Kanalİstanbul, Bir Mega Proje

Kanalİstanbul, Bir Mega Proje

09 Mart 2016
http://www.failedarchitecture.com/belgrade-waterfront/

Kanalistanbul’dan hareketle mega projeler üzerine düşünmeye devam ediyoruz. Neoliberal ekonomik düzende mega projelerin dünya kenti olma söylemiyle meşrulaştırıldığını görüyoruz. Michael Goldman’ın spekülatif şehirleşme (speculative urbanization) diye adlandırdığı durumun birkaç ayağı var.

09 Mart 2016 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Metropolitika podcast servisi: iTunes / RSS

Bu ayaklardan biri yatırım sermayesi yani mega projelere finans sağlayan gayrımenkul yatırım şirketleri. Dünya kenti projelerini geliştiren ve gerçekleştirmeyi vaad eden bu şirketler, mega projeleri devletlere kabul ettirip dünya finans sektöründen kaynak geliştiriyorlar. Aynı zamanda dünya emlak piyasasını da bu projelere yönlendirip daha projeler başlamadan arazilerin sepkülatif olarak değer kazanmasına sebep oluyorlar.

Bu yapının ikinci ayağı dev projeleri iktidara gelmek veya iktidarlarını sürdürmek için kullanan hükümetler. Sermayenin global ölçekli dev hamlelerini gerçekleştirmesine yerelde olanak veriyor ulusal ve/veya yerel hükümetler. Bir yandan küresel sermayenin istediği hukuksal düzenlemelerle (mesela iş kanunları, sendikal haklar) diğer yandan kamu arazilerini dünya finans mekanizmalarına açarak neoliberal ekonominin şehirler üzerinden devamlılığını sağlıyor.

 

Bir yandan hükümetler dünya kenti ve dünya kentlisi olmayı opsiyonsuz olarak sunuyor ve hegemonik bir meşruiyet oluşturuyor. “Türk” olmanın tartışılamayacak bir kimlik olarak inşa edilmesi gibi dünya vatandaşı olmak da tartışmasız kabullenilir ve hatta olunması için gayret gösterilmesi gereken bir şekilde kurgulanıyor. Bu yeni devlet –yurttaşlık ilişkisine küresel yönetimsellik diyor Goldman.

Dünya vatandaşlarının da mega projelerdeki rolü çok önemli. Bireyler dünya vatandaşı olmak için dünya dev projelerinde çalışan beyaz yakalı olmaya özenip, bu projelerden ev ve ofis alarak dünya emlak piyasasının aktörleri olmak, bu projelerdeki AVM’lerde tüketim odaklı vakit geçirmek, diğer dünya kentlerinin mega projelerini tanıyıp gezecekleri turistik dünya seyahatlerine çıkmak üzerine yaşamlarını organize ediyorlar.

Dünya kentlerinin yöneticileri hem kentleri ve projelerini yarıştırarak hem de birbirlerini referans göstererek yatırımcıları ve de turistleri çekecek cazibeli “çılgın” mega projeler yaratmak üzerine kent planlamalarını yapıyorlar.

Dünyalılığa dayalı mega projeler ekonomisinin önemli unsurlarından birisi de dünya kenti ve mega projeler üzerine bilgi üreten kurumlar. Bunların en başında Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler ajansları geliyor. Bir de tabi danışmanlık şirketleri. Uzmanlar ordusu diyebiliriz. Michael Goldman Gramsci’den şöyle bir alıntı yapıyor: Hegemonya, egemen bloğun mücadeleyi yürüteceğiniz soruları oluşturmasıyla oluşuyor. Dünya kenti olma dışında bir alternatifi düşündürtmemeyi başaran ve kalkınmanın nasıl daha iyi sürdürülebileceği sorusunun tek ve esas soru olmasını sağlayan bilgi iktidarı Gramsci’nin bahsettiği hegemonyanın en önemli ayağı diyebiliriz.  

Programın ikinci bölümünde Piyalepaşa Sergisi üzerine tartıştık. Kentin her tarafında gördüğümüz sergi reklamlarını ve sürekli duyduğumuz mehter marşı müziğini takip ederek sergiye gittik gördük. Bu sergi ile ilgili bir yazıyı linkte bulabilirsiniz. 

 

 

 

 

Kategori: