Temmuz 2013

s3_url_text: 
http://ia601001.us.archive.org/13/items/TEMMUZRec28.12.2013/TEMMUZ_rec_28.12.2013.mp3

Temmuz 2013

28 Aralık 2013

Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık

Temmuz 2013

İndirmek için: mp3, 12.2 Mb.

Haziran’da dünya rekoru kıracak miktarda kullanılan ve stokları tükenen gaz bombalarının semalarda dolanıp duran sisi, Temmuz’da birbiri ardı sıra çıkan orman yangınlarının dumanına karışıyordu.

 

Balıkesir, Adana ve Heybeliada yangınları, sonraki aylarda çıkacak muazzam yangınların ilk habercileri gibiydi. Sadece 26-28 Temmuz tarihleri arasında 120 yangın çıktı; toplamda, 1462 orman yangınında 3194 hektarlık alan, içindeki canlılarla birlikte kül oldu.

 

 

Türkiye’den kafayı kaldırıp dünyaya bakınca Kanada’nın yaşadığı trajediyi çok uzaktan görebilmek mümkündü. Quebec’te Haziran’dan beri süren yangınlar 350 bin hektarlık alanı kavurup yüzlerce insanı evinden ederken, üstten tüten dumanı dünyanın öbür ucunda Avrupa kıtasından görülür olmuştu.

 

 

Bu noktada iş, hızla tükenmekte olan yeşil alanları korumaya kalıyordu. Ama Haziran ayında iyice görüldüğü gibi mücadele zorluydu. Mesela, İstanbul’da dünya tarihinin halen kullanılan en eski bostanı olan Yedikule bostanı rantçıların tasallutu altındaydı. Onları “kovmak” için kolları sıvayan “bostancılar” da saldırıya uğruyor, Suriçi Bostanları’nı yıkan dozerler soluğu İnönü stadında alıyor, stadın yıkımı sırasında ortaya çıkan tonozlu tarihî yapı da iş makinaları tarafından parçalanıp moloza dönüştürülüyordu.

 

 

Dünyanın gündemini oluşturan bir başka duman ise Mısır’dan geliyordu. İktidarda bulunan İhvan (Müslüman Biraderler) hareketinin desteklediği Muhammed Mursi’nin cumhurbaşkanı olmasının 1. yıldönümünde onun çekilmesini isteyen büyük kalabalıklar başkent Kahire’de sokaklara iniyor, Mursi taraftarları ile karşı karşıya geliyorlardı.

 

Ordu Mursi’ye protestoculara kulak vermesi için zaman verip tehdit ederken, Mursi yanlısı protesto gösterilerine silahlı saldırılar düzenlenmeye başlanıyordu. Mursi, kendisinin seçilmiş bir cumhurbaşkanı olduğu hatırlatınca, ordudan sert bir karşılık buldu, Mursi ve İhvan önde gelenleri tutuklandı. General Sisi liderliğinde Mısır’da askerî darbe yapılıyordu.

 

Darbe’nin yankıları büyük oldu. Suudi Arabistan, İsrail ve Amerika darbeci yönetimin yanında yer alırken, AB eleştirmekle yetindi. Türkiye’de iktidar bu ülkeleri eleştirip darbe karşıtı sokak gösterileri düzenlemeye başladı.

 

 

Mısır’da durum iyileşmek şöyle dursun, aksine hızla kangren haline geliyordu. İhvan destekçileri sokaklarda protesto gösterilerine başlayınca ülke bir kan gölüne döndü. Temmuz ayında Mursi destekçisi gösterilerde yüzlerce insan hayatını kaybetti. Sadece Rabiatül Adeviyye Camii çevresinde sivil kitlelerin üstüne soğukkanlılıkla açılan ateşle 200’den fazla gösterici öldü, yüzlerce kişi yaralandı..

 

İnsan Hakları İzleme Örgütü hastanelerde yaptığı incelemenin ardından tüyler ürpertici bir rapor yayınladı: sivil göstericiler göğüsleri ve başları hedef alınarak infaz edilmek suretiyle katledilmişlerdi.

 

Ödüllü gazeteci Chris Hedges, katliamın hemen ardından şu lanetli kehaneti savuracaktı: “Kahire sokaklarında inançlı Müslümanların kitle halinde katledilmesi, yalnızca bir dinî ideolojiye saldırının işareti değil, yalnızca Mübarek’in gaddar polis devletine dönüşün işareti de değil... Aynı zamanda Mısır’ı ve yerkürenin öteki yoksul bölgelerini tam bir kan ve ıstırap kazanına sokacak bir cihadın da başlangıcını gösteriyor.”

 

Mısır’da gösterilerde insanlar ölürken, Türkiye’deki gösterilerde ölen insanların hesabı sorulmaya çalışılıyor, orantısız güç kullanımı ve şiddet hikâyelerine yenileri ekleniyor, hükümet kanadı kimi suçlayacağını şaşırıyor, hazırlanan fezlekelerden herkes payını alıyordu.

 

Yaralılara kapılarını açan Valide Sultan Camii müezzinini diyanet tarafından sorgulanıyor,  Ethem Sarısülük’ü vuran polis Ahmet Şahbaz’ın tutuksuz yargılanması kararına yapılan itirazlar reddediliyor, devam eden eylemlerde Taksim Dayanışmasından Mücella Yapıcı, Ali Çerkezoğlu gibi isimlerin de aralarında bulunduğu isimler gözaltına alınıyordu.

 

İstanbul’da Talimhane civarında sokaktaki kadınlara elinde pala ile saldıran Sabri Çelebi adlı şahıs polis tarafından serbest bırakıldıktan sonra elini kolunu sallayarak Casablanca’ya gidiyor, AKP milletvekili İdris Şahin, saldırıyı “esnafın hukuk çerçevesinde yapmış olduğu bir eylem” olarak nitelendiriyordu.

 

Eskişehir’de esnaf ve sivil kıyafetli polisler tarafından linç edildikten sonra beyin kanaması geçiren Ali İsmail Korkmaz hayatını kaybediyor, İstanbul Tarlabaşı'nda 17 yaşındaki Mustafa Ali Tombul başından gaz bombası ile vurularak ağır yaralanıyor,

 

Haziran ayında evinden ekmek almak için dışarı çıktığında başından vurulan Berkin Elvan uyutulmaya devam ediyordu. Yıl biterken Berkin derin uykusundan uyanamamıştı.

 

Gezi direnişi sırasında medya kayıplarının bilançosu ağırdı: 105 haberci darp edilmiş, 28'i gözaltına alınmış; iki gazeteci cezaevine gönderilmişti. Bu esnada medyadan iktidara bir enerji enjeksiyonu yapıldı: Başbakan’a telekinezi yoluyla suikast yapıldığını ekranlarda anlatan 24 TV Yönetmeni Yiğit Bulut Başbakanlık Başdanışmanlığı’na atanınca, kimimiz absürd tiyatro ustalarından İonesco’nun bir oyununda kadın kahramanın kocasına söylediği şu repliği hatırladı: "Kocacım sen isteseydin başonbaşı bile olurdun."

 

 

Haziran ayında dünyanın öbür ucunda Gezi’den ilham aldığı söylenen kitle protestoları başladı. Brezilya’da otobüs bilet fiyatlarına zam yüzünden başlayan isyan hali olanca hızıyla sürerken, Bulgaristan’dan ve Filipinlerden de güçlü demokratik isyan haberleri gelmekteydi. Filipinler'de halk evsizlik, yoksulluk ve işsizlik nedeniyle sokaklara dökülürken, Bulgaristan’da ayyuka çıkan yolsuzluklar yüzünden kitleler meclisi abluka altına alıyordu.

 

Yolsuzluk kelimesinin Türkiye’nin gündemine müthiş bir bomba gibi düşmesine daha 6 ay vardı gerçi, ama varolan sistemin çatırdadığını o tarihte bile her yerden duyabilmek mümkün gibiydi.

 

Alman Der Spiegel dergisi, ABD’nin istihbarat servisi NSA’in eski istihbarat görevlisi “oyunbozan” Edward Snowden’in sızdırdığı belgelere dayandırdığı haberinde ABD Ulusal Güvenlik Dairesinin Washington, Brüksel ve New York’taki Avrupa Birliği bürolarını dinlediği söylemesi üzerine AB yetkilileri ABD’den cevap istiyor, buna rağmen Edward Snowden’ın yaptığı sığınma başvuruları reddediliyor, hatta Bolivya başkanı Morales’in Rusya’dan kalkan Başkanlık uçağının, içinde Snowden’ın bulunduğu gerekçesiyle Fransa, İtalya ve Portekiz hava sahalarından geçmesine izin verilmiyor, sonunda uçak İspanya’ya zorla indirilerek saatlerce bekletiliyor ve didik didik aranıyordu. Uçaktan Snowden çıkmamış, ama uluslararası sistemin ve hukukun 360 küsur yıllık şanlı geçmişinin ayaklar altına alındığı gerçeği kabak gibi çıkmıştı.

 

Evet sistem çatırdıyordu ve her geçen gün sesi daha net duyulur hale geliyordu.

 

***

Ayın Sözü:

 

 "Musluk mu bu evladım?"

23 gün sonra törenle açılan Gezi Parkı'nın 2 buçuk saat sonra tekrar kapatılması sırasında, "Park kapandı teyze!" diyen polise, parkta oturup örgüsünü ören bir kadın soruyor. (Kaynak: Radikal)

Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık