Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık
Nisan 2014:
İndirmek için: mp3, 23.3 Mb.
Nisan ayında alarm zilleri artık gittikçe daha fazla yerde ve daha şiddetli halde çalıyordu. Savaşlar, aşırı iklim olayları, çevre felaketleri, hukuksuzluklar, adaletsizlikler ve isyan halleri. Hem Türkiye'den hem de dünyadan. Bunlar çoğu zaman, yenilen ekmek, içilen su kadar bize yakındı.
İncir, zeytin, çilek, kiraz, karpuz, buğday, patates, hububat, fındık ve fıstık. Yani soframızda, yolumuz üstündeki manavda, alışveriş selemizde yiyecek-içecek neyimiz varsa, hepsi doğrudan etkilenmişti küresel iklim değişikliğinden. Ya büyük kuraklık sonucu topraktan başlarını bile gösterememişler, ya da âni dolulardan ve aşırı yağışlardan, topraktan çıktıklarına çıkacaklarına pişman olmuşlardı.
Aşırı iklim olaylarından bütün dünyada tarımsal üretim etkileniyordu. Çin’de yeraltı sularının yüzde 60'ının içilmez durumda olduğu tespit ediliyordu! Kolombiya'da sellerden ötürü 20 bin hayvan telef oluyor, dünyanın en büyük çay üreticilerinden Sri Lanka'da kuraklık sebebiyle üretimin yüzde 50 düşmesinin çay fiyatlarını artıracağı söyleniyordu.

Güney Sudan, Nisan 2014
BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi'nin verilerine göre, Afrika'nın batısında yaşayan yaklaşık 20 milyon insan açlık kriziyle karşı karşıya idi. Sadece Güney Sudan'da, o korkunç savaş ve çatışmalardan sağ kurtulmayı başaran 3.7 milyon kişi bu sefer de açlık tehlikesinin pençesine düşmüştü.
Yakında sular altında kalıp sonsuza kadar yokolma tehlikesi altındaki Solomon Adaları'nda, savaş yorgunu Afganistan’da ve topraklarının yüzde 16’sından fazlasının zehirlenmiş olduğu açıklanan Çin'de meydana gelen muazzam yağışlar nedeniyle harap olan tarım arazilerinin çetelesi sonradan tutulacaktı tabii, ama, bu olaylarda ölen yüzlerce insanın bedenleri herkesin gözleri önündeydi.
Boşalan baraj, gölet ve nehirlerin, binlerce kişinin semalara yükselmeye devam eden yağmur duaları arasında Türkiye'nin su ihracatı, yılın ilk 2 ayında yüzde 37,5 oranında artarak 38 bin 91 tona çıktı. Bu tuhaf veriye ilaveten, Türkiye’nin 2012 seragazı salımının 1990 baz yılına göre yüzde 133 oranında büyümesi, bütün bu yaşananların sorumlusunun semavî güçler olmadığı hakkında bize oldukça kuvvetli argümanlar sunuyordu.
Özet, Tokyo’da 38.kez toplanan Birleşmiş Milletler Uluslararası İklim Değişikliği Paneli’nin raporunda veriliyordu. Rapora göre, iklim yıkımı şimdiye kadar esas olarak doğal sistemler üzerinde etkili olmuştu; ne var ki, bundan böyle insanlar âlemi üzerinde de kriz şeklinde bir etki gösterecekti.
İnsanların yıkımı ise kurumlardan başlıyordu. Tıpkı Güney Sudan'da olduğu gibi. Ülkenin petrol kenti Bentiu’nun silahlı gruplar tarafından ele geçirilmesinin ardından şehrin sokaklarında yüzlerce insanın ölü bedenleri yatarken, Birleşmiş Milletler'in Güney Sudan'da sivillerin sığındığı yerleşkesine saldıran silahlı kişiler en az 48 kişiyi öldürdü. 100'den fazla insanı da yaralayan saldırganlar, BM üssüne barışçıl gösteri taklidi yaparak yaklaşmıştı!

Borno, Nisan 2014
Çocuklara saldırılar bu ay had safhaya çıktı. Nijerya'nın kuzeyindeki Borno eyaletinde silahlı Boko Haram militanları, yatılı okul öğrencisi 276 kızı kaçırdı. Orta Afrika Cumhuriyeti'nde Müslümanlarla ve Hıristiyanlar arasında çıkan çatışmadan hayatını kurtaran yüzlerce insan evlerini terk etmek zorunda kaldı ama bu durum da tansiyonu düşürmeye yetmeyecekti.
Nisan ayında Gine ve Liberya’da Ebola virüsü nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının 100’ü geçmesi az da olsa dünya gündeminin ilgisini çekebilmişti. Yıl sonunda BM’nin açıkladığı Ebola’dan ölüm sayısı 8 bine yaklaşıyordu, ama bu artık kimsenin ilgisini çekmeyecek bir umur-u âdiye olacaktı. Aslında bu bahar başlangıcında o kadar çok felaket haberi vardı ki, belki de haberlerde sıra gelmiyordu. Çoğu lise öğrencisi 476 kişiyi taşıyan geminin Güney Kore'de batması, Mısır'da mahkemenin, Müslüman Kardeşler üyesi 529 kişiyi sorgusuz sualsiz idam cezasına çarptırması, Ukrayna’da tam teşekküllü iç savaş haline dönüşmeye başlayan çatışmalar, Somali'de elçiliklerin, Pakistan'da meyve halinin, Suriye'de sivil yerleşkelerin saldırılara hedef olması, gündemin en kanlı kısmında yer alıyordu.
Ama, cehennemin dünyaya en çok yaklaştığı nokta galiba Suriye'ydi. Herkesin gözleri önünde bir ülke yok olmaya devam ediyordu. Suriye İnsan Hakları Gözlem Örgütü, üç yıl önce patlak veren iç savaşta şimdiye kadar 150 bin insanın öldüğü duyururken, BM Lübnan'daki Suriyeli mülteci sayısının bir milyona ulaştığını, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD), Türkiye'deki Suriyeli sayısının 1 milyona çok yaklaştığını bildirdi. Tahmini rakamlar ise resmî olanların çok daha üzerindeydi tabii.

Humus, Nisan 2014
Ülkenin kuzeyinde çatışmalar yoğunlaşırken, sivillerin yaşadığı mahallelerde havadan varil ve vakum bombaları yağmur gibi yağmaya devam ediyordu. Humus'u terk etmeyen Hollandalı rahip Frans van der Lugt'un, evinin kapısının önünde öldürüldüğü günlerde Amerikalı yazar Seymour Hersch geçen sene düzenlenen kimyasal saldırının arkasında Türkiye'nin olduğu iddiasını ortaya atıyordu.
Türkiye ise mültecileri şehirlerden atmak, Nusaybin sınırına hendek, Reyhanlı sınırına da seyyar duvar inşa etmekle meşguldü. Çünkü insanlar akın akın ülkelerini terk edip komşu ülkelere sığınmaya çalışıyordu. Çatışmadan kaçanlar -İstanbul Bayrampaşa'da olduğu gibi- büyük şehirlerde, Yunanistan ve Bulgaristan sınırlarında olduğu gibisınır kapılarında, kapı dışarı edilmek isteniyordu.
Bütün bu hengâmenin ortasında Türkiye'nin gündeminde kediler vardı, Trafolara kaçıp elektrik kesintilerine yol açan, seçim sandıklarının üzerine karanlık kuyruklu gölgeler düşüren Mart kedileri. Mart ayının sonunda gerçekleştirilen seçimlerin ardından kavgalar, polemikler ve sayım tartışmaları, sayım suyum yoklar günlerce devam etti.
Birçok bölgede seçimlerin şaibeli olduğu açıklamaları geliyordu. MHP'nin belediye başkanlığını kazandığı Manyas'ta AKP’nin sonuca itirazı üzerine tekrar sayım yapılması ve bu kez seçimi CHP’nin kazanması gibi durumlardan ötürü, gerilimli seçim atmosferinden çıkılması kolay olmuyordu.
Twitter yasağı Anayasa Mahkemesi’nin kararı üzerine bu ay kalktı, karar AKP'li üst düzey yetkililerin twitter’dan paylaştığı selfie’lerle kutlandı.
Kendisine gıcık olduğunu söyleyen birinin yumruklu saldırısına maruz kalan ana muhalefet partisi CHP’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun tam o sırada İstanbul Başsavcılığı tarafından ifade vermeye çağrılması büyük tepki çekti, ama neyse ki Başsavcılık bu celbin “sehven” (yani yanlışlıkla) yapıldığını açıkladı da herkes rahatladı.
Gezi Parkı'nda yapılması planlanan "eşya ve kitap takası" etkinliği polis engeline takılırken, Gezi davaları devam ediyordu. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinliğinde "Berkin Elvan Ölümsüzdür" pankartı açan ve slogan atan 4 çocuk yaka paça gözaltına alındı. Diyarbakır'ın Lice ilçesinde karakol ya da “kalekol” yapımını protesto etmek için çadır kuran eylemcilerle güvenlik güçleri arasındaki gerilim ise yatışacak gibi görünmüyordu.
AİHM kararına rağmen, İstanbul Valisi Taksim'de 1 Mayıs Dünya Emek Bayramı kutlamalarına izin vermeyeceğini açıkladı. Açıklamanın hemen ardından, Gezi parkı önünde bekleyen polis megafonlarından dünyanın gelmiş geçmiş en emeksever, en duyarlı uyarılarından biri yapıldı.
Nisan ayı bu anonsla sona ererken, insan gerçekten Cumhurbaşkanı Gül’ün aynı ayın başındaki açıklamasını anmadan edemiyordu: “İnsan gerçekten hayret ediyor.”
Ayın Sözü:
"Gittikçe artan kömür kullanımına bel bağlayan Türkiye ve güneydoğu Asya'daki diğer ülkeler dünyada kömür-su konusunda ortaya çıkan çatışmalarından ders çıkarmalı."
Uluslararası Greenpeace genel direktörü Kumi Naidoo, gittikçe yayılan Kömür sektörünün dindirilmez susuzluğunun dünyanın başına açacağı büyük belalardan söz ediyor. (Kaynak: Greenpeace.org)
Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık
