Sporda 2005 Nasıl Geçti?

Sporda 2005 Nasıl Geçti?

30 Aralık 2005

Futbol:

 

İstanbul'daki final ve Ronaldinho'nun çalımları unutulmayacak.

 

Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası'nın yapılmadığı bu yıl gözler daha çok kulüpler arası mücadeleye çevrildi. Şampiyonlar Ligi'nin 26 Mayıs'ta İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadyumu'ndaki final maçı uzun yıllar unutulmayacak bir mücadeleye sahne oldu. Final maçının favorisi İtalyan Milan takımı henüz ilk dakikada öne geçti, ilk yarıyı da 3-0'lık üstünlükle kapadı. İkinci yarının başında tribünlerdeki 40 bini aşkın taraftarının desteğinin arkasına alan İngiliz Liverpool takımı altı dakika içinde üç gol bulup beraberliği yakaladı. Uzatmaya giden finalin galibini penaltı vuruşları belirledi. Liverpool'un Polonyalı kalecisi Jerzy Dudek iki penaltı vuruşu birden kurtararak "Kırmızılar" lakaplı takımının beşinci kez Avrupa şampiyonu olmasını sağladı. Liverpool finale gelene kadar da son derece defansif bir oyun tarzıyla Chelsea ve Juventus'u elemişti. Şampiyonlar Ligi'nin gölgesinde kalan UEFA Kupası'nı ise ilk kez bir Rus takımı CSKA Moskova kazandı. Lizbon'daki final maçında CSKA, evsahibi Sporting'i 3-1 yenerek kupaya uzandı.

 

 

   Futbolda yılın adamı ise hiç şüphesiz 25 yaşındaki Breziyalı Ronaldinho'ydu. Gerek Brezilya Milli Takımı formasıyla gerek kulübü Barselona ile oynadığı her maçta sonuca etki ettiği gibi izleyenlere de büyük seyir zevki verdi.
 Ronaldinho  

 

Brezilya ile Konfederasyyon Kupası'nı, Barselona ile İspanya Ligi'ni kazanan Ronaldinho bunun karşılını da ödül olarak aldı. Yıldız futbolcu France Football dergisinin Altın Top ödülünü alırken FIFA ve Dünya Profesyonel Futbolcular Birliği FIFPro tarafından 2005'in en iyi futbolcusu seçildi.

 

Avrupa'nın önemli liglerindeki şampiyonlara gelince; İngiltere'de Chelsea 38 maçlık maratonu sadece tek yenilgiyle kapatarak 50 yıl aradan sonra lig şampiyonluğuna ulaştı. Ancak, kulübün sahibi Rus işadamı Roman Abramoviç'in parası İngiltere'de tartışma konusu olmayı sürdürdü. Abramoviç, ülkenin en güçlü takımını kurmak amacıyla iki sezonda 400 milyon sterlin yani yaklaşık 900 milyon YTL harcamıştı.

İspanya'da Barselona 6 sezon sonra ilk kez şampiyonluk zevkini tadarken spektaküler futboluyla da takdir topladı. Real Madrid ise süper yıldızlarından başarılı bir takım kurmakta zorlandı ve her sezon en az bir teknik direktör değiştirme alışkanlğını sürdürdü.

İtalya'da Juventus, Almanya'da Bayern Münih, Fransa'da Lyon, Hollanda'da PSV, Portekiz'de Benfica ve Yunanistan'da Olimpiyakos diğer önemli şampiyonlardı.

 

Milli Takımlar düzeyindeki en önemli organizasyon haziranda Almanya'daki Konfederasyon Kupası'ydı. Turnuvaya biraz yavaş giren Brezilya önce yarı finalde Almanya'yı 3-2 sonra da finalde Arjantin'i 4-1 yenip şampiyon oldu. 2006'daki Dünya Kupası'nın 32 takımı da altı kıtadaki elemelerin bitmesiyle son buldu. Dünya futbolunun söz sahibi tüm ülkeleri Almanya'daki kupada yer alacak. 

 

Basketbol:

 

Nowitzki'nin Azmi, James'in Gücü, Parker'ın Hızı dikkat çekti.

 

Dünya basketbolunda 2005 tam anlamıyla takım oyununun ve bundan da önce savunmanın yılıydı. NBA'de ligin en iyi iki savunma yapan, yıldızı az takımları San Antonio Spurs ile Detroit Pistons final oynarken, Avrupa Şampiyonası'nda da Yunanistan tüm favorileri yıldırarak kupaya ulaştı.

 

NBA finallerinde Spurs ile Pistons'ın yedi maçlık kıran kırana mücadelesi ABD spor severlerinin ilgisini fazla çekmedi. Tim Duncan'ın önderliğinde ve Fransız Tony Parker ile Arjantinli Manu Ginobili'nin katkılarıyla Spurs 1999 ve 2003'ten sonra üçüncü şampiyonluğunu aldı. Yıldızlar üzerine kurulu Los Angeles Lakers, Houston Rockets, Philadelphia 76'ers gibi takımlar ise büyük hayal kırıklığı yaşadı. Yeni sezonda Türk oyuncu Mehmet Okur ligin zayıf takımlarından Utah Jazz'ın ilk beşine yerleşti ve 18 sayı, 8,5 ribaunt ortalamaları tutturmayı başardı.

 

Avrupa Şampiyonası'nda büyük favorisi bulunmayan çekişmeli bir turnuva bekliyordu herkes ama Yunanistan'ın şampiyonluğunu değil. Yunan takımı sert savunma üzerine kurduğu bir sistemle rakiplerini birer birer yıldırdı. Tıpkı bir yıl önce Futbol Milli Takımı'nın yaptığı gibi... Çeyrek finalde Rusya'yı, yarı finalde Fransa'yı ve finalde de yorgun Almanya'yı yenip 1987'den sonra ikinci kez Avrupa'nın zirvesine çıktılar.

 

Kulüpler düzeyinde ise Avrupa en iyi oyuncularını NBA'ye kaybetmeyi sürdürdü. Bu kısır ortamda İsrail'in Makabi Tel Aviv takımı ikinci kez üst üste Avrupa Ligi şampiyonu oldu. Makabi, Moskova'daki dörtlü finalde önce Panatinaykos'u ardından İspanyol Tau Ceramica'yı mağlup etti.

 

 

 

Basketbolda sezonun dikkat çeken üç ismi vardı. Önce Alman Dirk Nowitzki. 2,11'lik forvet oyuncusu Avrupa Şampiyonası'nda vasat Almanya'yı finale kadar adeta sırtında taşıdı. Sayı kralı olup, şampiyonanın en değerli oyuncusu seçildi. NBA'de ise 26,1 sayı ortalamasıyla ligin en önemli skorerlerinden birisi ve takımı Dallas Mavericks'i zirveye taşımak için büyük uğraş veriyor.

 

LeBron James henüz 20 yaşında ama insan üstü gücüyle şimdiden bir süper yıldız. Oyunun her yönünde aktif. Bu sezon takımı Cleveland Cavaliers'ı play-off'a taşımak için uğraşıyor.

 

 Dirk Nowitzki  

 

Fransız Tony Parker geçen sezon San Antonio ile ikinci NBA şampiyonluğunu yaşadı. Takım içindeki sorumluluğu artmaya devam etti. Yazın ise Fransa Milli Takımı'yla Avrupa üçüncüsü oldu.

 

Motor sporları:

 

Schumacher hegemonyası bitti

Üç şampiyon: Alonso, Rossı Ve Loeb

 

Motor sporlarının en küreseli Formula 1'de 2005 büyük yeniliklere sahne oldu. Öncelikle Alman Michael Schumacher'in beş yıllık hegemonyası sona erdi. Sezon öncesi yapılan kural değişiklikleri Schumacher'in takımı Ferrari'yi olumsuz etkiledi. Bu yeni kurallardan ise en çok İspanyol Fernando Alonso yararlandı.  
 

 Schmacher yarışta

 

Renault takımının 23 yaşındaki genç pilotu sezonun ilk üç yarışının ilk sırada bitirdikten sonra bir daha arkasına bakmadı. McLaren takımının Finli sürücüsü Kimi Raikkonen'in ısrarlı takibine karşın bitime bir yarış kala şampiyonluğunu ilan etii. Böylece Formula 1 tarihinin en genç dünya şampiyonu olmayı da başardı.

 

Ralli Dünya Şampiyonası'nın bu yılki hakimi yine Fransız Sébastien Loeb'dü. Loeb, 2005'te birçok rekor kırarak ikinci kez dünya şampiyonu unvanını kaptı. Arka arkaya yedi yarış kazanan, sezonu 10 birincilikle noktalayan Loeb, Fransa Rallisi'nde de tüm özel etapları ilk sırada bitirerek ayrı bir rekor daha kırdı.

 

Motosiklet Dünya Şampiyonası'nın en önemli kategorisi MotoGP'da İtalyan Valentino Rossi hakimiyeti davam etti. Rossi, 11 Grand Prix kazandığı sezonda şampiyonluğu bitime üç yarış kala garantiledi. 26 yaşındaki sürücü böylece dünya şampiyonluğu sayısını yediye, Grand Prix birinciliği sayısını da 77'ye yükseltti.

 

Tenis:

 

Federer Nadal'a karşı

 

Hem erkeklerde hem kadınlarda tenise damgasını vuran olay yıldız isimlerin sakatlıkları nedeniyle aylarca korttan uzak kalmasaydı. Kadın tenisçiler geçen yıllardaki gibi sezonun bir bölümünü iyileşmek için harcadı. Williams kardeşler korta döndü. Ama bu kez Hénin, Şarapova, Davenport, Capriatı gibi yıldızlar sakatlıktan mustaripti.

 

Erkeklerde ise güzden itibaren seri halde sakatlıklar yaşandı. Dünyanın bir numarası Roger Federer bile beş hafta kortlardan uzak kaldı. Sezonun son turnuvası Masters'tan önce sırasıyla İspanyol Nadal, ABD'li Agassi, Rus Safin, ABD'li Roddick gibi ismler çekilme kararı aldı. Bunun üzerine Şangay'daki turnuvanın organizatörleri isyan edip tenis takviminin sadeleştirilmesi için çağrı yaptı.

 

Korttaki mücadeleye gelince erkeklerde iki ismin kapışması yaşandı. İsviçreli Roger Federer, Wimbledon ve ABD Açık'ın da aralarında bulundğu tam 11 turnuva kazanıp sezona damgasını vurdu. 2005 yılı boyunca oynadığı 87 maçın sadece dördünü kaybetti. Masters finalinde Arjantinli Nalbandian'a yenilmese ABD'li John McEnroe'nun 1984'teki en başarılı sezonunu egale edecekti.

 

 

Federer'in karşısında ise yine 11 turnuva kazanan 19 yaşındaki İspanyol Miguel Nadal vardı. Nadal, Fransa Açık'ta yarı finalde Federer'i de yenerek şampiyonluğa ulaştı. Özellikle toprak kortta dayanılmaz bir oyun sergileyen Nadal dünya sıralamasında da ikinci sıraya yükseldi.

 Miguel Nadal  

 

 

Bisiklet:

 

Skandallere Devam

 

Üç büyük turdan İtalya'yı Paolo Savoldelli, Fransa'yı Lance Armstrong, İspanya'yı ise Roberto Heras kazandı.

 

Daha sonra Armstrong'un 1999'da doping yaptığına dair bazı bulgular çıktı. Heras dopingli yakalandı ve cezasını bekliyor. ProTour'u Danilo Diluca kazandı.

 

Atletizm:

 

Kadınlar ön plandaydı. İsinbayeva'ın rekorları, Lebedeva'ın 1 milyon dolarlık ödülü,

Bekele'nin rekorları ve Asafa Powell'ın 100 metre dünya rekoru yılın önemli olaylarıydı.

 

 

Türkiye'de 2005'in Önemli Spor Olayları

 

Güreş:

 

 Hamza Yerlikaya 7. kez Avrupa, 3. kez dünya şampiyonu oldu.

  

Futbol:

 

Dünya Kupası İsviçre maçı fiyaskosu, Avrupa kupalarında kötü sonuçlar, Ligde FB hegemonyası, GS ve BJK'nin parasızlığı yılın önemli konularıydı.

 

Basketbol:

 

Avrupa Şampiyonası'nda Türkiye, erkeklerde elendi, bayanlarda ise sekizinci oldu.

 

Avrupa Ligi'nde Efes Pilsen çeyrek finalist oldu. Olaylı Panatinaykos maçları Fenerbahçe bayan takımı Eurocup'ta final oynadı. Ligde, erkeklerde Efes, bayanlarda BJK şampiyon oldu.

 

Voleybol:

 

Avrupa Şampiyonası'nda bayanlar 6. oldu. Ligde Güneş Sigorta ve Erdemir şampiyon oldu.

 

Atletizm:

 

Halil Akkaş ve Binnaz Uslu dikkat çekti.

 

Kategori: