Lima İzlenimleri 4. Gün: Lima'da Kilidi Hakkaniyet ve Adalet Açacak

Lima İzlenimleri 4. Gün: Lima'da Kilidi Hakkaniyet ve Adalet Açacak

05 Aralık 2014

Lima'da yapılan BM İklim Zirvesi'nin ilk gününden itibaren izlenimleri takip etmek için tıklayın.

Kaynak: Yeşil Gazete

5 Aralık 2014

Bu yıl iklim zirvesinde tartışmaların merkezi son birkaç yıldır olduğu gibi yine iklim adaleti. Tabii ismi tam olarak konulmadan tartışılıyor.

 Öte yandan iklim adaleti elbette Sözleşme’nin en başından, yani 1992’den beri konunun bir parçası. Ortak, fakat farklılaştırılmış sorumluluk ilkesi, tarihsel sorumluluk kavramı vb. hep iklim değişikliğindeki payı daha az ama mağduriyetleri daha fazla olan, üstüne üstlük hem azaltım hem uyum açısından kapasiteleri yetersiz gelişmekte olan ve/veya yoksul ülkeleri korumak amacıyla gündeme getirilmişti Ama son yıllarda, daha doğrusu Kyoto sonrası dönem tartışılmaya başlandıktan sonra  konu gündemin iyice ön sıralarına geçti.

 Amazon yerlilerinin bugün Lima’da yaptığı basın toplantısından

Bunun en önemli nedeni hızlı büyüyen gelişmekte olan ülkelerin emsiyonlardaki payının hızla artması. 2006’dan itibaren Çin’in ABD’yi geçmesi ve nihayet bugün sadece Çin ve Hindistan’ın toplam yıllık emisyonlarının ABD, AB, Rusya ve Japonya’nın toplam emisyonundan fazla hale gelmesi bütün dengeleri değiştirdi. Buna Endonezya, Brezilya, Türkiye gibi Kyoto’da indirim hedefi almayan diğer büyük ve hızlı büyüyen ülkeleri de katarsanız denge iyice bozuluyor. Elbette bu ülkelerin tarihsel sorumlulukları ve kişi başı emsiyonları çok daha az. Ama yıllık toplam emsiyonlarının hızla artması, bu ülkelerin hedef almadığı yeni bir anlaşmayı anlamsız hale getiriyor. Dolayısıyla bu kez sadece tarihsel soumluluğu olan sanayileşmiş Batı ülkelerinin değil, bütün ülkelerin yeni anlaşmanın parçası olması gerekiyor. Tabii buna en az gelişmiş ülkeler ve küçük ada ülkeleri dahil değil, ama kalan ülkelerin büyük kısmı, kesinlikle de Çin, Hindistan vb. işin içinde olacak. İşte adalet meselesi burada devreye giriyor ve müzakerelerin kilitlenmesine neden olacak kadar önemli bir hal alıyor. Çünkü anlaşmanın bütün ülkeler tarafından kabul edilmesi gerekiyor. Oylama söz konusu değil. O zaman da sadece Çin vb. değil, Afrika ülkeleri de devreye giriyor.

Böylece tartışma iki noktada kilitleniyor. Birincisi hakkaniyet ve farklılaşma konusu. Yani, tamam, her ülke anlaşmaya girecek, ama herhalde aynı şartlarda değil. Adil bir şekilde ve farklı koşullar altında. İkinci nokta ise sadece azaltıma odaklanmış, uyum, kayıp ve zararların telafisi, teknoloji transferi, kapasite kazandırma gibi konularda gelişmekte ülkelere pozitif ayrımcılık yapmayan ve zengin ülkelerin parasal katkısı garanti altına alınmamış bir anlaşmanın gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler kabul edilmek istenmemesi. Yani kısaca Lima’da müzakereler kim yüzde kaç azaltım hedefi alacak tartışmasından dolayı değil, zengin ülkeler ellerini ceplerine atmak istemedikleri ver herkesi aynı sepete doldurmaya kalktıkları için tıkanabilir. Bir diğer deyişle kilidi ancak hakkaniyet ve adalet kavramları açabilir.

Lima Zirvesi’nin dördüncü gününde Batı ülkelerinin, özellikle de Avustralya’nın (ki aslında Avustralya burada kötü adam rolünü üstleniyor) bu konularda yolu tıkayan tavırları belirginleşmeye başladı. Ama gelen kötü kokular bununla da sınırlı değil. Örneğin Japonya iklim finansmanını kömüre yatırmaya kalkıyor. Örneğin AB, 5 yıllık değil, 10 yıllık hedef isteyerek ipe un sermeye çalışıyor. Örneğin ABD ve diğer Batı ülkeleri yapacakları taahhütlerin (pardon katkıların, ağız alışkanlığı işte) bilimsel olarak değerlendirilmesini, işe yarayıp yaramayacağının bilimsel kurullar tarafından gözden geçirilmesini kabul etmek istemiyorlar; yani sadece keyfi indirimlerle yetinmek niyetindeler. Dolayısıyla Batı ülkeleri, buradan her zamanki gibi bedelsiz, kısa yoldan, işlerine gelen cinsten bir anlaşma çıkarmak ve gelişmekte olan ülkeleri de peşlerinden sürüklemek istiyorlar. Peki böyle bir anlaşma Paris’ten çıksa bile ulusal parlamentolardan geçer mi? Bunu pek kimse hesaba katmıyor.

Müzakerelerin nereye gelip nerelerde tıkandığı Cuma akşamı daha net olarak belli olacak. Bugün asıl anlatmak istediğim şey, hakkaniyet, ya da iklim adaleti meselesinin ne kadar belirleyici hale geldiğiydi. İklim hareketinin iklim adaletini ana slogan yapması 2009’da oldu. Aynı yıl iklim borcu kavramı ABD tarafından kategorik olarak reddedildi. Ardından Kanada ve Avustralya Yeşil İklim Fonu gibi gelişmekte olan ülkelerin yararına olan her türlü finansman mekanizmasını baltalamaya başladılar. Geçen yıla da aynı ülkelerin Kayıp ve Zarar mekanizmasını bir türlü kabul etmemeleri damga vurdu. Aynı sorun hâlâ da devam ediyor.

Öte yandan IPCC, 5. değerlendirme raporuyla ilgili bütün sunumlarında, yoksulların, ayrımcılığa uğrayan toplumsal kesimlerin, yani, yerlilerin, kadınların, azınlıkların, dışlanan grupların, engellilerin vb. iklim değişikliğinin en büyük kurbanı olduğunu tekrarlayıp duruyor. Bu öncelikli mağdurların gözetilmediği ve aktif parçası olmadığı bir anlaşmanın işe yaramayacağı vurgulanıyor. Bugün konuştuğum WWF Peru’dan bir uzman, aynı durumun burası için de geçerli olduğunu, Peru’da şimdiden çiftçilerin, balıkçıların ve Amazon yerlilerinin iklim değişikiliğinden büyük ölçüde etkilendiklerini anlattı. Eğer etkiler kontrolden çıkarsa önce bu milyonlarca yoksul veya sınırda yaşayan insan geçim kaynaklarını tamamen kaybedecek. Bütün diğer yoksul kesimler için olduğu gibi.

Aynı şey sular altında kalan küçük ada ülkeleri için de geçerli. İşte daha bugün Kribati‘nin 30 yıl sonra sulara gömüleceği açıklandı. Peki bu felaketin sorumlusu olan sanayileşmiş Batı ülkeleri iklim değişikliğinin asıl mağdurları olan bu ülkelere ve toplumsal kesimlere yeni anlaşmayla ne öneriyorlar? Müzakerelerden gelen haberlere göre, bir hiç!

Bu koşullarda, özellikle de Batı ülkeleri kendilerinin getirmediği önerileri dikkate almama tavrını (ve kibrini) sürdürdükleri sürece buradan bir anlaşma çıkar mı, göreceğiz. Dördüncü günün sonunda müzakerelerden henüz açılıştaki umutlu havayı devam ettirmemize yardım edecek  bir haber alabilmiş değiliz. Ama işlerin nereye doğru gittiği asıl Cuma akşamı belli olmaya başlar. Gözünüz, kulağınız Lima’da olsun.

 

Lima'da yapılan BM İklim Zirvesi'nin ilk gününden itibaren izlenimleri takip etmek için tıklayın.