Canset Er

Merhaba,

2010 yılından beri düzenli olarak Açık Radyo'yu takip ediyorum. Nispeten genç bir dinleyicinizim. Gençlik dönemimde sadece müzik dağarcığımı geliştirmekle kalmayıp birçok konu ile ilgili duyarlı biri olmamda kimi programlarınız gerçekten etkili oldu. Özellikle iklim krizinin ciddiyetini yıllardır haykırdığınız için teşekkürler.

Mailin başlığından "Dünya Mirası Adalar" programıyla ilgili eleştiri yapacağımı anlamışsınızdır. Programda atların mal ve mülk olarak görülmesine methiyeler diziliyor. Dile pelesenk olmuş bir tabirle bu kölelik. 1800 atın ölümünden bile para kazanıldığını, etinden, kuyruğundan faydalanıldığı dile getiriliyor ve program "faytona evet" ile bitiyor. Şaka gibi. Beni inanılmaz umutsuzluğa düşüren ve öfkelendiren bir yayın oldu. İçimden "Buyrun atların yapacağı taşımacılık işini siz yapın ve size bahsettiğiniz 500 lirayı verelim, kırbacı da usturuplu kullanacağız, sonra siz ölünce etinizi köpeklere mama yapacağız, saçlarınızdan da şunu şunu yapacağız." diye programdaki kişiye kendi sözlerini savurdum örneğin. 

Program ne yazık ki köleliğe övgü (ama haklarını da yemeyelim köleliğin şartlarını iyileştirmek istiyorlar ne şahane!)  ile devam edecek gibi gözüküyor. Sizden ricam tartışma düzlemini daha kaliteli bir yere taşımanız. Türkiye'de hayvan haklarının savunucusu, bu konuda uzman, tartışmayı bilen biri programa çağrılabilir. 

Özetle:

Etik meselelere verdiği önemle bilinen radyonun bu konuda oldukça türcü yaklaştığının farkında olmasını dilerim. Bir yayında dertlerini anlayabilmeye olanak sağlayacağı için hayvanlarla iletişim teknolojisinden bahsedip, sonraki yayında iklim krizine karşı vegan olmanın bireysel olarak çok şey ifade ettiğini belirtip, diğer yayında "faytona evet" diye bağrılıyor. Trajikomik. 

Dayanışmayla,
Canset

Merhaba,

Öncelikle yorum için teşekkür ederiz.

Dünya Mirası Adalar programımızı her hafta konuklarımızla yapıyoruz. Her konuyu farklı bir perspektiften bize aktaran, birlikte öğrenmemize katkı sağlayan konuklarımıza ve yorumları ile katkı sağlayan dinleyicilerimize şükran borçluyuz.

Derya Tolgay