Yeşil Bülten Kayıt Arşivi

 

Programın kayıtlarını buradan dinleyebileceğiniz gibi, podcast kanalına üye olarak farklı podcast uygulamaları aracılığıyla mobil cihazlarınızdan da dinleyebilir, yeni bölümler yayınlandıkça haberdar olabilirsiniz:iTunes / RSS

Podcast kanalları ve üyeliği hakkında daha detaylı bilgi almak içintıklayın.

Örn., 21.08.2018
Örn., 21.08.2018
Prof. Fuat Ercan ile, alışageldiğimiz kavramları düşünmeye devam ediyoruz ve bu kez Maliyet meselesini masaya yatırıyoruz.  
Kömür mü, Tarım mı?   Yeni başlayan ve sonuçlanan davaların anlattıkları? Türkiye'de tarımın durumu? Kömür santrallerinin tarıma etkileri? Ziraat Mühendisleri Odası (@TMMOBZMO) G. Baş. Özden Güngör ile konuşuyoruz 
Kömür mü, Tarım mı?   Yeni başlayan ve sonuçlanan davaların anlattıkları? Türkiye'de tarımın durumu? Kömür santrallerinin tarıma etkileri? Ziraat Mühendisleri Odası (@TMMOBZMO) G. Baş. Özden Güngör ile konuşuyoruz 
Salı günü çıkan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ardından bu sabaha karşı Meclis'te kabul edilen torba yasa ile Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılması yasalaşan Kanal İstanbul Projesi'ni Prof. Dr. Naci Görür ile konuşuyoruz
Saros'a yapılması planlanan dev liman projesinin detaylarını , Avukat Bülent Kaçar anlattı. 
Av. Ali Arif Cangı ile Yeşil Bülten'de değerlendirdik 
Yeşil Bülten'de Türkiye'nin gündeminden bir süredir düşmeyen hayvanlara şiddet sarmalını ve olası çözümlerini konuştuk. Konuğumuz Dört Ayaklı Şehir ekibinden Mine Yıldırım oldu 
Hayvana şiddet neden artıyor? Seçimlerden önce verilen sözler tutulacak mı? Hayvana şiddet suç sayılacak mı? HAYKON Kurumsal İletişim Koordinatörü Nihal Kasa ile konuşuyoruz. Canlı yayından tweetlerle notlar şöyle;  ** 24 Haziran seçimler öncesinde hayvanlara yönelik şiddetin arttığını görmüştük. Ayakları kesilen Sapanca’daki köpek, Büyükada’ya güneşin altında taşınan atlar, hayvan işkence hesapları, Adana’da da ön patileri kesilmiş bir kedi... ** Evcil kategorisindeki hayvanlara yönelik şiddet bir yandan diğer taraftan yabani hayvanlara yönelik şiddet de ciddi boyutta, @kuzeyormanlari’nın paylaştığı son fotoğraflara bakmanızı önerelim. ** @HAYKON_Official’dan @NihalAydinK yayında; Hayvana şiddette artış yok, bu yıllardır var. Kamuya yansıyan da az. Son olanlarda kamu vicdanı yaralandı, sosyal medya da bu olanları biraz daha göz önüne taşıdı. ** [email protected]: hayvanlar her türlü şiddete maruz kalıyorlar. Ama hayvanları buralara belediyeler atıyor. Belediyeler mevcut yasa ve yönetmelikleri bile uygulamıyorlar. Çöplükler Eli ayağı bağlı kedi köpeklerle dolu. Suçlu caniden çok suç ortakları, bu da belediyelerdir. ** [email protected]: Yasa kısırlaştır, bulunduğu yere bırak, orada yaşamını sürdürmesine yardımcı ol der ama belediyeler bunu bile yapmaktan aciz durumda. Hayvanları toplatıp canlı canlı gömdüklerini biliyoruz. Suç duyurusu yapsak da elimizdeki kanun bizi bir yere kadar götürebiliyor ** [email protected]: Hayvana şiddet ister şahıslardan ister belediyeden gelsin, en alt kademeden talimatı verene kadar herkes suçlu. Belediye işini yapmadığı İçin suçlu. ** [email protected]: Talebimiz cezaların alt sınırının 2 yıldan başlaması ve belediyelerin de Türk Ceza Kanunu kapsamında tutulması ve yasanın masabaşında hazırlanmaması.Taslak 2011’den beri masada. Belediyelerin ceza kapsamında olmaması ve sadece kişiye ceza verilmesi tehlikeli ** @NihalAydinK: Seçim öncesi bütün siyasi parti liderlerine seslendik ve seçim öncesi hayvan hakları ve doğa haklarını yok sayanlara oy yok dedik.   -(Erdoğan bu tasarıyı imzalamamıştı) ** [email protected]: Tüm resmî kurumların hayvana şiddeti değerlendirmesi gerekiyor. Psikolojik bozukluğu olan kişilere de örnek teşkil ediyor bu medyaya yansıyan şiddet olayları. ** Utku Zırığ: Yine de bu şiddeti göstermek de bir yandan işin nereye varabildiğini görmek açısından önemli @NihalAydinK: Yerel şiddetin önlenebilmesi açısından ciddi bir katkı sağlayacak bu yasanın çıkması. Bu haftalık programımızın sonuna geldik, haftaya görüşmek üzere. .      
"Rus doğalgazını Avrupa'ya taşıyacak olan TürkAkım Projesi, Kıyıköy'de karaya çıktı. Halk isyanda, Istrancalar'da 1.5 milyon ağaç tehlike altında"  Hürriyet Gazetesi'nin 10 Haziran tarihli pazar ekinde ön sayfadan bu ifadelerle duyurulan Banu Tuna haberi, internetten silindi yani sansürlendi. Hem bölgedeki gözlemlerini hem de haberini gazeteci Banu Tuna, Kıyıköy'de yaşananları ise DAYKO Başkanı Nusret Türkkan anlattı. Yayından öne çıkan ifadeler şöyle;  Gazeteci Banu Tuna;  * Konuyu DHA’nın küçük bir haberinden gördüm ve Dayko Başkanı Nusret Türkkan’dan bilgi aldım. Kıyıköy küçük bir balıkçı kasabası ve yarım saat ıstranca ormanı içinden gidiyorsunuz. * Istrancaları ikiye bölen bir inşaatla karşılaştık ve ıstrancalar ağaç ormanı yoğunluğunun en sık olduğu yermiş. Boru hattının ise gideceği yer belli değil ya Bulgaristan ya Yunanistan sınırına uzanacak. * İğneada nükleer santral alanına da çok yakın. 1,5 milyon ağaç bütün koridor açıldığında kesilecek olan yetişkin ağaç sayısı.   * Tuna haberin internet sitesinden kaldırılması konusunu şöyle yorumluyor: Kağıdın önemini çok daha iyi anladım. O gün gazeteyi alan herkesin evinde bu haberin bir nüshası var, silemiyorsunuz *  Köylüler bazı yolların açıldığını ve sonra o yolların yanlış açıldığını aktardılar. Hattın karaya çıktığı ilk yerde insan eliyle yapılmış bir mağara gözüküyor, haberde kullanamadık, o da çok kıymetli. Tuna'dan sonra yayınımıza bağlanana DAYKO Başkanı Nusret Türkkan'ın aktardıklarından notlar ise şöyle;  * Dayko Başkanı Nusret Türkkan yayınımızda; Bu yıkım sadece Kıyıköy’de değil Istranca’larda yaşanıyor. Üstelik Saros’a kadar gidecek. Kıyıköy SİT alanıydı, Aya Yorgi mağarası önemli bir alandı. Proje hazırlanırken bunlar hesaba katılmadı. * ÇED projelerini yaptırmamış olmamıza rağmen bu projeyi hayata geçirdiler, biz de uluslararası proje olduğu için ciddi direniş gösteremedik. Yaban hayatı, orman dikkate alınmadı. ÇED onaylanmadan inşaat başladı. Hukuka aykırı uygulamalarla hayata geçti. * 50 metrelik koridor açılacağını söylediler ama 200 metrelik koridor açıldı. Ağaçlar parçalanarak kesildi. Köklerini bile kesiyorlar. “Ruslar Sefasını Istrancalar cefasını çekecek” diyoruz biz. İnsanların kalpler kırık, gözleri yaşlı bu yırtıcılık karşısında. * SİT alanının altından geçeceği söylenmişti ama üzerinden geçti. Katkılarınıza teşekkür ederiz. Yüreğinizin bizimle olduğuna inanıyoruz. Bu hafta bir sansürlenen haber ve sonra da haksızca, hem de çok işe yaramayacağı belirtilen Türk Akımı nedeniyle yok edilen Istranca Ormanlarını konuştuk.   
Türkiye'yi değiştiren Taksim Gezi Parkı İsyanı'nın yıldönümünde, Taksim Gezi Parkı Derneği'ni stüdyoda ağırlıyoruz.  Gezi Parkı'ndan kalan en önemli miraslardan biri olan parkın asıl sakinleri yani ağaçlar sayıldı, detaylandırıldı ve bir envanteri çıkarıldı. O detaylar gezparkimiz.net adresinden herkesin takibine ve kullanımına açıldı. Parkın ağaçlarını yakından bilmek isteyenler için Faruk Eğiş, Birkan Işın, Haluk Aykan ile birlikte bu envanter çalışmasını konuşuyoruz.     
Yeşil Bülten'de bugün mikrofonu Çanakkale'ye çeviriyoruz. Çanakkale deyince artık eşsiz doğa güzelliğinin yanına maden de koymak gerekiyor. Ama bu durumun karşısında olan yani yaşamı savunanlar da var. Çanakkale Çevre Platformu Sözcüsü Türker Savaş ve Tarım Orman-İş Genel Başkanı Şükrü Durmuş ile Kirazli'daki madenin kapasite artışı talebini değerlendiriyoruz.  CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Çanakkale ve Kazdağları için tehlike çanları çaldığını belirterek, “Kanadalı şirket Alamas Gold’un taşeronu Doğu Biga Madencilik A.Ş., Doğu Biga Madencilik A.Ş. Kirazlı Köyü Balaban Mevkii ile Bayramiç ilçesi Cazgırlar Köyü orman sahasında ağaç kesim faaliyeti gerçekleştiriliyor. Altın madeni için yaklaşık bir milyon ağaç kesilecek” açıklmasını yapmış, şirketin 10 yılda kullanacağı suyun Atikhisar Barajı su tutma kapasitesinin 2 katı olduğunu da açıklamıştı.     
"Doğayı, insanları ve İstanbul'u yok eden hafriyat kamyonu terörüne dur de!"  Bu ifadeler Kuzey Ormanları Savunması ve Don Kişot Bisiklet Kolektifi'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde bu hafta içinde yetkililere mesaj vermek üzere açtığı pankarttan alınmış ifadeler.  Son bir haftada 3 kişinin daha hayatını kaybetmesine neden olan İstanbul'un her yerine yayılmış inşaatların hafriyat kamyonları, tam da muhattabının yerindeprotesto edildi. 2 yıl önce Yoğurtçu Parkı’nda yürüyüş yaparken hafriyat kamyonunun çarpmasıyla hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Şule İdil Dere’nin annesi “Katil olmak için eline silah almak şart değil. Görevini yapmadığın zaman da katil olabiliyorsun” demişti.  İstanbul içinde 10 bine yakın hafriyat kamyonu ve beton mikserinin çalıştırıldığına dikkat çekilerek son bir yılda bu kamyonların 30 kişinin ölümüne neden olduğu belirtiliyor.  Yeşil Bülten'de bugün Don Kişot Bisiklet Kolektifi'nden Ege Su ve hafriyat kamyonları ölümlerinin simgeleşen ismi olan Şule İdil Dere'nin babası Bertan Dere'yi stüdyoda ağırladık. 
Yatağan Termik Santralı için açılan kömür madenleriyle çevrili bir köy; yok edilen zeytinlikler, tehlike altındaki arkeolojik alanlar ve yaşanan sağlık sorunları;  Turgut Tabiatı Koruma Derneği Başkanı Kazım Erol konuğumuz
Açık Radyo'nun Yeşil Bülten'inde geçtiğimiz yıl Mayıs 9'da öldürülen Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu çiftinin cinayetinin üzerinden geçen bir yılı Avukat Tuncay Koç ve Taş Ocakları Mücadele Platformu'ndan Bayram Taşel ile konuşuyoruz.
Deneyimli Çevre Gazetecisi Özgür Gürbüz ile ekoloji mücadelesinin sandığa etkilerini konuştuk. 
Bölünmek istenen İstanbul Üniversitesi'nden ayrılmak istemeyen Orman Fakültesi'nin durumunu fakültenin hocalarından ve Ormancılar derneği Marmara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Coşkun Köse ile değerlendiriyoruz. 
Gündem seçimler biliyoruz ama tam da bu günlerde kurulan Ekoloji Birliği'ni atlayamayız. Kasım’dan bu yana buluşmalar yapan 56 örgüt buluştu. Ekoloji Birliği ise ilk röportajını Yeşil Bülten'e verdi. İzmir’den Özer Akdemir ve Diyarbakır’dan Seher Kadiroğlu Aktaş yayınımızda Özer Akdemir şöyle anlatıyor; İlk ortaya çıkışımız Artvin Cerattepe’nin içler acısı durumunu gördüğümüz bir basın gezisinden sonra “Ne yapabiliriz?” diye düşünürken oldu. Türkiye'nin her yerinde görüyoruz bu meseleleri. Yerelde sıkışmış dertleri Bergama’da yaptığımız ilk toplantıda konuştuk. Mezopotamya Ekoloji Hareketi’nde de bulunan Diyarbakır’dan Ataş ise, "Ekoloji sanki sadece marjinallerin ilgilendiği bir durum gibi lanse edildi. Kitleselleştiremediğimiz bir sorun bu. Kendi içimizde sesimiz yüksek ama parçalı bir mücadele olduğu için birbirimizden destek alamıyoruz" diyor.  Ataş: Yerelde cılız kalan seslerimize karşı birlikteyiz. Ekoloji sorununun bir sistem sorunu olduğunu düşünerek, yerele sıkışıp kalmaktan kurtulmak için kuruldu Ekoloji Birliği. Şimdi daha güçlü hissediyoruz. İzmir’de hissedilen yıkımı da Van’da olanı da kitleselleştirmeliyiz. Akdemir: Bergama ve Eskişehir’de yaptığımız buluşmalarda genel mücadele ve eylemlilik takvimimizi ortaya çıkardık. Bizlerin amacı yerel mücadeleyi ülke gündeme taşımak evet ama ülkenin birçok yerinde bizim dışımızda gelişen ekoloji hareketiyle temas ettirmek düşüncesi de hakim. Ekoloji hareketi küçük bir sınıfın, burjuvanın derdi olmaktan çoktan çıktı. Mahallesini, suyunu savunan bir halk var. Bu hareket de yolunu, zemini ve ilkelerini bularak devam edecek. Su yolunu bulacak. Deklarasyondan sonra aramıza katılmak için başvurular da başladı. Ataş: Burada esas kelime ‘ortak’ derdimiz, meselemiz ortaklıkken buna göre şekillenen bir yapı bu. Ataş öncelikle Meclis olarak örgütlenmeye karar verdiklerini anlatıyor. “Bir üst dil kurmayacağız” diyor  “Dilimiz de ortak” dediniz, dolayısıyla siyasetlerüstü bir ekoloji perspektifinin ortaya çıkışı mı bu hareket? diye sorduk ve Ataş yanıtlıyor: Siyasi iktidarın suyumuza, toprağımıza talanı ortada. Bu talana karşı bir siyasetüstü birlik kurduk ama karşımızda siyasi bir iktidar var “Ekoloji örgütlenmesinde konular özelinde biraraya gelmek iyi bir çözüm” yorumu var, esşsözcülere bunu nasıl değerlendirdiklerini sorduk, Ataş cevap veriyor: Bugün örneğin gündemimizde pazar günü Sinop’ta Nükleer Karşıtı Miting var. Biraraya gelişimizin sebebi de net, doğa talanı. “Ekoloji Birliği diğer örgütlenme biçimlerini engeller mi?" diye sorduk, Akdemir yanıtlıyor: Etkilemeyecektir. Karşınıza baktığınızda tek bir güç görüyorsunuz, tüm meselelerin aynı güçten ortaya çıktığını görüyoruz. Dolayısıyla birlik kurmak aksine mücadeleyi güçlendirir. Burada elbette siyaset yapıyoruz ve siyaset sadece partiler tarafından yapılmaz. Bugün verilen tarım, maden mücadeleleri, yerel tartışmalar siyasetin tam kendisidir. Bu birleşmenin de siyasetten uzak diye değerlendirilmesini doğru bulmuyoruz. Ataş: Bizimle aynı dili kullanacak tüm yerel örgütlenmeleri aramıza davet ediyoruz.   ** Bu yazılanlar program sırasında atılan canlı tweetlerden alıntıdır ve konuşulanlar hakkında kaba bir bilgi vermesi için alıntılanmıştır. Programı dinlemek için podcast linkine bakabilirsiniz.   
Sinop Nükleer Karşıtı Platform Dönem Sözcüsü Kayhan Konukçu ile 22 Nisan'da yapmayı planladıkları ve her yıl yapılması artık bir gelenek halini alan Nükleer Karşıtı Mitingi konuşuyoruz Sinop uzun yıl’ta devam eden bir naif sahil temizliği var, Yapılacak Nükleere Hayır mitingi var ve Akkuyu’nun Sinop’taki etkisini konuşacağız. Konukçu yayınımızda: Öncelikle sahil temizliğini anlatıyor: Kirletenlere inat yaşasın hayat diyoruz. 26 Nisan Çernobil’in patlamasının yıldönümü, yanısıra Fukuşima’dan bir görgü tanığımız olacak. Öncesinde 22 Nisan’da da yıllardır yaptığımız gibi bir doğa ve yaşam mücadelesinin içindekilerle birlikte olacağız. Yerel medyalar ve ulusal basına haber veriyoruz ama basının ilgisini kavga gürültü olmadan çekmek zor. Bu bağlamda bir süreklilik sağlamak için çöp toplama, sergi açma gibi etkinlikler de yapıyoruz. Akkuyu'da temel atma töreni yapılırken dostlarımız açıklama yaparken yanlarında olmak için Ankaradaydık. OHAL koşullarında özellikle birlikte olmak daha zor. bu bir tek günlük mücadele değil. Yerel halka neler olacağını anlatmak çok önemli. Bizler ses çıkarmaya çalışıyoruz. Medya bize yer vermiyor ama sosyal medyayı kullanıyoruz. Yılmamak gerek Sinop’ta gerçekleşen halksız halkın katılımı toplantısı için şehre başka şehirlerden otobüsle “halk” getirildi.  3 polis barikatı vardı biz de giremeyince suç duyurusunda bulunmak istedik. Gittikçe kalabalıklaştık. Toplantının yapıldığı yetin önünden başlayarak bir çöp toplama eylemi yaptık, dikkat çekmek için. 22 Nisan’da da taleplerimizi haykıracağız. Sinop, Hamsilos Tabiat Parkını barındırıyor. Burada balıkların yaşam alanı var, yok olma ihtimali var. Ağaç katliamı yapıldı bile.  Yeşil Bülten'i ise güzel haberlerle bitireceğiz: Sapanca’daki köylüler bir hukuk Zafer kazandı, Kaynarca Güven Köyü’ndeki tarım arazisine yapılması planlanan organize sanayi bölgesi ÇED Raporu iptal edildi. Karar davul zurnayla kutlandı. Rize’de Pazar’da havalimanı dolgusu için açılan taş ocaklarının ÇED Gerekli Değildir kararı iptal edildi.     Haftaya yeniden buradayız   
Akkuyu Nükleer Santrali'nin temeli atıldı: İki merkezde yapılan şatafatlı törenin gölgesinde kalan protesto girişimlerini Mersin Tabip Odası Başkanı Dr. Ful Uğurhan ile konuşuyoruz 
"Ucuz et" gerekçesiyle yapılan canlı hayvan ticareti ve Brezilya'dan Mersin'e gelen Nada Gemisi vakasını takip eden Zülal Kalkandelen ile hem gazeteciliği hem de konunun Türkiye'de nasıl yankılandığını konuştuk

Sayfalar