Temmuz 2009

-
Aa
+
a
a
a

Temmuz

Dinlemek için:

İndirmek için: mp3, 10 Mb.Ayın Sözü: "Küresel iklim değişikliğine karşı çözüm için müzakereler, aslında ülkeler arasında değil, sanayicilerle çevreciler arasında değil, hatta insanlar arasında bile değil. Görüşmeler insanlarla fizik ve kimya arasında yapılıyor. Onlar da çok iyi pazarlıkçı değiller. İnsanlar yeniden ayakları üzerinde doğrulabilsinler diye doğa kanunlarını on onbeş yıllığına askıya almayı kabul etmiyorlar nedense." Yazar, çevre aktivisti ve akademisyen Bill McKibben. Açık Radyo'da 350.org kuruluşunun eylemlerinin amacını anlatıyor. (Açık Gazete)

 

Temmuz sıcaklarıyla birlikte, Hükümet ufaktan Kürt sorunu, demokratik açılım gibi sözler söylüyor, PKK, eylemsizlik sürecini 1 Eylül'e kadar uzattığını açıklıyordu. Ortamı ümitli bir hava ve soru işaretleri kaplamaya başlamıştı.

 

Askerlerin, sivillere karşı işlediği suçlarla ilgili sivil mahkemede yargılanmalarıyla ilgili yasa geçerli hale gelince, devlet birdenbire zirvelere boğuldu. İrtica ile mücadele belgesinin altındaki imzanın sahibi olduğu ileri sürülen Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek “örgüt üyesi olma” suçlamasıyla tutuklandı. Böylece mevsimlik tartışma konumuz belli olmuştu: Kuru mu, ıslak mı?. Çiçek, saatlerle ölçülebilen cezaevi deneyiminden sonra avukatlarının yaptığı itiraz sonucu, geceyi orada geçirmeden tahliye edildi. Ardından Genel Kurmay’dan gelen bir açıklamada, belgenin bir “kâğıt parçası” olduğu ifade edildi. Daha sonra, belgenin altındaki imzanın “orijinal” olduğu adlî tıp uzmanlarının imzalarıyla tespit edildiyse de, akılda tartışmalar kaldı. 

 

''Ergenekon'' soruşturması kapsamında hazırlanan 2. iddianame’yle haklarında dava açılan emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon'un da aralarında bulunduğu 56 sanığın yargılanmasına Temmuz’da başlandı. Aynı günlerde 3. iddianame de kabul edildi. Rektörler ve İbrahim Şahin'in yer aldığı 3. İddianame’de kazılarda ele geçirilen silahlar ve mühimmat tek tek sayıldı. Ergenekon kapsamında muvazzaf askerlerden gittikçe daha fazla bahsetmeye başlamıştık. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nda, komutan da dahil bazı amirallere suikast planladıkları iddiasıyla İstanbul, İzmit ve Gölcük’te düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan beş teğmen tutuklandı. Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde 15 yıl önce 12 korucunun öldürülüp gömüldüğü iddiaları üzerine, Derecik Taburu içinde kazı çalışması yapıldı. 12 korucunun yakınları, iddiaların gündeme gelmesinin ardından, yaz kararnamesiyle Ergenekon savcılarının yerleri tüm baskılara rağmen değişmeyince, davanın seyri de aynen devam etti.

 

Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 13,8 daralmış, Böylece Türkiye, OECD üyeleri arasında Letonya ve Estonya'nın ardından ekonomisi en çok daralan 3’üncü ülke olarak, krizin tam teğet geçmediğini kanıtlamıştı. Temmuz ayında, 300 bin işçi 1 saat iş bırakarak durumlarını gündeme getirmeye çalışıyordu.

 

Ergenekon bir yana, hükümet bildiğimiz içli dışlı mihrak açıklamalarıyla durumu idaredeydi. Hasankeyf'in bir siyasi alet olarak kullanılmak istendiğini öne süren çevre Bakanı, dış mihrakları suçladı ve baraja karşı çıkan ve bu yönde düzenlenen kampanyalara katılanları uyardı. Derken, Ilısu Barajı'nda, finansör Almanya, Avusturya ve İsviçre bankaları projeden resmen çekildi. Gerekçe olarak, çevre ve tarihî dokunun korunması gibi zorunlu önşartların verilen süre içinde yerine getirilmediği ifade edildi. Böylece bakanın “dış mihrak” dediği, proje için para verecek ortakları çıktı.

 

Sigara yasakları 19 temmuz itibariyle yürürlüğe girdi. Tartışmalar yıl sonunda, dumanaltı sokaklarda devam ediyordu. YÖK, ÖSS’de katsayı farkı uygulamasının kaldırılmasına karar verdi. Böylece meslek lisesi ve imam hatip mezunlarına üniversite imkânı doğdu. Ama dört ay sonra, Kasım’da Danıştay, İstanbul Barosu’nun başvurusunu değerlendirecek, YÖK'ün katsayı farkını kaldıran kararın yürütmesini durduracak, ülkedeki sayısız kaotik duruma bir yenisini daha ilave edecekti.

 

Özetle, memleketimizde Temmuz ayının dörtte üçünü HSYK adlı kuruluşun içine düştüğü iddia edilen krize odaklanarak ya da böyle bir yok-krizi görmezden gelerek geçirdik. Geri kalan üçte bir içinde memleketin en önemli sorunu olan Kürt meselesinin çözümü için bütün “Dünyaya örnek olacak bir Türkiye modeli” oluşturulmasını ve arkasından bu açılımda yer almayacak 3 noktanın, ya da açılımın 3 kırmızı çizgisinin açıklanmasını izledik. Karadeniz’de seller kentleri boğarken bir kentin önce afet bölgesi ilan edilip sonra âfet bölgesi ilan edilmediğinin ilan edildiğini gördük. Ayın son günü elimize geçen haberdeki şu sözlerse memlekete “mikrokozmik” bir bakışın doruk noktasıydı:

 

Kars’ın Kaynarlı köyü muhtarı İlhan Keskin şöyle diyordu:

 

“Dün tam bir felaket yaşadık. 42 yaşındayım ve böyle bir afet yaşamadım. Bina yüksekliğinde sel geldi ve gözlerimize inanamadık. Tabii iklimler değişmiş ama ben böyle bir zulüm görmedim. Tonlarca ağırlığındaki köprüyü bile yıktı. Köyümüze selin ardından yetkililer geldiler ve keşif yaptılar. Ayrıca, sel nedeniyle köyün yamaçlarındaki mezarlar bile etkilendi ve kemikler gün ortasına çıktı. Bu kemiklerin incelenmesi gerek. Biz burasını toplu mezar diye biliyorduk. Yetkililerin burasını görmesini istiyoruz. Bu kemikler daha önceleri de çıkıyordu ama böyle sıklıkla çıkmıyordu. Sel felaketi yaşanınca hepsi ortaya çıkmaya başladı. Bizim köyün durumu böyle işte. Sel felaketi olunca bazı şeyler ortaya çıkıyor. Dün selle birlikte kafa tasları, kaburga kemikleri, kol ve bacak kemikleri çıktı. Kemiklerin kimlere ait olduğunu bilemiyoruz. Köyümüz çok eski bir köy. Eskiden çok büyük savaşlar olmuş. Mahallenin yukarısında Ermeni mezarlıkları da var ama bu mezarlarda Ermeni mezarı mı, yoksa Müslüman mezarı mı bilmiyoruz.”

 

Temmuz 2009 itibariyle, Irak'taki Amerikan askerleri, işgalden 6 yıl sonra, tüm kent ve kasabalardan çekilse de kan duracak gibi değildi. Sadece Haziran ayında, 372’si sivil 437 kişinin çatışmalarda öldürüldüğü açıklandı. Moskova'da biraraya gelen ABD başkanı Obama ve Rusya lideri Medvedev, nükleer başlıklı silahların yarı yarıya azaltılması konusunda anlaştı. Geri kalan yarının dünyayı birkaç kez ortadan kaldırmaya yetecek miktarda olmasından hiç bahsedilmedi.

 

 

ABD ordusu, küresel ısınmanın kutuplar üzerindeki yıkıcı etkisini gösteren ve George W. Bush döneminde gizli tutulan bir dizi uydu fotoğrafını açıkladı. Casus uydular tarafından çekilen görüntüler, son birkaç yılda büyük bir alanda yaz aylarında buz örtüsünün tamamen ortadan kalktığını gösteriyordu. İklim felaketi karşısında psikolojik harekât başarılı, insanlık 2-0 mağlup olmuştu.

 

 Ocak; Şubat; Mart; Nisan; Mayıs; Haziran; Ağustos; Eylül; Ekim; Kasım; Aralık