Haftanın kitabı 'YunanKarası': Yunanistan’dan 11 polisiye öykü

Haftanın kitabı 'YunanKarası': Yunanistan’dan 11 polisiye öykü

14 Ocak 2019
Fotoğraf: Reuters

“Yunan Cinayetleri” seçkisini örnek alan bir derleme yayımlandı geçtiğimiz günlerde; “özel” bir derleme olarak da nitelendirebiliriz.

Brooklyn kökenli Akashic yayınevinin 2004’te “Kara Brooklyn” isimli kitapla başladığı “noir” serisi o kadar ilgi gördü ki, şimdilerde 100. kitaba doğru emin adımlarla ilerleyen bir toplama dönüşmüş durumda. Elbette böylesi polisiye öykü derlemeleri daha önce de yapılmıştı ama yakın zamanlara baktığımızda, bu kadar ilgi görenine ve adeta durdurulamaz bir biçimde genişleyenine zor rastlanır!

 

Yalnızca ABD kentleriyle sınırlı kalmayıp Dublin’den Londra’ya, Havana’dan Paris’e, Moskova, Prag ve Kopenhag’a dek uzanacak şekilde genişleyen bu seri kapsamındaki kitaplarda, söz konusu kentlerde geçen “karanlık” polisiye öyküler yer alıyor. “Kara İstanbul” kitabı da, İngilizcesiyle eşzamanlı olarak 2008 yılında Türkçede Everest Yayınları tarafından yayımlanmıştı. (Bu derlemede İstanbul’un farklı semtleriyle/çehreleriyle ilgili İsmail Güzelsoy, Feryal Tilmaç, Mehmet Bilâl, Barış Müstecaplıoğlu, Hikmet Hükümenoğlu, Jessica Lutz, Algan Sezgintüredi, Lydia Lunch, Yasemin Aydınoğlu, Mustafa Ziyalan, İnan Çetin, Tarkan Barlas, Rıza Kıraç, Sadık Yemni ve Müge İplikçi’nin “kara” öykülerini okumuştuk.)

 

Görebildiğimiz kadarıyla Akashic yayınevinin, eğer aynı hızla devam ederse bu yıl içinde 100. kitaba ulaşacak bu karanlık polisiye öyküler serisinde henüz Atina durağı yer almıyor. Belki de sıradaki kitaplardan biri bu yönde olacaktır, bilmiyoruz, ancak bu “açığın” halihazırda yerli bir yayınevi tarafından doldurulduğunu söyleyebiliriz. Kastaniotis Yayınları, 2007’de başlayarak sonrasında birkaç cilt daha ekleyeceği “Yunan Cinayetleri” isimli seçkisinde, Yunan polisiye edebiyatının hem en tanınmış hem de daha önce hiçbir eseri yayımlanmamış bazı genç yazarlarına ait öyküleri bir araya getiriyor. Bu seçkileri Türkçede de okumak isterdik elbette; henüz bu imkana ulaşmış değiliz belki ama tam da “Yunan Cinayetleri” seçkisini örnek alan bir başka derleme yayımlandı geçtiğimiz günlerde; “özel” bir derleme olarak da nitelendirebiliriz.

 

“Elinizde tuttuğunuz bu kitap, polisiye roman türünde eser veren 11 Yunan yazarın Türk okurlar için kaleme aldığı 11 öyküsünü içermektedir. Bu seçkiyle Yunan polisiye edebiyatının, Yunan edebiyatının polisiye dünyasının kapısını Türk okuyucuya bir nebze olsun aralamayı istedik.” Bu cümlelerle tanıtıyor kitabın editörlerinden Vassillis Danellis “YunanKarası”nı. Daha önce yayımlanmış öyküleri değil, bu kitap için özel olarak yazılmış öyküleri okuyoruz. “Bu öykülerin ortak noktası, fonda günümüz Yunanistan gerçekliğinin olması: Kriz içinde bir toplum, her şeyini henüz yitirerek yoksullaşmış insanların, suçluların, göçmenlerin dünyası, ekonomik yolsuzluklar, ahlaksızlık, kirli siyasetçiler ve işadamları, meydanlarda yapılan gösteriler, kolluk güçleriyle yaşanan çarpışmalar... Kısacası elinizde tuttuğunuz bu seçki, tarihinin en kritik anlarından birini yaşayan Yunan toplumunun ruh dünyasına ait yansımaları içeriyor.”

YUNANKARASI

ed. Vassillis Danellis, Damla Demirözü

çev. kolektif

İstos Yayın, 2018, 221 s.

 

Dipnot: Yunan polisiyesi söz konusu olduğunda genellikle Petros Markaris’le sınırlı ufkumuzu genişletecek bu “köprü” kitabın mimarı Vassillis Danellis’in adını burada bir kez daha anmalıyız. Belli ki “YunanKarası” kitabı için bir hayli emek vermiş. Üstelik, Atina’da doğup büyümüş, 2009’dan bu yana da İstanbul’da yaşamaya başlayan Vassillis Danellis, “Siyah Bira” romanıyla da aşina olduğumuz bir isim. 2016’da –Mustafa Fotumacı çevirisiyle– Labirent Yayınları’ndan çıkan “Siyah Bira”da Vassillis Danellis, bizi bir “acemi dedektif”le tanıştırmıştı. “Siyah Bira”nın bir sokak müzisyeni olan kahramanı, kendisini kurtarmak için değil ama bir şekilde dahil olduğu bir cinayeti çözmek adına ipuçlarını takip etmeye başlıyordu. Bu tempolu hikâyede sosyal arka plan ve elbette ekonomik durum da göz ardı edilmemişti. “Gazetenin ilk sayfaları, ülke ekonomisinin dramatik durumuna; başbakanın, bakanların, banka genel müdürünün, dolandırıcı komiserin ve tabii ki yapmamız gereken fedakârlıklarla ilgili –bunca yıldır iyi yaşamışız gibi– büyük sanayicilerin beyanatlarına, geçmişin hatalarına; iktisadi destekler hakkında hiçbir şey duymak istemeyen Avrupalı liderlerin talepleri doğrultusunda, iç sayfalarda tek kalemde üstünü çizdikleri, sırf sütunlar dolsun diye son dönemde bininci kez yazılan olası kurtuluş senaryolarına ayrılmıştı. Diyorlardı ki, ‘Yunanistan doğru yola girdi, yardıma ihtiyacı yok.’ ‘Enayi değiliz,’ diyor gibiydiler.”