Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık
Kasım 2014:
İndirmek için: mp3, 34.5 Mb.
2014, insanlık ve doğa açısından harika geçmiş bir yıl sayılmazdı, hatta en muhteşem yıllar arasında ilk 10’a da girmezdi herhalde, ama, bu durum umut etmenin önüne geçemezdi. İyi şeyler de olmuyor değildi. Ve bu da bir şeydi. En büyük meslektaşlarımızdan Studs Terkel’in dediği gibi, “umut en son ölür” zaten.
Örneğin, iklim değişikliği konusunda ilk kez somut adım atma kararı alan gelişmiş ülke temsilcileri Berlin’de bir araya geldi ve BM’nin iklim değişikliğiyle mücadele fonu için 9 milyar 300 milyon dolar toplamayı başardı. Gerçi dünyanın felaketten kurtarılabilmesi için önümüzdeki dönemlerde yılda en az 100 milyar dolar toplanması öngörülüyordu ve bu durumda insanlık olarak 90 milyar dolar kadar bir açığımız kalmıştı, ama olsun, bu da birşeydi.
Bir başka umut verici gelişme, Avustralya'da konuşan Ahmet Davutoğlu’nun felsefenin özüne girmesiydi. İklim değişikliğinin ontolojik bir olgu olduğuna işaret eden Başbakan, "Ontolojik varoluşunuz olmazsa ne siyasi, ne ekonomik varoluşunuz olur. İnsanlığın bugün yaşadığı en büyük sıkıntı iklim değişikliğidir," diyerek hastalığa tam teşhisi koydu.
İş tedaviye kalmıştı şimdi. Bakalım ona ne zaman başlanacaktı.
Yırca, Kasım 2014
Gayet umut verici başka gelişmeler de vardı: Soma’nın Yırca köyünde yapılması planlanan termik santral için bir gecede kökünden sökülen 6 bin zeytin ağacının yerine ülkenin dört bir yanından gönderilen binlerce zeytin fidanı dikiliyor, güneyde Antalya’nın Ahmetler Kanyonu için planlanan HES'i mahkemede iptal ettiren köylüler, zafer kutlaması yapıyordu.

Edirne, Kıymet, Peker
Edirne'de kendisini kepçenin önüne atarak direnişin sembolü olan 75 yaşındaki Kıymet Peker'e mahkemeden gelen haber ise, direnerek kazanmanın mümkün olacağını tüm Türkiye’ye gösteriyordu. Mahkeme imar planı uygulamasını ve belediyenin verdiği inşaat ruhsatını iptal etti. Bu demekti ki Park, Kıymet Teyze’nin torunlarının ve tüm Edirne ahalisinin müşterek varlığı olmaya devam edecekti.
Öte yandan, aralıksız yağan yağmurlar, İstanbul’un barajlarını yavaş yavaş doldurmaya başlıyor ve böylelikle Bakan Eroğlu’nun bıyıklarını –hiç olmazsa şimdilik– kesilmekten kurtarıyor, Mersin’in Mut ilçesine ise uzun zaman sonra ilk defa kar yağıyordu.
Londra, Ekvador Büyükelçiliği'nin balkonunda Noam Chomsky ve Julian Assange birlikte, Kasım 2014
Dünyanın önde gelen dilbilimcii, düşünür ve aktivistlerinden Noam Chomsky, Londra'daki Ekvador Büyükelçiliği'nde kafese kıstırılmış bulunan WikiLeaks kurucusu gazeteci ve “oyunbozan” Julian Assange'a sürpriz bir ziyaret gerçekleştiriyordu; Britanya polisinin Assange için yasak saydığı Büyükelçilik balkonuna kolkola çıkan “müthiş ikili”, “hey bakın, buradayız!...” der gibi aşağıda sokakta birikmiş aktivistlere el sallıyordu.
Wikileaks ortaya serdiği kirli çamaşırlarla kendinden söz ettirmeye devam ediyordu. Site son ifşaatında Lüksemburg’un 340 küresel şirketle milyarlarca dolar tutarındaki gizli vergi anlaşmalarını açığa vuran belgeler yayımladı. Bu küçük fakat önemli ülkenin en meşhur vatandaşı da yolsuzluklarla mücadelenin kalesi AB’nin yürütme organı olan Avrupa Komisyonu’nun başkanı Juncker’den başkası değildi. Ne var ki, dünya yolsuzluk girdabına öyle batmıştı ki, bu haber medya tarafından olağan bir durum veya umur-u adiyeden bir vak’a olarak karşılanacaktı.
Bu arada, İspanya Kralı gizli fil avcısı Juan Carlos yolsuzluk iddiaları yüzünden tahtından feragat etmek zorunda kaldı, onun hemen ardından, hakkındaki iddialar nedeniyle Sağlık Bakanı Ana Mato mecburen görevinden ayrıldı, onları kraliyet ailesinden bir prenses takip etti. Komşunun tavuğu komşuya kaz görünüyor olmalı ki, komşu Portekiz’de de yolsuzluk ve kara para aklama soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski Başbakan Jose Socrates tutuklanıverdi. Brezilya ve Fransa’da petrol ve enerji, Norveç’te telekomünikasyon şirketlerinin yöneticileri, Tayland’da üst düzey polis memurları, Meksika’da Devlet Başkanı Enrique Peña Nieto’nun eşi, benzer suçları işledikleri iddiası ile haberlere konu oldular. Wikileaks’in ifşaatı, büyük resmin küçücük bir parçası gibiydi.
Türkiye’de ise, dört eski bakanla ilgili soruşturma komisyonuna çağrılan, Zafer Çağlayan'ın kardeşi, oğlu ve özel kalem müdürü ile Muammer Güler'in danışmanı tanıklıktan çekildi. Mecliste 4 eski bakan ve yakınlarının isminin karıştığı yolsuzluk iddialarını araştırmak için kurulan komisyonun toplantısında CHP’liler toplantıyı terk ederken, HDP, sonucu belli olan bir soruşturmaya alet olmak istemedikleri gerekçesiyle komisyondan hepten çekiliyordu.
Sonucu belli miydi bilinmez, ama öyle olsa bile, Komisyon'un çalışmalarına getirilen “yayın yasağı” sayesinde, soruşturma sürecinin kendisi hiç belli edilmesin istendi. Ne var ki, bu sefer evdeki hesap çarşıya uymadı: son 5 yılda çeşitli konularda getirilen 149 yayın yasağında yapılanlar tekrarlanmadı: birçok yayın organı biraraya gelip bu yasağa uymayacağını açıkladı, sonra da bu söylediklerini yaptı ve yasağa uymadı.

Ankara, AOÇ, Cumhurbaşkanlığı konutu diğer adıyla Ak Saray.
Yeni Cumhurbaşkanlığı konutu, diğer bir adı ile AK Saray’ın maliyeti ile alakalı iddialar devam ederken, konutun sakini Cumhurbaşkanı Erdoğan gazeteciler karşısında bir takım ilginç açıklamalarda bulunuyordu.
Önce 1. Latin Amerika Müslüman Dini Liderler Zirvesi'nin kapanış oturumunda Amerika kıtasının Kristof Kolomb tarafından değil, 1178'de Müslümanlar tarafından keşfedildiği söyledi, ardından 15. MÜSİAD Uluslararası Fuarı'nın Açılış Töreni’nde “Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz, o fıtrata terstir” iddiasında bulundu.
Cumhurbaşkanı bu ilginç diskurunu yılmadan her gün sürdürdü: Bir GSM operatörünün 20. yıl resepsiyonunda “bakkal dükkânından çiklet alır gibi telefon alıyorlar, tahrik ediyor insanı," açıklamasını da yaptı. Bunu yaptığı ülke Türkiye, tam bu esnada, Avustralya merkezli insan hakları kuruluşu Walk Free tarafından yayımlanan "Küresel Kölelik Endeksi”nde 190 ülke arasında 105'nci sırada yer alıyordu. Raporda Türkiye'de 190 bin kadar insanın kölelik koşullarında çalıştırıldığı öne sürülüyordu. Bu rakam, dünya genelinde 36 milyon kişi civarındaydı.
Dünyanın gidişatına bakıldığında rakamın azalacağına dair bir belirti ufukta gözükmüyordu doğrusu. Kasım ayında da, vatandaşlarının yaklaşık 4'te 1'i yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında yaşayan Avrupa Birliği ülkelerine göç etmek isteyen binlerce kişi, kendilerini bekleyen akıl almaz tehlikelere rağmen yollara düşmeye devam etti.
Medya bu çaresiz yolculukları genellikle trajik finalleri ile sansasyonel haberlerle anıyor, asla insan olarak görmediği bu insanları durmadan “yasa dışı göçmen”, “kaçak göçmen” gibi aşağılayıcı sıfatlarla manşet yapmakta ise hiç sakınca görmüyordu.
En önemli duraklardan biri olan Türkiye de Kasım ayında bu trajediden payına düşeni alıverdi: İstanbul Boğazı'nın Karadeniz çıkışında 42 göçmeni taşıyan tekne battı. 24 kişinin cesedine ulaşıldı, 12 kişi kayıptı. Yunanistan'ın Girit Adası yakınlarında motorunda arıza meydana gelince sürüklenmeye başlayan Türkiye bandıralı kuru yük gemisinde bu “yasa dışı göçmen”lerin 3 haftadır aç susuz, bitap bir şekilde bekledikleri ortaya çıktı.
Uluslararası Göç Örgütü, sadece şu 2014 yılında Akdeniz'i geçmeye çalışırken ölen göçmen sayısının 3 bini aştığını açıkladı!
Türkiye’de Suriyeli göçmen sayısı 1 milyon 600 bine ulaşırken, bu rakamla dünyada 77 ülkenin nüfusunu aşmış oldu. Uluslararası Af Örgütü Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin durumunu kapsamlı şekilde anlatan raporunda bu durumun dünyanın son yıllarda gördüğü en derin mülteci krizi olduğu uyarısını yapıyordu.
Suriye'de olağan bir gün.
Savaş ise olanca hızıyla devam ediyordu. Suriye ordusunun İdlib'de sığınmacıların kaldığı çadır kente düzenlediği varil bombalı saldırıda 60 kişi hayatını kaybetti.
Bu esnada ABD ve Türkiye, Suriyeli muhaliflere yönelik 'eğit-donat' projesine son şeklini verdiğini açıklıyor, Rusya ise, "terörizmle mücadele" kapsamında, Suriye'ye destek vermeyi sürdüreceğini tekrarlıyordu.
Bombalı saldırıların sadece bir günde 40 kişinin ölümüne neden olduğu Irak’ta Işid’in yüzlerce insanı idam ettiği haberleri de gelmeye devam etti.
Nijerya'da intihar bombacılarının artık halk tarafından diri diri yakılması, İngiltere’nin çekildiği Afganistan’da 13 yılda 21 binden fazla sivilin öldüğü haberleri gelirken, ABD, söz verdiğinin aksine, 2014 sonunda Afganistan’dan çekilmedi.
Amerika Birleşik Devletleri’nde Afro Amerikalıların sokaktaki adalet arayışı Kasım ayında da son bulmadı. Michael Brown adlı Afro Amerikalıyı vuran polise verilen beraat kararının ardından Ferguson'da Ağustos ayından beri devam eden protestoların en şiddetlisi görülüyordu.
Komşu Meksika'nın Guerrero eyaletinde Eylül sonunda 43 öğretmen okulu öğrencisinin kaçırılmasıyla ilgili gözaltına alınan üç çete üyesinin, bizzat polisin kendilerine teslim ettiği öğrencileri öldürüp yaktıklarını ve kalıntılarını da nehre attıklarını itiraf etmesi, bir başka büyük isyanı başlatıyordu.
Başkent Mexico City’de toplanan bir grup protestocu, ellerinde meşaleler ve soruşturmayı yürüten Başsavcı Jesus Murillo'nun basın toplantısındaki sözlerine referans veren “Yeter, yoruldum” pankartları taşıyarak yetkililerden adalet talep ederken, hava limanları işgal ediliyor, Guerrero eyalet meclisi ateşe veriliyordu.
Yeni hükümetin aldığı kemer sıkma önlemlerini protesto için 120 bin Belçikalı başkent Brüksel'de, Yunanistan’da Albaylar Cuntası'na direnen öğrencileri anmak isteyen 20 bin kişi başkent Atina’da, Terör örgütü IŞİD ve Nusra Cephesi tarafından kaçırılan Lübnan askerlerinin yakınları ise Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta toplanıp adalet için haykırıyordu.

Nairobi, Kasım 2014
Kenya’da bir kadının mini etek giydiği gerekçesiyle dövülmesi sonrası yüzlerce kadın başkent Nairobi sokaklarını doldurdu. Yürüyüşte “Ne istersek onu giyeriz!” sloganları yankılandı.
Türkiye’deki toplumsal hareketlilikte ise hükümetin isyan bastırma konusundaki gayretli hazırlığı, günün göze çarpan konusu olarak görülebilirdi. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 2015 yılında 50 milyon TL'lik biber gazı almayı planladığı, Müdürlüğün 50 yeni TOMA için açtığı ihaleyi eski bir AKP milletvekilinin sahibi olduğu Katmerciler A.Ş. almıştı – yine!
Ama yine de iyi haberler vardı. Avrupa Uzay Ajansı'na (ESA) ait Rosetta uzay aracından ayrılan Philae keşif aracı, dünya tarihinde ilk kez bir kuyruklu yıldıza inmeyi başardı. Temas çok kısa sürmüş, ardından aracın yıldız üzerindeki yolculuğu başlamış olsa da, Philae ilk kez bir kuyruklu yıldıza atlayıp gidebilme imkânının mevcut olduğunu göstermiş oldu. Bu imkânın ne işe yaradığı çok tartışmalı bir konu olsa da...

Halep
Ayın Sözü:
"Artık Halep diye bir yer yok. Yerle bir oldu. Kilometreler boyunca enkaz üzerinde yürüyorsunuz. Kültürel mirastan bahsetmek anlamsız. Artık fiziksel olarak var olmayan bir şeyden bahsediyoruz çünkü. Halep’te yürüyorsunuz, yürüyorsunuz ve yolunuz boyunca hiçbir şey yok..."
2 yıldır Suriye'deki savaşı izleyen Francesca Borri adlı gazetecinin açıklamasından. (Kaynak: Haber 7)
Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık
