Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık Haziran 2014:
2013 yılının Haziran ayı kendinden o kadar çok bahsettirmişti ki, 2014 Haziranı da, haliyle, sırtında bu yükle girmiş gibiydi.
Rize, Haziran 2014
Elbette heybesinde bir önceki seneden kalanlar halen mevcuttu. Rize'nin İkizdere ilçesi Şimşirli köyünde HES’e karşı yürüyüşe geçen köylüler, yaşlı kadınların jandarma tarafından coplanmasına rağmen durmuyor, Viranşehir'de kuraklık ve elektrik kesintileri nedeniyle tarlalarını sulayamadığını söylüyen köylüler TOMAlar tarafından tazyikli suyla dağıtılıyor, Tunceli'nin Çemişgezek İlçesi'nde yapılması planlan HES’e karşı yaklaşık 4 bin kişi yürüyor, Tokat Reşadiye’ye bağlı Yolüstü köyü sakinleri, köylerinin yakınlarında kurulan bir taş ocağı ile iki adet HES’in ardından yapılmasına girişilen ikinci bir taş ocağını protesto ediyordu.
Amasya'da benzin istasyonu yapımı nedeniyle bir parktaki ağaçların kesilmesi üzerine yapılan çağrıya yarım saat içinde 100 kişi sokağa çıkarak cevap veriyor ve nöbet başlıyordu. Anlaşılan, söylendiği gibi “bağzı şeyler” geçip gitmemişti.
Nasıl bitebilirdi ki? Türkiye’de ve Türkiye’nin sınırları dahilinde bulunduğu Dünya adı verilen gezegende yaşananlar daha önce pek de sık rastlanmış şeyler değildi.
Haziran ayında İstanbul’a yağan dolu yüzünden kartopu oynamak… aşırı yağışlar nedeniyle denizin karayla buluştuğu Üsküdar’da gemilerle arabaların aynı yolu ortaklaşa kullanması, yer altındaki Ankara metrosunda yağmur sularından korunmak için yolcuların şemsiye taşımaları, Zonguldak’ta köylülerin sel nöbeti tutmaya başlamaları, Eduardo Galeano’nun Tersine Dünya Okulu – Tepetaklak’a uygun düşecek görüntülerdi…
Dünya da alışkın olunmadık sahnelere ev sahipliği yapıyordu. Topraklarının beşte biri sular altında kalan Bosna Hersek’te yaşanan sel felaketinin sadece 3 günlük zararının devlet kurumlarının 4 yıllık toplam bütçesini aştığı açıklanıyor,

Brezilya, Haziran 2014
Brezilya’da aşırı yağışlar sonucu meydana gelen sellerden ötürü 50 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kalıyor, evlerini terk eden insanlar sokakta dünya kupasını protesto eden insanlarla karşılaşıyordu.
Hindistan, Haziran 2014
Çankırı'da, Sakarya’da, Tekirdağ’da, Ankara’da, Bulgaristan’da, Çin’de , Hindistan’da, kısaca neredeyse her yerde insanlar sel sularına kapılıp canlarını ve varlıklarını kaybederken, Türkiye’nin ve Dünya’nın birçok yerinden muazzam orman yangınları ve kuraklık haberleri gelmeye devam ediyordu.
İstanbul Büyükşehir Başkanı Kadir Topbaş’ın dediği gibi ”Bunlar normal mevsim yağışları değildi.” Ya da TEMA’nın daha bilimsel açıklamasıyla “Su varlığı azalırken kuraklık ve sel artacak”tı.
Çinlilerin “İlginç zamanlarda yaşayasın!” bedduası tutuyordu, bunun haberini bir yandan durmadan yağan yağmurdan, bir yandan da gittikçe kuruyan topraktan almak mümkündü.
Haziran, şaşkınlık kadar dehşetin de üzerimizde hakimiyet kurduğu bir ay olarak hafızalara kazındı.

Musul, Haziran 2014
Son aylarda Irak’ta ve Suriye’de adından çokça söz ettiren IŞİD ya da DAEŞ (Dawlat al-islamiyah f’al-Iraq wa Belaad al-Sham) (Irak ve Şam Topraklarının İslam Devleti) isimli örgüt, Irak’ın ikinci büyük şehri Musul’u, sadece bin civarında militanıyla ele geçirdi. ABD’nin istiladan sonra 10 yıl boyunca eğitip donattığı Irak ordusundan yüzbinlerce asker ve subay, zerrece direnmeksizin çil yavrusu gibi dağıldı ve sanki tebahhur etti. Bölgede uzun zamandır çalışan bir İngiliz gazetecinin yazdığı gibi bu, tarihin gördüğü en büyük ric’at olaylarından biriydi.
IŞİD’in şehri ele geçirmesinin ardından Irak başbakanı Nuri el Maliki olağanüstü hal ilan edilmesi çağrısında bulunuyor, IŞİD’den kaçan askerlerin bunun hesabını ödeceği tehditlerini yağdırıyor, Dışişleri bakanı Hoşyar Zebari ABD’ye müdahale çağrısı yapıyordu. Çağrıya cevaben ABD Başkanı Barack Obama da, Irak'taki İslamcı militanlara karşı "hedefli ve hassas askerî harekât" gerçekleştirebilecekleri açıklamasını yaptı. Bütün bu söylenenlerin hiçbirinin yapılamadığı yakın gelecekte görülecekti.
Irak güçlerinin artlarına bakmadan terkedip gittiği Musul'da Merkez Bankası'ndaki yarım milyar dolara el koyan IŞİD, bir anda dünyanın en zengin terör örgütü halini alıverdi. Ne de olsa olaylar bir zamanlar Halife Harun Reşid’in, gemici Sindbad’ın, Ali Baba ve Kırk Haramilerin, Alaaddin’in lambasından çıkan cinin ve bir de, hepsinin göz kamaştırıcı hazinelerinin bulunduğu yerlerde geçiyordu.

Musul'dan kaçarak canlarını kurtarabilen bir aile.
Günümüze dönersek, Uluslararası Göç Örgütü rakamlarına göre 500 bin kişinin terk ettiği şehirde Türkiye’yi de yakından ilgilendiren bir tehlike ortaya çıkmıştı.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Twitter'dan mesaj atarak, "Musul Başkonsolosluğu'nda her türlü önlemi aldık," açıklamasını yapmasının hemen ardından bu sefer IŞİD Tweet atarak, Musul'daki Türk Konsolosluğu'nda rehin aldığı 49 kişiyi tutukladığını duyurdu.
Irak’ta görüntünün ötesinde tam bir kaos hali vardı. IŞİD, başkenti Musul olan Ninova vilayetinin kontrolünü ele geçirdikten sonra Salahaddin vilayetinin merkezi Tikrit'i de denetimi altına almış, Bici kentindeki tüm silah depolarına el koyduğunu duyurmuş, ayrıca Kerkük’e saldırmaya hazırlanıyordu.
Bu arada BM, Bağdat'taki tüm personelini çekiyor, Tel Afer saldırısından kaçan ve aralarında Şii Türkmenlerin de bulunduğu binlerce mülteci Şengal’e doğru ilerliyordu.
Dünya’nın en zengin ve en müsellah terör örgütü, Haziran sonunda hilafet devleti kurduğunu dünyaya açıkladı ve Ebu Bekir El Bağdadi'yi de halife ilan etti.

Savaştan kaçarak canlarını kurtarmaya çalışan Suriyeli bir aile.
Örgütün saldırılarına devam ettiği komşu ülke Suriye’de ise, üç yıldır devam eden ve bir hesaba göre o âna kadar 143 milyar dolara mal olan savaş, ülkeyi zaman tüneline sokarak on yıllarca (belki yüzyıllarca) geriye götürmüş, milyonlarca insan göçmen ve mülteci olarak yollara düşmek zorunda kalmıştı. Sadece Türkiye’de toplam Suriyeli mülteci sayısı 1 milyon 50 bine çıkmıştı. Savaş kesintisiz sürüp gittiğinden, bu rakam da ürkütücü bir şekilde artarak artıyordu.
Afrika’nın en büyük ülkesi Nijerya’da bir diğer terör örgütü, Boko Haram, akla gelebilecek ve belki gelemeyecek tüm kamusal alanlara saldırmaya, kadınları peş peşe kaçırmaya devam ederken, Gaddafi’nin ardından çatışmaların hiç durmadığı Libya’da darbe girişiminde bulunan emekli general Halife Hafter, ülkedeki Türk vatandaşlarının Libya'yı terk etmesi gerektiğini söylüyordu. Libya, bilinen anlamda bir ülke olma niteliğini yılın sonlarına doğru hepten yitirecek, savaş beylerinin sürekli çatıştığı bir nevi neo-feodal Ortaçağ beldesine dönüşecekti.
Çatışmalardan kaçıp Türkiye’ye gelen insanlar hayatlarını belirleyen gerginliğin son bulduğunu sanıyorlarsa yanılıyorlardı. Silahlı çatışma olmasa da, şiddetin cetvellerle çizilen sınırlarla durdurabilecek bir şey olmadığı Haziran ayında bir kez daha net olarak görülecekti.
Diyarbakır’ın Lice İlçesi’nde yol kesen PKK’lı militanlar ve onların arkasındaki sivil grup ile jandarma ve polis arasında çıkan çatışmada 2 kişinin ölmesi üzerine tüm ülkede ilan edilmemiş bir olağanüstü hal durumuna geçilmiş oluyordu.
Ülke, sonradan “6-8 Ekim olayları” diye adlandırılacak kanlı kırıma giden süreçte ilk büyük gerginliği Lice protestoları sırasında gördü. Ülkenin başta doğu bölgeleri olmak üzere birçok şehrinde protesto gösterileri yapılıyor, Lice’de askerî kışladaki bayrağın göstericiler tarafından indirilmesi ile bu sefer kapsamlı bayrak protestoları yaşanıyor, insanlar ve gruplar ayrı saflarda karşı karşıya geliyordu.
8 Haziran’da Lice’de yaşananları protesto eden 30 kişilik öğrenci grubuna karşı, çevrede toplananların linç girişiminde bulunmaları, bayrak indirilmesi olayının ardından Başbakan Erdoğan tarafından örnek model olarak gösteriliyordu.
12 Eylül Davası'nda, askerî darbe ve askerî vesayet döneminin kudretli 5 isminden hâlâ yaşamakta olan ikisi, iki emekli general, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya, TCK'nın "Devlet kuvvetleri aleyhine cürümler" başlıklı 146. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldılar. Mahkeme heyeti, daha sonra sanıklar hakkında takdirî indirim uygulayarak cezayı, müebbete çevirdi.
Gazeteler yataklarında yastık desteğiyle, yarı yatar vaziyette duruşmayı takip eden ikilinin, rütbelerinin de söküleceği ve Orgenerallikten erliğe düşürüleceğini yazıyordu.
Ayın Sözü:
"Hukukun üstünlüğüne ya da temel insan haysiyetine aldırmadan yapılan gözetleme, ifade özgürlüğünden ve muhalefetten korkan toplumlar yaratır... Özgür toplumlar, güvenlik devletinin o uzun ve kara gölgesinde serpilip gelişemez."
ABD hükümetinin yıllardır tüm dünyayı gözetlediğini belgeleriyle ortaya koyan Edward Snowden, ifşaatının 1. yıldönümünde herkesi, özgürlüğünü geri almaya çağırıyor. (Kaynak: Common Dreams/ACLU)
Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık
