Egemen Özdemir

Merhaba,

Açık Radyo'ya dair hislerimi bir mektupla size ulaştırmak istedim. Yurt dışında yaşadığımdan Açık Radyo benim için yıllardır kimseye anlatamadığım gizli bir sevda gibi yaşadı benimle. Dinleyici Destek Özel Yayını'nız vesilesiyle bunu sizlerle paylaşmak istedim.

İyi yayınlar

Sevgili Açık Radyo Ailesi,

Yurt dışında yaşayan bir Açık Radyo dinleyicisi olarak Açık Radyo’nun hayatımdaki yeri ile ilgili birkaç kelam etmek istiyorum.

Ülkemizin geleceğe dair bugünkünden çok daha fazla ümit verdiği yıllarda yani hala güzel şeylerin olabildiği yakın geçmişte, çoğunlukla ailevi sebeplerden dolayı Türkiye’den ayrılmak zorunda kaldım. Yurt dışına taşınmamın üstünden neredeyse 10 sene geçti ve bu süre zarfında hayat beni daha önce hiç tahmin edemeyeceğim yerlere sürükledi ama her şey değişmiş olsa bile hayatımdaki varlığını koruyan çok az sayıda şeyden biri de Açık Radyo’ydu.
Açık Radyo ile lisede, o zamanlar hayatımızın en önemli sınavı olduğuna inandırıldığımız ÖSS’ye hazırlanırken tanıştım. O zamanki telefonumun tek eğlenceli özelliği radyosunun olmasıydı. Yanlış hatırlamıyorsam daha önce Açık Radyo’ya dair hiçbir şey duymamıştım. 94.9 frekansını tesadüfen bulduktan birkaç saat sonra Açık Radyo müdavimi olmaya karar vermiştim bile! Sonrasında sabahları okula giderken Ömer Madra ve Avi Haligua’nın eşlik ettiği otobüs yolculukları ve dinlerken öğrendiğim nice farklı sanatçı, konu ve ses…
Belki de çok geç kalmıştım ama beni B.B King’le, Miles Davis’le Açık Radyo tanıştırdı. İlk kez cazı Açık Radyo’da dinledim. İklim değişikliğiyle, küresel ısınmayla ilgili ilk duyduklarım Açık Radyo’dan dinlediklerimdi. Açık Radyo sayesinde Muammer Ketencoğlu gibi bir müzik adamını, yıllardır burnumun ucunda olan Şeytan’ın Kahvesi’ni keşfettim. Saymakla bitmez Açık Radyo’nun bana kazandırdıkları.

Açık Radyo’nun benim için ne kadar önemli olduğuna dair iki anekdot ile mektubumu sonlandırmak istiyorum. İlki, o meşhur ÖSS’ye gireceğim gün, beni sınava gireceğim okula götüren hocamın heyecanımı yatıştırmak için yolda özellikle Açık Radyo’yu açması. İkincisi, annemin yıllardır aramama rağmen hiçbir yerde bulamadığım Açık Kitap’a hiç umulmadık bir kitapçıda rasgelip hiç düşünmeden, hatırı sayılır bir para karşılığında kütüphaneme kazandırması.

Yurt dışında, Açık Radyo ile bağını canlı yayınlara yetişemediğinde podcastler aracılığıyla diri tutmaya çalışan bir dinleyici ve destekçiniz.

Sevgiler
Egemen Özdemir