Kısa bir seyahatin ardından Küba'dan izlenimler

Kısa bir seyahatin ardından Küba'dan izlenimler

14 Şubat 2004

Roza - Murat Gökhan Altın

 

Gönlümüzden geçerdi hep Küba’yı görmek, son dönemde turizme açıldığından dolayı

bizim tur şirketleri de program yapmaya başladı, bütçemizi denkleştirdiğimizde bize de yol gözüktü.

 

Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra Havana’ya indik. Turdaki küçük Merve’nin deyimi ile adresimiz; Havana/Küba/ Karayipler/Dünya/Evren idi. Gerçi gitmeden önce internetten biraz araştırma yapmıştık ama yine de bizleri nelerin beklediği hakkında pek bir bilgimiz yoktu. Modern sayılabilecek bir havaalanı ile karşıladı bizi Havana, sonra modern, klimalı bir otobüs bizi şehre doğru götürdü, karanlık olduğundan etrafı net olarak seçemiyor, rehberimizin verdiği bilgileri kafamızda oturtmaya çalışıyorduk. Aslında bu bilgiler hiç bir zaman kafamıza oturmayacaktı, çünkü ilerleyen günlerde yerli rehberlerden, halktan aldığımız bilgiler ve kendi gözlemlerimiz, bize anlatılanlar ile uyuşmayacaktı.

 

Doğu Bloğu ülkelerinde yaşanan değişimler sonucu yanlız kalan, özellikle S.S.C.B.’ye uluslararası şeker fiyatlarının üzerinde yaptığı satışların ortadan kalkması ile ekonomik dar boğaza giren ülke, çıkışını turizm, ilaç sanayi ve tarımda bulmuş.

Turizm ülkenin kurtuluş umutlarından biri olmuş, %51’i devletin olmak üzere yabancı yatırımcılar ile ortak, çoğu 5 yıldızlı olmak üzere muhtelif oteller, tatil köyleri inşaa edilmiş ve çağdaş işletmecilik sergiliyorlar. Havana’da bizim kaldığımız yer şehrin dışında modern bir oteldi. Bölgede bir kısmı elçilik binası olarak kullanılan, Amerikalıların devrim öncesi lüks villalarının bulunduğu, eskimiş olsa da ihtişamlarını koruyan binalar bulunuyordu. Eski Havana diye adlandırılan bölgede bulunan binaların bir kısmının restorasyonları yapılarak otel, restoran, kafe ve bar haline getirilmiş. Sokaklarda dolaşırken kafe, restoran ve barlardan Afrika, Ispanyol ve kısmen yerli halk ritimlerinin bir arada sentezlendiği oynak

Küba müziğini duymak mümkün.Turistler için şehir içi ulaşım eski amerikan arabalarından ve 2000 yıllarına ait batı tarzı araçların kullanıldığı taksiler, portakal şeklinde motosikletler, bisikletler ve at arabaları ile sağlanıyor. Yabancılar için geçerli olan tek para birimi $ ve sanırım dünyanın hiç bir yerinde bu kadar çok 1$’a ihtiyacımız  olamazdı. Bırakılan bahşisler hep 1 Amerikan doları.

 

Ara sokaklarda yürümeye başladığınızda, evlerin açık kapılarının ardında, buzdolabı ve renkli televizyon dışında herhangi bir lüksün bulunmadığı, eski fakat temiz yaşam alanlarını görebiliyorsunuz. İnsanlar kapı önlerinde oturuyor, koşuşuyor, evlerin pencerelerinden Küba müziği sokaklara kadar ulaşıyor. Bize anlatılanlara göre, devlet özellikle sağlık hizmetlerini en iyi şekilde yerine getiriyor, insanların geçinmesini sağlayabilmek amacıyla asgari bir kazancı garanti ediyor. Belirli gıdalar kişi başına gereksinimleri göz önünde bulundurularak
karneler vasıtası sağlanıyor ve en önemlisi kendi para birimleri ile alışveriş yaptıkları için bizlerin bahşiş olarak verdiği 1’er dolarlar ile kendi ölçülerinde lüks yapabiliyorlar. Eğitim ise devlet garantisinde bedava!

 

Toplu ulaşım görsel olarak deveye benzeyen bir vagonun, çekici bir kamyon tarafından çekilmesi ile oluşturulmuş otobüsler ile sağlıyor. Bu otobüslere olan ihtiyaç, Doğu Bloğu’nun yıkılması sonucunda kullanılan eski otobüslerinin parçalarının tedarik edilmesinde yaşanan sıkıntılardan dolayı ortaya çıkmış. Dikkati çeken bir diğer husus ise araba sahiplerinin kavşaklardan yayaları alması, boş giden bir araba varsa hemen yanaşıp yayaya ulaşım sağlıyor. Şehirlerarası yola çıkıldığında da benzer manzaralar ile karşılaşılıyor, nakliyesini bırakan kamyonlar bile boşalan yüklerinin yerine yayaları alarak ulaşıma katkıda bulunuyorlar. Tabii ki bu araçların zaten boş gitme şansı yok, çünkü bekleme noktalarının çoğunda devlet görevlileri araçların doluluğunu kontrol ediyorlar, ama zaruret zamanla alışkanlık haline gelmiş.

 

Sokakta gördüğümüz Kübalılar, İspanyol, Afrika ya da melez olarak tanımlanabilir. Ülkenin önemli kaynaklarından biri şekerkamışı olduğu için, tarlalarda çalıştırılmak üzere çok sayıda Afrikalı köle olarak Küba’ya getirilmiş. Sayıları iyice azalan yerel halk, Afrikalı ve İspanyol’dan oluşan Kübalılar birlikte kaynaşmışlar ve kendi kültürlerini birbirlerine geçirerek bir sentez elde etmişler; bu da müziğe, resimlere ve ahşap oymacılığa yansımış.

 

Küba’nın yerel içkisi, şeker kamışından elde edilen rom. Ünlü Amerikan Bacardi firmasının  Küba’da yer alan fabrikası devrimden sonra taşınmış, şu anda en çok bilinen marka Havana Club. Romlar 0, 3, 5, 10 senelik olarak piyasaya sürülüyor, bekleme işlemi fıçılarda yapıldığı için bekleme süresi arttıkça rengi koyulaşıyor. 25 sene saklanan rom ise protokol içkisi olduğundan temin etmek mümkün değil.

Küba purosunu unutmamakta fayda var, Pınar Del Rio bölgesine yapılan günlük turda kırsal yaşamı görme şansına ulaşıyorsunuz. Tütün tarlaları, tütün kurutma ambarları, tropikal bitki bahçeleri, devrimcilerin yaşadığı mağaralar ve inanılmaz güzellikte bir vadi bulunmakta. Güzergahta insan elinin çok az değmiş olduğu,  doğa tutkunlarının gezmesine hatta konaklamasına izin verilen alanlarla karşılaşıyorsunuz. Yağmur mevsiminden çıkmış tropikal iklimin bütün güzelliğini görme şansınız oluyor.

 

Tatilimiz sırasında Havana ile Pınar Del Rio’dan sonra gezdiğimiz üçüncü yer ise Varedero diye adlandırılan tatil yöresi. Havana-Varedero arasında yol alırken dikkatimizi petrol kuyuları çekti; aktarılan bilgiye göre uzunca bir süre devlet tarafından işletilen bu kuyuların, verimsizlikleri göz önüne alınarak Kanada’lı firmalar ile işbirliğine gidilmiş ve üretim artışı sağlanmış. Varedero, bizim Kemer, Belek’ten çok farklı olmayan, bir kısmı ‘her şey dahil’ tatil köylerinin olduğu bir hayal kırıklığı. Tur programı dışında fazla birşey yapamadığımızdan programa uyup dinlenmeye geçildi. Devletin işlettiği katamaranlar ile bölgeyi dolaşıp, denizin ortasındaki bir havuzda yunuslarla birlikte denize girdik.

 

Miami’nin karşısında Che’nin, Castro’nun başkenti Havana, bir Kübalının deyimi ile “daha çok özgürlük, daha az bağımsızlık” ile değişen dünya düzenine mecburen de olsa uyum sağlıyor.

 

Not: Küba’nın tarihi ile ilgili detaylı bilgiyi http://www.historyofcuba.com/ adresinde bulunabilir.