Şeref Tokgöz

Sona Ertekin, 29 KASIM 2010'da tanıtımı yapılan Açık Kitap'ın ön sözünde demiş ki. 
“İstanbul'da, arabasını park ettikten sonra, içinde oturmaya devam eden ve dikkatli gözlerle boşluğa bakan bir insan görürseniz, biliniz ki o bir Açık Radyo dinleyicisidir. Dinlediği program neyse artık, onu bırakıp eve gidip radyoyu açana dek geçecek sürede dinlediği konuşmayı ya da müziği kaçıracağına arabasında oturup dinlemeyi yeğler. 
Dinlediklerini belki daha sonra bir dostuna iştahla anlatacaktır.”

Açık Radyo'yu sanıyorum, yayına başladığının ilk on, on beşinci gününde tesadüfen keşfetmiştim. 
Sonbaharı tüketmiştik. Kış soğukları bastırmaya başlamıştı. Her sabah, eşimle Ulus'tan Ortaköy'e inip, Beşiktaş'taki iş yerimize giderdik. 
Trafik hep çok yoğun, arabanın radyosunda dinlediklerimiz hep yavan müziklerdi. 
Ya da biz tatmin olmuyorduk.  
Radyo kanallarını değiştirdikçe eşim asabileşirdi. 
Çırağan caddesinde, belediye binasının yanından geçerken, tuşladığım bir kanalda bir erkek sesine rastladım. Değişikti.
Tuşlamayı durdurdum.
Hemen tüm radyo kanallarından hissettiğimiz; “biz, bizim, bize” vurgulu cümleler kurulmuyordu.
Rahat, sakin, alçak seslerle, bilgilendiren, bir sonraki cümleyi heyecanla, merakla bekleten dinleme sürecine girmiştik.
Tekrar bir tuşa basmadım. 
Ses, yanımda oturan eşimin de dikkatini çekmişti. 
Kalmıştık o istasyonda. 
Güzel, iyi, doğru, umut vadeden, “hadi yapalım” dürtüleri yapan bir şeyler konuşuluyordu. 
Konuşanlar bir türlü adlarını söylemiyorlardı. 
Dükkanımızın önüne kadar gittik. 
Eşim indi, ben arabada kaldım. 
Sonra, Ertekin'in  Açık Kitap'ın önsözünde tarif ettiği gibi, dinlerken boşluğa bakan bir adam durumundaydım. 
Ömer Madra ismini öğrenebildiğimde inmiştim arabamdan.
23 yıl bitti, radyomuzun, birinci kanalında elbette hep 94.9 kayıtlı kaldı.
Öyle de sürecek.
Açık Radyo asla susmamalı.
Açık Radyo susarsa…
Yok, böyle saçma bir varsayım olmaz.
Sevgili dostlar, bizler, aynı ve güzel ve iyi duyguları paylaşan kocaman bir kitleyiz. 
Hem de çok sağlam temellerin üzerinde yükselen bir kitle.
Birçoğumuzun çocukları, Açık Radyo ile yetişkin, genç insanlar oldular.
23 yıldır yaşamımızdasınız. Sizlerle yaşamak güzel. 
Müthiş bir birliktelik bu yahu!
Bunları yazarken, kulaklığımda elbette destek programımız var.
Bu yıl, “yeni” destekçi isimlerinin dikkati çeker şekilde artış göstermesi müthiş “iyi” duygular yaşatıyor yüreğimde.
Sevgili Açık Radyo Dostları, her kuruşunuzun, en dürüst ellerde, en doğru paylaşımlara harcanacağına tam inancınızla AÇIK RADYO'YA lütfen destek olun. 
Bağışınızın parasal miktarının hiç önemi yok. 
“Biz” olmanız en büyük destek olacaktır.
Açık Radyo'nun tüm güzel insanları, çok ve doğru sesler yayıyorsunuz...
Bu yüzden öyle çok seviyorum ki sizleri...