DİKKUYRUK TEHLİKE ALTINDA

Diğer Program: 
Açık Dergi

Dikkuyruk Tehlike Altında

08 Temmuz 2019

Ebedi Yokoluş / Forever Exctinct'in 9. bölümünde Virginia Patrone ve Çiğdem Fidan tehlike altındaki Dikkuyruk kuşundan bahsedecekler; nam-ı diğer Oxyura Leucocephala'dan.

08 Temmuz 2019 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Ebedi Yokoluş / Forever Extinct podcast servisi: iTunes / RSS

V: Ebedi Yokoluş / Forever Extinct programına hoş geldiniz.

Ç: Merhaba.

Bugünkü dostumuzla ilgili konuşmaya başlamadan önce nesli tehlike altındaki canlılar hakkındaki son haberlere bir göz atalım.

V: İlk haberimiz Karayipler’den. 

Ç: Karayipler’in ılık sularında yaşayan özel bir balık var: uçan balık.  Son on yılda aşırı avlanma nedeniyle bu balık popülasyonunda tam %56 oranında bir azalma meydana geldi. Karayipler’deki aşırı avlanma gerçekten korkunç boyutlara ulaştığından, genel balık popülasyonu da aşırı derecede azaldı: Balık ithalatı günümüz itibarıyla %80 gibi yüksek bir orana ulaşmış durumda.

V: Diğer haberimiz ise bir Afrika ülkesi olan Botswana’dan. 

Ç: Habere göre nesli kritik seviyede tükenme tehlikesi altında olan beş farklı türden 539 akbabanın tek seferde katledildiği belirtiliyor. Ölü sayısının aslında çok daha fazla olduğu tahmin ediliyor, çünkü bu yetişkin akbabaların şüphesiz yavruları ve yumurtaları da vardı. Peki bu nasıl oldu? Üç fil zehirlenerek öldürülmüş ve akbabalar da bu filleri yemişti. Ama bunların hiçbiri rastlantı değildi tabii, bilakis kaçak fil avcıları tarafından planlanmıştı: Akbabalar kaçak avcıların tepesinde uçarak onların yerini güvenlik güçlerine belli ettiğinden, yakalanmak istemeyen avcılar kuşları katletmişti.

V: Bugünkü dostumuza geçmeden önce insan algısı hakkında konuşarak başlamak istiyoruz.

Ç: Şimdi, insan bedeni üstünde duracak bir düzleme ihtiyaç duyar; insan beyninin işleyişi de tabi ki buna göre şekillenmiştir ve muhtemelen bir düzleme ihtiyaç duyma durumumuz algımızı, bu da düşünme tarzımızı etkiliyor ve fikirlerimiz, kavramlarımız buna göre şekilleniyor olabilir.

V: Kuşları düşünelim mesela. Uzayı bizden daha farklı algılıyorlar, dolayısıyla bambaşka bir perspektif ve yaklaşımla bizimkinden bambaşka bir hayat inşa ediyorlar. Bizden daha özgürler. 

Ç: Şimdi mesela ufak bir oyun oynayalım. Koca bir dağın en tepesinde olduğunuzu hayal edin, önünüzde uçsuz bucaksız bir vadi uzanıyor; aşağı doğru baktığınızda sadece boşluk görüyorsunuz; belki korkuyorsunuz bundan, belki başınız dönmeye başlıyor. Şimdi bir de bir kuş açısından düşünmeye çalışalım: Kendinizi yavaşça bırakıyor ve boşluğu tam anlamıyla kavrıyorsunuz. İşte boşlukta böyle süzülebilsek, muhtemelen bambaşka bir hayat kavrayışımız olurdu. 

 

Şimdi bu girizgahtan anlayacağınız üzere bugünkü dostumuz bir kuş, hatta bir ördek. Ördek dostumuzun adı “akbaşlı dikkuyruk”, diğer adıyla Oxyura leucocephala. “Oxus” Antik Yunancada “dik/kalkık” anlamına geliyor, ”oura” ise “kuyruk”.

V: Oxyura leucocephala’nın o tatlı, yumuşacık, ezgili sesi şöyle:

https://www.vogelwarte.ch/en/birds/birds-of-switzerland/white-headed-duck 

Ç: Bu kuşlar esasen Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika’yı içine alan Palearktik’e özgüdür, ancak Etiyopya’da görülürler. Akbaşlı dikkuyruk popülasyonunun büyük çoğunluğu Rusya ve Kazakistan’dadır; bunun yanı sıra Türkiye, İran, Afganistan, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan, Ermenistan ve Moğalistan’da da bulunurlar.

Orta ve Doğu Asya’daki popülasyon genel itibarıyla göçebedir; Sibirya’dan Ortadoğu’ya kadar çok uzun mesafeleri katederler; ancak nerede yumurtaladıkları ve kışın nerede barındıkları hâlâ tam olarak bilinmemektedir. Öte yandan Akdeniz’in batısında kalan, yani İspanya ve Kuzey Afrika’daki nispeten küçük popülasyonlar daha ziyade yerleşiktir; bu ördekler hakkında daha çok çalışma yapılmıştır.

Akbaşlı dikkuyruklar pek uçmazlar, esasen dalıcı kuşlardır, bu nedenle göllerin sığ kıyılarını daha çok tercih ederler. Beş ila yedi saniyeliğine suyun altında kaldıktan sonra yüzeye çıkar, ardından saniyeler içinde yeniden dalışa geçerler. 

Dişilerin görünüşü ile erkeklerinki arasında birtakım farklar var: Erkeğin siyah bir tepesi ve açık mavi gagasıyla beyaz bir başı, buna karşılık kestane bir gövdesi var; dişi veya genç dikkuyruğun ise daha koyu bir gagası, başının daha geniş bir bölümünü kaplayan siyah bir tepesi ve yanak hizasında tepesinden biraz daha açık renk çizgileri var.

V: Nesli tehlike altında olan bu kuşlar, 2000 yılından beri IUCN’nin kırmızı listesinde yer alıyor. Sayıları giderek azalıyor; yetişkin bireylerin sayısının 5300 ila 8700 olduğu tahmin ediliyor.

Ç: Doğa Derneği’ne göre Türkiye’deki başlıca yumurtlama alanları şöyle: Uyuz Gölü (Tokat), Mogan Gölü (Ankara), Sultan Sazlığı (Kayseri), Akkaya Barajı (Niğde) ve Ulaş Gölü (Sivas). Ancak Türkiye’deki akbaşlı dikkuyruk popülasyonunun da hızla azaldığı düşünülüyor; bunun başlıca sebeplerinden birinin su kaynaklarının aşırı tüketimi yüzünden doğal yaşam alanlarının giderek daralması olduğu tahmin ediliyor.

Yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde, akbaşlı dikkuyruklar için en büyük tehdit, yuva yaptıkları, dinlendikleri ve kışı geçirdikleri doğal yaşam alanlarının hızla yok edilmesi gibi görünüyor. Bunun yanı sıra, Avrupa popülasyonu için özel bir durum daha söz konusu: kara başlı dikkuyruklar. Bu ördekler çiftleşme konusunda akbaşlı dikkuyruklar kadar seçici olmadığından, akbaşlı dikkuyruk popülasyonu yerine melez bir popülasyonun artması riski söz konusu. 1930-40’larda Birleşik Krallık’a bir grup kara başlı dikkuyruk getirildi; bu canlıların esaret altında tutulması planlanıyordu, ancak 1952’de kaçtılar. 2000’lerde Birleşik Krallıktaki kara başlı dikkuyruk popülasyonu 6000’e ulaşmıştı. Bu kuşlara İspanya’da da rastlanıyor, dolayısıyla insan eliyle taşınmış olmalılar.

V: Son olarak bir de iyi haber verelim. 

Ç: 1970’lerde İspanya’daki akbaşlı dikkuyruk popülasyonu, Cordoba’daki Zonar ve El Rincon göllerinde yoğun avlanma ve doğal çevrenin yok edilmesi nedeniyle, 22 bireye kadar inmişti. Bunun üzerine bir koruma programı hazırlanıp uygulamaya konuldu;  av yasağı getirildi; böylece 1988’de sayıları 400’e çıktı. Cordoba dışına da yayıldılar; bugün itibarıyla İspanya’nın on üç bölgesindeki toplam sayıları 2500’e ulaşmış durumda. 

Koruma programları kimi zaman tek başlarına yetersiz kalabiliyorlar ancak İspanya’daki bu koruma programı farklı kurumların desteği ile yürütülüp başarıya ulaştı. Bu da bize gösteriyor ki farklı kurumların dahil olduğu ve işbirliği içerisinde yürütülen koruma programları daha yüksek başarı şansına sahip. Demek ki nesli tükenme tehlikesi altındaki canlıları korumak için daha fazla oluşumun hep beraber çalışmasına ihtiyaç var.

V: Kapatmadan önce, yorumları için Özge Çelik’e, Açık Radyo’ya ve dinlediğiniz için size teşekkür ediyoruz.

Programın illüstrasyonlarını sosyal medyada paylaşacağız. Bize Instagram ve Facebook’tan ve [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. 

V: Bugünkü şarkımız Pete Seeger’dan Blue Skies.  

V: Ben Virginia Elena Patrone, 

Ç: Ben Çiğdem Fidan.

V&Ç: Gezegendeki her şey! Çok güzelsiniz ve sizi seviyoruz!

Playlist:
Şarkıcı / YorumcuParça AdıAlbüm AdıSüre
Pete Seeger
Blue Skies
Blue Skies
2:39