Ayın 13'ü: Soma Nöbeti 2018 Ağustos - Soma Sonrası İki Dava Örneği: Gemi Kazasında Ölüm ve Öğrenci İşgali Ya da Soma Nöbeti'ne Veda'cık Haberi

Ağustos 2018, "Ay'ın 13'ü: Soma Nöbeti" programının son bölümü oldu.

Yargı süreci başladıktan 6 ay sonra, 2015 Ekim'de radyoda her ay yürüteceğim bir dosya/haber serisi ile takip etmeye başladım Soma Davasını. Sürdürmeye çalıştığım tema ana akımın "Soma'da gözler yaşlı kaldı" haberlerinden bir kaç tık uzağa gidip, tek tek faillerin işaret edilebildiği, kamuoyunda gittikçe eksilen desteğin sebeplerinin konuşulabildiği, madencilik faaliyetleri ve Türkiye'nin kömür politikası bağlamında ekoloji, enerji politikası, tarımın sistemli bitirilişi, işçi hareketi, bizim bundan ne anladığımız ve nihayetinde Soma'daki ölümlerin vesile olduğu muhtemel "iyi" tohumlar, Soma'daki hareketlenmeler, onun başka topraklardaki izi ve Soma etrafında gelişen olayları takip etmekti. 

Yürütmeye çalıştığım temanın geneline karşıdan baktığım zaman mutlaka olumlu durabilecek ya da içinde umut nüvesi olabilecek bir haberle bitirmeye çalışırım diye planlıyordum süreci, öyle olmadı. 

Haberde nöbet dönemi 

Bu 3 yıla yaklaşan dava dosyası takibi ve "Soma Nöbeti" fikri aslında tam da Türkiye'nin kendi gündeminin içinden doğdu. Yaşadığımız herhangi bir şeyin uzun zaman önce yaşandığı hissi, kabaca gündelik politik gündemin yaşattığı zamanın kırıldığı ve tabii elimizden kayıp gittiği fikri beni bir habere kafayı takıp yaklaşık 3 yıl boyunca girdisi çıktısıyla, elimden geldiğince takip etme inadına götürdü, Soma Nöbeti de işte böyle ortaya çıktı. Türkiye, size her yeni günde yeni bir gazetecilik formülü üretme alanını açıyor. Minnettarım. 

Bu yoğun ama yavaşça ilerleme şansına sahip olan dosya , bir nevi yavaş gazetecilik, eski tabirle fikr-i takip. Günün medya koşullarında, 6 günlük 10 saate varan muhabir/editör çalışma mesalerinde, küçücük kadrolarla çalışılan, esnekliğin kol gezdiği günlerde sanırım ancak ve ancak Açık Radyo gibi bir çatı altında mümkün olabilirdi. Yerel, yatay ve yavaşça. O yüzden Radyo'ya, katbe kat minnettarım. 

Ölüm ve Ceza

Son programda, bundan sonraki süreçte yaşanması muhtemel olaylara ışık tutacak iki davaya baktık bütün bu saydıklarım yüzünden. Biri Cankurtaran'da kışın yaşanan gemi kazasındaki 4 ölüm için Hakim'in "Soma'da 301 ölüme 20 yıl veriliyorsa, 4 ölüm için 15 yıl kafidir" dediği dava, diğeri de 2014'te Soma katliamı sonrasında Ege Üniversitesi'nde öğrencilerin protesto için yaptıkları işgal eylemi nedeniyle 330 bin liralık para cezasına mahkum edilmeleri, polis şiddetinin ise polislerin yanına kar kalması. 

Tarihi yazmak ya da gözlemci olmak 

Soma'nın faillerine verilen 15-20 yıl arası değişen cezalar ile, soruşturmanın avukatların tüm çabalarına rağmen kamu görevlilerine kadar genişleyememesi kamu vicdanına bir kez daha gölge düşüren nüveler oldu. Olsun, Türkiye'de iyiliğin de kötülüğün de her çağda inadı baki, buna şahitlik ediyoruz. İki taraftan biri mutlaka kazanacak demeyeceğim ama bu süreçte mücadele eden insanların inadını düşününce de mutlaka  ve gönül rahatlığıyla "Bir başka tarih yazılacak" diyebiliyorum. 

Dava bitti, program bitti ama Soma ile ilgili süreç muhakkak ki bitmedi. Dava süreci de, programda yapmaya çalıştığım gözleme sürecinin izleri de yürümeye devam edecek bence. 

Muhakkak, illa ki.