Melvin Taylor ile Söyleşi

Melvin Taylor ile Söyleşi

03 Ağustos 2005

“Stevie Ray Vaughan’dan bu yana gelen en yetenekli Blues gitaristi.”... Blues camiasında böyle anılan Chicago çıkışlı Melvin Taylor’ın yıldızı, çıktığı turneler sayesinde Avrupa’da parlamış. Hatta ilk iki albümü Fransız plak şirketleri tarafından basılmış. 46 yaşındaki gitaristin 1995 yılında kurduğu Melvin Taylor and the Slack Band’in şu anki kadrosunda Taylor’a basta Felton Crews ve davulda Martin Hammerle eşlik ediyor. Melvin Taylor grubuyla Haziran ayında İstanbul’daydı ve Babylon’da iki gece üst üste iki konser verdi. İki konser arasında Taylor’ı Pera Palas’ta eşofmanlarıyla yakaladık. Üzerinde Chicago’da uzun yıllardır düzenli olarak çaldığı Rosa’s Lounge’un tişörtü vardı. “Chicago’nun en dost canlısı Blues kulübü olarak” tanınan bu mekânın öyküsü de oldukça ilginç, çünkü İtalyan göçmeni bir aile tarafından kurulmuş. Kurucusu olan Tony 1978 yılında Milan’da Jr. Wells’le tanıştıktan sonra Amerika’ya göç etmiş ve blues’a merak salmış. 1984’te bir blues kulübü açmaya karar vermiş, ve blues geleneğine uyarak buraya annesinin adını vermiş. Yolculuğu Mississipi’den Rosa’s Lounge’a, oradan da Avrupa’ya uzanan Melvin Taylor ile, Blues Mobil programının yapımcılarından aldığımız tüyolarla ufak bir söyleşi yaptık. Bu arada Melvin Taylor’ın hem oldukça çapkın olduğunu, hem de saatlere meraklı olduğunu öğrendik. Hatta pırlantalı Rolex’ini göstererek şöyle dedi: “Bende evde bunun gibi üç tane daha var.”

 

Açık Dergi: Dün gece Baylon’da çaldınız, nasıl geçti?

 

Melvin Taylor: Benim açımdan gayet iyiydi. Kulağa güzel geliyordu.

 

Açık Dergi: Bize Floyd Amca’nızdan, Mississippi’deki geçmişinizden bahseder misiniz? Kökleriniz müziğinizi ve tarzınızı nasıl etkiledi?

 

Melvin Taylor: Benim çalış tarzım üzerinde büyük bir etkisi oldu. Çocukluk yıllarım da öyle. Etrafımda her zaman müzik vardı.  Şunu da söylemem lazım, Floyd Amcam, annemin yirminci kardeşiydi. Bana ilk gitarımı o verdi.

 

Açık Dergi: O zaman kaç yaşındaydınız?

 

Melvin Taylor: Sanırım 7-8 yaşlarındaydım. Bu sanki benim içimde bir ateşin kıvılcımı oldu. O şekilde başladım ve o günden beri gitar çalmak istiyorum.

 

Açık Dergi: Pinetop Perkins’le beraber çaldınız. Bu nasıl bir deneyimdi?

 

Melvin Taylor: Pinetop Perkins, her zaman söylediğim gibi beni yurtdışına çıkaran, başka ülkelere götüren ilk kişiydi. Uzun yıllardır Muddy Waters Band’le çalıyordu. Pinetop o dönemde tek başınaydı. Muddy Waters Band’den ayrılalı iki hafta olmuştu. O sırada beni buldular. Beni seçtiler ve onlarla turneye çıkmak isteyip istemediğimi sordular. Bu efsanevi bir blues grubuydu, Muddy Waters Band...  ben de “tabii dedim, neden olmasın.” Bu gerçek bir deneyimdi. Bir buçuk sene kadar onlarla beraberdim. Bütün Amerika’yı dolaştık. Veondan sonra iki aylığına da Avrupa’daydık. Birlikte çok güzel şeyler yaptık, çok eğlenceliydi.

 

Açık Dergi: Neredeyse 90 yaşına geldi ve hâlâ turnelerde olduğunu duydum.

 

Melvin Taylor: Hayır, Pinetop 2005’te olduğumuza göre 94 yaşında. Hâlâ turne yapıyor, hâlâ keyfi yerinde, hâlâ çalıyor ve hâlâ iyi çalıyor. Şu anda Teksas’ta yaşıyor. Stevie Ray Vaughan’un yaşadığı yerde. Hatta Stevie Ray Vaughan’un kariyeriyle de ilgisi olan biriyle, Anton adlı bir adamla beraber Teksas’ta yaşıyor.

 

Açık Dergi: Sizce Amerika ve Avrupa’daki blues dinleyicileri arasında belirgin bir fark var mı?

 

Melvin Taylor: Doğrusunu söylemek gerekirse, kesinlikle var. Çünkü Avrupalı dinleyiciler Blues’a hâlâ aç. Çünkü burada Amerika’da olduğu kadar yaygın değil. Halbuki Amerika’da her köşe başında bir blues grubu var. Her sokakta...  Tabi burada öyle değil. Yani bol bol blunduğu yerlerde o kadar da talep görmüyor.

 

Açık Dergi: 2003 yılı blues’un doğum yılı olarak kutlandı. Birçok konserler ve etkinlikler yapıldı. Bu Amerika’daki blues ortamını etkiledi mi?

 

Melvin Taylor: Bence faydası oldu, çünkü  blues asla ölmeyecek bir müzik türü. Sadece bir süre yok olup sonra tekrar geri geliyor. Asla yok olmuyor, ve hep burada olacak. Çünkü köklerin bir parçası, bu bir miras. Tarihi bir olay, ve asla ölmeyecek.

 

Açık Dergi: Jazz ve Blues’u biraraya getiren sert bir Chicago tarzınız var. Aynı zamanda da oldukça funky. Bu tarz nasıl oluştu?

 

Melvin Taylor: Ben buna bir mozaik diyorum. Çünkü aklıma gelen ya da hissettiğim bütün müzik türlerini alıp sıkıştırıyorum ve bir araya getiriyorum. Birçok farklı türleri kullanıyoruz, örneğin Latin Jazz... o kadar çok müzik türü var ki... ve Blues neredeyse hepsiyle güzel gidiyor.  Blues’la ilgili en önemli şey de bu. Birçok farklı şeyin, birçok farklı müzik türünün kaynağında o var. Adeta farklı müzik türlerine uzanıp onları yakalayan, birleştiren ve kaynaştıran güçlü bir el gibi. Ve güzel oluyor. İçinde Blues olduğu sürece içinde bir yürek taşıyor. Onlara bir yürek veriyor.

 

Açık Dergi: Her zaman sevdiğiniz müzisyenler kimler?

 

Melvin Taylor: Her zaman sevdiklerim.. Hâlâ gelmiş geçmiş in iyi gitarist olduğuna inandığım Wes Montgomery’nin büyük bir hayranı olduğumu söylemeliyim. B.B. King de tam bu çizgide. Albert King, Jimi Hendrix, Santana, Otis Rush... Buddy Guy bunlardan biri. O benim doğduğum yerden. Buddy Guy da,Otis Rush’da, ikisi de Chicago’dan. Bu liste uzadıkça uzar. George Benson var mesela. Bütün bu muhteşem gitarlar... çok fazla var, o kadar çok ki.. Bütün gün oturup gitarist isimleri sayabilirim.

 

Açık Dergi: Genç Bluesculardan bize verebileceğiniz iyi isimler var mı?

 

Melvin Taylor: Valla aralarında en genç hep ben oldum.

 

Açık Dergi: Peki son günlerde?

 

Melvin Taylor: Son günlerde bizim arkamızdan yetişmekte olan birçok gitarist var. Johhny Lang, Kenny Wayne Shepherd, Bernard Allison, Chico Banks, sonra Rico McFarland var. Ve Little Lucky Peterson. O da bu aralar gitar çalıyor ve çok iyi. Kendisi aslında bir klavyeci ama bu aralar gitara döndü.

 

Açık Dergi: İstanbul dinleyicisi sizi nasıl karşıladı?

 

Melvin Taylor: Diğer dinleyicilerin çoğu gibi... Sevdiler. Sevdikleri için ben de onları sevdim.

 

Açık Dergi: İlerisi için planlarınız neler?

 

Melvin Taylor: Planlarım mı, son 37 yıldır yaptığım şeye devam etmeyi düşünüyorum. Gitarımı çalmak ve güzel müzik yapmak. Hepsi bu.

 

Açık Dergi: Son bir soru, müzisyen olmasaydınız ne iş yapardınız?

 

Melvin Taylor: Bir sürü şey yapabilirdim. Ben bir mühendisim, bir teknisyen. Bir güneyliyim, o yüzden birçok iş yapabilirim. Nasıl derler, kendini yetiştirmiş bir adamım, her iş gelir elimden.

 

Açık Dergi: Teşekkürler.

 

Melvin Taylor: Ben teşekkür ederim.