Yeşil Bülten Kayıt Arşivi

 

Programın kayıtlarını buradan dinleyebileceğiniz gibi, podcast kanalına üye olarak farklı podcast uygulamaları aracılığıyla mobil cihazlarınızdan da dinleyebilir, yeni bölümler yayınlandıkça haberdar olabilirsiniz:iTunes / RSS

Podcast kanalları ve üyeliği hakkında daha detaylı bilgi almak içintıklayın.

Örn., 22.10.2018
Örn., 22.10.2018
Çevre, Ekoloji ve kent mücadelelerinin avukatları Türkiye Barolar Birliği yönetimince tasfiye edildi.  Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Eski Başkan Yardımcısı Berna Babaoğlu ile detayları konuşuyoruz. 
Medicana Kasırgası Türkiye’yi teğet geçti. Ama herkese iklim değişikliğini bir kez daha hatırlattı. Metandan karbona, asfalttan betona İklim değişikliğinin geldiği boyutu Önder Algedik ile konuşuyoruz 
İstanbul'un 1500 yıllık bostanlarından biri, Yedikule Bostanı otoparka teslim ediliyor.  , Alan Yönetimi, UNESCO, Koruma Kurulu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi konudan haberdar mı, bunu da tam bilemiyoruz.  Bilinmezliklerin otasındaysa bir otopark inşası devam ediyor.  Aktivist Defne Koryürek'ten son bilgileri öğreniyoruz.    
Ekoloji Mücadelelerinin #ZaferHaftası! İzmir, Tire Başköy’de jeotermal enerji santraline, Bursa, Büyükorhan Karaağız’da biyokütle enerji santraline karşı süren kararlı direniş karşılıklarını aldı. Canlı yayında telefon bağlantılarıyla değerlendiriyoruz.  
13. Karaburun Bilim Kongresi'nden Ekoloji Notları II  Kongrenin ardından Utku Zırığ, Başlangıç Kolektifi Ekoloji'den Zafer Ülger ve Anadolu'da Yaşam Kooperatifi'nden Gökhan Geçgin ile konuşuyor
Utku Zırığ'ın konukları Başlangıç Kolektifi'nden Zafer Ülger ve Anadolu'da Yaşam Kooperatifi'nden Gökhan Geçgin
13. Karaburun Bilim Kongresi'nde, "Ne yapmalı?" sorusuna yanıt arayışları; Herkes için gıda, müşterekleşme, kooperatifler ve ekosistemi savunmak. Özlem Işıl, Umut Kocagöz ve Utku Zırığ konuşuyor. 
Çevre/ekoloji mücadelelerinde zaman zaman tanık olduğumuz nöbetlerden birini konuşacağız bugün. 66. Bursa'nın Karaağız Köyü'nde süren nöbette bütün köylü, köyün girişine kendilerine haber dahi verilmeden kurulmak istenen Biyokütle Enerji Santralı'na karşı sabah akşam beklemede. Köye daha önce gelen 250 kişilik çevik kuvvet ekibinden sonra, Biyokütle Santrallerinin yarattığı çevresel sorunları, Karaağız Köyü Yardışmlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Hayri Sönmez ve Halk Sağlıkçı Prof. Dr. Kayıhan Pala ile konuşuyoruz. Programdan tweetler ve notlar şöyle;  *  Hayri Sönmez anlatıyor; Direnişte 66. Gündeyiz, iş makinalarına karşı duruyoruz. Gündüz kadınlar, akşamları erkekler bekliyor. Pek çok sivil toplum örgütü bize destek oluyor ama maalesef devleti temsil eden kurumlar bizi dinlemiyorlar. “İlla yapacağız” diyorlar. * İktidara sesleniyoruz, biz 16 yıldır bu iktidara oy veriyoruz, ama bizi bir 10 dakika bile dinlemediler bu projeyi neden istemediğimizi. * Çok canlı bir köyümüz var. SİT Alanı, tarım arazileriyle. Süreç bizden gizli saklı yürütülüyor. Daha önce 250 kişilik bir çevik kuvvet ekibi gelmişti onları engelledik ama bir daha geleceklerini bekliyoruz. Şimdi bekliyoruz. Burada kimsenin başına bir şey gelmesin * Bursa’ya 100 km uzaklıkta, tarihi bir köy. 2 bin yıllık tarihi var. Böbrek taşını düşürenler buraya gelir suyu için. Küçükbaş hayvancılık yapılır devlet teşviğiyle ve bunu engellemek istiyorlar. Neden olduğunu anlamış değiliz. Sesimiz Bursa’dan öteye ulaşsın istiyoruz Şimdi konunun Halk Sağlığı yönünü konuşmak üzere Halk Sağlığı Profesörü Kayıhan Pala yayınımızda;  * Biyokütle dediğimiz kavram geniş bir yelpazedeki kavramları barındır. Ayçiçek artığı da sanayi atığı da var içinde. Bu atıkların hangi bölümünden söz ettiğimizi belirtmek gerekir. Bu ayıklar çevrimden geçince enerji ya da ısı elde edilir. * Karaağız’da orman atıklarının yakılmasıyla karşısında yakılma sürecinde ortaya çoktan tüm sorunlarla karşılaşacağız demek oluyor bu. Hem yakma işlemi hem de yakılan ürünlere bakınca sağlığa etkilerini konuşmak gerekir, ve hava kirliliği üretecektir. * Bu santral termik santraldan daha ciddi halk sağlığı sorunlarına neden olabilir zira odunun yakımı sonucundaki zarar artık dünyada çalışmalarla ortaya konmuş durumda. Karaağız’daki 49 MW enerji üreteceği belirtilen bu santralın ÇED Raporu yok., * ÇŞB ile yapılan toplantıda bulunmuştuk ve bu santral için yeterince organik çöp kalıntılarının olmadığını ortaya koyduk ve Türkiye’de böyle santralların örneklerine bakınca içinde kömür yakma eğilimlerinin olduğunu görüyoruz. * Buradaki en önemli sorunlardan biri, denetim eksikliği. Bursa Tabip Odası olarak yaptığımız bir başvuruda, özelleştirilen enerji tesislerinin 2020 yılına kadar denetim dışımda olduğu yanıtını almıştık. Bu yüzden Karaağız Köylüleri de projeyi köylerinde istemiyor * Atıl enerji kapasitesi bu kadar büyükken, neden bu enerji santralı ısrarı bilmiyoruz. Kömürlü termik santralların halk sağlığındaki maliyeti yüzde 10’u oluşturuyor. * Bu santralın dolaylı ve doğrudan sağlık etkileri olur. Dolaylı etki, köylünün sularının santralda gitmesi sonucu susuzluktan kaynaklı sıkıntılar ortaya çıkabilir. Doğrudan olanlarda cilt reaksiyonları, astım, Boğaz ağrıları, nefes alma zorlukları olabilir. * İçinde kimyasal yakılması ihtimaliyle akciğer ve erkeklerde mesane kanseri görülme sıklığı artabilir. Türkiye’de partiküler maddenin solunmasıyla ilgili olarak bir sınır değer bulunmadığının altını çizelim. Sadece Bursa’da sınır değerin 3 katını soluyoruz. * Çin’de yapılan çok ciddi bir araştırmanın sonucuyla The Guardian’da yayınlanan sonucuyla konuşursak eğer, bu partiküler maddeler çevrede yaşayanlarda zeka geriliğine bile yol açabilir durumda. Yeşil Bülten’i bu hafta da bitirdik. Desteği için Açık Radyo dinleyicisi Kerimcan Seze’ye çok teşekkür ederiz. Hatırlatalım, kaçırdığınız programlara podcast kanallarımızdan ulaşabilir ya da dilediğiniz programı yeniden dinleyebilirsiniz.  Haftaya görüşmek üzere   
Bugün Yeşil Bülten'de, Türkiye için tartışılması yine yaz aylarına gelen iklim değişikliğini konuşuyoruz. Stüdyo konuğumuz Avrupa İklim Ağı, Türkiye  Enerji ve İklim Politikaları Koordinatörü Elif Gündüzyeli.  İklim değişikliği, etkileri, 2018 yazındaki durumumuz, tüm dünyada ve özellikle bu yazın Avrupa'da da hissedilmeye başlandığı önemli bir yıl oldu. Gündüzyeli "İkonik" bir yaz diyor. Economist, "İklim değişikliği ile mücadele edemiyor muyuz?" diyor,  The New York Times 32 sayfalık bir makaleyi iklim değişikliğine ayırdı. 
Bergama'da altın mücadelesi yeniden başlıyor.  Yeni maden sahası ve siyanürlü atık havuzları kurulmak istenen Kozak Yaylasında yapılan bulusmayı izlemek üzere Yeşil Bülten de bölgedeydi.   
Prof. Fuat Ercan ile, alışageldiğimiz kavramları düşünmeye devam ediyoruz ve bu kez Maliyet meselesini masaya yatırıyoruz.  
Kömür mü, Tarım mı?   Yeni başlayan ve sonuçlanan davaların anlattıkları? Türkiye'de tarımın durumu? Kömür santrallerinin tarıma etkileri? Ziraat Mühendisleri Odası (@TMMOBZMO) G. Baş. Özden Güngör ile konuşuyoruz 
Kömür mü, Tarım mı?   Yeni başlayan ve sonuçlanan davaların anlattıkları? Türkiye'de tarımın durumu? Kömür santrallerinin tarıma etkileri? Ziraat Mühendisleri Odası (@TMMOBZMO) G. Baş. Özden Güngör ile konuşuyoruz 
Salı günü çıkan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ardından bu sabaha karşı Meclis'te kabul edilen torba yasa ile Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılması yasalaşan Kanal İstanbul Projesi'ni Prof. Dr. Naci Görür ile konuşuyoruz
Saros'a yapılması planlanan dev liman projesinin detaylarını , Avukat Bülent Kaçar anlattı. 
Av. Ali Arif Cangı ile Yeşil Bülten'de değerlendirdik 
Yeşil Bülten'de Türkiye'nin gündeminden bir süredir düşmeyen hayvanlara şiddet sarmalını ve olası çözümlerini konuştuk. Konuğumuz Dört Ayaklı Şehir ekibinden Mine Yıldırım oldu 
Hayvana şiddet neden artıyor? Seçimlerden önce verilen sözler tutulacak mı? Hayvana şiddet suç sayılacak mı? HAYKON Kurumsal İletişim Koordinatörü Nihal Kasa ile konuşuyoruz. Canlı yayından tweetlerle notlar şöyle;  ** 24 Haziran seçimler öncesinde hayvanlara yönelik şiddetin arttığını görmüştük. Ayakları kesilen Sapanca’daki köpek, Büyükada’ya güneşin altında taşınan atlar, hayvan işkence hesapları, Adana’da da ön patileri kesilmiş bir kedi... ** Evcil kategorisindeki hayvanlara yönelik şiddet bir yandan diğer taraftan yabani hayvanlara yönelik şiddet de ciddi boyutta, @kuzeyormanlari’nın paylaştığı son fotoğraflara bakmanızı önerelim. ** @HAYKON_Official’dan @NihalAydinK yayında; Hayvana şiddette artış yok, bu yıllardır var. Kamuya yansıyan da az. Son olanlarda kamu vicdanı yaralandı, sosyal medya da bu olanları biraz daha göz önüne taşıdı. ** [email protected]: hayvanlar her türlü şiddete maruz kalıyorlar. Ama hayvanları buralara belediyeler atıyor. Belediyeler mevcut yasa ve yönetmelikleri bile uygulamıyorlar. Çöplükler Eli ayağı bağlı kedi köpeklerle dolu. Suçlu caniden çok suç ortakları, bu da belediyelerdir. ** [email protected]: Yasa kısırlaştır, bulunduğu yere bırak, orada yaşamını sürdürmesine yardımcı ol der ama belediyeler bunu bile yapmaktan aciz durumda. Hayvanları toplatıp canlı canlı gömdüklerini biliyoruz. Suç duyurusu yapsak da elimizdeki kanun bizi bir yere kadar götürebiliyor ** [email protected]: Hayvana şiddet ister şahıslardan ister belediyeden gelsin, en alt kademeden talimatı verene kadar herkes suçlu. Belediye işini yapmadığı İçin suçlu. ** [email protected]: Talebimiz cezaların alt sınırının 2 yıldan başlaması ve belediyelerin de Türk Ceza Kanunu kapsamında tutulması ve yasanın masabaşında hazırlanmaması.Taslak 2011’den beri masada. Belediyelerin ceza kapsamında olmaması ve sadece kişiye ceza verilmesi tehlikeli ** @NihalAydinK: Seçim öncesi bütün siyasi parti liderlerine seslendik ve seçim öncesi hayvan hakları ve doğa haklarını yok sayanlara oy yok dedik.   -(Erdoğan bu tasarıyı imzalamamıştı) ** [email protected]: Tüm resmî kurumların hayvana şiddeti değerlendirmesi gerekiyor. Psikolojik bozukluğu olan kişilere de örnek teşkil ediyor bu medyaya yansıyan şiddet olayları. ** Utku Zırığ: Yine de bu şiddeti göstermek de bir yandan işin nereye varabildiğini görmek açısından önemli @NihalAydinK: Yerel şiddetin önlenebilmesi açısından ciddi bir katkı sağlayacak bu yasanın çıkması. Bu haftalık programımızın sonuna geldik, haftaya görüşmek üzere. .      
"Rus doğalgazını Avrupa'ya taşıyacak olan TürkAkım Projesi, Kıyıköy'de karaya çıktı. Halk isyanda, Istrancalar'da 1.5 milyon ağaç tehlike altında"  Hürriyet Gazetesi'nin 10 Haziran tarihli pazar ekinde ön sayfadan bu ifadelerle duyurulan Banu Tuna haberi, internetten silindi yani sansürlendi. Hem bölgedeki gözlemlerini hem de haberini gazeteci Banu Tuna, Kıyıköy'de yaşananları ise DAYKO Başkanı Nusret Türkkan anlattı. Yayından öne çıkan ifadeler şöyle;  Gazeteci Banu Tuna;  * Konuyu DHA’nın küçük bir haberinden gördüm ve Dayko Başkanı Nusret Türkkan’dan bilgi aldım. Kıyıköy küçük bir balıkçı kasabası ve yarım saat ıstranca ormanı içinden gidiyorsunuz. * Istrancaları ikiye bölen bir inşaatla karşılaştık ve ıstrancalar ağaç ormanı yoğunluğunun en sık olduğu yermiş. Boru hattının ise gideceği yer belli değil ya Bulgaristan ya Yunanistan sınırına uzanacak. * İğneada nükleer santral alanına da çok yakın. 1,5 milyon ağaç bütün koridor açıldığında kesilecek olan yetişkin ağaç sayısı.   * Tuna haberin internet sitesinden kaldırılması konusunu şöyle yorumluyor: Kağıdın önemini çok daha iyi anladım. O gün gazeteyi alan herkesin evinde bu haberin bir nüshası var, silemiyorsunuz *  Köylüler bazı yolların açıldığını ve sonra o yolların yanlış açıldığını aktardılar. Hattın karaya çıktığı ilk yerde insan eliyle yapılmış bir mağara gözüküyor, haberde kullanamadık, o da çok kıymetli. Tuna'dan sonra yayınımıza bağlanana DAYKO Başkanı Nusret Türkkan'ın aktardıklarından notlar ise şöyle;  * Dayko Başkanı Nusret Türkkan yayınımızda; Bu yıkım sadece Kıyıköy’de değil Istranca’larda yaşanıyor. Üstelik Saros’a kadar gidecek. Kıyıköy SİT alanıydı, Aya Yorgi mağarası önemli bir alandı. Proje hazırlanırken bunlar hesaba katılmadı. * ÇED projelerini yaptırmamış olmamıza rağmen bu projeyi hayata geçirdiler, biz de uluslararası proje olduğu için ciddi direniş gösteremedik. Yaban hayatı, orman dikkate alınmadı. ÇED onaylanmadan inşaat başladı. Hukuka aykırı uygulamalarla hayata geçti. * 50 metrelik koridor açılacağını söylediler ama 200 metrelik koridor açıldı. Ağaçlar parçalanarak kesildi. Köklerini bile kesiyorlar. “Ruslar Sefasını Istrancalar cefasını çekecek” diyoruz biz. İnsanların kalpler kırık, gözleri yaşlı bu yırtıcılık karşısında. * SİT alanının altından geçeceği söylenmişti ama üzerinden geçti. Katkılarınıza teşekkür ederiz. Yüreğinizin bizimle olduğuna inanıyoruz. Bu hafta bir sansürlenen haber ve sonra da haksızca, hem de çok işe yaramayacağı belirtilen Türk Akımı nedeniyle yok edilen Istranca Ormanlarını konuştuk.   

Sayfalar