"İklim krizine karşı dayanışmada bulunmak isteyen herkesi Küresel İklim Grevi'ne davet ediyoruz"

-
Aa
+
a
a
a

İklim Kuşağı Konuşuyor'da Atlas Sarrafoğlu, gezegenden iklim haberlerini ele alırken, ayrıca 19 Nisan tarihinde gerçekleşecek Küresel İklim Grevi çağrısı üzerine konuşuyor.

""
Küresel İklim Grevi çağrısı
 

Küresel İklim Grevi çağrısı

podcast servisi: iTunes / RSS

Merhaba İklim Kuşağı Konuşuyor dinleyicileri. Umarım huzurlu ve eğlenceli bir bayram geçiriyorsunuzdur. Bugün size haftanın önemli iklim haberleri ile geldim. Hemen başlayalım; ilk önce küresel çapta etkili olabilecek davalar ve sonuçlarına bakalım.



Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) , iklim değişikliğinin etkileri şikayetiyle açılan davada ilk kez bir ülke aleyhine karar verdi. AİHM'deki dava, 70’li yaşlardaki bir grup İsviçreli kadın tarafından açıldı. Davacı kadınlar, kendi yaş gruplarının iklim değişikliği kaynaklı sıcak hava dalgalarından daha fazla etkilendiğini savunuyordu. Mahkeme, İsviçre’nin karbon salımını azaltma yönündeki taahhütlerinin ‘son derece gerisinde’ kaldığına hükmetti. Bu, mahkemenin iklim değişikliği konusunda verdiği ilk karar oldu. Bağlayıcı kararın, Avrupa’daki İngiltere dahil çok sayıda ülke için de emsal olabileceği kaydediliyor.


Kendilerini KlimaSeniorinnen Schweiz olarak tanımlayan grup, İsviçre’yi etkileyen sıcak hava dalgaları sırasında evlerini terk edemediklerini ve sağlık sorunları yaşadıklarını savunuyordu. Mahkeme sonrası Reuters haber ajansına konuşan Rosemarie Wydler-Walti, "Bu sonuca halen inanamıyoruz. Avukatlarımıza 'Bu gerçek mi?' diye sorduk," diyerek karardan duydukları sevinci aktardı. AİHM, benzer şekilde açılan iki ayrı davayı ise kabul etmedi. Altı Portekizli genç ve eski bir Fransız belediye başkanı tarafından açılan davalar, Avrupa devletlerinin iklim değişikliği ile yeterince hızlı mücadele etmediğini ve haklarını ihlal ettiğini savunuyordu. Peki mahkemenin verdiği karar ne anlama geliyor?

Karara göre İsviçre devleti, ‘özel hayatı ve aile hayatı’ garanti altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. Madde’sini ihlal etti. Ortalama yaşları 73 olan yaklaşık 2 bin 500 kadından oluşan KlimaSeniorinnen Schweiz isimli dernek, sağlıklarını tehdit eden iklim değişimi konusunda ‘İsviçre yetkililerinin başarısızlıklarını’ dava etmişti. Mahkeme, İsviçre devletinin derneğe üç ay içinde 80 bin euro ödemesine de karar verdi. İsviçreli derneğin avukatı Cordelia Bahr, mahkeme kararıyla ‘iklimi korumanın bir insan hakkı olduğunun tespit edildiğini’ aktardı.

Küresel Yasal Eylem Ağı isimli sivil toplum kuruluşundan Gerry Liston, verilecek lehte bir kararın ‘Paris 2015 Anlaşması'nın imzalanmasından bu yana Avrupa için iklim değişikliği konusunda en önemli yasal gelişme’ olabileceğini söylemişti. İsviçre hükümeti, karar sonrası yap
tığı açıklamada alınması gereken önlemlerin inceleneceği belirtti. İsviçre'yi mahkemede temsil eden avukat Alain Chablais, atılacak adımların ‘biraz zaman’ alabileceğini söyledi. Öte yandan ülkenin en büyük sağ görüşlü siyasi partisi, kararı ‘skandal’ ve ‘ülkenin iç işlerine müdahale’ olarak tanımladı.

İsviçreli
KlimaSeniorinnen Schweiz grubundan 76 yaşındaki Elisabeth Smart, BBC'ye karar sonrası yaptığı değerlendirmede İsviçre’de on yıllar içinde yaşanan değişimi örnek gösterdi. Kararın dokuz senede çıktığının hatırlatılması üzerine Smart, “Bazılarımız sallanan sandalyede oturup, örgü örmek için yaratılmamışız,” dedi.

Hükümetler küresel ölçekte petrol, kömür ve gaz gibi dünya atmosferini ısıtan fosil yakıtların kullanımını azaltmak için resmi vaatlerde bulundu. Ancak bilim insanları sözü verilen dönüşümün çok yavaş gerçekleştiğini savunuyor. Paris İklim Anlaşması'nın belirlediği düzenlemeler, küresel ısınmanın sanayileşme öncesi döneme kıyasla 2 derecenin altında tutulmasını, sınır hedefin de 1,5 derece olmasını öngörüyordu. AİHM’in İsviçre aleyhine verdiği kararda, ülkenin hedeflerine ulaşma konusunda çok yavaş hareket ettiği ve bu yöndeki politikalarında ‘kilit boşluklar’ olduğuna hükmedildi.

Biliyorsunuz, benim de dahil olduğum üç
iklim aktivistinin, Cumhurbaşkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yetersiz iklim hedeflerinden dolayı açtığı bir dava var. Türkiye’nin ilk iklim davası niteliğinde ve şu anda Danıştay’da temyiz aşamasında. Salı günü AİHM’in aldığı karar politikacılar için bir uyandırma çağrısı görevi görüyor ve iklim değişikliğiyle mücadelede çabaların yoğunlaştırılması gerektiğine işaret ediyor.

Davacıların, özellikle de gençlerin, cesareti ve kararlılığı, gelecek nesillerin küresel ısınmanın yıkıcı etkilerinden korunmasına yönelik kritik ihtiyacın altını çiziyor. İklim adaletini geliştirmede ve başta en savunmasız olanlar başta olmak üzere tüm bireylerin haklarını korumada stratejik davaların önemini vurgulamanın önemine inanıyorum. Dünyanın farklı ülkelerinde gençlerin, hükümetlerinin iklim hareketindeki yetersizliğine karşı açtıkları davaların da arttığını
belirtmek istiyorum.



Ne yazık ki her ay bir yenisiyle karşılaşmaya alıştığımız rekor sıcaklarla ilgili bir haber var şimdi sırada; 1940’tan bu yana iklim hareketlerini takip eden bazı modeller, 2024 Mart ayının en sıcak Mart olarak tarihe geçtiğini duyurdu.

Son 10 aya ait veriler, her ay en sıcak ay rekorunun kırıldığını gösteriyor. Dünya genelinde küresel ısınmanın etkileri de artmaya devam ediyor. Avrupa Birliği Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S), dünyanın şu ana kadar ki en sıcak Mart ayını yaşadığını açıkladı. Açıklamaya göre, Nisan 2023'ten Mart 2024'e kadar küresel ortalama sıcaklık, sanayi öncesi dönem ortalamasının 1,58 °C üzerinde kayıtlara geçti.

Sıcaklık rekorları nedeniyle, Venezuela'da Ocak - Mart ayları arasında rekor sayıda orman yangını meydana gelirken, Güney Afrika'da yaşanan kuraklık tarımı olumsuz etkileyerek milyonlarca insanı açlıkla karşı karşıya bıraktı.


Avrupa Birliği Copernicus İklim Değişikliği Servisi, yüksek sıcaklıkların temel nedeninin insan kaynaklı sera gazı emisyonlarında artış olduğu belirtiyor. Sıcaklıkları artıran diğer faktörlerden birinin de Pasifik Okyanusu'nun doğusunda yüzey sularının ısınmasına yol açan El Niño hava olayı olduğu ifade ediliyor. Aralık - Ocak aylarında zirveye ulaşan El Niño hava olayının etkisini azaltmaya başlamasının yıl sonuna doğru sıcaklıkların düşmesine yardımcı olması bekleniyor.

Sorunun özü - fosil yakıt emisyonları - bilim camiasında iyi biliniyor ve büyük ölçüde tartışmasız. İklimle ilgili yaklaşık 90
bin çalışmanın yer aldığı bir anket, insanların gaz, petrol, kömür ve ağaçları yakarak iklimi değiştirdiğine dair %99,9'luk bir görüş birliğini ortaya koyuyor.


1999'daki ‘hokey sopası grafiği’yle sanayi çağından bu yana küresel sıcaklıklardaki keskin artışı gösteren bilim insanı Michael E. Mann, emisyonlardaki devam eden artış göz önüne alındığında mevcut eğilimlerin beklenmesi gerektiğini söyledi. Ancak bunun bir rahatlık kaynağı olmaması gerektiğini de belirten Mann, tweet’inde ‘Dünya tahmin ettiğimiz kadar HIZLI ısınıyor ve bu yeterince kötü’ açıklamasında bulundu.

Bu görüşe karşı muhalefet, bilimden değil, trilyonlarca dolar kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olan fosil yakıt endüstrisinden, özellikle de emisyonların %80'iyle bağlantılı 57 şirketten geliyor. Geçen ay Suudi Aramco CEO'su Amin Nasser, Houston'daki bir petrol endüstrisi konferansında şunları söylediği için alkışlanmıştı: "Petrol ve gazı aşamalı olarak ortadan kaldırma fantezisinden vazgeçmeliyiz." Bu, ülkesinin ve diğerlerinin yalnızca dört ay önce Dubai'deki COP28 iklim zirvesinde fosil yakıtlardan uzaklaşma konusunda anlaşmaya varmış olmasına rağmen gerçekleşti.



Hollanda‘nın Lahey kentinde geçtiğimiz hafta düzenlenen iklim protestosunda aralarında İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg’in de bulunduğu düzinelerce kişi gözaltına alındı. Eylemciler, Hollanda hükümetinin fosil yakıt endüstrisine yönelik sübvansiyonları ve vergi indirimlerini protesto ediyordu. Polis, gözaltıların protestocuların kentteki bir yolu kısmen kapatması nedeniyle yapıldığını açıkladı.

İklim aktivizmi grubu Yokoluş İsyanı, gösteriden önce aktivistlerin Lahey’e giden ana otoyolu kapatacağını ancak atlı polis memurlarının da aralarında bulunduğu yoğun polis varlığının eylemcilerin yola çıkmasını engellediğini bildirdi. Grup, bunun üzerine başka bir yolda oturma eylemi yapmaya başladı. Polisin dağılma talimatına uymayan çok sayıda aktivist göz altına alındı.

İnsanların iklim kriziyle ilgili etkili önlemler almayan hükümetlerini protesto etme hakkı olduğunu belirten Greta Thunberg, ”Gezegensel bir acil durum içerisindeyiz ve bir şeyler yapabilecekken insanların hayatlarını ve geçim kaynaklarını kaybetmelerine ve mülteci olmaya zorlanmalarına seyirci kalmayacağız,” dedi. Ayrıca Thunberg, “Varoluşsal bir acil durumla karşı karşıyayız ve elimizden gelen her şeyi yapmalıyız,” açıklamasında da bulundu.

Yokoluş İsyanı aktivistleri, sübvansiyonları protesto etmek için Hollanda parlamentosunun geçici binasının önünden geçen otoyolu 30’dan fazla kez kapatmıştı. Şubat ayında 21 yaşındaki Greta Thunberg, Londra’daki bir mahkeme tarafından geçen yıl büyük bir petrol ve gaz endüstrisi konferansına girişi engelleyen bir protesto gösterisinden ayrılma yönündeki polis emrine uymayı reddettiği için beraat etmişti. Thunberg, protestolarla bağlantılı olarak sivil itaatsizlik nedeniyle İsveç ve Birleşik Krallık‘ta defalarca para cezasına çarptırıldı.



Bir ısıtma krizi de okyanuslardan geliyor. Sıradaki haber, Büyük Set Resifi'nin daha derindeki bazı bölgeleri zararlı ısı dalgalarından yalıtılmış durumda ancak yeni araştırmaya göre, küresel ısınma devam ederse bu koruma ortadan kaybolacağı hakkında.

Aşırı yüzey sıcaklıkları, son sekiz yılın beşinde Büyük Set Resifi'nin kitlesel ‘ağartılmasına’ neden oldu; en sonuncusu ise şimdi yaşanıyor. Mercan resifleri için iklim değişikliği tahminleri genellikle deniz yüzeyi sıcaklıklarına dayanmaktadır ancak bu, daha derin suların yüzeydekiyle aynı ısınmayı deneyimlemediği gerçeğini gözden kaçırmakta.

Exeter ve Queensland Üniversiteleri tarafından yürütülen yeni bir çalışma, değişen sıcaklıkların mezofotik yani 30 - 50 metre derinliğindeki mercanları nasıl etkileyeceğini inceledi. Ulusal Bilimler Akademisi Bildiriler Kitabı'nda yayınlanan makale, ‘İklim değişikliğinin Büyük Set Resifi'nin mezofotik bölgeleri üzerindeki etkileri’ başlığını taşıyor.

Sıcak yüzey suyu ile daha soğuk derin su arasındaki ayrımın resiflerin yüzeydeki ısı dalgalarından yalıtabildiğini ancak küresel ısınmanın sanayi öncesi seviyelerin 3 °C üzerine çıkması durumunda bu korumanın kaybolacağını buldu.

Araştırmacılar, benzer modellerin dünya çapındaki diğer resiflerde de oluşabileceğini söylüyor ancak suyun hareket etme ve karışma şeklini etkileyen yerel koşullar, daha derin su mercan sığınaklarının var olma ve yüzeydeki ısı dalgalarından korunma derecesinin değişeceği anlamına geliyor.

QUEX Ph.D. sırasında araştırmayı yöneten Dr. Jennifer McWhorter, "Mercan resifleri, kömür madenindeki kanaryadır ve iklim değişikliğinden etkilenen birçok tür ve ekosistem konusunda bizi uyarır," dedi.



Şimdi sırada
BBC News
’den aldığım bir kulaklık haberi ile devam ediyorum. Al Massira Barajı, Kazablanka ve Marakeş de dahil olmak üzere Fas'ın bazı büyük şehirlerine hizmet veriyor. Aynı zamanda bölgedeki çiftlik sulamasının da merkezi bir parçası ancak yeni veriler ve uydu görüntüleri rezervuarın kuruduğunu gösteriyor.

Art arda altı yıl süren kuraklık ve iklim değişikliği, Kuzey Afrika ülkelerinin genelinde su kaynaklarını tehdit etmeye devam ediyor.
BBC tarafından analiz edilen uydu görüntüleri, 2018'den 2024'e kadar birbirini takip eden yıllar boyunca aynı Mart ayında çekilmiş. Normalde yeşil olan alanların kurak ve bej hale gelmesiyle manzarada keskin bir dönüşüm gösteriyorlar. Bir çiftçi, bu yılın ülke tarihindeki en kötü kuraklığı getirdiğini belirterek, "Şu anki tarım yılı kaybedildi," açıklamasında bulundu.



Son olarak bir duyuru var sırada. Duyuru, İklim için Gençlik Türkiye ekibinden. İlettikleri mesajda şöyle diyor:

Dünya genelinde iklim aktivistleri, 19 Nisan Cuma günü #İklimAdaletiŞimdi sloganıyla bir araya gelerek hükümetlere seslenmek üzere bir kez daha küresel iklim grevine çıkıyor. Türkiye'de de Youth For Climate Türkiye olarak, Kadıköy İskele'de saat 18:30'da dayanışma içinde olduğumuz STK'lar iklim hareketleri ve iklim aktivistleri ile bir araya geleceğiz.


Son 10 ay içinde aralıksız, peş peşe dünya çapında yaşanan rekor sıcaklar, savaşlar, Filistin’deki soykırım ve ülkemizde de özellikle Akbelen’deki şiddet açıkça görülen birçok eko kırım suçu, iklim adaleti talebimizin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Hükümetler ve büyük şirketler, yüksek emisyonların sorumluluğuna sahipken, küresel ısınmayı 1,5 derecenin altında tutmak ve iklim çöküşünü önlemek için gerekli olan adil küresel iklim önlemlerine daha fazla katkıda bulunmak zorundalar.

İklim adaleti için toplu bir seferberliğe olan acil ihtiyaç, daha önce hiç olmadığı kadar açıktır. Politik ve ekonomik sistemlerde köklü değişiklikler için baskı yapılması gerekiyor ve karar vericilere sorumluluklarını hatırlatma görevi de biz gençlere düşüyor.

Bu çağrımız, gezegenimizin geleceği için tarihi bir dönüm noktası olabilir. İmkanı olan herkesin katkıda bulunması gerekmektedir. İklim krizine karşı dayanışmada bulunmak isteyen ve bu sorumluluğu kabul eden herkesi yanımızda görmek için tüm dünyada aynı gün yapılacak Küresel İklim Grevimizde bizlere katılmaya ve sesimizi duyurmaya Kadıköy’e davet ediyoruz.”

Küresel İklim Grevi ile detaylı bilgileri, Instagram hesapları olan youthforclimatetr adresinden takip edebilirsiniz.

Bu hafta da programımı kapamadan önce sizin için bir şarkı seçtim; Passanger’dan “What You’re Waiting For.” Haftaya Cuma saat 14:00’te İklim Kuşağı Konuşuyor programında görüşene dek kendinize sevdiklerinize ve gezegenimize iyi bakın.