Petrolün Geleceği

-
Aa
+
a
a
a

Big Picture TV'nin izniyle 28 Mart 2006 tarihinde Açık Radyo'da "Büyük Resim" adlı programda yayınlanmıştır:

 

 

Sürdürebilir Kalkınma üzerine Dünya Zirvesi, Johannesburg, Eylül 2002

 

Daha bir çok senemiz olsa da, eninde sonunda petrolümüz bitecek. Gelecekte kullanmamız için kalan petrolden fazlasını geçmişte kullandık. Önümüzdekinden daha fazlasını arkamızda bırakmış olmamız dünyanın yaşayışını temelden etkileyecek bir dönüm noktası.

 

Bu durumun küresel jeopolitik etkisini düşünün bir. Amerika Birleşik Devletleri, özellikle de Ortadoğu'dan yaptığı petrol ithalatına bağımlıdır. Dış kaynaklı petrole erişim, uzun bir süredir Amerikan hükümetinin gerektiğinde askeri müdahaleyi haklı kılabilecek kadar hayati bir politikasıdır. Şu ana kadar, askeri müdahalelerin olası tehdidi, politik nedenlerle herhangi bir ülkenin ihracatını durdurarak geçici bir kesinti yapması olasılığına bağlıydı. Durum şimdi değişti: Amerika artık sadece geçici bir politik kesinti olasılığıyla karşı karşıya değil, doğal kaynakların tükenmesi gerçeği ile yüz yüze. Bu durum Ortadoğu kaynaklarına sadece Amerika'nın değil, dünyanın geri kalanının da bağımlı olması anlamına geliyor. Çin de, başka bütün ülkeler gibi, iki arabası olan aile standardına ulaşmak için ekonomisini gözü kara bir biçimde büyütmeye çalışıyor. Yani, Çinliler de Ortadoğu petrolüne ulaşmak isteyecek. İhtiyaçları az olsa da, Afrika ve Üçüncü Dünya ülkeleri de bu kaynağa gerek duyacak. Küreselleşme prensipleri doğrultusunda, dünya kaynaklarına en yüksek teklif veren erişebiliyor. Günümüzde bu ülke Amerika Birleşik Devletleri. Bu durumda bir çatışmayla karşı karşıyayız ve bunun ilk aşamaları gözümüzün önünde. Ülkelerin tarımı, refahı ve tüm ekonomisi için kritik olan petrol kaynaklarına erişim, önceleri –politik olayların etkisi altındaki– piyasa tarafından belirlenirken artık doğal kaynakların tükenişinin yaratığı darboğaz tarafından belirlenecek.

 

İlk akla gelen basit ve kesin çözüm daha az 'şey' kullanmak! Enerjiyi kullanma yöntemlerimiz inanılmaz biçimde savurgan ve hiç sıkıntı çekmeden verimliliği arttırmak için yapabileceğimiz bir çok iş var. Bu tabii ilk adım. Bundan sonra, her türlü yenilenebilir enerjinin geliştirilmesi için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız. Gördüğüm kadarıyla gelgit tribünleri[1] en iyi olası çözümü sunuyor. Bence rüzgârla çalışan elektrik santralleri biraz hantal. Hem manzarayı bozuyorlar, hem de rüzgârın hızına göre üretimleri değişiyor. Oysa gel-git santralleri hiç durmadan çalışabiliyor. Biyo-kütle[2] konusunda bu kadar iddialı değilim ama belki bu konuda da bir şeyler yapılabilir. Bence her evin enerji denetiminin yapılması çok iyi bir fikir. Eğer enerjinizi verimli kullanmıyorsanız ceza ödeyeceksiniz, bu işi beceriyorsanız ödüllendirileceksiniz. Bu şekilde enerji talebini ciddi bir biçimde azaltmak mümkün olabilir. Yenilenebilir enerjinin etkin kullanımıyla bir süre daha idare edebileceğimizi düşünüyorum. Sorun bunu yapmaya ne zaman başlayacağımız, çünkü uzun dönemde bundan kaçmamız mümkün görünmüyor.

 

Petrolün bugünkü durumundan yola çıkarak, insanların öncelikle kendi aralarında, sonra da çevreleri ve kullanabildikleri doğal kaynaklarla uyum içinde yaşadığı yerel toplumlar haline geri döneceklerini düşünün. İnsanların hayatı bugün yaşadıklarına göre çok daha basit olurdu, üstelik bu durum bir çok açıdan daha mutsuz bir hayatları olacak anlamına da gelmez. Genellersek, bölgesel ve yerel kaynaklara dayalı olarak yaşasaydık, politikacılar temsil ettikleri insanlara yakın olacakları için daha az yozlaşmış hükümetlere sahip olacağımızı düşünüyorum. Tahminen bu, politikacıların da kalitesini arttıracaktı. Sonuçta insanlar uyumlu ve işbirliği içinde yaşayacak, bu da gelecekteki kaçınılmaz enerji problemiyle yüzleşmelerine yardım edecekti.

 

Bazı insanlar, küresel çözümlerden söz ediyor. Bazı açılardan belki de böyle çözümler vardır. Bana göre, evimizden başlayıp, dünyanın küçük bir köşesindeki sorunları, sürdürülebilir ve akılcı yollarla çözmeye çalışmak daha iyi bir fikir. Herkesin kendi özel durumuna odaklanması, doğanın sunduğu kaynakları kullanarak yerel bağlamda çözümler bulmaya çalışması, uzakta, tanımadığı birilerinin yönettiği bir küresel ekonominin kurbanı olmaktan çok daha anlamlı olacaktır.

Colin Campbell bir petrol jeoloğudur. BP, Shell, Esso ve Texaco gibi şirketlerde çalışmış ve çeşitli hükumetlere danışmanlık yapmıştır. 1998'de Jean Laherrére ile birlikte Uluslararası Enerji Ajansı'nın on yıl içinde petrol üretiminin en üst seviyeye geleceğine ikna olmasında önemli bir rol oynamıştır. Petrolün tükenmesi konusu üzerine iki kitabı ve sayısız makalesi vardır. Halen bu konuda ders vermekte ve yayınlar yapmaktadır.

[1]Tidal rotor: Su akıntısıyla dönerek elektrik üreten tribün

[2]Biomass: Fosilleşmemiş canlı ya da ölü organik maddelerin tümü