Haftanın kitabı // Tom Ripley yeniden aramızda!

Haftanın kitabı // Tom Ripley yeniden aramızda!

23 Mart 2016

Patricia Highsmith’in yarattığı, edebiyat tarihinin unutulmaz antikahramanı Ripley, biri Türkçeye ilk kez çevrilen beş kitabıyla birlikte Can Yayınları’nda… Patricia Highsmith’in bütün dünyada tanınan ve beğenilen ünlü “Ripley” dizisi, Ripley ve Peşindeki Çocuk’un da çevrilmesiyle ilk defa bir bütün olarak Türkçede yayımlanmış oldu. 1955’te Yetenekli Bay Ripley ile başlayan serüven, Ripley Yeraltında (1970), Ripley'nin Oyunu (1974), Ripley ve Peşindeki Çocuk (1980) ve Ripley Su Altında ile (1991) devam etmişti. 

Patricia Highsmith'in Ripley'den bahsedişiyle ilgili olarak, "Ondan, kendisine çok yakın olan bir insanmış gibi bahsederdi," diyor Bettina Berch. "Onu savunurdu, belli bir durumda ne söyleyebileceğini düşünürdü. Onun için Ripley çok gerçekti." Highsmith, dostlarından fotoğrafçı Barbara Ker-Seymer'e yazdığı bir mektubu, "Pat H., namıdiğer Ripley" diye imzalamıştı. 

1921 yılında Teksas'ta doğan Patricia Highsmith, altı yaşında ailesiyle birlikte New York'a gitti, orada eğitim gördü. Küçüklüğünde annesi onu doğurmak istemediğini söyleyince annesiyle ömür boyu girdiği çatışma, kimilerine göre, polisiye romana yönelmesine yol açtı. Yazar olmaya 16 yaşındayken karar verdi. Ateist olan Highsmith, Amerika’nın demokratik ideallerine inanırdı ancak ülkenin 20. yüzyıldaki kültürel yapısını ve dış politikasını da şiddetle eleştirdi. Suç işleme psikolojisini, çoklu kişilik sorununu işleyerek çarpıcı romanlar kurgulayan Highsmith çok sayıda ödül aldı. İlk romanı olan Trendeki Yabancılar 1950 yılında Alfred Hitchcock tarafından filme alındı. 1963 yılından sonra Avrupa'da yaşadı, yaşamının son 12 yılını geçirdiği İsviçre'de, 1995'te lösemi nedeniyle hayatını kaybetti. En sevdiği yazarlar arasında saydığı Dostoyevski, Conrad, Kafka, Gide ve Camus'nün izinden giderek, romanlarında psikolojik yönden karmaşık karakterlere yer verdi, varoluşçu bir çizgide ilerledi.

Çok sayıda roman ve öykü kitabı bulunan Patricia Highsmith'in ölmeden önce yazdığı son romanı Küçük g: Bir Yaz Masalı ismini taşıyor. Yarattığı Tom Ripley karakteri ise hayatında önemli bir yer tutuyor, hatta şöyle diyor Highsmith: "Ripley yazıyormuş da, ben sadece daktilo ediyormuşum hissine kapıldım sık sık."

Tom Ripley karakterinin ortaya çıkış hikayesi de şöyle: Patricia Highsmith, o zamanlar kaldığı, Amalfi sahilindeki otelin balkonuna çıktığında sahilde yürüyen genç bir adam görür... "Her şey sessiz, sakindi, uçurumlar arkamda yükseliyordu, görüş alanımın dışındaydılar, ama sağdan ve soldan görülebiliyorlardı... sonra yapayalnız genç bir adam gördüm, üstünde şortu, ayağında sandaletleri omzuna bir havlu atmış, sağdan sola doğru sahile iniyordu... Saçlarının düz ve koyu renkli olduğunu görebildim. Dalgın, belki de gergin bir hali vardı. Neden yalnızdı?.. Biriyle kavga mı etmişti? Aklında neler geçiyordu? Onu bir daha görmedim. Hakkında defterime bir şey yazmadım bile," diye yazar ama iki yıl sonra, Yetenekli Bay Ripley'i yazmaya başladığında, bu görüntüye yeniden dönecektir Patricia Highsmith ve o gün gördüğü genç adam, imgeleminde Tom Ripley olarak yeniden doğacaktır. (Bu bilgiler Andrew Wilson'ın Güzel Gölge isimli Highsmith biyografisinde yer alıyor. Yaklaşık 700 sayflık bu kapsamlı çalışma, 2008 yılında Türkçede Everest Yayınları tarafından yayımlanmıştı.)

 

(Bu yazı ilk olarak sabitfikir.com'da yayımlanmıştır.)