Perihan Mağden: Işığa tutulmuş tavşan gibiydim

Perihan Mağden: Işığa tutulmuş tavşan gibiydim

12 Haziran 2006

12 Haziran 2006Derya Sazak

DERYA SAZAK: Orhan Pamuk, Hrant Dink, Murat Belge hakkında açılan davalardan sonra yazar Elif Şafak da son romanı "Baba ve Piç"te romanı yüzünden soruşturmaya uğradı. Siz de "vicdani red"di savunan yazılarınız üzerine mahkemeye çıktınız. "Düşünce suçu"na dönüş bir yana, aşırı milliyetçi refleks ve linç kültürü adliyelere taştı. Sizin duruşma da olaylı başladı. Onca reformdan sonra demokratik iklimdeki bu soğumayı neye bağlıyorsunuz?PERİHAN MAĞDEN: Vicdani ret gibi toplumu ilgilendiren bir konuda düşüncemi ifade ettiğim için Genelkurmay'ın yapılan suç duyurusuyla hakkımda dava açıldı. Hukuksal açıdan tuhaf; dilekçe Şişli savcılığına gidiyor, Şişli savcılığı Sultanahmet'e yollarken TCK 301'e sokuyor. Sonra 318'den dava açılıyor. Vicdani reddi savunmak niye suç olsun? 1970'lerde BM'nin tanıdığı çok temel bir insan hakkı olan, Avrupa Konseyi'nde 46 ülkenin tanıdığı bir hakkı savunan yazı nasıl olur da "halkı askerlikten soğutmaya" bağlanır, anlayabilmiş değilim. Askere gitmeyi reddeden Mehmet Tarhan'ın davasında "vicdani red"din savunulamayacağına hükmeden Askeri Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin kararı var.Türkiye ve Azerbaycan dışında 'vicdani ret' hakkını tanımayan ülke yok. Alacakaranlık kuşağıProf. İbrahim Kaboğlu, 13 yıl önce yazdığı "Özgürlükler Hukuku" adlı kitabında vicdani redde yer veriyor. Kitap 2002'de yeniden yayımlandı ve sorun yaratmadı. Sizinle ilgili davanın AB kapısındaki 2006 Türkiye'sinde açılmış olması dikkat çekici...Dava bana niye açılıyor 13 yıl sonra? Demek ki demokratik hak ve özgürlükler açısından geriye gitmişiz. "Emir demiri keser" toplumu oluyoruz, yeniden. Genelkurmay suç duyurusunda bulunacak da biz dava mı açmayacağız havası var savcılarımızda. Şemdinli olaylarını soruşturan Van Cumhuriyet Savcısı'nın başına gelenlerden sonra...Bence Şemdinli bir milattır. Ne zaman ki Şemdinli çok fena ayaklarına dolandı birilerinin özgürlükler alanında 180 derecelik dönüş başladı. Elif Şafak bir roman için 301'den yargılanacak. Roman kahramanının sözleri suç sayılıyor! Demek ki artık ne kurgu ne gerçek, ne özgürlük alanına giriyor ne girmiyor, bunların tamamen göz ardı edildiği alacakaranlık kuşağındayız. Yani girdik. Pandora'nın kutusuPKK'ya karşı savaşta 15 yılda 30 bin insanımızı kaybettik. Sizin dava, barışçı çözümlerin tartışılmasını da başlatabilir.Bu davayla Pandora'nın kutusu açılmış oldu. Şimdi 15 yıldır bir savaş durdurulamıyorsa demek ki başka kapıların açılması gerekiyor. Bunu ihsas eden bir yazıya tahammül yok. O zaman ne bu şiddet bu celal, 15 yıldır bu savaşı durdurmaya dair hiçbir sorumluluk duymuyor musun demezler mi adama? Mahkemedeki olaylara dönersek... Vicdani ret yazılarınız, niye PKK'ya tepkiyle ilişkilendiriliyor?Mahkemeye şehit ailelerini getirmişler. Kerinçsiz grubu bunu yapıyor. Bana söylenen laflara bakın, "cariye", "PKK'lı", "eroin tüccarı" falan. Ne ilgisi var. En vahim olanı Danıştay suikastı akabinde intihar girişiminde bulunan emekli yüzbaşıyı evinde saklayan, onu hastaneye götüren emekli bir subayın da "araştırmacı gazeteci" kimliğimle benim davama gelmesi. Akşam televizyon haberlerinde gördüm, dehşete düştüm. Şimdi bu tesadüf olamaz. Diyor ki "Ben terör uzmanıyım", Ortadoğu üzerine yazıyorum. Ben bu davanın Filistin'le, terörle ilgili olduğunu zannetmiyorum. Hiç komplo teorisyeni değilimdir hayata öyle bakmam ama bu kişinin mahkemeye gelmesinden kuşkuya düştüm. Yeni hedefler mi gösteriyorlar?Şimdi malum demokratlar diyeceğim insanlar var Orhan Pamuk, Murat Belge, Hrant Dink, ben... Şimdi bunlardan birine menfur bir eylem düzenlemeye muvaffak olsalar bu Türkiye'nin AB ile bütün ilişkilerini hakikaten keser. İnsan canı benim için çok kutsal. Türkiye bir kaos ortamına sürüklenerek, AB hedefinden koparılmak mı isteniyor?Geçmişe bakın, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Server Tanilli, Akın Birdal bütün o aydınlara sırayla mutat olarak yapılan eylemler var. Bu hiç aklıma gelmeyen bir şeydi. Mahkemedeki psikolojisini görünce, polisimizin ve savcımızın adliye koridorlarında buna verdiği teveccühü görünce artık böyle düşünüyorum. Mahkemeyi basıyorlarSultanahmet adliyesinde bunu yaşadık. Savcılık ve polis ne yazık ki bizim can güvenliğimize ve acil savunma hakkımıza karşı onların gösterilerini tercih etti. Adliye koridorunda o kalabalık arasında 1.5-2 saat dışarıyla ilişkimiz kesikti. Bayrak salladıkları uzun değnekler aslında sopa. Orada bıçaklanmam ya da kurşunlanmam son derece kolaydı.Militarist kimlikKendini savunacak insanlara korku salmak.Evet, ışığa tutulmuş tavşan gibi kaldım. Hiç böyle bir şey beklemiyordum. Niye "PKK cariyesi", "eroin kaçakçısı' oluyorum, öyle bağırdılar. Bunların yazılarımı okuduklarını da sanmıyorum. Vicdani ret nedir? Neye karşı çıkıyorum, bunları okumak ve anlamak gibi dertleri yok. Dünyanın her yerinde "vicdani ret" var. Vicdani retçi olmak o kadar kolay değil. Askerlerin hizmetine alınmadan önce size teste tabi tutuyorlar. 'Askeri bando geçse gözlerim yaşarır'Eleştirileriniz, "asker düşmanlığı değil..."Hiçbir şekilde değil ve ben bütün Türklerin ben dahil, sorunumuz aşırı militarizm. Biz askeriye tarafından kurulan bir devlet olduğumuz için askeri bando önümüzden geçse benim şıp diye gözlerim yaşarır. Hepimiz aşırı militaristiz, bunun bir ayarının yapılması lazım. Buna bir alternatif sunulmasından bu kadar rencide olmasını istemezdim ülkemin Genelkurmay'ının. Soru: Bir yığın asker kaçağı da var ülkede.300- 400 bin kişi... Bu gerçeği görmezlikten gelemeyiz. Bugüne kadar kaç tane bedelli askerlik çıktı bunu yok sayamayız. Ben erkek çocuk annelerinin gelip mahkemede beni desteklemelerini beklerdim. Ben askerliği reddetmiyorum. Çatışma ortamına profesyoneller yollanabilir. Vicdani retçiler geri hizmetinde çalıştırılabilir. Yazımda böyle tercihler de sıralanıyor. 'Post mortem' darbe AB'nin Ankara Temsilci Kreschmer'in son olarak sizin davanızı da konu alan, ancak daha çok TCK 301'den açılan davalarla ilgili eleştiri ve uyarıları oldu. Reform sürecinden geriye gidiş gözleniyor.Yeni TCK'yı ve şimdi Meclis'e getirilen Terörle Mücadele tasarısını hazırlayan AKP Hükümeti. İktidar da sütten çıkmış ak kaşık değil. Onlar da masum değil. Yeni TCK'da sözüm ona düşünceyi özgürleştirecek düzenlemeler yapılıyor sonra "mayınlı maddeler" koyarak, asıl niyetini gizliyor. 301 böyle. 288 de tamamen sansür basında. 17. madde var. Şunu yapıyor: "İşime gelmeyen bir şey yazdığın sürece seni mahkemelerde süründürürüm." Bunun için de savcılara güveniyor. AB'nin şaşkınlığı da buna. Reformları iyi bir şey zannederken, uygulamada savcılarımızı hesaba katmamıştık. 'Mezun olacakken başa dönüyoruz'Van Cumhuriyet Savcısı siviller yerine askeri yetkilileri hedef alınca meslekten çıkarıldı.Eşit değiliz. Ben 288'den yargılanıyorum ayrıca Pınar Selek'le ilgili yazım yüzünden. Bir hukuk sistemi düşünün ki bir dava 8 yıl sürüyor. Peki 8 yıl boyunca bir gazeteci hiçbir şey yazmayacak mı buna imkân ve ihtimal var mı? Kaldı ki, Pınar Selek beraat etti. Benim davam yargıyı etkilemeye teşebbüsten devam ediyor. Teşebbüs, çünkü yargıyı etkileyemeyeceğimi savcılar ve hakimler de biliyor. Yargıyı etkileyecek bir kişi varsa o da Yaşar Büyükanıt. Şemdinli davasını etkiledi mi? Etkiledi! Peki o niye yargılanmıyor?!Şemdinli bir milattı. Ya sınavı geçecektik, hani Hinduizm'de vardır ya, "Başaramazsan bu hayatı tekrar gelirsin." Demokrasi sınavından geçemediğimiz gibi tekrar ilkokul bire dönüyoruz. Tam beşinci sınıftan mezun olacakken... 'Engelleyemeyecekler'Asker-sivil ilişkilerini AB sorunlu alanlardan biri sayıyor. Sizin davanız da süreci olumsuz etkileyebilir.AB'ye girmemizi istemeyen kemik bir grup var. Bunlar statükonun önemli bir grubu. Kendi güçlerinde herhangi bir azalmayı içlerine sindirecek sindirebilecek durumda değiller. AB'ye girmemiz bizim tam demokratik bir hale gelmemiz demek. Avrupa Birliği'ne bizi sokmamaya kararlı bu kliniğin kazanacağını düşünüyorum artık. Öyle "post modern" falan değil, "post mortem", ölüm sonrası darbe ortamına girmekte olduğumuzu düşünüyorum. Bundan sonraki duruşma 27 Temmuz'da.Gitmeyeceğim. Çünkü şov peşindeler. Bu davanın da mümkün olduğunca uzatılacağı anlaşılıyor. Şu anda ben TC tarafından hapis tehdidiyle yaşatılıyorum.

http://www.milliyet.com.tr/2006/06/12/siyaset/asiy.html