Ayşe Sazak

Açık Deniz programını dinliyorum...Program konuğu Gökhan Abur yarın (Pazar) için bir hava durumu verdi, inanılır gibi değil, dışarısı kar kıyamet kuzeyden esen fırtına ertesi günü aniden lodosa dönüyor, ısı 14-15 derecelere yükseliyor!... Beysun Gökçin'in önerisiyle köpeğini alıp, Kilyos kıyılarına koşup keyif yapmayacak Açık Radyo'lu yok gibi...

Sonra da yapılan anonsla kulaklarıma inanamadım; meğerse yayın 25 Aralık'ın tekrarıymış!...
Programın BAYAT olmasının yanında YANILTICI yayın Açık Radyo ilkelerine ne kadar uygun size?!

Ayşe Sazak

Sevgili Ayşe Sazak,

İlginize teşekkür.

Zaman zaman eski programların tekrarını yapıyorum ve önemli buluyorum.
Sohbetin akışı kısaltmaya uygun değildi. Araya girdiğim anonslar ile programın 2004 yılında
yapıldığı bilgisini verdim. Gökhan Abur'un verdiği bilgilerin de bugüne ait olmadığı anonsunu 
yaptım. Program sonunda da canlı bağlantı ile bu haftaya ait güncel bilgileri verdik.
Programı başından dinlemiş olsa idiniz 2004 yılına ait program tekrarı olduğunu ve devamında her müzik arasında bilgilendirdiğimi öğrenebilirdiniz. Kulaklarınız da şaşırmazdı. Ortada yanıltıcı bir yayın yok.

Gelelim büyük harflerle yazma gereğini duyduğunuz bayatlık meselesine.
Bir açık deniz solo yarışçısının yaşadığı fırtına karşısındaki çaresizliğini ve alabora anını aktardığı ses kaydını ya da  diğer bir yarışçının sert denizlerin mola verdiği günü ' ev işlerine ayırma ' halini anlattığı ses kaydını ancak  Açık Radyo'da dinleyebilirsiniz. Yine yarış rotasındaki dünyanın uzak köşesindeki adaların hikayesine de ancak Açık Radyo'da dinleyebilirsiniz. Ya da meteorolojik olayların açıklamalarını.

Bunlar radyonun arşivine özenle eklediğimiz belgeler. Fırsat buldukça bayat bulduğunuz bu tattaki programları tekrar yayınlayacağım.

20 yılı aşkın bir zamandır yaptığımız Açık Deniz programını maalesef kitaplaştırmayı beceremedik.

İlginize tekrar teşekkür.
Beysun Gökçin

Sevgili Beysun Gökçin,

Size de; eleştirime değer verip yanıtladığınız için teşekkür.

Radyo yayınlarının azizliği, maalesef başından sonuna programlanan biçimde dinlenemiyor olabilmesi. Arabaya binince başlıyorsunuz konuşmaya varılacak yere kadar yayın sürüyor. Kontak kapatılınca “hoop” uçuyor replikler, asılı kalıyor cihazın içine :))

Bu anlamda gerçekten ben, başıma geleni gerçeğiyle, akışı içinde yazdım. Dinleme özelim de sözettiğim biçimdeydi.
Gökhan Abur’un söyledikleriyle,çatılardaki kara, esen fırtınaya bakıp, gözlerim dışarı uğramış biçimde ertesi günü düşündüm mü, düşünmedim mi, bir “acar” Açık Radyo’man olarak!

Bayatlık konusuna gelecek olursak; Açık Deniz tekrara düşmeyecek kadar yaşayan ve günceli barındıran bir program. Doğası gereği bu böyle!…Ben Açık Radyo’da kaçırdığım çoğu programın pod cast’ini zahmetsizce dinleyebilen bir ölümlüyüm, merak etmeyin, yeni sayılsak da denizciliğe dibine kadar gönül verdiğimizi de bilmenizi isterim.

Arşivden çıkarıp çevire çevire yayınladığınız İnci Kefali sıklığının şaşırtıcılığı aklıma geliyor da, şu sıralar değerli arşiv yayınlarınızın yerine,  Boat Show’lardan başlayarak denizcilik etkinliklerinin hız kazandığını düşünürsek, sizin gibi çevresi hayli geniş bir denizcinin TAZE yayın sıkıntısı çekmeyeceğini düşünüyorum.

Dinleyicilerinizi önemsediğinizi ve çalışkanlığınızı ve Açık Radyo’nun kemik programcılarından olduğunuzu biliyorum. Bir takipçiniz olarak dileklerimi dile getirebildiğim için de ayrıca “bahtiyar”ım.

Sağlıcakla kalın

Ayşe