Kerry mi, Bush mu ?

-
Aa
+
a
a
a

Geçen hafta salı günü Washington Post gazetesinde Demokratların başkan adayı olacak Senatör John Forbes Kerry tarafından kaleme alınmış “Irak için bir strateji” başlığı olan bir demeç yayınlandı. Demeci okudum, sonra birkaç kez daha okudum. Gelecek kasım ayındaki seçimlerde çoğu Bush karşıtının kazanması için dua ettiği Kerry, Mart sonundan beri Irak’ta yaşanmakta olan kan banyosu üzerinde ilginç bir demeç vermişti.

 

Kerry’ye göre, örneğin Felluce’de veya Irak’ın herhangi bir bölgesinde direnenler veya Irak’ta çeşitli şehirlerde gösteri yapanlar, ölümüne ellerindeki kırık dökük silahlarla işgale isyan edenler, karşı duranlar ister Sünni olsun, ister Şii hepsi aşırı unsurlardı. Ve bu aşırılara bir mesajı vardı Kerry’in; “Bakın...”,diyordu Kerry, “Amerika’yı bölemeyeceksiniz, azmimizi kıramayacaksınız ve çekilmeyeceğiz. Irak’tan işimizi bitirmeden, Kasım’da kim seçilirse seçilsin, hiç fark etmeyecek sizin için”.

 

Şimdi, ‘Irak için Bir Strateji‘ başlığını taşıyan demecini okumaya başlayalım Kerry’nin:

 

“Irak’ta başarılı olmak için, veya herhangi bir savaşta başarı için kuvvet kullanımımızın siyasi bir hedefe bağlı olması gerekir. Bugüne kadar Irak’ta bu gerçekleşmemiştir.

 

Geçen hafta Irak’ta durum daha da kötüye gitme yönünde dramatik bir viraj almıştır. Bizler her ne kadar, savaşa nasıl gitmemiz gerektiği üzerine farklı görüşlere sahip olsak da, değişik siyasi görüşlere sahip tüm Amerikalılar, başarılı olmak için kararlı bir birlikteliğe sahiptir. Bizim kuvvetlerimize saldıran 

aşırılar bilmelidir ki; kendileri Amerika’yı bölmeye başaramayacaklar, Amerika’nın azmini azaltamayacak ve  Amerika’yı erken bir geri çekilmeye zorlayamayacaklardır. Ülkemiz, Iraklılara istikrarlı, barışçı ve çoğulcu bir düzen kurulması için yardım etmeye kararlıdır. Kasım ayında kim başkan seçilirse seçilsin, bizler bu görevi yerine getirmeye azimliyiz.‘’

 

Bugün Irak’ta Amerika’nın kullanmadığı herhalde çok az sayıda silah vardır. F-16 savaş uçakları da, Apaçi savaş helikopterleri de, Abraham tankları da, misket bombaları da, lazer güdümlü silahlar da ve gelişmiş tüm diğer teknoloji harikası silahlar da basında takip ettiğimiz üzere kullanılıyor. Hatta o kadar kullanılıyor ki, kendi eğittikleri yeni Irak ordusuna mensup askerler isyan çıkarıp kendi insanlarına  karşı bu silahlarla savaşmayı ret edip, hapse atılıyorlar.

 

Kerry demecine devam ediyor: 

 

“Fakat başarı için şansımızı artırmak için ve başarısızlık riskini azaltmak için, elimizdeki tüm imkanları kullanmalıyız. Eğer, komutanlarımız daha fazla askeri güç talep ederse, bu gücü onlara vermeliyiz. Eğer insanlar günlük yaşamlarında güvenliğe sahip değilse, ilerleme mümkün değildir.

 

Ama askeri güç tek başına Irak’ta barış getiremez. Çalışır bir politik stratejiye de ihtiyacımız vardır.Geçen yıl boyunca, Bush yönetimi Irak’ta demokratik bir düzene geçiş üzerine çeşitli planları yürürlüğe koydu. Bu planların her biri, çalışmaz bulunup terk edildi. Şimdi ise, Bush yönetimi Iraklı bir yapıya, ülkeyi yönetmek için 30 Haziran’da yetki devri yapmak istiyor. Fakat bu yapının nasıl teşekkül edeceği, popüler destek için temsilde yeterli olup olmayacağı

konusunda Iraklılarla ulaşılmış bir mutabakat yok. Beyaz Saray’ın savaş yapma yöntemi sonucu, bugün bu geçiş döneminin tüm maliyetlerini ve risklerini  tek başımıza Amerika Birleşik Devletleri olarak karşılamak durumunda kaldık. Can kayıpları verdik, zaman ve kredibilite kaybettik. Bugün gittikçe artan sayıda, Iraklıların Bush yönetiminin yaptığı ve yapmadıkları üzerine hayal kırıklığı içinde Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı haşin davranışlarda bulunduklarını  görüyoruz.”’

 

 

Evet, Kerry gerektiğinde daha da asker, daha da silah gönderilmesini talep ediyor ve sonunda artık  diğer gelmeyen ülkelerin de bir zahmet, çizmelerini Irak toprağına basmalarını istiyor. Özellikle de NATO’nun Amerika komutasında görev üstlenmesini arzuluyor. Bu direnişi kırmak, arzu ettikleri güvenli sessizliği sağlamak ve savaşan askerleri için, şu anda orada ellerinde bulunanlar yetmiyorsa daha fazla gereç sağlanmasını talep ediyor, Kerry. 

 

Demecini okumaya devam edelim Kerry’nin:

 

“Geçen haftalarda, yönetim -kendi çabalarının başarısızlığını kabul ederek- BM temsilcisi Lakhdar Brahimi’ye dönüp, yetki devri yapılacak Irak hükümeti için tüm önemli Iraklı kesimlerin desteği sağlamasını ve bir formül geliştirmesini istedi. Brahimi’nin bu görevi başarması hayati olmakla birlikte, şansı o kadar açık değil, çünkü gerilimler çeşitli Iraklı gruplar arasında güvensizliğe  yol açmış durumda. Belki ABD, Brahimi’nin çabalarına, önerdiği her türlü planı kabul edeceğini peşinen ilan ederek destek verebilir. Daha sonrasında da, yönetim, Birleşmiş Devletleri Irak’ta yeni anayasa ve hükümete geçişi için (kendine)ana ortak yapmalıdır. Ayrıca, sahada çizmeleri ile var olmaları için, uluslararası desteği sağlamak için çabalarımızı yenilemeliyiz, ki Irak’ta güvenli bir iklim yaratalım. Iraklı askerleri ve polisleri eğitmek ve onlara yardım etmek için daha çok askere ve daha çok insana ihtiyacımız var.

 

NATO’yu , ABD komutası altında yeni bir görev bölgesi dışı operasyona zorlamalıyız. Bu, büyük güçlerden asker sağlamak için bize yardımcı olacaktır. Geçen haftanın olayları, kendi vatandaşlarını riske atmak için oldukça isteksiz hale getirmiştir. Bu nedenle, Irak’ta istikrarı sağlamak için uluslararası sorumluluğun kabul edilmesi, kalan Irak geçiş döneminin idaresi için uluslararası otoritenin var olması ile uyumlu olarak ele alınmalıdır.Seçimlerin yapılması, hükümet hizmetlerinin yeniden başlaması, ekonominin yeniden ayağa kaldırılması ve Iraklılar arasında umut ve iyimserlik yaratma için ABD değil, BM öncelikli sivil ortak olmalıdır. Güvenlik için öncelikli ve birinci derece sorumluluk Amerikan askeri tarafından üstlenilmeli , tercihen Iraklı güvenlik kuvvetleri sorumluluk almaya hazır hale gelene kadar NATO tarafından desteklenmelidir.”

 

Geçenlerde de Amerika’da Irak’ta niçin çabuk sonuç almaya yönelik askeri mahkemeler kurulmuyor diye sorgulanıyordu basında. İsyan mı çıkardı, hemen yargıla ve gereğini yap veya direnişçi mi yakalandı, kur hemen mahkemeyi yargıla; ibreti alem cezayı ver, ver ki anlasınlar direnenler, karşı gelenler itaat etmeyi.

 

Irak’ta direniş artarken, görülen Amerika’da da Irak işgali, bir milli dava haline geliyor; Kerry bile bu davanın savunuculuğuna soyunup, Amerikan halkına net mesajlar vermek ve Irak’ta niçin kalındığını açıklamak üzere Başkan Bush’u ülkeyi dolaşarak, Irak mitingleri yapmaya çağırıyor. Beraberce el ele, gönül gönüle böyle bir kampanya yapılması Başkan Bush tarafından teklif edilse, sanki kabul edecekmiş bir havada demecini sürdürüyor Kerry:

 

“Son olarak da, vatandaşlarımızla düzgün bir ilişki  kurmalıyız. Gittikçe artan bir oranda, Amerikan halkının bizim Irak’ta ki  amaçlarımızla ilgili kafası karışmaktadır, özellikle de neden bizim tek başına olduğumuz açısından. Başkan Bush, (Irakla ilgili) açık ve kredibiltesi olan bir amaç etrafında ülkeyi dolaşarak mitingler yapmalıdır. Zorluklar bariz, maliyetler büyüktür. Ve çıkarlar(ımız), Amerikan halkının desteğini kaybetme için de çok büyüktür.

 

Bu sabah, evlerimizde ve ofislerimizde rahatça oturup gazetelerimizi okurken, bize düşen yükümlülük, her sabah dostun düşmandan ayrılmasının çok zor olduğu, her bir masumun ölümünün daha çok sayıda düşmana yol açtığı, bir atış poligonunda uyanan savaşçı erkek ve kadınlarımızı düşünmektir.

 

Askerlerimize ve denizcilerimize bir borcumuz var; onlara kendilerini gereksiz risk altında bırakmamak için ve görevlerini başarmaları için onlara verebileceğimizi her gereci, imkanı vermeliyiz. Bu, bir siyasi öneri değildir. Bu, bir milli onur ve güven meselesidir.”

 

  

Görüldüğü üzere demecinin bitiminde Kerry, özellikle askerlerin her türlü ek araç ve gereçle desteklenmesini talep ederek, Irak’a başarı getirecek ve kendi askerlerini koruyacak yeni, yeni gereçlerin de -silahların?- gönderilmesini istiyor.

 

Vallahi ben, Kerry’nin aksine o atış poligonunda uyanan Iraklı o perişan kadınları, çocukları, erkekleri düşünüyorum daha çok doğrusu. Tüm dünya ülkelerinin de bu korkunç işgali ve getirdiği kan ve acıyı bir an önce durdurmak ve Iraklı erkekleri, kadınları ve çocukları binlerce kayıp verdikten sonra daha da  çok risk altında bırakmamak için, bir araya gelmelerini, her türlü gereç ve imkanla bu gidişi durdurmalarını arzuluyorum. Bu tamamen insani bir öneri, insanlık onuru için başarılması gereken.

 

İşin ilginci bugün dünyada bir çok insan da, acaba Bush seçimi kaybeder de, Amerikan radikal muhafazakarlarının 21.yüzyılda dünyanın nasıl şekillendirileceğine dair var olan çılgın düşüncelerinin sonu gelir mi, diye düşünüyor ve Amerikan seçimlerine umut bağlıyor.

 

Gittikçe endişeleniyor insan. Irak, bir milli dava olma yolunda hızla ilerliyor Amerika’da. Kerry de, Bush da açıkça Amerika’nın gemileri yaktığını ve bu yoldan geri dönüş olmadığını ifade ediyorlar. Amerikan kayıpları artıkça, tam başarı sağlanamadıkça Amerika’da ortaya çıkacak öfkenin ve kızgınlığın Irak savaşını başlatan başkan Bush veya demokrat aday Kerry gibi kişilere değil, doğrudan Irak halkına duyulmaya başlamasından ciddi olarak endişe ediyorum. Amerika’da toplumda böyle bir psikoloji oluşmaya başlarsa, Ortadoğu’da bugüne kadar görülmüş en büyük yangının çıkmasından da korkuyorum doğrusu.

 

Kerry mi, Bush mu? Kerry’nin demecini okuyunca sormadan edemiyor insan; Irak için öyle de, böyle de değişecek ne?