Öğretim Görevlisi Mehmet Sarıoğlu ikinci kez konuğumuz. Bu kez, Da Vinci'nin "Müjde" ve Botticelli'nin "Venüs'ün Doğuşu" tablolarındaki bitkilerin sembolik anlamlarını anlatıyor...
Rosa Luxemburg'un botanik defterleri, mektupları ve arşiv görüntülerini buluşturan sergiyi ve Herbarium kitabını anlatıyor; tarihin güçlü bir siyasal figürünün karmaşık kişiliğini doğayla kurduğu ilişki üzerinden okuyoruz. 
Batı’da bitki ressamlığının bilimde, sanatta, baskı tekniklerindeki değişimlere göre nasıl ilerlediğini ve bilimsellik kazandığını anlatmaya başlamıştık. İkinci bölümde bu konuya devam edip bizim topraklarda üretilmiş ilk “gerçekçi” bitki ve çiçek çizimlerine de bakıyoruz.
Program konuğumuz, Düzce Üniversitesi Orman Fak. Orman Botaniği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necmi Aksoy ile Nisan ayında Düzce'de ilki düzenlenecek olan  “Ulusal Botanik Bahçeleri, Arboretumlar, Herbaryumlar ve Botanik Müzeleri Çalıştayı” üzerine konuşuyoruz.
Batı’da, botanik sanatının bilim dünyasındaki yeniliklere, sanat akımlarına ve  baskı tekniklerindeki değişimlere göre nasıl geliştiğine bütünsel bir gözle, tarihsel bir perspektif içinde bakıyoruz. 
Uydurma bir hikayeyle doğup dilden dile gezerek bir efsaneye dönüşmüş hatta bilimsel kitaplara bile girmiş bir hayvan-bitki melezi: Kuzu Bitkisi.  Bilimsel adı Cibotium barometz. Tataristan Kuzusu ya da İskit Kuzusu (Agnus scythicus) da deniyor.
Latince adı Passiflora; İngilizce’deki adı ise “passion flower”. Halk arasında “fırıldak çiçeği” ya da “saat çiçeği” de deniyor. Girift, göz alıcı çiçekleriyle bahçelere egzotik güzellik katan tırmanıcı bir bitki: Çarkıfelek. 
Program konuğum İKÜ Öğretim Görevlisi Mehmet Sarıoğlu,  Botticelli'nin İlkbahar tablosunda yer verdiği çiçeklerin sembolik anlamlarını mitolojik öyküleriyle beraber anlatıyor...
2000 yıl önce bu topraklarda doğan Dioskorides’in muhteşem eseri De Materia Medica, botaniğin temel kitaplarından biri. Roma İmparatoru Neron'un ordusuyla gezdiği coğrafyalarda, o güne dek bilinmeyen yeni bitkiler keşfetmiş ve kayda geçirmiş. 
Dünya tarihini değiştiren bir bitki, Patates. Avrupa’da bugünkü uygarlığın oluşmasına katkıda bulunduğu gibi, bir ülkeyi perişan etti, insanlarının açlıktan ölmesine neden oldu. Bu iki uçta gidip gelen Patates'in hikayesi, insanoğlunun toplumsal tarihiyle iç içe.
Rönesans'ta insan için tasarlanan o pastoral manzaralardan sonra, katı bir kuralcılıkla, insanın doğa üstünde tam bir egemenlik kurduğu 17. yüzyıl Fransız bahçelerinden konuşuyoruz. 

Sayfalar