Siyasi Partiler ve Çocuklar

Siyasi Partiler ve Çocuklar

18 Temmuz 2007

 

Siyasi partilerden hangisinin Türkiye’nin hükümetinde yer alacağını pek kestiremiyorum; çok da fark etmez diye düşünmeye meyillilerdenim.Yok, bu arada bir fark gözetmediğim için değil, ama bazı açılardan, akla yakın ve toplumun iyiliğine bir şey yapmak için çok aman aman bir parti olmak gerekmeyebilir. Siyasette sadece her akla yakın iş yapanı desteklesek, o zaman siyaset değil, business olurdu ki, romantizme yer kalmazdı.

 

Türklerin ruh halinden, kimlik özelliklerinden ya da “neden böyle” olduklarından söz ettiğimizde, çocukluk döneminin nasıl geçtiğini hesaba katmak lazım. Çocukların psikolojik ve sosyal gelişimine verilen önem, bu dönemin iyiliğinin, çocuğun gerçek bir birey olarak gelişiminin belirleyicisi olabilir. Peki, siyasi partilerin çocukların psikolojik ve sosyal gelişimine verdikleri önem nedir? Özellikle risk altındaki (kimsesiz, kamu koruması altında ya da sokakta yaşayan) çocukların korunması için son yıllarda atılmış bazı adımları görüyoruz. Toplumun bütününe yönelik çalışmalar ise, ülke nüfusunun kalabalıklığını gözönüne aldığımızda, göreli olarak zayıf kalmakta. Partilerin programlarına baktığınızda, en çok, ailenin “yozlaştırıcı etki”lerden korunmasına yönelik ve din-ahlak temelli yaklaşımlar önplana çıkıyor. Bu yaklaşımların ailelerin çocuklarını bağımsız, kendine güvenli ve özgür düşünceli bireyler olarak yetiştirebilmesine katkısı ne olabilir, bilemiyorum. Ama, çocukların ve ailelerinin psikolojik gelişiminin desteklenmesi için siyaset düzeyinde yapılabilecek çok şey kaldığı aşikâr.

Ne yapılabilir? Partilerin programlarına neleri koymaları çocuklara ve ailelerine yarar getirir?

 

Kendimi sağlık ve eğitimdeki birkaç madde ile sınırlayayım. Daha fazlasını meslek örgütlerinin sayısız bildirgesinde bulabilirsiniz (Türk Tabipler Birliği, Türkiye Psikiyatri Derneği, Türkiye Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Derneği, Türk Psikologlar Derneği gibi)...

 

 

Her çocuğa okul öncesi eğitim olanağı. Çocukların toplumsal hayata katılmayı öğrendiği, kim olduklarının yavaş yavaş belirlendiği bu yaşlarda, anne ve babaların çocuklarını yetiştirmelerine kamunun katkısı için önemli bir fırsattır. Saygı, adalet duygusu, kendine güven ve başkalarını sevebilme gibi insani özelliklerin geliştirilmesinde önemli bir rol oynayan okul öncesi eğitim çocukların gelişiminde kritik bir değer taşır.

Her aileye kendini geliştirme olanağı. Sadece bebeklerinin ve çocuklarının sağlığını geliştirmekle sınırlı olmayan, anne ve babaların çocuklarıyla birlikte bilgilerini arttırma ve hayata bakış açılarını genişletme amaçlı eğitim programlarını ülkenin her yanına yaymak fena mı olur?

Her anneye bebeğine annelik yapabilme olanağı. Annelerin doğum sonrasında en az 6 aylık bir dönemde ücretli izinli, iki yaşına kadarki dönemde ise onaya bağlı olmaksızın ücretsiz izinli olabilmesini sağlayan düzenlemeleri yapacak siyasi partiler hem çalışan annelerin gönlüne siyasi yatırım yapmış olurlar, hem de ülkenin gelecek kuşaklarını hayatlarının başlangıç döneminde desteklemiş olurlar. Üstelik, annelik ile çalışma hayatını bir arada sürdürmeyi mümkün kılarlar.

Her çocuğun ruh sağlığı danışmanlığı alabilmesi olanağı. Çocuk psikiyatrlarının ve çocuk ruh sağlığı alanında çalışanların sunduğu hizmetlerin toplumun geneline yayılabilmesi için çözümler üretilmesini sağlamak.

 

Nasıl olsa, bütün partiler “aslında biz bu konuyu çok önemsiyoruz ve şunları şunları yaptık,” diyebilirler. Şu aralar, "üniversite hastanelerinden isteyeni yararlandırıyoruz" deyip, (destek vermedikleri) hastaneleri hizmet veremez hale getiren, ama işin karışmasının yükünü doktorlara yıkıp sıyrılmaya çalışan politika belirleyicilerin, ne dediklerine bakmamayı hepimiz bir gün öğreneceğiz.